İtalya’nın bugüne kadar yerel seviyede kalmış aşırı sağı artık siyasetin ana unsurlarından biri – RACHEL DONADIO

lead_960

Roma’da sol grup ve partilerin İtalya’da aşırı sağın bariz yükselişini protesto amacıyla antifaşist bir gösteri düzenlediği aynı gün, Milan katedrali önündeki meydan İtalya’nın Kuzey Ligi [Lega Nord, bundan sonra “Lig”] partisinin lideri Matteo Salvini’nin enerjik destekçileriyle doluydu. Parti en çok yabancı düşmanlığı ve avrodan çıkma fikri ile flört etmesiyle biliniyor ve lideri Salvini, [geçtiğimiz] Pazar günü yapılacak İtalya ulusal seçimlerinde İtalya sağının lideri olmak için yorulmak bilmez şekilde kampanya yapıyor. Okumaya devam et “İtalya’nın bugüne kadar yerel seviyede kalmış aşırı sağı artık siyasetin ana unsurlarından biri – RACHEL DONADIO”

Reklamlar

Kemer sıkma ve popülizmin yükselişi – Frances Coppola

214_feature_cover12

Uzun süredir yazılmayı bekleyen bu yazı, günümüz dünyasının büyüyen siyasal karmaşasına ve kaosuna anlam verme çabamın ürünü. William Butler Yeats’in şiiri “İkinci Geliş,” bu konudaki hissiyatımı güzel anlatıyor:

Her şey tepetaklak, merkez tutunamıyor
Mutlak anarşi kaplamış yeryüzünü
Basıyor her yanı kana bulanmış sular
Ve her yerde masumiyetin defin töreni var
İyilerin kalmamış hiç itikadı
Kötülerse en yoğun tutkularla dolu

Ama bu noktaya nasıl oldu da geldik? Ve bu gidiş nereye?

Kriz sonrası panik

2008 mali krizi sonrasında Batı dünyasını sarsan derin resesyonda, mali ve diğer kuruluşların kurtarılması, vergi gelirlerinin düşmesi ve işsizlik yardımlarının yükselmesi ile birlikte, kamu borçları birikti. Kamu borcu genellikle GHMH’nın bir oranı olarak ifade edilir: resesyon birçok Batılı ülkenin GSMH’sında koca bir delik açtı ve borç/GSMH oranını şişirdi. Okumaya devam et “Kemer sıkma ve popülizmin yükselişi – Frances Coppola”

Avusturya seçimleri: Huzurlarınızda “AB yanlısı” aşırı sağ – Mehreen Khan

645x344-austrias-new-coalition-government-rules-out-eu-referendum-1513444096614

AB’nin sessizce aşırı sağa kayışını, başka hiçbir ülke Avusturya kadar özlü biçimde örnekleyemez

2000’de, neo-Nazi gruplarla tarihsel bağları olan aşırıcı sağcı Özgürlük Partisi (FPÖ), küçük koalisyon ortağı olarak Avusturya hükümetine girmişti. Brüksel, bu duruma, daha önce benzeri görülmedik bir yanıt vermişti. Viyana, o zamanki ateşli AB karşıtı ve yabancı düşmanı başkan Jörg Haider’in politikalarını protesto etmek amacıyla ülkeyi 12 ay boyunca diplomatik karantinaya alan sembolik bir AB yaptırımına maruz kalmıştı.

Zamanın Belçika dışişleri bakanı ve şu anki başbakan Charles Michel’in babası olan Louis Michel, “Ne pahasına olursa olsun Avusturya’yı AB içinde tutmamız gerektiğini söylemek fazla basitleştirici. Avusturya’sız bir Avrupa pekâlâ mümkün,” demişti.

FPÖ şimdi yeniden hükümette. Yeni lideri Heinz-Christian Strache, 31 yaşındaki başbakan Sebastian Kurz’un muhafazakar partisi ile yapılan ittifakta başbakan yardımcısı oluyor ve FPÖ üç kilit bakanlığı alıyor: içişleri, dışişleri ve savunma. Okumaya devam et “Avusturya seçimleri: Huzurlarınızda “AB yanlısı” aşırı sağ – Mehreen Khan”

Liberallere inanmayın, Le Pen ile Macron arasında “seçim” yapmış olmuyorsunuz – Slavoj Zizek

macron-lepenAssange karşıtı, Hillary yanlısı liberal solun Birleşik Krallık’taki sesi The Guardian gazetesinde çıkan bir yorum yazısının başlığı şöyle idi: “Le Pen, Yahudi Soykırımı konusunda revizyonist bir aşırı sağcı. Macron değil. Aralarında bir seçim yapmak çok mu zor?”

