25 filmde Avrupa (1)

2017’de, Goodbye Europe (Elveda Avrupa) başlıklı bir kitaba İngiliz sineması hakkında kısa bir katkı yapmam istendi. Kitap, son Brexit referandumundan ilham alarak Birleşik Krallık’ın Avrupa ile olan gelgitli ilişkisi ve “Avrupa fikrinin Britanyalılar ve burada yaşayan diğerleri için ne anlam ifade ettiği” üzerine farklı perspektifler sunan makalelerden oluşan bir derlemeydi. Makalemde, giderek daha uluslararası hale gelen ve ulusal sınırların artık sinemanın bir özelliğini tanımlamadığı bir ortak-yapım çağında, haddi zatında, “Britanya filmi” diye bir şey olmadığını savundum. Dahası, BK sinemasının çağdaş film yapımcılarından herhangi biriyle yapılmış bir mülakatı okuduğunuzda, kendilerine ve eserlerine büyük ihtimal “Avrupalı” diyeceklerdir.

Okumaya devam et “25 filmde Avrupa (1)”
Reklamlar

Kuzey Kutbunda Yangın Var! – Matt Simon

Şu cümleyi okuyacağınız aklınıza gelir miydi? Kuzey Kutbu yanıyor. Evet, bildiğiniz Kuzey Kutbu, hani buz gibi ve ıslak olan o yerde Rusya’dan Grönland’da, oradan Alaska’ya kadar çok geniş alanları, hayret verici derecede yüksek sayıda yangın yiyip bitiriyor.

“‘Kuzey Kutbundaki yangınlar’ diyoruz ama, ‘Kuzey Kutbu’ ile ‘yangın’ kelimeleri daha önce hiç yan yana kullanılmadı. Yangın biliminde yepyeni bir şey bu,” diyor Guillermo Rein. Kendisi Imperial College London’da bu alanda çalışmalar yürütüyor. “Kuzey Kutbu yangınları çok nadirdir ama hiç görülmedik de değildirler. Görülmedik olan şey, çıkan yangın sayısı. Gezegenin etrafındaki uydular, daha önce hiç bu seviyede yangın olayları tespit etmemişlerdi.”

Okumaya devam et “Kuzey Kutbunda Yangın Var! – Matt Simon”

Bugün radikal politikanın kökenleri – Zygmunt Bauman

bauman-510x340

Kredili yaşamlar

Bu bölüm, mevcut küresel krize radikal alternatifler oldukları söylenenlerin aslında hiç de radikal olmadıklarına dikkat çekerek günümüzde radikal politikanın ne olduğu sorusunu yanıtlamaktadır. Radikal değiller, çünkü sorunun köklerine, yani esasen belirli bir yaşam tarzına olan bağımlılığımız meselesine inmiyorlar.1

Okumaya devam et “Bugün radikal politikanın kökenleri – Zygmunt Bauman”

Doğu Akdeniz’de neler oluyor?

Ne Olmuştu?

Doğu Akdeniz ülkeleri dalgalı sulara girmek üzere. 6 Mayıs’ta Türkiye, Kıbrıs’ın kendi münhasır ekonomik bölgesinin parçası saydığı bir deniz alanında, gemilerinin petrol ve gaz aramaya devam edeceğini açıkladı. Kıbrıs ve Kuzey Kıbrıs arasında anlaşmazlık konusu olan alanda enerji aramak üzere gemi gönderen Türkiye, ABD ve AB tarafından eleştirildi. Kıbrıs ise, Türk sondaj gemisinin mürettebatı için uluslararası yakalama emri çıkartmıştı.

Okumaya devam et “Doğu Akdeniz’de neler oluyor?”

