İktisatçı Piketty’nin verileri ABD’de başkanlık seçimlerini ortayolcu bir Demokrat adayın kazanamayacağını gösteriyor

KEITH A. SPENCER

Ortayolcu bir Demokratın baştan yenik bir aday olacağını gösteren somut veriler var. İktisatçı Thomas Piketty, Demokratlar dikkate almasa da, 2018’de bu konu üzerine yazmıştı.

Cumhuriyetçi Parti bilime ve hakikatlere karşıt bir parti olarak ün kazandı. Cumhuriyetçi Parti’nin küresel iklim değişikliğine dair kanıtları göz ardı etmesi ve araştırmalar tersini göstermesine rağmen arz ekonomisinde ısrar etmesini düşünürsek, belki de bu anlaşılabilir bir şey. Ancak ironik biçimde, şimdi aynı şeyi, seçimleri kazanmak adına ortayolcu bir Demokrat aday çıkarmanın kötü ve baştan kaybedecek bir strateji olduğuna dair dağ gibi sosyal bilim verilerini düşüncesizce yok sayarak Demokrat Parti de yapıyor. Demokratik Parti’nin geneli ve kaymak tabakası, başkan adaylığı için ortayolcu adayların ardına dizilmeye başlamışken – Joe Biden, Cory Booker ve Kamala Harris – partinin kafasını kuma gömen tavrı özellikle sorunlu.

Okumaya devam et “İktisatçı Piketty’nin verileri ABD’de başkanlık seçimlerini ortayolcu bir Demokrat adayın kazanamayacağını gösteriyor”
Reklamlar

‘Hakikat sonrası’ yanıltmacası – Rune Møller Stahl

Brexit ve Trump’ın zaferi, liberal medyayı bir aptallık yıldırımı gibi çarptı. Seçmenler, nasıl olmuştu da, bunca yorumcunun, ayık kalem erbabının ve hakikat anlatıcısının uyarılarını görmezden gelebilmişti? Neredeyse ağız birliği etmişçesine, şu cevabı verdiler: Hakikat sonrası siyaset ile karakterize olan bir çağda yaşıyoruz. Forbes ve New York Times gibi büyük medya kuruluşlarının itelediği bu “hakikat sonrası” tespiti, yakın zamanda Oxford sözlüklerine de yılın yeni sözcüğü olarak girdi. Huffington Post’ta yayınlanan “Hakikat Sonrası Ulusu” başlıklı bir yorum yazısı, kısa ve öz bir şekilde şu fikri dile getiriyordu: “Geleceğimizin en büyük sorunu siyasi değil; ekonomik değil; rasyonel bile değil. Hakikat karşısında kurgunun savaşı.”

Okumaya devam et “‘Hakikat sonrası’ yanıltmacası – Rune Møller Stahl”

Siyah feministler siyah hareketinde cinsiyetçiliğe dair deneyimlerini anlatıyor

Black Power’ın çük-merkezliliği. Siyah feministler siyah hareketinde cinsiyetçiliğe dair deneyimlerini anlatıyor.

Marlon Riggs: Siyah maskülenlik… Siyah erkeklik… Mesele en nihayetinde, tamamen bununla alakalı hale gelmedi mi? İktidarsızlaştırılmış eril kimliğin kurtarılması.

Bell Hooks: Siyah ezilmişliğinin özellikle cinsel açıdan tarihini George Jackson ve Eldridge Cleaver’ın metinleri üzerinden tercüme ettiğimizde, iktidarsızlık ve iğdiş edilme şeklinde bütünüyle cinselleşmiş olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla siyah ırkın ihyası, “bu bir çük meselesi”ne tercüme oluyor. Bu yüzden “siyahlık gerçekten de kendini gizlemiş bir çük meselesi ise, ciddi bir sorunumuz var” diyorum. Çünkü bu bir anlamda fallus tapıncı.

Okumaya devam et “Siyah feministler siyah hareketinde cinsiyetçiliğe dair deneyimlerini anlatıyor”

Aşırı sağ: küresel bir fenomen – Michael Löwy

Bu küresel fenomende üç gerici sosyo-kültürel ajitasyon teması ortak gibi görünüyor:

* Otoriterlik, “düzeni tesis etme” becerisine sahip bir güçlü adama, lidere bağlılık.
* Baskıcı bir ideoloji, polis şiddeti kültü, ölüm cezasının geri getirilmesi çağrısı ve “suçlulara karşı savunma” amacıyla halka silah dağıtılması.
* Cinsel azınlıklara, özellikle de LGBTİ insanlara karşı hoşgörüsüzlük.

