Aşırı sağda neden erkekler baskın? – Cas Mudde

Aşırı sağ gruplara katılımda en belirleyici unsur ırkçı ideoloji değil de erkek kimliğiyse? Amerikalı sosyolog Michael Kimmel’ın, genç erkeklerin Almanya, İsveç ve ABD’de aşırı sağ gruplara neden katıldığını (ve ayrıldığını) inceleyen yeni kitabı Healing from Hate: How Young Men Get Into – and Out of – Violent Extremism’deki (Nefretten Kurtulmak: Genç Erkekler Şiddet Yanlısı Aşırılıkçı Gruplara Nasıl Katılıyor – ve Çıkıyorlar) merkezi iddiası bu.

Okumaya devam et “Aşırı sağda neden erkekler baskın? – Cas Mudde”

Franco “Bifo” Berardi ile günümüz Avrupa’sında işçi olmanın anlamına dair

Creston Davis, Franco “Bifo” Berardi ile mülakatında günümüz Avrupa’sında işçi olmanın anlamını, içinde yaşadığımız internet çağını ve Avrupa’da ortaya çıkan ideolojik ayrışmayı ele aldı.

Creston Davis: The Soul at Work kitabınız (Ruh İşbaşında, Metis, 2012. Çev: Fırat Genç) yakın zamanda İngilizceye tercüme edildi. Bu kitap yalnızca çalışma koşullarının derinlikli bir değerlendirmesi olmakla kalmıyor, çalışmanın yaşamlarımızı nasıl etkilediğini de ele alıyor. Kitabın arkasında ne vardı?

Franco Berardi: The Soul at Work felsefe ile işçi hareketi tarihi arasındaki ilişkiye yeni bir çerçeve getirme girişimi. Özellikle de İtalyan otonomcu hareketin perspektifinden ve İtalyan teorisinin özgünlükleri üzerinden. İtalyan otonomculuğu, bana göre, yabancılaşmanın bir tür yeniden tanımlanması. Yabancılaşma yalnızca kötü bir durum değil, kapitalist sistemin dışında olma durumu olarak da görülebilir. İtalyancada “estranita” diye bir sözcük var, anlamı topluluk kurma, kapitalist tahakküm alanının dışında yaşam formları yaratma kabiliyeti.

Okumaya devam et “Franco “Bifo” Berardi ile günümüz Avrupa’sında işçi olmanın anlamına dair”

Aşırı sağ: küresel bir fenomen – Michael Löwy

Bu küresel fenomende üç gerici sosyo-kültürel ajitasyon teması ortak gibi görünüyor:

* Otoriterlik, “düzeni tesis etme” becerisine sahip bir güçlü adama, lidere bağlılık.
* Baskıcı bir ideoloji, polis şiddeti kültü, ölüm cezasının geri getirilmesi çağrısı ve “suçlulara karşı savunma” amacıyla halka silah dağıtılması.
* Cinsel azınlıklara, özellikle de LGBTİ insanlara karşı hoşgörüsüzlük.

Yeni Özgür Politika

Geçtiğimiz yıllarda gerici, otoriter ve/veya faşist bir aşırı sağ dalga dünyanın her yerinde yükselişteydi: hâlihazırda, dünya üzerindeki ülkelerin yarısına hâkim olmuş durumda. En bilinen örnekler şunlar: Trump (ABD), Modi (Hindistan), Orbán (Macaristan), Erdoğan (Türkiye), IŞİD (İslam Devleti), Salvini (İtalya), Duterte (Filipinler) ve şimdi de Bolsonaro (Brezilya). Ama bir sürü başka ülkede de, henüz bu kadar açık tanımlanamasalar da, bu trende yakın hükümetler var: Rusya (Putin), İsrail (Netanyahu), Japonya (Shinzō Abe), Avusturya, Polonya, Burma, Kolombiya vs.