“İndirgemeci Cesur Yeni Dünya:” Andrea Dworkin’in Acı Verici Güncelliği

“İndirgemeci Cesur Yeni Dünya:” Andrea Dworkin’in Acı Verici Güncelliği

1987’de yayınlanan Intercourse, o güne kadarki en tartışma yaratan kitabı oldu. “Her cinsel ilişki tecavüzdür” şeklindeki gelenekselleşmiş özeti, analizini büyük ölçüde aşırı basitleştirmektedir. (Dworkin’in gerçek sözleri şöyle: “Toplumun tecavüz saydığı şey değildir ama, toplumun – kabul etmeye zorlandığında – tahakküm saydığı şeydir.” Kitabın 1995’teki ikinci baskısının önsözünde, üçüncü dalga feminizmin, “kadınların seksi ya sevdiği ya da sevmediği bu indirgemeci cesur yeni dünyası” olarak gördüğü şeyden, daha fazla nüans talep eder. Kendi acımasız sesinde, eylemi “işbirlikçiliğe” benzetse de, cinsel ilişki meselesine dair lügatin artmasını savunur, azalmasını değil. Daha sonraki bir özel baskıda, daha ılımlı bir vizyon sunar: “başka, daha derin, daha uzun ve belki de daha şehvetli bir sevişmenin parçası olarak, (varsayımsal) eşitlerin girdiği birçok cinsel eylemden biri olarak cinsel ilişki.” Onun daha tartışmalı ahkamlarını, bu önerme ile telafi edemez miyiz? Vizyonu o kadar mı iflah olmaz görünüyor?

WENDY VOGEL

Okumaya devam et ““İndirgemeci Cesur Yeni Dünya:” Andrea Dworkin’in Acı Verici Güncelliği”

Diktatörleri desteklemek antiemperyalizm değil – Meredith Tax

18 Mart 2018. ÖSO askerleri, Efrin şehir merkezini işgalleri ardından Kürt kültürünün mitolojik figürü Kawa’nın yıktıkları heykeli etrafında kutlama yapıyorlar.

Geçtiğimiz yıllar içinde Suriye iç savaşı çerçevesinde antiemperyalizm tartışmalarının canlanışına tanık olduk. Solda kimileri anti-Amerikancılık adına Esad rejimi ve Rus emperyalizminin müdafiliğine soyunurken, “insanî müdahaleciliği” en başta eleştirenlerden Chomsky, Rojava Kürtlerinin Türk devletinin saldırganlığı karşısında yalnız bırakılmaması adına kendi pozisyonunu revize edebildi. Bu tartışmalar içinde bir üçüncü pozisyon daha vardı ki, kendilerini en çok Rojava Kürtlerine yönelik sayısız kara propaganda kampanyasının arkasında gördük. Uluslararası Af Örgütü’nün Rojava Kürtlerinin Araplara karşı etnik temizlik yaptığı iddiası ilk akla gelenlerden.

Çeşitli uluslararası örgütlerin, yardım ve düşünce kuruluşları ile gazetecilerin dahil ve zaman zaman da alet olabildiği bu çevrenin ideolojik saikleri, finansal kaynakları ve ilişki ağı üzerine ciddi çalışmalara ihtiyaç olmakla beraber, ortaya çıkışının koşulları üzerine genel bir gözlem aktarılabilir: 70’lerde neoliberalizm dalgasıyla devletlerin finansal desteğini kesmesi üzerine o günden bu yana işlerini gönüllü bağışlarla yürütmek zorunda kalan, bağış yapanların kimliğinin açıklanmadığı, ama özellikle son 10 yıldır Körfez’in petrol zengini Arap ülkeleri tarafından büyük kaynakların aktarıldığı düşünce kuruluşları ve bu kuruluşların bilgi ve bağlantılarla beslediği ana akım yayın kuruluşlarının İstanbul ve Beyrut’ta kümelenmiş gazeteci klikleri. Meredith Tax, aşağıdaki metinde, bu üçüncü pozisyona angaje bir kitabın eleştirisini yapmakta.

