İrlanda’da kürtaj yasağına karşı grev çağrısı

İrlanda’daki kürtaj karşıtı Strike for Repeal hareketinin 17 Ocak 2018’te İrlanda Parlementosu önünde eylemleri için çağrı metni:

strike-assembly-e1515166943510

NEDEN İNSANLARDAN STRIKE FOR REPEAL İÇİN TEKRAR TAAHHÜTTE BULUNMALARINI İSTİYORUZ?

Hareketimiz İrlanda’da kürtaj hakkını elde edene kadar devam edecek, daha azına razı olmayacağız!

Strike for Repeal (İptal için Greve) hareketi, İrlanda hükümetinin 8. maddenin feshi için net biçimde evet veya hayır ile cevaplanacak bir referandum taahhüt etmemesi halinde ulusal çapta greve gidilmesine yönelik hazırlıklara başladı. 8. madde, kürtaja erişim ihtiyacı olanlarımızın veya hamileliğini sürdürmek isteyen ancak fetüsün yaşamına kadınların ya da hamile insanların yaşamından daha fazla değer veren bir sağlık ve hukuk sistemi ile karşı karşıya olanlarımızın bağımsızlık ve sağlığının önünde bir engel. Continue reading “İrlanda’da kürtaj yasağına karşı grev çağrısı”

Reklamlar

Ortadoğu’da güç kaymasının kaybedeni Türkiye – Nick Butler

Mideast-Egypt-Taksim-_Horo-e1471701411884-640x400

Doğu Akdeniz’deki son doğalgaz keşifleri Mısır’ı bölgede enerji ticaretinin merkezine koyuyor. Bu tablonun kaybedeni ise Türkiye.

Büyük bir yeni gaz sahasının işletilmeye başlaması ile birlikte Mısır’ın enerji piyasası değişiyor. 18 ay içinde kendine yeterlilik sağlanmış olacak. Ülke yeniden ihracatçı konumuna gelerek batı ve doğu pazarlarını birbirine bağlayan ideal konumu ile bölgedeki en önemli ticaret merkezlerinden biri olma rolüne dayanabilir.

Coğrafya kaderdir. Bir devletin fiziki konumu onun fırsatlarını ve potansiyelini belirler. Örneğin Kürdistan, dört yanı karayla çevrili olmayıp denize kıyısı olsaydı çoktan bağımsız bir ülke olmuştu. Mısır’ın fırsatı ise kendisini doğalgazda yükselen uluslararası ticaretin kesişme noktasında bulması. Continue reading “Ortadoğu’da güç kaymasının kaybedeni Türkiye – Nick Butler”

Roma’nın çöküşünün ardındaki iklim değişikliği ve hastalıklar – Kyle Harper

Roma İmparatorluğu’nun çöküşünde doğal ortamdaki değişimlerin oynadığı kritik rolü ortaya koyan yeni kanıtlar açığa çıkmaya başladı. Görünen o ki, toplumsal ilerlemenin paradoksları ile doğanın özünde var olan öngörülemezlik bu çöküşü birlikte getirmiş.

romefall

“Roma’nın yükseliş ve çöküş döngüsünde, bugün bizim medeniyetimiz nerede” sorusu ile her tarihçi bir gün karşılaşır. Tarihçiler geçmişin bu şekilde ele alınmasından sıkıntı duyabilir ama tarih tekerrür etmemesine ve ahlak dersleri ile dolu olmamasına rağmen, insan olmanın ne anlama geldiğine ve toplumlarımızın ne kadar kırılgan olduğuna ilişkin algımızı yine de derinleştirebilir. Continue reading “Roma’nın çöküşünün ardındaki iklim değişikliği ve hastalıklar – Kyle Harper”

Batı neden Malala’yı övüp Ahed’i görmezden geliyor? – Shenila Khoja-Moolji

Ahed neden Malala gibi bir uluslararası protestoya sebep olmuyor? Ahed için verilen tepki neden bu kadar farklı? Bu sağır edici sessizliğin birçok sebebi var. Bunlardan ilki devlet şiddetinin yaygın bir şekilde meşru sayılması. Taliban veya Boko Haram gibi devlet dışı aktörlerin düşmanca eylemleri yasadışı sayılırken, devlet tarafından gerçekleştirilen benzer saldırılar çoğu zaman uygun görülüyor.

ahed

Filistinli aktivist Ahed annesi Neriman ile

16 yaşındaki Filistinli Ahed Tamimi, kısa bir süre önce evine yapılan bir gece yarısı baskını ile tutuklandı. İsrail makamları onu bir İsrailli asker ve subaya “saldırmak” ile suçluyor. Bir gün önce ailesinin avlusuna giren İsrailli askerlere karşı çıkmıştı. Olay, askerin Ahed’in 14 yaşındaki kuzenini plastik mermi ile kafasından vurmasından ve doğrudan evlerine göz yaşartıcı gaz kapsülleri atarak camlarını kırmasından hemen sonra yaşanmıştı. Continue reading “Batı neden Malala’yı övüp Ahed’i görmezden geliyor? – Shenila Khoja-Moolji”