Yeni Özgür Politika

Geçtiğimiz yıllarda gerici, otoriter ve/veya faşist bir aşırı sağ dalga dünyanın her yerinde yükselişteydi: hâlihazırda, dünya üzerindeki ülkelerin yarısına hâkim olmuş durumda. En bilinen örnekler şunlar: Trump (ABD), Modi (Hindistan), Orbán (Macaristan), Erdoğan (Türkiye), IŞİD (İslam Devleti), Salvini (İtalya), Duterte (Filipinler) ve şimdi de Bolsonaro (Brezilya). Ama bir sürü başka ülkede de, henüz bu kadar açık tanımlanamasalar da, bu trende yakın hükümetler var: Rusya (Putin), İsrail (Netanyahu), Japonya (Shinzō Abe), Avusturya, Polonya, Burma, Kolombiya vs.

Okumaya devam et “Aşırı sağ: küresel bir fenomen – Michael Löwy”

Büyük İklim Raporu 2040 Kadar Yakın Bir Tarihte Güçlü bir Kriz Riski Tanımlıyor – Coral Davenport

iklim

Birleşmiş Milletler’in iklim değişikliği üzerine bilimsel paneli tarafından hazırlanan bir rapor, iklim değişikliğinin yakın sonuçlarına dair daha önce düşünülenden çok daha vahim bir tablo ortaya çıkarıyor ve zararı önlemenin dünya ekonomisini “tarihte benzeri görülmemiş” bir hız ve ölçekte dönüştürmeyi gerektirdiğini söylüyor.

Birleşmiş Milletler tarafından dünya liderlerine rehberlik etmek üzere toplanan bir grup bilim insanından oluşan Hükumetler Arası İklim Değişikliği Paneli tarafından geçtiğimiz Pazartesi günü yayınlanan rapor, 2040 kadar erken bir tarihte (yani sadece 12 sene sonra, küresel nüfusun çoğunluğunun ömrü içinde olan bir dönem) gıda kıtlıklarının ve orman yangınlarının daha da kötüleştiği ve mercan resiflerinin kitlesel şekilde öldüğü bir dünya anlatıyor. Okumaya devam et “Büyük İklim Raporu 2040 Kadar Yakın Bir Tarihte Güçlü bir Kriz Riski Tanımlıyor – Coral Davenport”

19. yüzyıl New York’unda toplu ulaşımda ayrımcılığa karşı mücadele veren bir kadın: Elizabeth Jennings

19. yüzyıl New York’unda toplu ulaşımda ayrımcılığa karşı mücadele veren bir kadın: Elizabeth Jennings

Nicole Javorsky, 3 Ekim 2018.

Kaynak: The Woman Who Fought Transit Segregation In 19th-Century New York

Çeviren: bisikletgundemi

Rosa Parks’tan önce Elizabeth Jennings vardı.

Montgomery, Alabama’da otobüsün arka tarafına geçmeyi reddeden Rosa Parks’tan yüz yıl önce New York City’de Elizabeth Jennings Graham toplu ulaşımda ırksal ayrımcılığa karşı çıkmştı. 16 Temmuz 1854 günü Manhattan’da Jennings (1860’ta evlendikten sonra adına Graham eklendi) kiliseye  yetişmek için koştururken, sadece beyazlara tahsis edilmiş tramvaya binmek istedi. Kondüktör ona siyahi yolcuları tramvaya almadıklarını söyledi. Tramvaydan zorla indirildi ve polis tarafından itelenirken yaralandı. Okumaya devam et “19. yüzyıl New York’unda toplu ulaşımda ayrımcılığa karşı mücadele veren bir kadın: Elizabeth Jennings”

Trump’ı destekleyenler onun yolsuzluklarına neden inanmıyor? – Peter Beinart

U.S. President Donald Trump acknowledges supporters during a Make America Great Again rally at the Civic Center in Charleston

Cohen’in itirafı Cumhuriyetçilerin Trump’ın hukuku ihlal etmediğini iddia etmesini zorlaştırabilir. Ama bunun gerçekten bir önemi yok. Birçok Cumhuriyetçi için, Trump “temiz” kalmayı, hatta yolsuzluk karşıtı olmayı sürdürecek. Çünkü asıl korktukları şey Amerikan hukukunun yozlaşması değil; Amerika’nın geleneksel kimliğinin “yozlaşması.” Ve bu tür yozlaşma, yani Cristhian Rivera’da cisimleşen türde bir yozlaşma açısından, Trump sorun değil çözümü temsil ediyor.

