Alexis Tsipras’ın Anti-Politikası – Stathis Kouvelakis

Alexander-Tsipras

Syriza liderliği başka bir alternatif olmadığını iddia ederek esasında politikanın kendisini inkâr etmiş oldu.

Yeni memoranduma evet oyu veren hükümet ve Syriza parlamento grubu çoğunluğu, yalnızca sol politikaya değil, tümden politikaya elveda demiş oldu. Hükümet bu tercihi yaparak sadece Syriza programını kenara atmakla kalmadı, Yunan halkına verdiği söze de ihanet etti. Continue reading “Alexis Tsipras’ın Anti-Politikası – Stathis Kouvelakis”

Reklamlar

Çipras-Juncker ortak açıklamasına yanıtımız – Tüm İşçilerin Militan Cephesi (PAME, Yunanistan)

pame1bisÇeviri: Serap

6 Mayıs 2015

İşçi ve sosyal güvenlik meselelerini ilgilendiren ve bir ilerlemeymiş gibi sunulan bugün (6 Mayıs) yayınlanan Çipras-Juncker ortak açıklaması, işçi ve halk karşıtı yeni tedbirlerin geldiğini gösteriyor. Ortak açıklama, halk için giyotin benzeri yeni bir anlaşmanın habercisi: yeni bir “memorandum”. Continue reading “Çipras-Juncker ortak açıklamasına yanıtımız – Tüm İşçilerin Militan Cephesi (PAME, Yunanistan)”

Yunanistan: Birinci Aşama – Stathis Kouvelakis’le Röportaj (Çeviri Komünü & Dünyadan Çeviri)

Syriza-victory-1024x691

Basılabilir formatta indirin

Syriza’nın iktidara yaklaşmasıyla birlikte, internet âlemi analizler, görüş yazıları, destek ve ithamlarla dolup taştı. Stathis Kouvelakis ile ayın başında yaptığımız bu röportajda [İngilizcede yayımlandığı tarih 22 0cak 2015, Jacobin] bu siyasal oluşumun kökenlerini, gidişatı ve karşılaşacağı olası zorlukları anlamak adına, eleştirel bir mesafe alıyoruz.

Bunu yapmak için de, şaşırtıcı bir çeşitlilik arz eden Yunan Radikal Solu’nun kendi içindeki güçlükleri kurcalamaktan çekinmedik. Zaten partinin iktidara geldiğinde karşılaşacağı somut ve acil zorlukların bazılarından Kouvealakis de bahsetti.

Kouvelakis, Syriza’nın merkez komite üyesi ve partinin Sol Platformu’nun önderlerinden.

Kendisi King’s College’da Siyaset Teorisi hocası, Philosophy and Revolution from Kant to Marx’ın yazarı, aynı zamanda da Lenin Reloaded [Yeniden Lenin, çev. Cumhur Atay, Otonom, 2011] ve Critical Companion Contemporary Marxism’in [Çağdaş Marksizm İçin Eleştirel Kılavuz, çev. Şükrü Alpagut, Yordam, 2014] editörlerinden.

Bu mülakat, Sebastian Budgen tarafından Jacobin dergisi için yapıldı. Budgen, Verso Books editörlerinden ve Historical Materialism dergisinin yayın kurulunda yer alıyor.

[Bu çeviri metin, Çeviri Komünü ve Dünyadan Çeviri’nin ortak çalışmasıdır.]
Continue reading “Yunanistan: Birinci Aşama – Stathis Kouvelakis’le Röportaj (Çeviri Komünü & Dünyadan Çeviri)”

Yunanistan’ın dayanışma hareketi: ‘tamamen yeni bir model – ve işe yarıyor’ – Jon Henley

Kemer sıkma politikalarının bıraktığı açıkları doldurmak üzere, birbiri ardına, yurttaşlar tarafından çalıştırılan sağlık klinikleri, gıda merkezleri, mutfaklar ve hukuki yardım merkezleri açıldı. Ve bunlar, Syriza iktidarında daha da büyük bir rol oynayacak gibi görünüyorlar.

Greece Debt in Doubt?

