Viyana Üniversitesi: Kadınların nesneleştirilmesi empati yokluğuyla sonuçlanıyor

11 Ocak 2018

Cinselleştirilmiş temsiller, özellikle ikincil cinsel karakteristiklerin vurgulanması, bir bireyi kavrama biçimimizi değiştirebilir. Resim: Sandro Botticelli

Cinselleştirilmiş temsiller, özellikle ikincil cinsel karakteristiklerin vurgulanması, bir bireyi kavrama biçimimizi değiştirebilir. Viyana Üniversitesi Psikoloji Fakültesi’nden Giorgia Silani’nin öncülük ettiği uluslararası bir araştırma grubu, cinselleştirilmiş kadınların duygularını gözlemlediğimizde, empatik duyguların ve beyin tepkilerinin azaldığını gösterdi. Çalışmanın sonuçları yakın zamanda ünlü bilim dergisi Cortex’te yayınlandı.

Okumaya devam et “Viyana Üniversitesi: Kadınların nesneleştirilmesi empati yokluğuyla sonuçlanıyor”
Reklamlar

Trans tartışması ve ifade özgürlüğü üzerine*

*LRB, 14 Temmuz 2016 sayısı, Okur Mektupları bölümü, Jacqueline Rose’a Beatrix Campbell ve Moira Dustin’in yanıtı

Trans

‘Transseksüel olsaydım, eminim ki [Germaine] Greer’i bulunduğum hiçbir platformda istemezdim,’ yazmış Jacqueline Rose (LRB, 5 Mayıs). Ama transseksüel değil ve kamusal platformlar ona veya transseksüellere ya da başka herhangi birilerine ait değil: bu alanlar, kolektif biz’e ait – yani kamuoyuna. Kamuoyu platformları, dostlar arası muhabbet yeri değildir. Kamuoyu platformları, kamuoyu olarak insanları duyduğumuz, huzurlarında bulunduğumuz, onları dinlediğimiz, onlardan öğrendiğimiz, hesap sorduğumuz bir forum içinde, kamusal iletişime katıldığımız, siyaset yaptığımız bir forum içinde var olurlar.

Okumaya devam et “Trans tartışması ve ifade özgürlüğü üzerine*”

Mizojiniden Cinayete: Karşılaştırmalı Kültürel Bağlamda Gündelik Cinsiyetçilik ve Kadınkırımı – Gilda Rodríguez

Polisin, medyanın ve kamunun beyaz olmayan kadınlara, yoksul kadınlara, lezbiyenlere, fahişelere ve uyuşturucu kullanan kadınlara karşı işlenen suçlara tepkisi özellikle berbattır – genel olarak aşağılayıcı stereotipleştirme ve kurbanı suçlamayla iç içe geçmiş bir ilgisizlik.
… koyu tenli, işçi sınıfından kadın kurbanlar Meksika ulusal medyasının çok az ilgisini çekiyor ve ilgisini çektiğinde de, sanki onların algılanan ahlakı bir biçimde onların ölümünü kabul edilebilir kılarmış gibi, kurbanlar, çoğu zaman, “gevşek” olmakla suçlanıyor. Chihuahua Eyaleti’nin bir savcısı, cinayetleri durdurmak için sokağa çıkma yasağının uygulanmasını önerdi çünkü bu yasak, gevşek kadınlar olarak adlandırılanların yaşamlarının harcanabilir olduğunu ima ederek, “iyi insanları” geceleri sokaklardan uzak tutabilirdi.

Okumaya devam et “Mizojiniden Cinayete: Karşılaştırmalı Kültürel Bağlamda Gündelik Cinsiyetçilik ve Kadınkırımı – Gilda Rodríguez”

25 filmde Avrupa (1)

2017’de, Goodbye Europe (Elveda Avrupa) başlıklı bir kitaba İngiliz sineması hakkında kısa bir katkı yapmam istendi. Kitap, son Brexit referandumundan ilham alarak Birleşik Krallık’ın Avrupa ile olan gelgitli ilişkisi ve “Avrupa fikrinin Britanyalılar ve burada yaşayan diğerleri için ne anlam ifade ettiği” üzerine farklı perspektifler sunan makalelerden oluşan bir derlemeydi. Makalemde, giderek daha uluslararası hale gelen ve ulusal sınırların artık sinemanın bir özelliğini tanımlamadığı bir ortak-yapım çağında, haddi zatında, “Britanya filmi” diye bir şey olmadığını savundum. Dahası, BK sinemasının çağdaş film yapımcılarından herhangi biriyle yapılmış bir mülakatı okuduğunuzda, kendilerine ve eserlerine büyük ihtimal “Avrupalı” diyeceklerdir.

Okumaya devam et “25 filmde Avrupa (1)”

Patriyarkanın 13. Cuma’yı kadınlardan çalıp uğursuz ilan edişi – Kimberly Lawson

Patriyarkal düzenden önce 13. Cuma Tanrıçaların günü olarak bilinirdi. Hepimizin içinde yaşayan Divine Feminine’e* adanmış bir ibadet günüydü ve yaratılış, ölüm ve yeniden doğuş döngüsüne saygıyı ifade ederdi.

13. Cuma kötü şansla ilişkilendirilmeden ve yok olmaya direnen korku filmleri için bir fırsat haline gelmeden önce feminen enerjiyi kutsamak adına ayinlerin yapıldığı önemli bir gün olarak görülürdü.

Okumaya devam et “Patriyarkanın 13. Cuma’yı kadınlardan çalıp uğursuz ilan edişi – Kimberly Lawson”

1971’de kadınların yapamadığı dokuz şey

Bu, 1971’de kadınların yapamayacağı dokuz işin listesidir – evet tarih doğru, 1971.