Okumaya devam et “Diktatörleri desteklemek antiemperyalizm değil – Meredith Tax”

Bazı işler sadece boktan değil, gezegene de zarar veriyor – Bue Rübner Hansen

Çoğumuzun geçinmek için çalışmak zorunda olduğu açık ve bazılarımız gezegene zarar veren yıkıcı işlerde çalışıyor. Birkaç yıl önce, David Graeber, hiçbir manası olmayan ve toplumsal olarak zararlı işlerle ilgili “boktan işler” kavramını ortaya atmıştı. Çoğu zaman son derece sıkıcı olan ve hiçbir tatmin duygusu getirmeyen bu işlerin ortadan kalkması, ciddi bir toplumsal dönüşüm de gerektirmiyor genellikle.

Ama bunlar aptal ve boktan olsalar da çılgınlık olmadıkları kesin. Yıkıcı işler ise tam anlamıyla zırvalık. Bazen hem mali hem de mesleki olarak tatmin duygusu veriyor olsalar da, çoğu zaman insanlar bu işleri mecbur oldukları için yapıyorlar. Bunları yıkıcı yapan şey, çevresel çöküşe ve iklim krizine olan etkileri.

Okumaya devam et “Bazı işler sadece boktan değil, gezegene de zarar veriyor – Bue Rübner Hansen”

Barselona sandıkta solu seçti, sol Barselona’yı seçecek mi? – Kate Shea Baird

Barselona’daki son yerel seçimin sonucu, normal herhangi bir durumda sol açısından zafer olarak kabul edilir. Yalnızca seçmenlerin yüzde 64’ü ilerici adaylara oy vermekle kalmayıp, ilk üç sıra da siyasi yelpazenin solundaki partilerden oluşuyor: Barcelona En Comú ve Cumhuriyetçi Sol 10 sandalye, Katalan Sosyalistleri ise 8 sandalye kazandı. Avrupa’daki aşırı sağ dalganın İspanyol ayağı Vox’un yüzde 1,16 ile en düşük oyu alması, kutlama sebebi olmalı.

Okumaya devam et “Barselona sandıkta solu seçti, sol Barselona’yı seçecek mi? – Kate Shea Baird”

HBO’nun Chernobyl dizisi neyi doğru yakaladı ve hangi konularda korkunç yanılıyor? – Masha Gessen

Dizide son sözü Legasov söylüyor. “Ve bu, sonunda, Çernobil’in hediyesidir,” diyor. “Bir zamanlar gerçeğin bedelinden korkardım. Şimdiyse sadece soruyorum:”—ve ekran kararıyor—“Yalanların bedeli nedir?” Yalanların bedelinin daha fazla yalan olduğunu söyleyebiliriz mesela. Bunların fanteziler, süslemeler, kestirmeler ve hatta tercümeler olduğu söyleyebiliriz. Her ne iseler, hakikat olmadıkları kesin.

Okumaya devam et “HBO’nun Chernobyl dizisi neyi doğru yakaladı ve hangi konularda korkunç yanılıyor? – Masha Gessen”

“Taht Oyunları”nın yükselişi Amerika’nın düşüşünün parçasıydı – Jon Schwarz

Amerika’daki tüm yayınlar gibi, The Intercept de HBO dizisi “Taht Oyunları”nın finali üzerine bir şeyler yayınlamak zorundaydı. Bizimkisi bu işte:

“Taht Oyunları”nın finali ile bizi getirdiği yer şu: Hayatta kalan karakterlerden bazıları, sıradan insanların sinek gibi ölmemesi için daha iyi kanalizasyon sistemleri inşa etmeyi tartışırken, kamera yavaşça uzaklaşıp onları kendi haline bırakıyor. HBO, gerçekliği umursayacak hayal gücümüz olmadığını biliyor çünkü.

Diziye dair şu an internete hakim olan heyecana rağmen, “Taht Oyunları” ile ilgili en aklı başında bakış açısı, yıllar önce, Aralık 2016’da – tesadüf bu ya, tam da Donald Trump’ın seçilmesi ardından – ortaya çıkmıştı ve yayınlandığı yer internet de değildi. Bir başka HBO dizisi “Westworld”ün birinci sezonunun finalindeydi.

Okumaya devam et ““Taht Oyunları”nın yükselişi Amerika’nın düşüşünün parçasıydı – Jon Schwarz”