Sömürgecilik ve kemer sıkma siyasaları Afrika’nın koronavirüsle mücadelesini nasıl şekillendiriyor? – Sa’eed Husaini

Simukai Chigudu’yle söyleşi

30 Mayıs 2020

Afrika koronavirüsle baş ederken etkileyici bir ustalık sergiledi. Ama sömürgeciliğin mirası ve Batı’nın dayattığı kemer sıkma siyasaları ölümcül virüsün saldırılarına karşı onları donanımsız bıraktı.

Etiyopya’nın Addis Ababa Kenti’ndeki Addis Ababa Bole Uluslararası Havaalanı’nda yüz maskesi takan Etiyopya Havayolu çalışanı. 31 Ocak 2020.

Afrika’daki ilk COVID-19 vakasının Mısır’da kaydedildiği 14 Şubat’tan bu yana, kıtadaki doğrulanmış vaka sayısı kabaca 130.000’e yükseldi ve 3800 kişinin ölümüne neden oldu. Bu sayılar trajik olsa da Batı Avrupa ve Birleşik Devletler’deki pandeminin yıkımıyla karşılaştırıldığında sönüktür. Tek başına New York City, Afrika’daki elli dört ülkedeki ölü sayısının beş katından fazlasına vardı. Uzmanlar Afrika’daki enfeksiyonun gerçek boyutunun yetersiz testlerle gizlenmiş olma olasılığına işaret ederken, DSÖ’ün yakın tarihli bir analizi[1], virüsün kıtada diğer yerlere göre daha yavaş yayıldığını ileri sürüyor.

Gözlemciler COVID-19 yayılımının görece düşük düzeyine çeşitli açıklamalar getirdi: Kıtanın görece genç nüfusu; devletlerin Batı’dakilerden daha erken karantina uygulama kararları; Etiyopya’nın, başkent Addis Ababa’nın 5 milyon sakininin her birinin[2] belirtilerini ve seyahat geçmişlerini kaydeden kapıdan kapıya araştırması gibi, ülkelerin krize yanıt verdiği yaratıcı müdahaleler.

Umudun bu zayıf ışıklarına rağmen uzmanlar, bir bütün olarak Afrika şöyle dursun tek tek ülkelerde pandeminin nasıl biteceğini söylemek için hala çok erken olduğu uyarısında bulunuyor. Birçok Afrika ülkesi 2014’deki ölümcül Ebola salgını gibi kamu sağlığı krizlerine yanıt vermekte deneyimli olsa da, kıtadaki kamu sağlığı sistemlerinin birçoğu daha geniş kapsamlı savunmasızlıklar ve eşitsizliklerle yıkılmış durumda. 1980 ve 90’ların başındaki Neoliberal iktisadî uyum programları ve bunları takip eden, kamu sağlığı alanındaki onlarca yıllık kemer sıkma siyasaları ve yatırımsızlık, COVID-19’un gelişinden çok önce kıtanın sağlık sisteminin büyük bir kısmını krize sokmuştu. Afrika, pandeminin neden olduğu iktisadi çöküşten de zararsız çıkmış değil. Petrol ve kahve çekirdeği gibi metaların ihracına bağımlı ekonomilerin birçoğu, şimdilerde enfekte sayıları artsa bile yönetimleri karantina önlemlerini gevşetmeye zorlayan mali, döviz kuru ve borç krizi olasılığıyla karşı karşıya.

Bu nedenle COVID-19 pandemisi, yalnızca Afrika’dan başarısızlık ve kriz beklemeye alışık olan dünyanın çoğu zaman küçümsediği esneklik ve yaratıcılık kaynaklarını değil, aynı zamanda kıtanın dünyanın geri kalanıyla eşitsiz ilişki tarihinin beraberinde getirdiği süregiden ekonomi ve sağlık alanındaki zayıflıklarını da açığa çıkardı. Simukai Chigudu yeni kitabı The Political Life of an Epidemic: Cholera, Crisis and Citizenship in Zimbabwe’de[3] [Bir Epideminin Siyasi Yaşamı: Zimbabwe’de Kolera, Kriz ve Yurttaşlık] ileri sürdüğü gibi, Afrika’da sağlık hizmetleri krizi, ister salgınlara neden olan yapısal koşullar isterse salgınların orantısız etkilerini yönlendiren derine işlemiş eşitsizlikler bağlamında olsun, daima doğası gereği siyasi olageldi.