Esad rejimi halen Sünni burjuva kesimlerine dayanıyor – Joseph Daher

esad

Ayaklanmanın üzerinden altı yıldan fazla zaman geçtikten sonra, rejim ile Sünni burjuva kesimleri arasındaki ittifak değişimlerle birlikte korundu. Rejime yakın ahbap-çavuş kapitalistleri ve iş insanları safında hiçbir taraf değiştirme yaşanmadı; tam tersine, siyasi rolleri daha bile arttı.

Hafız Esad’ın 1970’te iktidara gelişinden bu yana, Suriye rejimi, çeşitli ekonomik liberalizasyon tedbirlerini doğrudan uygulamak suretiyle özel sektörün lütuf ve desteğini kazanma sürecine girmişti. Buna, ağırlıklı olarak Sünni kentli iş kesimleri ile artan bağlantılar ve işbirliği de eşlik etti. Bir zamanlar rejimin ekonomik ve siyasi kontrolü açısından önemli bir tehdit olarak değerlendirilen özel sektördeki iş insanları, giderek rejimin önemli bir bileşeni haline geldiler ve artan şekilde de onun çeşitli kurumları ile entegre oldular (Perthes 1992: 225). Continue reading “Esad rejimi halen Sünni burjuva kesimlerine dayanıyor – Joseph Daher”

Kemer sıkma ve popülizmin yükselişi – Frances Coppola

214_feature_cover12

Uzun süredir yazılmayı bekleyen bu yazı, günümüz dünyasının büyüyen siyasal karmaşasına ve kaosuna anlam verme çabamın ürünü. William Butler Yeats’in şiiri “İkinci Geliş,” bu konudaki hissiyatımı güzel anlatıyor:

Her şey tepetaklak, merkez tutunamıyor
Mutlak anarşi kaplamış yeryüzünü
Basıyor her yanı kana bulanmış sular
Ve her yerde masumiyetin defin töreni var
İyilerin kalmamış hiç itikadı
Kötülerse en yoğun tutkularla dolu

Ama bu noktaya nasıl oldu da geldik? Ve bu gidiş nereye?

Kriz sonrası panik

2008 mali krizi sonrasında Batı dünyasını sarsan derin resesyonda, mali ve diğer kuruluşların kurtarılması, vergi gelirlerinin düşmesi ve işsizlik yardımlarının yükselmesi ile birlikte, kamu borçları birikti. Kamu borcu genellikle GHMH’nın bir oranı olarak ifade edilir: resesyon birçok Batılı ülkenin GSMH’sında koca bir delik açtı ve borç/GSMH oranını şişirdi. Continue reading “Kemer sıkma ve popülizmin yükselişi – Frances Coppola”

ABD ulusal güvenlik danışmanı: Katar ve Türkiye radikal ideolojinin yeni sponsorları – Joyce Karam

trump_national_security_advisor_50566

General HR McMaster, Katar ve Türkiye’nin aşırılıkçı ideolojiye sponsorluk yapma ve fon sağlama konusundaki “yeni rollerini” eleştirdi.

ABD ulusal güvenlik danışmanı General HR McMaster, Salı günü yaptığı açıklamada, Katar ve Türkiye’nin aşırılıkçı ideolojiye sponsorluk yapma ve fon sağlama konusundaki “yeni rollerini” eleştirdi ve Türkiye’nin Batı ile artan sorunlarını Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yükselişine bağladı.

Washington’daki Policy Exchange kuruluşunun ev sahipliğini yaptığı etkinlikte Britanyalı mevkidaşı Mark Sidwell ile basın önüne çıkan McMaster, ABD Başkanı Donald Trump’ın yeni ulusal güvenlik stratejisini Pazartesi günü açıklayacağını duyurdu.

Stratejinin ABD açısından hayati dört stratejik çıkara dayalı olacağını ekleyerek bunları şöyle sıraladı:

  1. ABD anayurdunun ve yurttaşlarının korunması
  2. Amerikan refahının geliştirilmesi
  3. Barışın güç ile korunması
  4. Amerikan nüfuzunun artırılması

Continue reading “ABD ulusal güvenlik danışmanı: Katar ve Türkiye radikal ideolojinin yeni sponsorları – Joyce Karam”

Faşizm geri mi dönüyor (II) – Cihan Aksan & Jon Bailes

Auschwitz_-_znak_Halt-Stój

Laurence Davis

İrlanda College Cork Üniversitesi, Government and Politics’te öğretim görevlisi, Anarchism and Utopianism (Manchester University Press, 2014) ve The New Utopian Politics of Ursula K. Le Guin’s The Dispossessed (Lexington Books, 2005) kitaplarının editörlerinden. Manchester University Press Contemporary Anarchist Studies (Çağdaş Anarşist Çalışmalar) kitap serisinin editörü.