Atina aşevi Çorba mutfağı gönüllüleri Atina’da servis yapmakta. Lefteris Pitarakis/AP

“Uzun bir zaman önce öğrenciydim” diyor Olga Kesidou, Peristeri Dayanışma Kliniğinin bekleme odasının tekli külüstür koltuğuna çökmüş, “Kendimi dayanışırken düşünürdüm. Bilirsiniz, Afrika’da bir yerde, yoksul bir ülkede hasta insanları tedavi ederken. Bunu Atina’nın kenar mahallelerinde yapacağımı hayal bile etmemiştim.” Continue reading “Yunanistan’ın dayanışma hareketi: ‘tamamen yeni bir model – ve işe yarıyor’ – Jon Henley”

Çipras Başbakanlık Yolunda – Yiannis Baboulias

tsipras_0

Muhalefet lideri ve radikal sol parti Syriza’nın başkanı Alexis Çipras Atina’daki bir seçim mitinginde destekçilerini selamlıyor, 22 Ocak 2015

Saat gece on bir. 12 Ocak. Ve radikal sol Syriza partisinin başkanı Alexis Çipras, Yunan televizyonunda canlı yayında. Kamuoyu yoklamalarında, iktidardaki muhafazakar parti Yeni Demokrasi’den en az yüzde 3,5 daha önde olan bir adamın özgüveniyle konuşurken, 25 Ocak’taki gerçek seçimden iki hafta önce, ilk başbakanlık röportajını veriyormuş gibi görünüyor.

Continue reading “Çipras Başbakanlık Yolunda – Yiannis Baboulias”

Avrupa’nın yeni sol popülist hareketi – Paul Mason

tsiglesias

Yunanistan ve İspanya’da bu yıl popülist solun seçimlerde zafer kazanma ihtimali gerçekten var. Aslında öyle yüksek ki, 20. yüzyılın eski, popülist olmayan solundan ayakta kalabilenler, şimdiden kıyametin eli kulağında olduğu sonucuna vardılar.

Sosyal medyada her yerde, Podemos ve Syriza kelimelerini arattığınızda, geleneksel soldan da en az sağdan gelenler kadar çok olumsuz değerlendirme bulabiliyorsunuz. Continue reading “Avrupa’nın yeni sol popülist hareketi – Paul Mason”

Syriza nerede duruyor? – Baptiste Dericquebourg

Syriza kongresi

Radikal sol koalisyon Syriza birleşmiş bir parti olarak ilk konferansını bu ay düzenleyecek. Syriza, 2012 Mayıs ve Haziran seçimlerinden sonra, troykanın politikalarına karşı sol muhalefetin liderliğini aldı (1). İktidarın eşiğindeki ilerici bir politik parti olarak (2) Syriza artık Avrupa’da benzeri olmayan bir pozisyona sahip. Ancak ne olduğu muğlak atılımı (bir zafer ancak Yeni Demokrasi yüzde 2,8 daha fazla oy aldığı için aynı zamanda bir yenilgi de), artık daha geniş bir seçmen tabanı ile baş etmek ve ittifaklar aramak durumunda olduğu anlamına geliyordu. Bu acil bir gereklilikti çünkü Syriza’nın liderleri üç partili hükümetin yalnızca birkaç ay dayanabileceğini bekliyorlardı – şimdiye kadar çoktan seçim yapılmış olmalıydı.

Seçimlerin hemen ardından, Syriza’nın parlamento lideri Alexis Tsipras yaptığı açıklama ile çalkantıya sebep oldu: “Kriz günlerinde hem direniş hem de dayanışma gereklidir ancak dayanışma daha önemlidir.” Böylece partinin, ülke çapında muhtaçlara gıda, ilaç veya barınak sağlama çerçevesinde eylemi öne çıkaran “dayanışma” çizgisi ortaya çıktı. Koalisyondaki en büyük partilerden biri olan Synaspismos (Sol Hareketler ve Ekoloji Koalisyonu), ilaç bankalarının kurulmasına öncülük etti.

Yeni stratejinin birçok hedefi vardı. Syriza yeni üyelerine yapacak bir şey vermek zorundaydı. Görece daha yaşlı bir üye (özellikle de Synaspismos’ta) profiline sahip olan ve işçiler, çiftçiler veya sendikalar arasında güçlü bir varlığa sahip olmayan Syriza’nın gerçek bir militan geleneği veya tabanı yoktu. Ülkedeki üç ana sendikadan biri olan Tüm İşçiler Militan Cephesi’ni (Panergatiko Agonistiko Metopo, PAME) Yunanistan Komünist Partisi (Kommounistiko Komma Elladas, KKE) kontrol ederken diğer ikisine PASOK hakim.