Jacobin’e katkıda bulunan yazarlardan Sa’eed Husaini, Afrika’da koronavirüsün nedenleri, etkileri ve yörüngesi hakkında Chigudu’yla konuştu.

SH: Afrika kıtasının COVID-19 krizinden nasıl etkileneceğine dair hakim bir anlatı ortaya çıktı mı?

SC: Tıp tarihçisi Charles Rosenberg’e göre, epidemiler “dramaturgik bir karakter”e[4] sahiptir. Kast ettiği, epidemilerin tanıdık bir örüntüyü izleyen öyküler ya da anlatılar aracılığıyla kavranabilir olması.

COVID-19 “salgın anlatısı”[5] Wuhan’ın canlı hayvan pazarlarında başlar. Buradan, virüs küresel modernlik akımları – iktisadi, ticari, mali ve turizm – aracılığıyla yayılırken drama yoğunlaşır ve uluslararası bir güvenlik tehdidinin yanı sıra iç içe geçmiş dünyamız hakkında bir mesel haline gelir. Anlatı, elbette, hiçbir zaman tam olarak anlaşılmaz. Sınırların eskimişliği ve inatçılığı, yabancıların tehdidi ve yardımseverliği, tıp biliminin başarısızlıkları ve kefareti hakkında çelişkili tepkiler meydana çıkardı. Ama bu salgın anlatısının toplumsal diyalog ve siyasi tartışmanın koşullarını belirleme gücünün bir parçasıdır.

Afrika’nın COVID-19 salgını anlatısı içindeki yeri, virüsün son cephesi olarak tanımlanmak oldu. Bu anlatıda, virüsün Afrika’da tahmin bile edilemeyecek zararlara yol açacağından emindi herkes. Gazetecilerin sayısız haber başlığı, siyasa yapıcılarla bilim insanlarının da yaptığı gibi, virüsün “COVID-19’la baş etmek için acınacak denli donanımsız”[6] bir kıtada “saati işlemekte olan bir bomba”[7] olduğu konusunda uyarıyordu.

Zayıf sağlık sistemi[8] (on yıllardır süren kemer sıkma siyasalarının ürünü), yoğun nüfuslu kent merkezleri ve yıkıcı epidemiler tarihi, Afrika’nın yoksulluğunun ilkel doğasına ve Afrika halklarının ve devletlerinin krize ustalıkla müdahale etme konusundaki acizliğine dair ırkçı fikirlerle iç içe geçti. Kuzey yarımkürede COVID-19’un dehşetini Afrika’daki varsayımsal yörüngesiyle karşılaştırmak, bulaşıcı hastalıkların neden olduğu ıstırabın neden bir yerde olanaksız diğer yerde ise kaçınılmaz olarak görüldüğü hakkındaki, önemli olduğu kadar da görmezden de gelinen siyasi soruyu ortaya çıkardı.

SH: Pandeminin Afrika’da alacağı olası yörünge hakkında düşünceniz var mı? Bunu ne kadar genelleştirebiliriz?

SC: Salgın anlatısında Afrika’nın bütününü kapsayan açıklamalar bazı önemli hakikatlere temas edebilir ama nihai olarak yararsız ve hatta yanıltıcıdır. Başlangıç olarak “Afrika” [diye bir genelleme], demografik, coğrafi, iktisadî ve epidemiyolojik parametreler boyunca kıtanın çeşitliliği göz önünde bulundurulduğunda, pek de aydınlatıcı bir çözümleme kategorisi değildir. Kıta farklı kamu sağlığı sistemleri, kurumsal kapasiteleri ve sınırlılıkları olan elli dört farklı ulus-devletten oluşur.

Bütün bu söylenenlere rağmen, yaygınlık, etki alanı ve ölüm oranı açısından bir bütün olarak Afrika’daki COVID-19 veri örüntüleri, dünyanın geri kalanında, özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika’da görmekte olduğumuz sayılarla eşleşmemektedir. Bu eğilim hakkındaki spekülasyonlar dallanıp budaklanmaktadır ve Batı’daki bazı analistler COVID-19’un yavaş ilerlemesinin olası açıklamaları olarak, Afrika’nın gençliğinin, sıcaklığının[9] ve büyücülüğe yatkınlığının – tamam, sonuncusu yersiz bir espriydi – nevi şahsına münhasır simyasına atıfta bulunmaktadır.