Okumaya devam et “Aşırı sağ: küresel bir fenomen – Michael Löwy”

İsveç’te aşırı sağın yükselişi: “Göçmen karşıtlığı değil ekonomi etkili”

isvecsecim

İsveç’te aşırı sağ İsveç Demokratları partisinin yükselişini, bu partinin aday ve seçmenlerini kapsamlı veriler üzerinden inceleyerek anlamaya çalışan araştırmacılar Ernesto Dal Bó, Frederico Finan, Olle Folke, Torsten Persson ve Johanna Rickne, esas tetikleyicinin ekonomik şoklar olduğunu, göçmen karşıtlığının ise ekonomik bağlam içinde dolaylı etkili olduğunu ortaya çıkardılar. İsveç’te Pazar günü gerçekleşen ve aşırı sağ partinin beklendiği gibi büyük bir çıkış yakalamadığı seçimlerden hemen önce, Ağustos 2018’de yayınlanan çalışma “Economic Losers and Political Winners: Sweden’s Radical Right” (Ekonomide Kaybedenler ve Siyasette Kazananlar: İsveç’in Radikal Sağı) başlığını taşıyor. Çalışmanın giriş bölümünü aşağıda özetledik:

Okumaya devam et “İsveç’te aşırı sağın yükselişi: “Göçmen karşıtlığı değil ekonomi etkili””

“Yanlış olan ne varsa 68’in suçu!” Sağ popülizmin kültürel hegemonya mücadelesi – Hans-Georg Betz

1968-yazısı-FOTO-3333.jpg

Oysa hiçbirinin ’68 kuşağıyla bir ilgisi yok. Bunlar daha çok, kendi gelir kaynaklarını arttırmak için şirketleri ve uluslararası kuruluşları her türden vergi indirimi vaadiyle kendine çekmek isteyen yönetimlerin eseri. SVP’li politikacılar bu aşırı gelişmenin tüm olumsuz sonuçlarıyla teşvik edilmesine diğer partilerden hiç de geri kalmayacak şekilde suç ortaklığı yaptılar. Ancak bu sonuçların provoke ettiği hayal kırıklığı, öfke ve güceniklikten en başta SVP faydalandı ve bunu da ülkenin büyük oranda aşırı gelişmişlikten kaynaklanan gerçek sorunlarını ele almak için değil, bir daha ulaşılamaz şekilde kaybedilmiş görünen bir dünyaya yönelik ’68 karşıtı bir nostaljiyi körüklemek için seçim sermayesi haline getirdi.

Okumaya devam et ““Yanlış olan ne varsa 68’in suçu!” Sağ popülizmin kültürel hegemonya mücadelesi – Hans-Georg Betz”

Faşizm geri mi dönüyor (II) – Cihan Aksan & Jon Bailes

Auschwitz_-_znak_Halt-Stój

Laurence Davis

İrlanda College Cork Üniversitesi, Government and Politics’te öğretim görevlisi, Anarchism and Utopianism (Manchester University Press, 2014) ve The New Utopian Politics of Ursula K. Le Guin’s The Dispossessed (Lexington Books, 2005) kitaplarının editörlerinden. Manchester University Press Contemporary Anarchist Studies (Çağdaş Anarşist Çalışmalar) kitap serisinin editörü.

İkinci Dünya Savaşı’ndan yetmiş iki yıl sonra, faşizmin hayaleti yeniden kürenin üzerinde. Bunun nedeni ve bu konuda neler yapabileceğimiz sormamız gereken önemli sorular.

Tarih bize faşizmin, ciddi kapitalist kriz dönemlerinde, sosyoekonomik konumunu kaybetme korku ve endişesini, toplumun “doğal” hiyerarşilerini tekrar onaylamak ve ulusun yeniden doğuşunu sağlamak için sertçe bastırılması gereken, kolayca günah keçisi haline getirilebilir “dış” gruplara yönelterek zafer kazandığını gösteriyor. Mussolini ve Hitler kendi dönemlerindeki ekonomik ve siyasal krizleri nasıl kullandıysa, çağdaş faşizmler de, neoliberalizmin ve pazar küreselleşmesinin yarattığı enkazdan yükselen derin ve ırklandırılmış popüler öfkeden faydalanma peşinde. Okumaya devam et “Faşizm geri mi dönüyor (II) – Cihan Aksan & Jon Bailes”

Avusturya seçimleri: Huzurlarınızda “AB yanlısı” aşırı sağ – Mehreen Khan

645x344-austrias-new-coalition-government-rules-out-eu-referendum-1513444096614

AB’nin sessizce aşırı sağa kayışını, başka hiçbir ülke Avusturya kadar özlü biçimde örnekleyemez

2000’de, neo-Nazi gruplarla tarihsel bağları olan aşırıcı sağcı Özgürlük Partisi (FPÖ), küçük koalisyon ortağı olarak Avusturya hükümetine girmişti. Brüksel, bu duruma, daha önce benzeri görülmedik bir yanıt vermişti. Viyana, o zamanki ateşli AB karşıtı ve yabancı düşmanı başkan Jörg Haider’in politikalarını protesto etmek amacıyla ülkeyi 12 ay boyunca diplomatik karantinaya alan sembolik bir AB yaptırımına maruz kalmıştı.