“Geçtiğimiz bahara dek Syriza somut eylemlere hiç öncülük etmemişti,” diyor bir militan. “Ama eyleme geçmek istemekle bunu nasıl yapacağını bilmek iki farklı şey.” Syriza, dayanışma politikasının, “Yunanlar için” çorba dağıtımları ve “Yunan kanı” koleksiyonları düzenleyerek medyanın epeyce ilgisini toplayan neo Nazi Altın Şafak Partisi ile rekabette işe yarayacağını ve birçok taban dayanışma örgütü ile birlikte çalışmanın krizin politika dışına attığı halka ulaşmasında yardımcı olacağını umdu.

“Krizin çaresi” imajı

Ancak, dayanışmayı çatışmanın önüne geçirmek, partiye, onu PASOK’tan ayırması beklenen radikal profilden epeyce uzak bir “krizin çaresi” imajı getirdi. Parti, parlamento çoğunluğu ümidi ile, Albaylar cuntasının 1974’te çökmesi ardından ortaya çıkan orta sınıfın desteğini nasıl alacağını düşünmeye başladı. Dolayısıyla hedef profil; yaşlı, epeyce muhafazakar biriydi, ev kredisi ödüyordu, turizmle alakalı bir işi vardı, inşaat sektöründeydi veya devlet memuruydu ve mevcut kriz kötü etkilemişti ancak yine de Yunanistan’ı AB’de tutmaya son derece bağlıydı.

Altın Şafak ve Syriza ile ilgili medya yorumları “aşırı uçlar” olduğundan, koalisyon insanlara güven vermenin bir yolunu arıyordu. Tsipras, tüm grevleri açıktan destekledi ancak “radikal” gördüğü eylemlere karşı ölçülü bir yaklaşım benimsedi ve aşırı soldan ve anarşistlerden uzak durdu. Geçtiğimiz Aralık ve Ocak’ta Atina’da Villa Amalias işgaline zorla son verilmesi sırasında polis şiddetini kınamadı.

Syriza merkez solla bir ittifak olasılığını açık tutmak istiyor. Bugüne dek anketlerden hiçbiri partiye tek başına kazanma umudu vermedi, bu yüzden Tsipras bir koalisyon hükümetini güvenilir kılacak müttefiklere ihtiyaç duyuyor. Syriza koalisyonu “tüm sol” arasında birliği savunsa da aslında izole olmuş durumda. KKE, AB kurallarını ve tek para birimini kabul eden “oportünistlerle” görüşmeyi reddediyor. Sağda ise, Syriza’dan ayrılan sosyal demokratlardan oluşan Demokratik Sol (DİMAR), AB ve avronun kararlı bir savunucusu ve troykanın mutabakat anlaşmasını onaylayan hükümete katıldı (3). Bu koşullar altında oluşacak bir hükümet kendisini iş göremez halde bulabilir.

Parti yönetimi, milliyetçi sağ muhafazakar ancak kemer sıkma karşıtı bir parti olan Bağımsız Yunanlıları dahi içeren, memorandum karşıyı bir cephe oluşturarak, sol-sağ zıtlaşmasının önüne geçmek istiyor. Tsipras Mart’tan beri Syriza ve merkezinde olduğu solla (sağı dışarıda bırakmayan bir çoğunluk) bir ulusal birlik hükümeti kurmak istiyor.

‘Mücadeleler Syriza’sı’

Bu strateji koalisyon içinde güçlü bir muhalefete neden oldu. Koalisyonun solundaki kimileri bunu hemen “parlamentarizm” olarak kınadılar. Onlar, birçok insanın krizin kurbanı olduğu noktasından kalkarak seçmen tabanını genişletebilen bir “mücadeleler Syriza’sı” görmeyi tercih ediyorlardı. Sonuç olarak, son birkaç ay içinde ikili bir hareket ortaya çıktı. Koalisyon kendisini birleşmiş bir partiye dönüştürürken, muhalefet içinde bunu sağa kayış olarak algılayan bir “sol kanat” oluşuyordu. Koalisyonun, birleşik bir partinin temellerinin atıldığı geçtiğimiz Aralık’taki Yunanistan Konferansı sırasında, Synaspismos’un sol eğilimli bir kesimi ile İşçilerin Uluslararası Solu’nun (DEA) verdiği bir muhalif önerge oyların yüzde 25’ini topladı. Önerge “yalnızca soldan” oluşan bir hükümet kurulmasını, hem memorandumun hem de borçların iptaline ilişkin net bir tutumu ve “Avro için fedakarlık yok” sloganını talep ediyordu. Şu ana kadarki çoğunluk eğilimi “avro için her fedakarlık mubah değil” demek şeklindeydi.