Bana öyle geliyor ki en makul açıklama birçok Afrika devletinin, neredeyse hiç COVID-19 vakası saptanmamışken olağanüstü hal ilan edip uluslararası seyahati durdurarak erkenden hastalık denetim önlemleri almış olması. Doğu ve Batı Afrika’nın bazı kesimlerinde, Ebolaya müdahale etmek için harekete geçirilmiş kamu sağlığı altyapıları, protokolleri ve çalışanları, koronavirüse müdahale etmek için uyarlandı ve görev tanımları yeniden yapıldı.

Bu pandemideki iyi haberlere bakmak ve pandeminin, Afrika’da, dünyanın geri kalanında olduğu kadar yıkıcı olmamasını umut etmek cesaretlendirici. Ama bir şey söylemek için hala çok erken olduğunu düşünüyorum. Afrika’daki birçok sağlık sistemi, parçalanmış hizmetler, kıtlıklar ve sağlık çalışanlarına kötü kaynak dağıtımı ve çok gereksinim duyulan ilaçlara ve ekipmanlara yetersiz erişim gibi, derin yapısal kırılganlıklardan mustariptir. Bu sorunlar, biyomedikal ekipman tedarik zincirlerinin küresel düzeyde kesintiye uğramasıyla daha da artıyor.

SH: Kitabınızı da dahil etmek istiyorum. Zimbabwe’de 2008–9 kolera epidemisini inceleyerek, salgının toplumsal siyasi kökenlerine ve sonrasına işaret ettiniz. Zimbabwe örneğinde geçmişin mirası (altyapısal, ideolojik, vs.) kamu sağlığı sisteminin pandemiye müdahalesini nasıl şekillendiriyormuş gibi görünmektedir?

SC: Kitabım Zimbabwe’nin 2008–9’daki korkunç kolera salgınının toplumsal siyasi nedenleri ve sonuçları üzerine bir çalışmadır. Salgın 2008 Ağustosu’nda, Harare’nin metropolitan alanındaki nüfus yoğunluğu yüksek varoşlarında başladı. Hastalık hızla kentin çeperine, kırsal alanlara yayıldı; ardından sınır ötesine Güney Afrika’ya, Botswana’ya, Zambiya’ya ve Mozambik’e geçti. Kolera on ay içinde yaklaşık yüz bin kişiye bulaştı, dört bin kişinin ölümüne neden oldu ve Afrika tarihinin en yaygın kolera salgını olduğu varsayılıyor.

Kitapta kısa ve uzun vadeli etmenlerin bir bileşiminin nasıl salgına neden olduğunu gösterdim. Uzun vadeli etmenler, su tedarik sisteminin kanalizasyon sistemiyle aynı su havzasında olmasını; su dağıtım sisteminin sömürge yönetimi sırasında ilk inşa edilmesinden bu yana yeterince bakım görmemesini ve sağlanan suyun nüfusun gereksinimleriyle uyuşmamasını içerir. Bunlar Harare’nin su altyapısının çöküşünü hızlandıracak şekilde kısa vadeli olaylarla, özellikle ülkenin iktisadi kriziyle, birlik oldu.

Su tedarik sisteminin çöküşüne, Zimbabwe’nin siyasi iktisadi erimesinin bir sonucu olan sağlık sisteminin çöküşü eklendi. Sağlık sisteminin başarısızlığı, iktisadi erimenin beraberinde getirdiği, nüfusun büyük bir kısmının geçim kaynaklarındaki dramatik değişimlerle birleşti. Evsizlik, sefalet ve kentlerde altyapısal hasar, petrol ve nakit kıtlığıyla birlikte, yaygın, hayati gıda kıtlığını doğurdu ve büyüttü; bu da akut kötü beslenmede keskin bir yükselişi tetikledi. Akut kötü beslenme ve açlık, nüfusu, özellikle yoksulları ve hastalığa eğilimlileri, kolera karşısında daha savunmasız kıldı ve koleraya yakalananlardaki patolojik sonuçları azdırdı. 2008–9’a doğru, çökmüş sağlık sisteminin üst üste binen krizleri, su dağıtım sisteminin çok düzeyli başarısızlığı ve gündelik hayatın öğütücü siyasi iktisadı, yıkıcı bir kolera salgını için mükemmel bir fırtına oluşturacak şekilde birleştiler.