Zamanın Belçika dışişleri bakanı ve şu anki başbakan Charles Michel’in babası olan Louis Michel, “Ne pahasına olursa olsun Avusturya’yı AB içinde tutmamız gerektiğini söylemek fazla basitleştirici. Avusturya’sız bir Avrupa pekâlâ mümkün,” demişti.

FPÖ şimdi yeniden hükümette. Yeni lideri Heinz-Christian Strache, 31 yaşındaki başbakan Sebastian Kurz’un muhafazakar partisi ile yapılan ittifakta başbakan yardımcısı oluyor ve FPÖ üç kilit bakanlığı alıyor: içişleri, dışişleri ve savunma. Okumaya devam et “Avusturya seçimleri: Huzurlarınızda “AB yanlısı” aşırı sağ – Mehreen Khan”

Güçler ayrılığı ve Avrupa ile İslami Ortadoğu arasındaki kurumsal ayrışmanın Ortaçağ’daki kökenleri

Laurentius_de_Voltolina_001

Güçler ayrılığı ve Avrupa ile İslami Ortadoğu arasındaki kurumsal ayrışmanın Ortaçağ’daki kökenleri

Eric Chaney[1]

Kaynak

Özet

Sürdürülebilir ekonomik büyümenin kökenlerini Avrupa’nın benzersiz kurumsal çerçevesinde gören etkili bir literatür var. Bu makalede, Avrupa’nın özgün kurumsal bağlamını daha iyi anlamayı sağlayacak kavramsal bir çerçeve önermek için, tarihsel bulguları süregiden araştırmamın çıkarımlarıyla birleştiriyorum. Batı Roma İmparatorluğu’nun çöküşünü takip eden bir dizi şokun, toprak sahibi aristokrasi, ruhban sınıf ve hükümdar arasında aşamalı bir güçler ayrılığına yol açtığını gösteriyorum. Bu güçler ayrılığı ise, nihayetinde, büyümeyi artıran kurumsal yenilenmeye benzersiz şekilde olanak sağlayan bir siyasal ortam sağladı. Ortadoğu’da hükümdarlar benzer bir şoklar dizisini yaşamadılar ve köle ordularının kullanımı üzerinden, Avrupa tarzı bir güçler ayrılığının önüne geçebildiler. Okumaya devam et “Güçler ayrılığı ve Avrupa ile İslami Ortadoğu arasındaki kurumsal ayrışmanın Ortaçağ’daki kökenleri”

Macaristan’ın mülteci referandumu aslında Avrupa’nın geleceği üzerine – Molly O’Toole

Hungarian Prime Minister Orban delivers a speech during an election rally of ruling Fidesz party in Budapest

foreignpolicy.com

Viktor Orban’ın Merkel karşıtı Haçlı seferi asla AB çapında etkili olamaz ama belki de esas mesele bu: parçalı bir Avrupa.

Bu Pazar Macarlar, çoğu gözlemcinin garip ve hatta düpedüz anlamsız bulduğu bir referanduma gidiyorlar. Başbakan Viktor Orban’ın sağcı hükümeti şu soruyu soruyor: “Avrupa Birliği’nin, Macar olmayanların Macaristan’a zorunlu iskanını Macar parlamentosunun onayı olmasa bile dayatabilmesini istiyor musunuz?” Hayır cevabının çoğunluk elde etmesi bekleniyor. Ama böyle bir sonuç, AB üye devletleri tarafından sığınmacıların yerleştirilmesi konusunda alınan Eylül 2015 kararını geriye çeviremez, Macaristan’ın kendi içinde de hiçbir doğrudan hukuki sonuç doğuramaz. Okumaya devam et “Macaristan’ın mülteci referandumu aslında Avrupa’nın geleceği üzerine – Molly O’Toole”