Kıbrıs krizi ve Syriza’nın kardeş partilerinden Emekçi Halkın İlerici Partisi (Anorthotiko Komma Ergazomenou Laou, AKEL) tarafından yapılan ve troykanın taleplerine karşı avrodan ayrılmayı öneren bir anketin yayınlanması, avro yanlısı tutuma dair içerdeki eleştirileri daha da alevlendirdi. Almanya ve Avrupa Merkez Bankası’nın Yunanistan’a Syriza’nın ekonomi politikalarını Avro bölgesi içinde uygulama şansı vereceğini düşünmek giderek daha gerçek dışı bir hal alıyor. Bu azınlık muhalefet, koalisyonun önümüzdeki aylarda tek bir partiye birleşmesinin önüne geçmeyecek ancak radikal solu politik programını ve stratejisini netleştirmeye zorluyor.

Çift başlılığa ilişkin her türlü ipucu yol edilmeli. Anlatım ve hedefleri itibariyle muğlak olan başlangıçtaki uzlaşma programı, üye partilerden her birine göreli bir yorum özgürlüğü sundu. Bu ise birbirini çelen açıklamalara yol açtı ve birçok seçmenin aklını karıştırdı. 5 Aralık 2012’de Tsipras Yunan-Amerikan Ticaret Konseyi önünde memorandumun feshedilmesi gerektiğini beyan etti. Dört gün sonra, Girit vekili bir Syriza üyesi, daha fazla ayrıntı vermeksizin amacın “borç anlaşmasının yeniden müzakere edilmesi ve tek taraflı yönetilen ülke ekonomi politikalarında değişiklikler yapılması” olduğunu açıkladı (4). 17 Nisan’da Tsipras memorandumun “askıya alınmasından” söz ettiğinde, koalisyonun içinde ve dışında, onu “dil sürçmesi” nedeniyle özür dilemeye davet eden ve “feshedilmesi” isteğinin değişmediğine temin etmesini isteyen öfkeli tepkilere sebep oldu.

Aynı çelişkiler borç meselesinde de ortaya çıktı. Toplam borcun ne kadarlık kısmı uluslararası bir konferans tarafından silinecekti? Bankalara ne olacaktı? Program (parti liderlerinin muğlak olduğunu kabul ettiği ve yeni, daha ikna edici tekliflerle gelmeyi vaat ettiği) bu muğlaklığı gösteriyor. Kapitalizmin ötesine giden bir devrimci arzudan söz ederken, küçük üreticilere, çiftçilere ve esnaflara devlet desteği vererek ekonomiyi canlandıracak Keynesyen bir politikaya daha fazla benzeyen önlemler öneriyor. Stratejik önemdeki şirketlerin kamulaştırılmasını savunuyor ancak yeni özelleştirmeleri dışlamıyor, öte yandan ekolojik hedefleri çok geniş ve çok belirsiz.

Son birkaç ayda Tsipras partisini ülke dışına tanıtma ve ciddi bir politik oyuncu olarak kabul görme konusunda çok aktifti. Seyahatlerinin bazıları, örneğin Arjantin’e olanlar yurtiçinde borcun iptali yönünde ipuçları olarak değerlendirilirken, ABD ziyareti ve Alman maliye bakanı Wolfgang Schäuble ile görüşmesi endişelere sebep oldu.

Ateş altında

Syriza aynı anda hem fazla sol eğilimli hem de fazla sağ eğilimli olmakla suçlanıyor. Seçmenler, özellikle de geçtiğimiz bahar Syriza’yı desteklemiş olan kent gençliği, Syriza’nın yeni PASOK’a dönüştüğünden endişe ediyorlar. PASOK da 1981’de radikal bir programla başa gelmiş ancak programın neredeyse hiçbir amacına ulaşamamıştı. Bugün, krizin, “anne babalarının PASOK’u”na düşman olan birçok genç kurbanı, Syriza’nın dizginlemesi dolayısıyla hayal kırıklığı yaşıyorlar.

