Nasıl (ve neden) erken kalkan biri oldum? – John Zeratsky

Screen Shot 2018-04-12 at 23.10.14.png

Sabah çok erken, hava daha aydınlanmamış. Alarm çalıyor, kapatmak için uzanıyorsunuz. Kısa bir duraklamadan sonra yatakta doğruluyorsunuz. Bacaklarınızı sallandırıp ayaklarınızı yere basıyor ve telefonunuza uzanıyorsunuz. Telefonunuzun ekranı odayı ışıtırken sessizce oturuyorsunuz. Bekleyen birkaç bildirim var—yeni e-postalar, bir Twitter yanıtı, yağmur tahmini. Mesajlarınıza, haberlere ve hava durumuna bakıyorsunuz. “Uykum daha açılmadı,” diye düşünüyorsunuz, “uykum açılana dek biraz Twitter’a bakayım.” On dakika geçiyor, sonra bir beş dakika daha. Uykunuz yok ama tam da uyanmış sayılmazsınız. Continue reading “Nasıl (ve neden) erken kalkan biri oldum? – John Zeratsky”

Reklamlar

Anti-Semitizm ve Britanya’nın Aynalı Salonu – Mark Mazower

Screen Shot 2018-04-12 at 18.44.31

Britanya’nın İşçi Partisi içindeki anti-Semitizm üzerine dönen tartışmaları okuduğumda, büyükbabamı düşündüm ve buna ne derdi diye merak ettim.

Gençliğinde, Çarlık Rusya’sında devrimci bir aktivist, Bund olarak bilinen Yahudi sosyalist hareketinin bir üyesi idi. Bolşevikler iktidara gelince Kuzey Londra’da yeni bir yaşam kurabilmek için İngiltere’ye kaçmak zorunda kaldı. İşçi Partisi onun doğal tercihi idi, babamın da olduğu gibi. Ailemi kucaklamış olan parti bu kadar değişmiş olabilir mi? Continue reading “Anti-Semitizm ve Britanya’nın Aynalı Salonu – Mark Mazower”

Jinekolojinin Annelerini Hatırlamak – Ayah Nuriddin

Thom-Painting-of-J-Marion-Sims-with-Anarcha-Pearson-Museum-Southern-Illinois-University

Deirdre Cooper Owens’tan Medical Bondage: Race, Gender, and the Origins of American Gynecology (Tıbbi Esaret: Irk, Toplumsal Cinsiyet ve Amerikan Jinekolojisinin Kökenleri) kitabı üzerine

İç savaş öncesi dönem hekimi James Marion Sims, bir süredir epeyce gecikmiş bir tepkinin hedefinde. Charlottesville’deki beyaz üstünlükçü yürüyüşlerin ardından, Konfederasyon dönemine pozitif gönderme yapan anıtların yıkılması için çabalar ülke çapına yayılmıştı ve bu çabalar James Marion Sims’in heykellerini de içeriyordu. Sims, vezikovajinal fistül[1] onarımı için başarılı bir teknik geliştirmesiyle biliniyor ancak bu tekniği geliştirirken Anarcha, Betsey ve Lucy adındaki üç köle kadın üzerinde acı verici cerrahi deneyler yapmış. Birçokları için Sims bilimsel ırkçılığın ve tıbbi adaletsizliğin sembolü durumunda. Ama Sims iç savaş öncesi dönem tıbbında bu konuda yalnız veya tek değil. Continue reading “Jinekolojinin Annelerini Hatırlamak – Ayah Nuriddin”

Küba Nereye Gidiyor? – Elizabeth Dore

Küba Nereye Gidiyor? – Elizabeth Dore

havanna_feb_2017 Eski Havana, Şubat 2017. Fotğraf: Pedro Szekely, Flickr

Raúl Castro’nun piyasa yanlısı politikaları genişletmesinin ardından ve devlet başkanlığı devir tesliminin hemen öncesinde, çok sayıda Kübalı ülkelerinin geleceğiyle ilgili karamsar şeyler düşünüyor.

Kübalılar öfkeli. Komünist Parti militanları, Raúl Castro’nun halefinin seçilmesiyle ilgili gizliliğe veryansın ediyorlar. Pinar del Rio’daki orta düzey bir Parti yetkilisi, davetli olduğum içkili bir yemeğin ardından öfkeli bir şekilde,  Parti hiyerarşisinin, öncü üyelerin halef seçimi süreciyle ilgili görüşlerini dikkate almadığından şikâyet ediyor: “Her zaman nabız ölçülürdü. Yüksek seviyelere danıştıklarını duyuyorum, ama buraya gelen yok. Terk edilmiş hissediyoruz”. Beni göstererek “Seçimle ilgili benim bildiğim kadarını o da biliyor. Ve bir başka sorun daha var. Halk, Miguel Díaz-Canel’e (Castro’nun olası halefi) ısınamadı. Soğuk, mesafeli biri, asla gülmüyor. Kendisini tanıtmak için çok az şey yaptı.” diyor. Bu kadar açık sözlü, bu kadar gözü kara olması beni hayrete düşürdü.