İkinci Dünya Savaşı’ndan yetmiş iki yıl sonra, faşizmin hayaleti yeniden kürenin üzerinde. Bunun nedeni ve bu konuda neler yapabileceğimiz sormamız gereken önemli sorular.

Tarih bize faşizmin, ciddi kapitalist kriz dönemlerinde, sosyoekonomik konumunu kaybetme korku ve endişesini, toplumun “doğal” hiyerarşilerini tekrar onaylamak ve ulusun yeniden doğuşunu sağlamak için sertçe bastırılması gereken, kolayca günah keçisi haline getirilebilir “dış” gruplara yönelterek zafer kazandığını gösteriyor. Mussolini ve Hitler kendi dönemlerindeki ekonomik ve siyasal krizleri nasıl kullandıysa, çağdaş faşizmler de, neoliberalizmin ve pazar küreselleşmesinin yarattığı enkazdan yükselen derin ve ırklandırılmış popüler öfkeden faydalanma peşinde. Continue reading “Faşizm geri mi dönüyor (II) – Cihan Aksan & Jon Bailes”

Erdoğan Çukuru – Daniel Finn

170117184031-turkey-erdogan-red-super-169

Türk topraklarından yayılan tiranlık kokusu artık öylesine keskin bir hal aldı ki, en yalaka yorumcular bile olan biteni onaylamadıklarını mırıldanmak ve AKP’nin önceki soylu standartlarından sözüm ona geri düştüğünden şikayetlenmek zorunda kaldılar. Gerçekte ise, Erdoğan döneminde özgürleşmenin altın çağının yaşanması gibi bir durum hiç olmadı.

Kurulu düzenin Batı’daki bilgeleri için, Türkiye’de Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) yükselişi, çağımızın en büyük başarı öykülerinden biri olmuştu. Obama lider Erdoğan’ı dünya sahnesinde en güvendiği beş dosttan biri olarak saymıştı; David Cameron Ankara’nın AB üyeliğini ‘olası en güçlü şekilde savunacağı’ sözünü vermişti. Financial Times gazetesi, AKP’nin ‘anayasal devrimine’ ve ‘iyi yönetim ve güçlü büyüme’ siciline övgüler yağdırmış, NYT ise tüm Müslüman Ortadoğu’ya yapıcı bir örnek teşkil eden ‘canlı, rekabetçi bir demokrasinin’ ortaya çıkışını alkışlamıştı. Avrupa Birliği de kendi üye devletlerinden biri olan Kıbrıs’ın toprakları üzerindeki 30.000 Türk askerinin varlığına rağmen, Ankara ile üyelik müzakerelerini resmen başlatarak onay mührünü basmıştı. İslam dini ile demokratik normlara bağlılığı kaynaştırdığı iddia edilen ‘Türk modeli,’ Mısır ve Tunus’taki İslamcı partilerin AKP modelini izlemeyi vaat ettikleri ve Erdoğan’ın da ‘komşularında ne olup bittiği konusunda Türkiye’nin söz hakkı olduğunu’ iddia ettiği 2011 Arap ayaklanmaları sonrasında, en yüce mertebesine ulaştı. Continue reading “Erdoğan Çukuru – Daniel Finn”

Dünyanın ilk trilyonerini ne zaman göreceğiz? – Tom Campbell

2635

Kurgusal karakterlerin fantastik servetleri, kanlı canlı kodamanların zenginliği karşısında cüce kalmaya başladı. Bu süper zenginlik patlamasından korkmalı mıyız?

Amerikan iş dünyası elitleriyle yakın ilişki içindeki Forbes dergisi, her yıl yayınladığı dünyanın en varlıklı insanlar listesini tamamlamak için arada bir de “Kurmaca 15” listesi–sinema ve edebiyattaki en zengin kurmaca karakterlerin listesi–yayınlar.

Son “Kurmaca 15” analizlerinde, Bruce Wayne ve Montgomery Burns gibi karakterlerin varlıklarını dikkatli biçimde değerlendirdikten sonra Scrooge McDuck’ın–maden patronu ve Donald Duck’ın amcası–65 milyar dolarla ejderha Smaug’u kıl payı geçerek listenin zirvesinde olduğu sonucuna ulaşmışlar. Continue reading “Dünyanın ilk trilyonerini ne zaman göreceğiz? – Tom Campbell”