Çarşamba sabahı, FoxNews.com haber sitesinin manşeti, Michael Cohen’in, Donald Trump’ın kendisine metreslerine sus parası vererek kampanya finansmanı yasalarını ihlal etme talimatı verdiğini itiraf etmesi değildi. Iowa’lı beyaz bir kadın olan Mollie Tibbetts’in, yasadışı bir göçmen olduğu iddia edilen Cristhian Rivera tarafından öldürülmesiydi. Okumaya devam et “Trump’ı destekleyenler onun yolsuzluklarına neden inanmıyor? – Peter Beinart”

Otarşi* tek yol haline geldiğinde – Branko Milanovic

EGAwMc9B6UCgDIWuMgx4mw

Rusya’ya yönelik en son ve açık ara en ciddi yaptırımlar, konuya dair değerlendirmelerde şu ana değin pek ilgi görmemiş iki meseleyi çok açık şekilde gösteriyor: İlki modern devletin olağan dışı gücü. İkincisi, güçlü devletler birinin piyasalara, teknolojiye ve sermayeye erişimini sınırlandıran yaptırımlar empoze ettiğinde, kalan tek seçeneğin otarşi haline gelmesi.

İkisini de sırayla ele alacağım. Okumaya devam et “Otarşi* tek yol haline geldiğinde – Branko Milanovic”

Jinekolojinin Annelerini Hatırlamak – Ayah Nuriddin

Thom-Painting-of-J-Marion-Sims-with-Anarcha-Pearson-Museum-Southern-Illinois-University

Deirdre Cooper Owens’tan Medical Bondage: Race, Gender, and the Origins of American Gynecology (Tıbbi Esaret: Irk, Toplumsal Cinsiyet ve Amerikan Jinekolojisinin Kökenleri) kitabı üzerine

İç savaş öncesi dönem hekimi James Marion Sims, bir süredir epeyce gecikmiş bir tepkinin hedefinde. Charlottesville’deki beyaz üstünlükçü yürüyüşlerin ardından, Konfederasyon dönemine pozitif gönderme yapan anıtların yıkılması için çabalar ülke çapına yayılmıştı ve bu çabalar James Marion Sims’in heykellerini de içeriyordu. Sims, vezikovajinal fistül[1] onarımı için başarılı bir teknik geliştirmesiyle biliniyor ancak bu tekniği geliştirirken Anarcha, Betsey ve Lucy adındaki üç köle kadın üzerinde acı verici cerrahi deneyler yapmış. Birçokları için Sims bilimsel ırkçılığın ve tıbbi adaletsizliğin sembolü durumunda. Ama Sims iç savaş öncesi dönem tıbbında bu konuda yalnız veya tek değil.

Okumaya devam et “Jinekolojinin Annelerini Hatırlamak – Ayah Nuriddin”

Washington’ın Efrin aritmetiği – Seth J. Frantzman

Türkiye destekli Suriyeli muhaliflerin Suriye’nin kuzeybatısındaki Efrin şehrini istila ettiği gün çekilen fotoğraflardan hangisi daha sembolik, karar vermek güç. Kürtler Efrin’den kaçarken Arap ve Türk güçleri yerel yönetim binasına Türk bayrağı astılar ve Kürtlerin mitolojik kahramanı Kawa’nın heykelini devirdiler.

Elinde kılıç benzeri devasa bir bıçakla tekbir getiren bir adamın fotoğrafı en çarpıcı olanı gibi. Türkiye ile müttefiki Suriyeli muhalif güçlerin düzenlediği iki aylık Efrin operasyonunun en önemli sonucunun ne olduğunu söylemek zor ama bu çatışmanın arka planı şu sekiz maddede özetlenebilir: Okumaya devam et “Washington’ın Efrin aritmetiği – Seth J. Frantzman”