Koalisyonun yakın geçmişi, solun esas zorluklarla iktidara yaklaştıkça yüz yüze geldiğini gösteriyor. İlki, Yunanistan’ın ulusal bağımsızlığından bu kadar feragat etmiş olduğu bir bağlamda kararlı bir sol politikanın nasıl izlenebileceği. Yunanistan’ın AB ve Avrupa Merkez Bankası ile ilişkileri ve Avro bölgesi hükümetlerinin zararlarını ülke dışına ötelemek veya bankacılık sisteminde bir çöküşle baş etme konusunda sahip oldukları sınırlı yollar sebebiyle bu bağımsızlığı tekrar kazanmak zor olacak (5). Yunanistan’ın Avro bölgesinde kalmak istediğini öne sürmüş olarak (zorla veya gönüllü çıkış durumunda karşılaşacağı zorluklar sebebiyle), Syriza artık politikasının ortakları ve muhalifleri tarafından kabul görmesinin bir yolunu bulmak zorunda. Bir yol, Tsipras’ın çağrısını yaptığı güney Avrupa borç krizi üzerine uluslararası bir konferans olabilir.

İkinci zorluk ise, ulusal bağımsızlığın geri kazanılmasını sağlayacak şekilde Yunan halkını mobilize etmek. Latin Amerika’daki politik değişimler, kitlesel taban hareketlerinden epeyce fayda gördü. Peki Syriza’nın mevcut stratejisi bir seçim zaferi durumunda böylesi bir desteğe halen sahip olabilecek mi?

7.7.2013

(1) Avrupa Birliği, Uluslararası Para Fonu ve Avrupa Merkez Bankası.

(2) Bkz. Alexis Tsipras, “The Greek revival plan” (Yunanistan’ı ayağa kaldırma planı), Le Monde diplomatique, İngilizce baskı, Şubat 2013.

(3) Yunan hükümeti ile troyka arasında imzalanan borç anlaşması.

(4) Efimerida ton Syntakton (Editörlerin Gazetesi),Atina, 9 Aralık 2012.

(5) Haziran 2012’de de olduğu gibi, sadece birkaç gün içinde yabancı bankalara 17 milyar avrodan fazla para transfer edildi.

Le Monde

Yunanistan: Syriza’yı anlamak – Paul Mason

Görsel

Bu yazı bir blogdan çok Syriza’nın ve lideri Alexis Tsipras’ın gerçekte kim olduğunu ve anketlerin gösterdiği üzere, ikinci bir Yunan genel seçiminde kazanan parti olurlarsa nasıl davranacağını anlamamızı sağlama amaçlı bir dizi not. Tarihsel derinlik konusunda yetersizlik sorunu yaşadım ve elbette bilgilerim İngilizce kaynaklarla sınırlıydı. Birçok yorumcunun sadece birkaç yıl önce önemsiz olduğuna inandığı partiler ve siyasi akımlar hakkında bir şeyler duymaya hazır olun.

Syriza seçim afişlerinde şöyle yazıyordu: “Onlar bizsiz karar verdiler. Biz de yolumuza onlar olmadan devam ederiz.”

1. Syriza “Radikal Sol Koalisyon”un kısaltması. Kilit bileşeni, kendisi de Yunan solunun bir şemsiye örgütü olan Synaspismos adında bir parti.

2. Synaspismos partisinin 38 yaşındaki lideri Alexis Tsipras, 2006 yılında Atina belediye başkanlığı adaylığı ile ön plana çıktı. Tsipras aslen Komünist Parti KKE’nin gençlik kolundan geliyor.

3. Yunan komünizmi, 1970’ler sonrasındaki birçok Batılı komünist parti gibi iki düşman parti arasında bölünmüştü: “İç” KKE ve “dış” KKE – ikincisi Moskova yönelimli partiyi, birincisi daha parlamenter ve toplumsal olarak özgürlükçü bir gündeme sahip olan Avrupa komünistlerini ifade ediyor.

4. İlk başta Synaspismos iki KKE arasında bir seçim ittifakıydı. Ancak 1990’ların başında ana Moskova yönelimli KKE, ittifaktan ayrıldı ve üyelerinin %45’ini tasfiye etti. Bu üyeler Avrupa komünistleri ile birlikte Synaspismos içinde kaldılar. Bunlar arasında Tsipras da vardı.

5. Sonrasında Synaspismos ilginç bir evrim geçirdi. Küreselleşme karşıtı harekete reaksiyon göstererek, öncelikle partinin kendisi, yüksek ölçüde çeşitlilik arz eden bir sol şemsiye örgütü haline geldi: Avrupa komünistleri, sol sosyal demokratlar, solcular ve ekolojistler. Cenova 2001’den başlayarak, zirvelere karşı protesto hareketlerinde önemli bir rol oynadı. Bu esnada ana KKE, kamu sektöründe ve kol emeği sendikalarında taban bulan, geleneksel bir komünist parti olarak kaldı.