Küba’nın en batıdaki bölgesi olan Pinar del Rio’da saha çalışması yapan bir…

View original post 1.762 kelime daha

DİKKAT BOZUKLUĞU – JONAH LEHRER

17386.jpg

Dikkat Eksikliği/Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ad seçimi berbat bir bozukluk. Sebebi basit: Aslında ortada dikkat eksikliği yok.

Hastalıkların bir şeyin eksikliğinden kaynaklandığını düşünmeye alışığız. Tiroidi olan insanlarda TSH eksikliği vardır, tıpkı iskorbüt olan insanlarda C vitamini eksikliği olduğu gibi. Ama DEHB’de mesele bu değil. Yapılan son çalışmalar, DEHB olan insanların epeyce dikkate sahip olduğunu gösteriyor. Bu yüzden saatlerce video oyunu oynayabiliyorlar veya Lego oynarken kendilerini kaybedebiliyorlar ya da ilginç buldukları aktivitelere sonsuz dikkat gösterebiliyorlar. Continue reading “DİKKAT BOZUKLUĞU – JONAH LEHRER”

Sosyal medya çağında otoriter kapitalizm – Christian Fuchs

maxpixel-freegreatpicture-com-america-trump-united-states-politics-president-1573999-e1515528972100

Otoriter milliyetçilik ve ırkçılık, Avusturya’nın Jörg Haider’inden ABD’nin Donald Trump’ına kadar ciddiye alınmak için fazla karikatür görünen insanların sunduğu eğlence kılığında anaakım siyasete girdi. Christian Fuchs, otoriter kapitalizmin zaman tünelinize nasıl sızdığını ve başarı kazandığını inceliyor.

1986-2000 arası Avusturya Özgürlük Partisi’nin lideri olan Jörg Haider, göçmen karşıtı sloganların, eğlence usulü siyasetin, genç ve dinamik bir çehreye sahip olmasının yanı sıra, muhaliflerle dalga geçmesinin ve espriler yapmasının yardımıyla partisinin oy oranını 1986’daki %9,7’den 1999’daki %26,9’a getirmişti. Kitlelerin ilgisini çekip satışları artırmak suretiyle hem medya Haider’e hem de Haider medyaya yardım ediyordu. Haider yeni sağın otoriter liderlerinin prototipiydi. Bugün artık hayatta değil (2008’de bir trafik kazasında öldü) ve sağ otoriterlik yeni bir evreye ulaştı. Ruth Wodak’ın ‘Haiderleşme’ dediği şey, hâkim siyasi model haline geldi. Continue reading “Sosyal medya çağında otoriter kapitalizm – Christian Fuchs”

Fransız Baharı İşaretleri – Cole Stangler

Fransız Baharı İşaretleri – Cole Stangler

image-uploaded-from-ios-3 Force Ouvrière sendikasından demiryolu işçileri Paris’te grevde. FranceInfo

Bir grev dalgası ve bir öğrenci isyanı son günlerde Fransa’yı sarstı – ama bunlar Macron’un programına karşı ilk gerçek karşı çıkışı getirir mi?

Sadece demiryolları değil.

Üniversite kampüslerinden süpermarketlere ve havalimanı terminallerine, Fransa içten içe kaynıyor. Tüm belirtileriyle birlikte uzun ve yoğun geçeceğini vaat eden hayli sembolik bir mücadele olan ülke çapındaki demiryolları grevi bağlamında, öğrenciler ve diğer sektörlerdeki işçiler de harekete geçiyorlar.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yönetimi altındaki ilk kayda değer toplumsal huzursuzluk bu değil, geçen yılki iş yasası reformlarına da grevler ve eylemlerle karşı çıkılmıştı ama bu dalga daha geniş bir kapsama sahip. Fransa’nın en büyük işvereni Carrefour süpermarketlerinde hafta sonu yapılan grevi, bu hafta başındaki, ülke taşımacılığını çok ciddi etkileyen trenler ve havalimanlarındaki grevler takip etti ve şimdi de gelişmekte olan öğrenci hareketi destek vermeye başlıyor.

View original post 973 kelime daha

Cambridge Analytica Fiyaskosundan Çıkarılacak Bir Ders Daha: Kullanıcıların Gizliliklerini Kontrol Etmelerini Engelleyen Bariyerleri Kaldırın

Cambridge Analytica skandali sonrasinda EFF kullanici mahremiyetiyle ilgili yazılarına devam ediyor. Kullanıcıların gizlilik ayarlarını kontrol etmesi ve düzenlemesi icin bir araç neden yok? Önünde ne gibi engeller var? Niçin AdBlocker’lar gibi bunu kolaylaştıracak uygulamalar yok?