Tahmin edilebilir bir şekilde, metnin kendisi şöyle başlıyor: “Bir yatırım bankacısı olmak Yahudi Soykırımı revizyonisti olmakla aynı şey mi? Neoliberalizm neofaşizmle eşit mi?” ve dalga geçercesine, ikinci turda Macron’a oy vermek için “koşullu” sol desteğe bile karşı: “Şimdi bile Macron’a oy veririm – SEVE SEVE.”

En kötüsünden liberal şantaj bu: Macron koşulsuz desteklenmeli; önemli olan neoliberal bir merkez politikacı olması değil, Le Pen’e karşı olması. Bildiğimiz o eski “Trump’a karşı Hillary” hikayesi: faşist tehditle yüz yüze iken Hillary’nin peşinde toplanmalıyız (ve onun ekibinin Sanders’ı gaddarca nasıl kenara ittiğini ve dolayısıyla seçim mağlubiyetine katkı sağladığını unutmalıyız). Okumaya devam et “Liberallere inanmayın, Le Pen ile Macron arasında “seçim” yapmış olmuyorsunuz – Slavoj Zizek”

İyi polis, kötü polis: Ukrayna’da devlet ve aşırı sağ ittifak halinde – A. Liasheva & M. Khokhlovich

3

Nisan ayı sonunda, Stanislav Serhienko’ya yönelik gaddarca saldırı Ukrayna ve uluslararası planda dikkatleri çekti. Solcu aktivist ve öğrenci, evinin önünde güpegündüz pusuya düşürüldü. Kimliği belirsiz iki saldırganın dövüp bıçakladığı Serhienko hastaneye kaldırılıp ameliyata alındı.

Serhienko hem Rusya destekli ayrılıkçıları hem de ülkenin doğusundaki savaşta aşırı sağcı paramiliter gruplarla ittifak yapan Ukrayna ordusunu kamuoyu önünde eleştirmişti. Ulusal Hafıza Enstitüsü ve başındaki Volodymyr Viatrovych başta olmak üzere Ukrayna devletinin milliyetçi gündemine karşı da sesini yükseltmişti. Okumaya devam et “İyi polis, kötü polis: Ukrayna’da devlet ve aşırı sağ ittifak halinde – A. Liasheva & M. Khokhlovich”

Gerici ekolojinin tehlikeleri (Out of the Woods)

lifeboat

libcom.org

Çevreyi anlamaya dönük etkileyici metaforlar geleneksel muhafazakârlıkla dümdüz faşizm arasında bir köprü vazifesi görüyor.

Şu ana dek Murray Bookchin’in teknoloji felsefesi ve James O’Connor’ın ikinci çelişkisi gibi faydalı bulduğumuz düşünürlerin görüşlerine yer verdik. Burada ekolojik fikirlerin gerici politikaları destekleyecek şekilde nasıl kullanılabildiğine bakmak istiyoruz. Sık alıntılansa da az okunan biyolog Garrett Hardin’in eleştirisi üzerinden yapacağız bunu.

Sermayenin trajedisi

Hardin’in en ünlü ve etkileyici kavramı, tüm müşterek kaynakların kaçınılmaz mahvına yol açtığı varsayılan bir kolektif eylem sorunu olarak müştereklerin trajedisidir. Sorunu ilkin 1968’deki aynı adlı bir makalesinde ortaya koydu: Okumaya devam et “Gerici ekolojinin tehlikeleri (Out of the Woods)”

Müslümanlarla Hıristiyanların birlikte insan öldürmesinin uzun tarihi

Battle of Vienna 1683 by Jerzy Kossak
Viyana Çarpışması 1683 – Jerzy Kossak

Ishaan Tharoor, Ocak 25, The Washington Post

Devasa bir Osmanlı ordusu 1683 yılında Viyana kapılarının önündeydi. Kuşatma ve sonrasında yaşanan nihai savaş, yüzlerce yıl sonra bir medeniyetler çatışmasının – İslam güçlerinin Hıristiyanlığın kapılarında durdurulduğu – belirleyici an’ı olarak tarihteki yerini alacaktı.

Okumaya devam et “Müslümanlarla Hıristiyanların birlikte insan öldürmesinin uzun tarihi”