6. Ardından 2004 seçimlerinde, Synaspismos başka küçük partilerle bir araya gelerek Syriza’yı oluşturdu. Bunlar arasında, İngiliz SWP’sinden ayrılanlar, ana Komünist Parti’den ayrılanlar ve başka bir ekolojist solcu grup vardı.

7. Tsipras’ın liderliği altında ve tüm solu kapsayarak (gelenekselci KKE dışında) canlanan Syriza, solun oylarını 2007 seçimlerinde %3,3’ten %5,6’ya yükseltti ve 14 milletvekili çıkardı.

8. Aralık 2008’de patlak veren kriz, polisin 15 yaşındaki bir öğrenciyi vurması ardından, Atina gençliği ile yoksullarının iki haftalık isyanına yol açtı ve Syriza’yı solun çekim merkezi olarak daha da güçlendirdi. Syriza içindeki partiler üye bakımından binin altında kalsalar da, birçok genç insan kendilerini onunla tanımlamaya başladılar – hepsinden önemlisi, Marksizm’in hem antifaşist direnişte hem de 1946-49 İç Savaşı’ndaki rolü nedeniyle kitlesel prestije sahip olduğu bir ülkede. Ek olarak, oy hakkı olan göçmenler, göçmen karşıtı söylemin, sağın yanı sıra merkezden de yükseldiğini duyarak, Syriza’ya akın ettiler.

9. Yorgo Papandreu’nun partisi PASOK, Ocak 2010 sonrasında AB tarafından dizayn edilen kemer sıkma programlarını benimseyince, Yunan siyasetinde solda – ki doğal çoğunluğu oluşturduğu söylenir – büyük bir siyasal açık oluştu. Yalnızca KKE ve Syriza kemer sıkma politikalarına karşı çıktı ve bu ikisinden Syriza, genç, direngen ve küresel vizyona sahip bir siyasal liderliğe sahipti.

10. (Burada PASOK’un karakterini not etmek gerekli. İç savaş yıllarında cumhuriyet yanlısı liberallerden ayrışan bir gruptu ve 1974’te Albaylar rejiminin düşüşü ardından geleneksel bir sosyal demokrat parti haline gelirken, örgütlenme biçimleri ve memurlar ile küçük esnaf arasındaki kitlesel tabanı, bazılarının onu Arjantin “Peronizmi”ne benzetmesine neden oldu, yani işçi sınıfı tabanına sahip bir sol milliyetçilik. Bu durum, PASOK liderliğinin AB ile çatışmada “ulus”u temsil etme iddiasını yitirdiği an, siyasi dinamikleri etkiledi.)

11. Gelişmeler Syriza’yı sola çektikçe ve desteğini yükselttikçe, büyük öneme sahip olabilecek nihai bir ayrışma yaşandı. İç KKE’nin – yani Avrupa komünistlerinin – eski liderleri, 2010 Mart’ında Synaspismos’tan ayrılarak Fotis Kouvelis liderliğinde Demokratik Sol’u kurdular. Son seçimde sayılarını 19’a artırana dek, dört kişilik ayrı bir parlamento grubu oluşturdular. Demokratik Sol’un 2011 Mart’ındaki ilk kongresine, sıra dışı bir hamle ile, o zaman PASOK’tan başbakan olan Yorgo Papandreu katıldı. Kalabalığın en önünde oturdu ve alkışladı.

12. Şimdi, bunun anlamı ne ve neden önemli?

13. Ana akım PASOK partisi 2012 Mayıs seçimlerinden önce ayrışma yaşadı. Altı milletvekili Demokratik Sol’a katılırken, diğer bazıları karizmatik kadın milletvekili Louka Katseli liderliğinde kemer sıkma karşıtı sol sosyal demokrat bir parti kurmayı denediler. İkincisi, iz bırakmadan silindi. Ancak PASOK solu ve seçmenleri, şu anda oldukça ılımlı, kemer sıkma karşıtı ancak esasen sol sosyal demokrat, Avrupacı bir partide – artık 19 sandalyeye sahip Demokratik Sol’da – eski Avrupa komünistleri ile bir arada var oluyorlar.

14. Syriza, solcuların, ilericilerin, toplumsal olarak özgürlükçü genç insanların yanı sıra, Komünist Parti’ye özel olarak angaje olmayan sendikalı seçmenlerin de oylarını topladı ve 52 sandalye elde etti.

