AB göç zirvesinde neler oldu? – Billy Perrigo

eu_migration_summit_merkel_macron.jpg

Geçtiğimiz Cuma sabahı, gözlerinden uyku akan Avrupalı liderler, Brüksel’deki önemli bir toplantıdan kıta çapında bir göç krizini savuşturduklarını iddia ederek çıktılar.

Yapılan anlaşma, Avrupa Birliği’nin göç politikası konusunda aylardır yükselmekte olan tansiyondan sonra geldi. Güney Avrupa devletleri uzun süredir sahillerine ulaşmakta olan göçmen akınından orantısız şekilde etkilendiklerini hissederken birçok Orta ve Doğu Avrupa ülkesi, göçmenleri üye devletler arasında paylaşarak bu yükü hafifletecek olan her türden yeniden yerleştirme politikasına ateşli bir şekilde karşı çıkıyordu. Continue reading “AB göç zirvesinde neler oldu? – Billy Perrigo”

Reklamlar

İtalya seçimleri, neo-faşistlerin başarısızlığı: Forza Nuova ve CasaPound çıkış yakalayamadı

113552109-3df94563-f772-4a40-96c6-902800789701.jpg

Saldırgan seçim kampanyasına rağmen iki aşırı sağ oluşum %3 eşiğinin çok altında kaldı (%1’i ancak aştı): Her ikisi de di Salvini’nin Lega’sı (Lig) tarafından yutuldu.

PAOLO BERIZZI

Yeni, ulusalcı ve (AB karşısında) egemenlik yanlısı Lega tarafından yutuldular. Seçim kampanyası sırasında kullanılan ve yakın dönemde haberlerde yer alan şiddet ve tehdit edici ton cezalandırıldı. Güç gösterileri ve nostaljik sloganlarla geçen beş ayın ardından şimdi oy oranlarını konuşma zamanı: neo-faşist partiler çıkış yakalayamadı ve %3 eşiğinin çok altında kaldılar. CasaPound Italia (CPI) %0,9, Forza Nuova (“İtalya İtalyanlarındır” listesiyle ve İtalyan bayrağıyla birlikte) %0,37 oy aldı. Telefon rehberinden alınmış yüzdeler. Veya ANPI başkanı Carla Nespolo’nun deyişiyle “konu dışı.” Continue reading “İtalya seçimleri, neo-faşistlerin başarısızlığı: Forza Nuova ve CasaPound çıkış yakalayamadı”

Avusturya seçimleri: Huzurlarınızda “AB yanlısı” aşırı sağ – Mehreen Khan

645x344-austrias-new-coalition-government-rules-out-eu-referendum-1513444096614

AB’nin sessizce aşırı sağa kayışını, başka hiçbir ülke Avusturya kadar özlü biçimde örnekleyemez

2000’de, neo-Nazi gruplarla tarihsel bağları olan aşırıcı sağcı Özgürlük Partisi (FPÖ), küçük koalisyon ortağı olarak Avusturya hükümetine girmişti. Brüksel, bu duruma, daha önce benzeri görülmedik bir yanıt vermişti. Viyana, o zamanki ateşli AB karşıtı ve yabancı düşmanı başkan Jörg Haider’in politikalarını protesto etmek amacıyla ülkeyi 12 ay boyunca diplomatik karantinaya alan sembolik bir AB yaptırımına maruz kalmıştı.

Zamanın Belçika dışişleri bakanı ve şu anki başbakan Charles Michel’in babası olan Louis Michel, “Ne pahasına olursa olsun Avusturya’yı AB içinde tutmamız gerektiğini söylemek fazla basitleştirici. Avusturya’sız bir Avrupa pekâlâ mümkün,” demişti.

FPÖ şimdi yeniden hükümette. Yeni lideri Heinz-Christian Strache, 31 yaşındaki başbakan Sebastian Kurz’un muhafazakar partisi ile yapılan ittifakta başbakan yardımcısı oluyor ve FPÖ üç kilit bakanlığı alıyor: içişleri, dışişleri ve savunma. Continue reading “Avusturya seçimleri: Huzurlarınızda “AB yanlısı” aşırı sağ – Mehreen Khan”

Kemer sıkma çağında kent hakkı – Theodoros Karyotis

theo-1-1920x700

Yunanistan ve “kriz”den bahsedilirken “Yunan istisnailiği” tuzağına düşmek oldukça kolay. Bu bakış, “Yunan krizi”ni oluşturan koşulların dünyanın pek çok yerinde yaygın olduğunu, sermayenin kapitalist merkezde bile dışlama ve mülksüzleştirme politikalarına doğru kayması dolayısıyla bu direnişin yalnızca Güneyli halkların ayrıcalığı olmayıp yakında Kuzey’de bile makul tek yanıt haline geleceğini görmekten alıkoyar bizi.