Bizden Sonra Doğanlara

Cambridge Analytica skandali sonrasinda EFF kullanici mahremiyetiyle ilgili yazilarina devam ediyor. Kullanicilarin gizlilik ayarlarini kontrol etmesi ve duzenlemesi icin bir arac neden yok? Onunde ne gibi engeller var? Nicin AdBlocker’lar gibi bunu kolaylastiracak uygulamalar yok?

Çeviri: Saruhan Şen

Kaynak: Yet Another Lesson from the Cambridge Analytica Fiasco: Remove the Barriers to User Privacy Control 

Geçen haftaki Cambridge Analytica haberleri – şirketin, Amazon’un Mechanical Turk hizmetinde çalışan asgari ücretli işçilere Facebook anketi doldurmaları için ödeme yapıp bu çalışanların arkadaşlarının Facebook profillerine, Cambridge Analytica’nın erişebilmesini sağlayarak on milyonlarca kullanıcının verilerine ulaşması – iki problemi gözlerimize soktu: Bir, Facebook’un varsayılan gizlilik ayarları, kullanıcıların mahremiyetini korumada acınacak derecede yetersiz. İki, Facebook’u daha az ürpertici yapmak için doğru kutulara tik koyabilmek aşırı karmaşık bir işlem. Facebook için ne üzücü ki, ABD ve dünyadaki yetkililer hızlı bir çözüm bekliyor.

Ama bir problem daha var. Platformun ve yetkililerin oluşmasına yardım ettiği bir problem: Üçüncü partilerin – şirketler…

View original post 779 kelime daha

Avcı-toplayıcılığı romantize etmek – William Buckner

Bushmen woman carrying child at her back

Avcı-toplayıcı toplumlar üzerine popüler medyada çıkan yakın tarihli makalelerden birçoğu, bu toplumları doğru yansıtmıyor. New Yorker ve Guardian gibi yayınlardan veya Douglas Fry ve James Suzman gibi antropologlardan bu makaleleri okurken aldığınız izlenim (eşitlikçi, kendine yeten toplumlar), etnografik kayıtlara daldığımızda ortaya çıkan gerçeklerle uyuşmuyor.

Ey insan! Nereli ve hangi görüşten olursan ol, dinle: Yalan söyleyen hemcinslerinin kitaplarından değil, asla yalan söylemeyen doğadan okuduğum kadarıyla hikayen işte budur.

Jean-Jacques Rousseau, A Discourse on Inequality (Eşitsizliğin Kökeni) Continue reading “Avcı-toplayıcılığı romantize etmek – William Buckner”

Popülizm Liberal Elitleri İlk Kez Gölgede Bıraktığında: Luther Erasmus’a Karşı

Popülizm Liberal Elitleri İlk Kez Gölgede Bıraktığında: Luther Erasmus’a Karşı

Birtakım İşler

luther-erasmus1Michael Massing

Kuzey Rönesansı’nın başlıca figürü olan Rotterdamlı Desiderius Erasmus, büyük ölçüde, erken dönem hümanistlerinin en büyüğü sayılır. Erasmus beş yüz yıl önce, güçlü bir provokatör olan Martin Luther öncülüğünde yapılan ve bugün Amerika ve Avrupa’da gördüklerimiz kadar şiddetli bölünmelerle sonuçlanan popülist bir ayaklanmayla karşı karşıya kalmıştı.   

Erasmus, 1500 ile 1515 yılları arasında, yeni bir Avrupa’nın planını sunan kitapçıklar, ders kitapları, denemeler ve diyaloglardan oluşan küçük bir kitaplık oluşturdu. Eski Avrupa, Roma Kilisesinin egemenliği altındaydı. Hiyerarşiye, otoriteye, geleneğe, günah çıkarma ve komünyon alma gibi ritüellerin yerine getirilmesine vurgu yapıyordu. Ancak okuryazarlığın yayılması, ticaretin genişletilmesi, kentlerin büyütülmesi, matbaacılığın doğuşu ve yalnızca müreffeh değil eğitimli olmakta da kararlı yeni bir orta sınıfın yükselişiyle belirginleşen yeni bir düzen ortaya çıkmaktaydı.

Erasmus bu sınıfın hitabet yeteneği en gelişmiş sözcüsü haline geldi. İyi kütüphaneler, iyi şarap, parıltılı muhabbetler ve yetenekli matbaacılar arayışıyla bir şehirden diğerine dolaşırken, hoşgörü, çoğulculuk, uyum ve erdemli davranış ilkeleri üzerine kurulu…

View original post 1.797 kelime daha