15. Komünist Parti’nin kendisi, oylarını artırırken, geleneksel demografik tabanının dışına çıkamadı, yani kol işçilerinin, tarihi savaş öncesi işçi hareketine kadar uzanan, aile sadakatine sahip eski ömür boyu komünistlerin. KKE 26 sandalye elde etti.

16. Bu hafta hükümet kurma müzakerelerinde PASOK lideri Venizelos, Demokratik Sol’u Troyka tarafından dayatılan kemer sıkma politikalarından “aşamalı olarak ayrılacak” bir programı kabul etme noktasına kadar getirdi. Ancak Syriza’yı katılmaya ikna edemediler ve Demokratik Sol, Syriza’nın olmadığı bir PASOK/YD koalisyonunun tutsağı olacağını biliyordu.

17. Yeni seçim ufukta görünürken, olası sonuçlardan biri seçmenlerin YD ve PASOK’a geri dönmesi. Ancak son anketler böyle söylemiyor. Solda kemer sıkma politikalarına karşı tutarlı bir muhalif olarak görülen ve diğer tüm solcu partilerin geleneksel tabanı arasında söyleme ve ivmeye sahip olan Syriza için artan bir destek gösteriyorlar.

Görsel

18. Soldaki demografik özelliklere baktığımızda şunları görüyoruz:

Yoksullar arasında alternatif bir yaşam süren ve Syriza’dan başkasına oy vermeyecek olan anarşist görüşlü gençlik. (Anekdot vermek gerekirse, bazı “kara blok” üyelerinin bile, “sürekli isyan/karşı kültür”ün beyhudeliğini kabul ettikten sonra Syriza’ya katıldığı söyleniyor.)

Vergi artışları, ücret kesintileri, keyfi kesintiler, kıdem kaybı ve işten çıkarmaların vurduğu birçok memur dahil, orta sınıf ve serbest çalışanlar

Merkez sol sosyal demokratlardan komünistlere ve Troçkistlere kadar değişen bir aralıkta özel sektör sendikacıları

Göçmenler ve kent yoksulları

Eskiden PASOK tabanını oluşturan ancak vergi artışlarının, vergi önlemlerinin ve göstericilerin sürekli olarak polis şiddetine uğramasının radikalleştirdiği ve büyük ihtimalle Yunanistan’daki herhangi bir uzun vadeli yapısal reform tarafından yıkıma uğrayacak olan küçük esnaf.

19. O zaman Syriza’nın başarısı, eski Moskova tarzı KKE de dahil olmak üzere solun neredeyse her partisinden oy kaparak, tüm bu gruplardan seçmenleri ve aktivistleri etkileyebilme becerisine bağlı görünüyor.

20. Geçtiğimiz yedi gün boyunca yapılan müzakerelerde, Tsipras ve yakın danışmanları, anayasal müzakereler oyununu oynuyor görünerek, kemer sıkmanın ekonomik olarak reddedilmesi tutumlarına bağlı kalarak, ancak genel olarak doğal PASOK, Demokratik Sol veya KKE seçmenlerini söylem olarak yabancılaştıran bir yol izlemeyerek, güvenilirliklerini daha da yükselttiler.

21. Tsipras’ın kemer sıkma karşıtı bir sol hükümet oluşturmak amaçlı başarısızlığa mahkûm girişimi sırasında yapılan NET anketinde, Syriza’ya destek, – AB’ye rest çekilmesini isteyen sol seçmenler için bir çekim merkezi olarak ivme yarattığını açık olarak gösterir şekilde – seçimdeki %17 oranına kıyasla %27’de çıktı. PASOK hem Syriza hem de Demokratik Sol’a karşı zemin yitirmişti. Bazı KKE seçmenleri ikinci bir seçimde Syriza’ya oy vereceklerini söylemişler.

22. 2011 yazında Syriza’nın önde gelen üyeleri ile görüştüğümde, hükümet oluşturma olasılığı konusunda çok karamsardılar – PASOK’tan ayrılanlar dahil tüm solun ittifakı halinde bile. O vakitler tek çözümün, siyaset üstü bir sol milliyetçi figür, yani bir “Yunan Kirchner’i” ya da “Yunan Morales’i” olacağını ve böylesi birinin yokluğunun Marksistlerin “işçi hükümeti” – örneğin aşırı solun dahil olduğu ancak parlamenter yollarla sınırlı radikal reformcu bir hükümet – dedikleri şeyi kurmayı imkansız hale getirdiğini söylüyorlardı.