Yunanistan’da kemer sıkma politikalarına karşı direniş, gündelik hayatın kolektif özbelirlenimi olarak tasavvur edilen bir kent hakkı mücadeleleri mozaiğinden oluşmakta. Continue reading “Kemer sıkma çağında kent hakkı – Theodoros Karyotis”

İspanyol demokrasisi vs. Katalan bağımsızlık referandumu – Carlos Delclós

03delclos-master768.jpgKatalunya’da İspanya’dan bağımsızlığın oylanacağı yasaklanmış referandumdan yansıyan şiddet görüntüleri uzun süre akıllarda kalacak. İspanyol Başbakan Mariano Rajoy’un bırakacağı miras, artık polislerin seçim sandıklarına el koyduğu, seçmenlere karşı göz yaşartıcı gaz kullandığı ve yaşlı kadınları coplarla dövdüğü fotoğraf ve videoları içeriyor.

Bu baskıya rağmen Pazar günü Katalunya’daki seçmenlerin yüzde 90’ı – iki milyondan fazla insan – İspanya’dan ayrılma yönünde oy kullandı. Başbakan Rajoy krizi yatıştırmak yerine bağımsızlık hareketinin kararlılığını güçlendirdi ve ülkeyi daha da kutuplaştırdı. Continue reading “İspanyol demokrasisi vs. Katalan bağımsızlık referandumu – Carlos Delclós”

Katalan referandumuna sokaktan üç (anarşist) perspektif

header

1 Ekim Pazar günü Katalan hükümeti, İspanyol hükümetinin tüm karşı çıkışlarına rağmen Katalunya’nın İspanya’dan bağımsızlığı üzerine bir referandum düzenledi. Katalan seçmenlerle İspanyol polisi arasında Katalunya’nın dört bir yanında çatışmalar yaşandı. Ufukta rakip siyasetçiler ve belki de rakip devletler arasında bir hesaplaşma belirirken, 3 Ekim için bir genel grev çağrısı yapıldı. Bu durum karmaşık zorluklar içeriyor: Anarşistler, milliyetçiliği, demokrasiyi veya yeni bir Katalan devletini ve onun polisini meşrulaştırmadan, polis saldırısına karşı Katalan bağımsızlık yanlıları ile nasıl dayanışma gösterebilir? Katalunya’daki birçok anarşistle görüştük ve Katalan anarşistlerinin bu meselelere nasıl yaklaştığını göstermek için aşağıdaki üç röportajı tercüme ettik. (CrimethInc. Ex-Workers Collective) Continue reading “Katalan referandumuna sokaktan üç (anarşist) perspektif”

Katalanlar yalnız değil. Dünyanın dört bir yanında kendi kendilerini yönetmek isteyen halklar var – Neal Ascherson

Yeni Özgür Politika

Bu işin sonu Katalunya için kötü bitebilir. Kendi fikri bitmiş görünen Madrid’deki İspanyol hükümeti, tavsiye almak için atalarının Kastilya ruhuna dönmüş gibi. Kastilyalı atalar ise şöyle diyor: “Zırhlarınızı kuşanın, baltalı kargılarınızı keskinleştirin ve bu sonradan görmelere Krallığımızda efendi kimmiş gösterin.” Önü alınamazsa, günden güne ilerleyen gelişmeler, General Jaruzelski’nin 1981’de Polonya’da yaptığına doğru gidiyor: Ramblas’da (Barselona’nın en merkezi caddesi) tanklar, medyanın sansürlenmesi, 10.000 “ayrılıkçının” hapse atılması. Ve neredeyse kaçınılmaz olarak da, bir miktar “şehit” kanı. Yani bir Avrupa trajedisi.