Tony Barnett ve Alan Whiteside[10] HIV/AIDS konusunda yazdıklarında bunu en iyi şekilde ortaya koyduklarını düşünüyorum: “Bulaşıcı bir hastalığın hızla yayılmasını kolaylaştıran koşullar genellikle toplumun bu hastalıklara müdahalesini de güçleştirmekte ve etkisinin ağır olmasına neden olmaktadır”. 2008–9 kolera salgınından bu yana geçen yıllarda Zimbabwe hükümeti hastalığın yeniden ortaya çıkışını yönetmek için hayati önlemler uyguladı. Özellikle sağlık bakanlığı epidemik hastalık için kapsamlı ve ayrıntılı saptama ve denetim planı formüle etti.

Bununla beraber bu stratejiler doğası gereği etkiye tepki niteliğinde. Daha ilk adımda salgınları önlemek için değil, meydana geldiklerinde onlarla baş etmek için tasarlanmıştır. Her biri bir felaket olan, kolera salgınına neden olan altta yatan koşullarının birçoğu – kötü hıfzıssıhha koşulları, gıda güvenliğinin olmayışı, aşırı kalabalık barınma koşulları – dokunulmamış olarak kaldı. COVID-19’un ortaya koyduğu siyasi riskse, bir başka potansiyel olarak yıkıcı salgının ülkenin bürokrasisini daha da zayıflatması ve boşlukların insani yardımlarla doldurulması idi. Yani kriz için hesap verebilirlik olmayacaktı ve hiçbir yapısal değişiklik meydana gelmeyecekti.

SH: Hâlihazırdaki küresel sağlık müdahalesi, Afrika’daki önceki salgınlara insani kurumların müdahalesiyle nasıl karşılaştırılabilir?

SC: “Küresel sağlık endüstrisi kompleksi”[11] multi-milyar dolarlık bir girişimdir[12]. Bu kompleks hem dünya nüfusunun karşılıklı olarak bağlanmışlığının artan bir kabulüyle hem de bunların sunduğu (Ebola ya da domuz gribi gibi ölümcül bir biçimde bulaşıcı hastalıkların hızla dünya çapında yayılabileceği korkusu; biyolojik terörizmin sözde tehdidi; sağlıkta küresel eşitsizlikleri azaltma arzusu; iktisadî kalkınmayı teşvik etme amacı; bağış yapan ülkelerin ve örgütlerin siyasi ve iktisadi çıkarları gibi) tehditler ve fırsatlarla yönlendirilmekte. Küresel sağlık endüstrisi kompleksi epidemilere uluslararası müdahaleleri ve Afrika kamu sağlığı gündemini şekillendirmede muazzam bir güce[13] sahip.

Yirmi birinci yüzyılda Afrika’da “acil durum” dili, güvenlik, çatışma ve hastalık yayılması konusundaki uluslararası endişelerin ortasında gitgide artan bir nüfuz kazandı. Bu Batı’da ahlaki gündemlerle ve insan hakları söylemleriyle sık sık bağlantılandırıldı. Acil durum mantığı özgül patojenleri ya da hastalıkları hedef alma eğilimindeki kısa vadeli, yüksek etkili müdahalelere muazzam kaynaklar kanalize etti. Bu nedenle Afrika’daki önceki salgınlara müdahaleler, genel anlamda yukarıdan aşağıya, yerel topluluklardan çok uzak aktörlerin endişelerini ve siyasi öncüllerini sık sık yansıtan ve parçalanmış olarak karakterize edilebilir. Kamu sağlığı sorunlarına “acil durumlar” olarak hitap etme itkisi, evrensel sağlık sigortası sağlamak ve sağlığın toplumsal belirleyenlerine hitap etmek gibi kamu sağlığı denklemine geniş tabanlı bir adanmışlığın altını oyar.