23. Ancak şu anda, Bay Tsipras’ın karizması, aşırı sağ bir ters tepme korkusu, krizin derinliği ve PASOK’un ayağa kalkamayacak gibi görünmesi, Tsipras’ın kendisine Morales rolü kazandırabilir. Sol parti liderlerinin tümü arasında, katı bir ideolojinin en az esiri olanı o, çünkü Syriza yüksek çeşitliliğini ve içeride demokratik yapısını koruyor. Ve net şekilde diğer liderlerden bir jenerasyon daha genç. (PASOK’un bir başka sorunu da genç politikacılarının sosyal demokrasinin teknokratik sağına eğilim göstermeleri.)

24. Syriza sözcüsü ile bu yılın başında görüştüğümde, örneğin NATO karşıtı sol bir partinin, polisinin 2008’den bu yana düzenli olarak parti gençliği ile çatıştığı bir ülkede iktidara gelmesi meselesini ele aldım. Mesaj, amaç açısından bilinçli olarak sınırlı olacakları ve herhangi bir programın özünün, borçlu yönetiminde kısmi temerrüt, yani kalan borca faiz ödemelerinin askıya alınması ve Troyka’nın aracılık ettiği kurtarma paketlerinin ikisinin de reddedilmesi olacağı idi. Syriza’nın Demokratik Sol ve PASOK ile paylaştığı bir nokta ise, AB toplumsal modeline bağlılık: Sol küreselleşmeciler. Bu yüzden, dünyanın geri kalanı için bu nasıl görünürse görünsün, Yunanistan’ı Avrupa bakışından çıkıp bir Brüksel/Berlin inisiyatifi gibi Yunan nüfusuna dönmeye zorlamak için herhangi bir girişimde bulunabilirler.

25. Önümüzdeki seçimde, Syriza %26 oy alırsa, oy yeniden dağılım kurallarına göre YD’nin bu sefer kazandığı ile aynı sayıda, yani 100’ün biraz üstünde bir sandalye kazanacaklar. Bunun üzerine Demokratik Sol’un oyu ile 20 sandalye daha eklenirse ve Komünistler 26 sandalyelerini korurlarsa, bu, çoğunluk için gereken 150’ye çok yakın olur.

26. Syriza’nın kısa süre içinde kendisini tek partiye dönüştürebileceği ve Antarsia (%1 alan) adında aşırı sol bir grubu ve sandalye elde edemeyen PASOK’tan Louka Katseli grubunu ve anketlerde %3’ün altında görünen Ekolojist Yeşiller’i kapsayabileceği söyleniyor. Bu durumda hem sağına hem de soluna doğru daha da genişleyecek demektir.

27. Çoğunluk olmasa bile, bir Syriza-Demokratik Sol azınlığı, PASOK’un kalan milletvekillerinin çekimserliğine, KKE’nin örtülü “muhalefetsizliğine” ve paradoksal olarak, sağ kanat kemer sıkma karşıtı parti Bağımsız Yunanlar’ın (muhafazakâr milliyetçiler) muhalefetsizliğine bağlı bir yasama programına girişebilirler. Buna tek geçerli engel KKE’nin Syriza’ya ve hatta Yunan solunun tüm geri kalanına karşı tarihsel husumeti.

Sonuç ne olursa olsun, yukarıdakiler, tarihsel faktörlerin, AB’nin pozisyonunun ve gençliğin demografik radikalleşmesinin bir bileşiminin, herhangi bir Avrupalı parlamentodaki en sol partilerden birini hükümet oluşturmaya ve AB ile, Yunanistan’ın Avro bölgesi üyeliğinin askıya alınmasını veya Avro bölgesinden çıkarılmasını göreceği kuşkusuz bir restleşmeyi provoke etmeye birkaç adım mesafeye nasıl taşıdığını açıklamakta.

Aynı zamanda sonuç olarak kurulacak hükümetin, söylemine ve bazı seçmenlerinin radikalizmine rağmen, aslında, sol sosyal demokrat bir hükümetten biraz daha fazlası olabileceğini açıklamakta. Ana akım partileri, merkez seçmenlerin çoğunluğunun iradesini yansıtamadıkları bir pozisyona zorlayarak, AB, 1974’ten beri şekillenmiş olan Yunan parti sisteminin yıkımı ile sonuçlanabilir.

Kaynak