SPAIN-CATALONIA-POLITICS-JUSTICE-DEMONSTRATION

Madrid’deki merkezi hükümet ve Katalunya özerk yönetimi kafa kafaya çarpışma yolunda: Katalanlar referandumun yapılacağını söylüyor, Madrid ise yaptırtmamakta kararlı Continue reading “Katalanlar yalnız değil. Dünyanın dört bir yanında kendi kendilerini yönetmek isteyen halklar var – Neal Ascherson”

Erdoğan’ın Batı’nın sessizliğini satın alarak demokrasiyi terk etme planı tamamlanmak üzere – Elliot Ackerman

TURKEY-NETHERLANDS-POLITICS-ERDOGAN

foreignpolicy.com

Türkiye 16 Nisan’da anayasa referandumuna giderken, muhalif HDP’nin eşbaşkanı Selahattin Demirtaş halen tutuklu. Sesi iyice kısıldığından kendisini öyküler yazmaya vermiş. Adı “Halep Ezmesi” olan son öyküsünde anlatıcı, “Ölüm gerçekten sıradan ve normal bir şeydi de acaba biz mi abarttık onu ve olağanüstü bir hale getirdik” diye derin düşüncelere dalıyor. Türkiye’nin yaklaşan referandumunu anlamak için, 2015’deki son genel seçimleri ve Demirtaş’ın dediği gibi, şiddetin sıradanlaştığı sonraki iki yılı anlamak gerekiyor. Continue reading “Erdoğan’ın Batı’nın sessizliğini satın alarak demokrasiyi terk etme planı tamamlanmak üzere – Elliot Ackerman”

Milliyetçiliği yenmek için Avrupa’nın ‘New Deal’a ihtiyacı var – Yanis Varoufakis

nordic-resistance

İsveçli Neo-Nazi grup Nordiska Motståndsrörelsen, Trump’ın ABD başkanı seçilmesini kutlamak için tarihinin en büyük yürüyüşünü gerçekleştirdi.

Diğer Avrupalılar buhranın pençesindeyken hiçbir Avrupa ulusu müreffeh kalmayı sürdüremez

(Project Syndicate) ― “Neye mal olacağını umursamıyorum. Ülkemizi geri alacağız!” Geçtiğimiz Haziran’daki Brexit referandumundan bu yana İngiltere boyunca bu gururlu mesaj duyuluyor. Ve kıta boyunca yankı bulan bir talep bu. Yakın zamana dek, Avrupa’yı “kurtarmaya” dönük herhangi bir öneri, uygulanabilirliğine dair kuşkularla birlikte olsa bile, sempatiyle karşılanıyordu. Bugün ise kuşkuculuk Avrupa’nın kurtarılmaya değer olup olmadığına kadar varmış durumda.

Avrupa fikri; inkâr, isyan ve yanıltmacadan müteşekkil bir güç tarafından geriye çekiliyor. Avrupa Birliği düzeninin, AB’nin ekonomik mimarisinin hiçbir şekilde 2008 bankacılık krizinden çıkabilecek şekilde tasarlanmadığını inkârı, Avrupa projesinin meşruiyetini ortadan kaldıran deflasyonist güçlere sebep oldu. Deflasyona karşı öngörülebilir tepki, Avrupa karşıtı partilerin kıta boyunca isyanı oldu. Ve bunların en kaygı vericisi, düzenin milliyetçi dalganın önünü “layt-federasyon”un kesebileceği yanıltmacası ile yanıt vermesi. Continue reading “Milliyetçiliği yenmek için Avrupa’nın ‘New Deal’a ihtiyacı var – Yanis Varoufakis”

Kentsel mücadeleler neden önemli? Napoli örneği

Jacobinmag.com’da 20 Ağustos 2016’da yayınlanan ‘Taking Back Naples’ (Napoli’yi Geri Almak) başlığıyla yayınlanan röportajda, Napoli’den Clash City Workers Kolektifi’yle bağlantılı Je So’ Pazzo aktivistleriyle, 19 Haziran’da yapılan yerel seçimlerde neredeyse tüm sol güçlerin ve toplumsal hareketlerin desteğini alarak yüzde 65 oyla İtalya’nın 3. büyük şehri Napoli’nin yeniden belediye başkanı seçilen Luigi De Magistris ve radikalleşme süreci, şehirdeki taban örgütlenmeleri, toplumsal hareketler ve daha birçok mesele konuşuluyor. Özetleyerek çevirdik.

Jacobin

05 Ekim 2016 Çarşamba, Yeni Özgür Politika

Çeviri: Serap Şen

İtalya’nın en büyük üçüncü şehri olan Napoli’de 19 Haziran’da (seçimler iki turlu; ilk turu 5 Haziran, ikinci turu 19 Haziran) yapılan seçimde Luigi De Magistris yeniden ve bu kez yüzde 65 oyla belediye başkanı seçildi. Kendisine ‘radikal belediye başkanı’ diyorlar ama De Magistris süreç içinde radikalleşmiş. Sol eğilimli olsa da 2011’de ilk göreve geldiğinde yolsuzluk karşıtı popülist bir merkez partisi olan IdV’nin temsilcisiydi.

Continue reading “Kentsel mücadeleler neden önemli? Napoli örneği”