COVID-19’a müdahalelerin bu modelin ömrünü uzatıp uzatmayacağı görülecektir ama dünya çapında bu pandeminin benzeri görülmemiş yayılma hızı değişimden ziyade acil durum düşünüşünde bir süreklilik olacağını akla getiriyor.

SH: Pandemi küresel iktisadî şoku da tetikledi. Krizin iktisadî darbesi Afrika’yı vurmaya başlayınca borçların hafifletilmesi çağrılarını nasıl anlamlandırıyorsunuz?

SC: Bu benim uzmanlık alanım değil bu nedenle dünyanın dört bir yanındaki ilericilerin vermekte olduğu mesajı pekiştirmekle kendimi sınırlıyorum. Vasudha Chhotray’ın yazdığı gibi[14], eğer “felaketler”, “bir toplumun hayatında,” geçmişi aşmak için aktörlere yeni olasılıklar taşıyan, önceden var olan toplumsal eşitsizlikleri yutan ve toplumsal sözleşmeyi yeniden icat eden “önemli siyasi uğraklar” ise, COVID-19 şoku yeni bir küresel iktisadi ortodoksi hayal etmeye davet etmektedir.

Şuan Afrika’da pandeminin kamu sağlığına etkisi kesinlikten yoksundur ama pandemiye müdahale kıtanın kısıtlı mali alanını zaten daraltmaktadır. Yaşadığım Birleşik Krallık’ta, içinde bulunduğumuz anın akut iktisadî güvensizliğine hitap etmek için yeni dağıtım mekanizmalarının getirilmesiyle bir iktisadî siyasa deneyi başlamıştır. Ama bu iktisadî güvensizlik yeni değildir – pandemiyle hızlandı ve büyüdü.

Ulusal ve küresel ölçekte dağıtım siyasetini yeniden düşünmek hayal edilebilir ve hatta zorunluymuş gibi görünmektedir. Eski neoliberal konsensüs bu krizin inşasında suç ortağı olageldi ve darbesinin ağır olmasını da garanti etti. Uluslararası mali kurumları sıradan insanların yararına olacak şekilde yeniden düzenlemek için siyasi birliğe gereksindiğimizi düşünüyorum. Afrika’da borçların hafifletilmesi[15] bu stratejinin önemli bir görünümü olabilir. Bunu, zamanımızın iktisadî güvensizlikleriyle uğraşmak için daha geniş, daha küresel bir çabanın parçası olarak görmek isterim.

Çeviren: S. Erdem Türközü

Kaynak: https://jacobinmag.com/2020/05/africa-coronavirus-covid-cholera-outbreak-ebola


[1] https://www.economist.com/middle-east-and-africa/2020/05/16/why-covid-19-seems-to-spread-more-slowly-in-africa.

[2] https://www.newyorker.com/news/news-desk/what-african-nations-are-teaching-the-west-about-fighting-the-coronavirus.

[3] https://www.cambridge.org/core/books/political-life-of-an-epidemic/E2C83F7A8834BA3429D62300EBF93F78.

[4] https://www.cambridge.org/core/books/explaining-epidemics/F956D2D4120124653BDFC825C4D319B1.

[5] https://read.dukeupress.edu/books/book/1261/ContagiousCultures-Carriers-and-the-Outbreak.

[6] https://www.economist.com/middle-east-and-africa/2020/03/26/africa-is-woefully-ill-equipped-to-cope-with-covid-19.

[7] https://www.sciencemag.org/news/2020/03/ticking-time-bomb-scientists-worry-about-coronavirus-spread-africa

[8] https://jacobinmag.com/2020/04/coronavirus-africa-spread-pandemic-health.

[9] https://www.ft.com/content/e9cf5ed0-a590-4bd6-8c00-b41d0c4ae6e0.

[10] https://link.springer.com/book/10.1057/9780230599208.

[11] https://www.thelancet.com/journals/lancet/article/PIIS0140-6736(09)61128-4/fulltext.

[12] https://jhupbooks.press.jhu.edu/title/history-global-health.

[13] https://onlinelibrary.wiley.com/doi/abs/10.1111/ajes.12110.

[14] https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S001671851400027X.

[15] https://www.jacobinmag.com/2020/04/global-south-debt-coronavirus-covid-world-bank-imf-g20.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s