1880’den önce, yani bu mağrur hanımefendinin fotoğrafının çekilmesinden sadece birkaç yıl önce, cinsel ilişkiye rıza yaşı birçok eyalette 10 ya da 12 olarak belirlenmişti. Komşumuz Delaware Eyaleti hariç – orada 7’ydi!

Okumaya devam et “1971’de kadınların yapamadığı dokuz şey”

Kuzey Kutbunda Yangın Var! – Matt Simon

Şu cümleyi okuyacağınız aklınıza gelir miydi? Kuzey Kutbu yanıyor. Evet, bildiğiniz Kuzey Kutbu, hani buz gibi ve ıslak olan o yerde Rusya’dan Grönland’da, oradan Alaska’ya kadar çok geniş alanları, hayret verici derecede yüksek sayıda yangın yiyip bitiriyor.

“‘Kuzey Kutbundaki yangınlar’ diyoruz ama, ‘Kuzey Kutbu’ ile ‘yangın’ kelimeleri daha önce hiç yan yana kullanılmadı. Yangın biliminde yepyeni bir şey bu,” diyor Guillermo Rein. Kendisi Imperial College London’da bu alanda çalışmalar yürütüyor. “Kuzey Kutbu yangınları çok nadirdir ama hiç görülmedik de değildirler. Görülmedik olan şey, çıkan yangın sayısı. Gezegenin etrafındaki uydular, daha önce hiç bu seviyede yangın olayları tespit etmemişlerdi.”

Okumaya devam et “Kuzey Kutbunda Yangın Var! – Matt Simon”

Andrea Dworkin (1946-2005)

“Kadın doğulmaz, kadın olunur. Bu oluş sürecinde, kadının insanlığı imha edilir. Şunun sembolü, bunun sembolü haline gelir: toprak ana, evrenin orospusu; ama asla kendisi olamaz çünkü bunu yapması ona yasaklanmıştır.”

“Sizden fuhuş yaptırılan, evsiz, dayak yiyen, tecavüz edilen, işkence edilen, öldürülen, tecavüz edilen ve sonra öldürülen, öldürülen ve sonra tecavüz edilenleri hatırlamanızı isteyeceğim; ve sizden fotoğraflananları, başına yukarıdakilerin herhangi biri veya tümü gelen ve bunlar olurken fotoğraflananları ve şimdi bu fotoğrafların özgür ülkelerimizde satılık olduğunu hatırlamanızı isteyeceğim. Başkalarının eğlencesi, başkalarının keyfi, başkalarının ifade özgürlüğü için incitilenleri; kar için, pezevenklerin ve girişimcilerin maddi çıkarı için incitilenleri hatırlamanızı istiyorum. Faili hatırlamanızı istiyorum ve sizden kurbanları hatırlamanızı isteyeceğim: sadece bugün değil, yarın ve ertesi gün de. Onları – failleri ve kurbanları – ne yaptığınıza, nasıl düşündüğünüze, nasıl hareket ettiğinize, neyi önemsediğinize, hayatınızın sizin için ne anlama geldiğine dahil etmenizi istiyorum.

Okumaya devam et “Andrea Dworkin (1946-2005)”

Deleuze ve Guattari’nin (Kapitalizm Konusunda) Yanlış Anladığı Şey – Jason Read

Komünizmin Güncelliği

9780485113358

Kapitalizm ve Şizofreni’de (özellikle de Anti-Ödipus) ileri sürülen kapitalizm kuramını, Marx’ın Komünist Manifesto’nun merkezine yerleştirdiği biteviye modernleşme olarak kapitalizm tanımına bir tür yanıt olarak değerlendiriyorum.

Marx ve Engels, kutsal olan her şeyin dünyevileştiği ve katı olan her şeyin buharlaşıp havaya dönüştüğü amansız bir modernleşme kuramı ortaya atarken, Deleuze ve Guattari, bu modernleşmenin ya da bu yersizyurtsuzlaşmanın, zorunlu olarak kendisine karşılık gelen bir yeniden yerliyurtlulaştırmaya sahip olduğunu varsaydılar. Sermayenin kodunu çözdüğü ve yersizyurtsuzlaştırdığı [şey] diğer tarafta yeniden, ama bu sefer farklı bir ölçekte ve ve farklı bir bağlamda diriliyordu. Deleuze ve Guattari’nin yazdığı gibi:

“Medenileşmiş modern toplumlar, kod çözümü ve yersizyurtsuzlaşma süreçleri ile tanımlanır. Ama bir taraftan yersizyurtsuzlaştırdıkları şeyi diğer tarafta yeniden yerliyurtlulaştırırlar. Bu yeni-yeryurtlar sıklıkla yapay, artık/kalıntı, arkaiktirler; fakat onlar, bizim eski kodları dirilterek sahte kodlar veya jargonlar icat eden kod parçalarını ‘bir araya getirmenin,’ kesitlere ayırmanın, yeniden tanımlamanın modern yöntemimiz olarak kusursuzca güncel işlevleri olan arkaizmlerdir… Bu modern…

View original post 887 kelime daha

Yasaklanmış Söylem: “Toplumsal Cinsiyet”in Feminist Eleştirisinin Susturulması

Beş ülkeden 37 radikal feministin açık bildirisi

12 Ağustos 2013

Aşağıda imzası bulunan, 1960’ların radikal feministleri ile hâlihazırdaki aktivistler olarak bizler, bir süredir, kadınların ezilmişliğinden fayda sağlayanlar olarak erkeklerin ve eril egemenlik sisteminin adını anmaktan kaçınan “toplumsal cinsiyet kuramı”nın akademideki ve anaakım medyadaki yükselişinden endişeliyiz.

Okumaya devam et “Yasaklanmış Söylem: “Toplumsal Cinsiyet”in Feminist Eleştirisinin Susturulması”