Akademi savunma pozisyonunda – Yascha Mounk

MG_1643-Edit.jpg

James Lindsay, Helen Pluckrose ve Peter Boghossian tarafından uydurulan ve Hypatia‘da yayınlanmak üzere kabul alan sahte makalelerden birinde, ekonomi gibi ahlaken kuşkulu alanları işletmenin ahlaken doğru olduğu öne sürülüyor. Öte yandan, toplumsal cinsiyet çalışmaları gibi ahlaken haklı alanları işletmek ise, ahlaken kuşkuludur. Continue reading “Akademi savunma pozisyonunda – Yascha Mounk”

Reklamlar

Sosyal inşacılığı kurtarmak – David Sloan Wilson

aaaaaa.png

Akademi dünyası, Helen Pluckrose, James A. Lindsay ve Peter Boghossian tarafından yazılan ve “ideolojik motivasyonlu akademik çalışmaların, radikal kuşkuculuğun ve kültürel inşacılığın sorunlarını” ifşa etmek üzere dizayn edilmiş büyük bir işletmeyi bildiren “Academic Grievance Studies and the Corruption of Scholarship” (Akademik Şikayet Çalışmaları ve Bilimsel Çalışmaların Yozlaşması) başlıklı çevrimiçi bir makale ile sarsılıyor. Yazarlar absürt pozisyonlar ileri süren 20 makale yazmışlar ve bunları prestijli akademik kültürel çalışmalar dergilerine göndermişler. Bunların birçoğu kabul edilmiş ve yazarlar bunun bu dergilerin bilimsel çalışmalardan çok safsataya katkıda bulunduğunu gösterdiğini iddia ediyorlar.

Continue reading “Sosyal inşacılığı kurtarmak – David Sloan Wilson”

“Şikayet Çalışmaları”na bir yanıt: Boghossian ve şürekası, bırakın artık şu işin peşini – PZ Myers*

James Lindsay ve Helen Pluckrose
James Lindsay ve Helen Pluckrose

* PZ Myers bir biyoloji profesörü.

İnsan ders çıkarırlar sanıyor doğrusu. Boghossian ve Lindsay düzmece “conceptual penis” (kavramsal penis) makalelesini yayınlattıklarında, aslında hiçbir şey ispatlamamış olmalarına rağmen, sırf berbat yazılmış bir makaleyi ehemmiyetsiz bir dergide yayınlattılar diye akademinin yozlaşmış olduğu sonucuna vardıkları için şiddetle azarlandılar ve açıktan dalga geçildiler. Aslında yaptıkları p-hacking’in (araştırmacıların, önemsiz sonuçlar – kendi yargılarının doğruluğunu gösterecek şekilde – önemli hale gelene dek veri veya istatistiksel analiz toplaması veya seçmesi, ÇN) kuşkucu bir eşdeğeri. Evet, kötü dizayn edilmiş bir deney yaparsanız bazen pozitif bir sonuç elde edersiniz ama bununla hiçbir şey kanıtlamış olmazsınız. Akran değerlendirmeli literatüre gönderilen makalelerin hacmi düşünüldüğünde, hurdaların da aradan kaynayabilmesi kimseyi şaşırtmaz. Sistemin mükemmel olmadığını biliyoruz. Continue reading ““Şikayet Çalışmaları”na bir yanıt: Boghossian ve şürekası, bırakın artık şu işin peşini – PZ Myers*”

Araştırmaları biz fonluyoruz, öyleyse erişim ücretsiz olmalı – George Monbiot

Research_articles_cycles

Bilimsel araştırmaları ödeme duvarlarının dışına çıkaranlar hırsız değil kahraman sayılmalı.

Kararlı bir insanın gücünü asla hafife almayın. Carole Cadwalladr’ın Facebook ve büyük veri, Edward Snowden’ın ise devlet güvenlik aparatı konusunda yaptığı şeyi; Kazakistanlı genç bilim kadını Alexandra Elbakyan, bilimsel bilgiyi ödeme duvarlarının ardına hapseden milyar dolarlık  bilimsel yayıncılık sektörüne yaptı. Elbakyan’ın geliştirdiği özel internet tarama hizmeti Sci-Hub, modern çağın en büyük kazıklarından biriyle, yani kamunun fonladığı ve hepimize ait olması gereken bilimsel araştırmaların rehin tutulmasıyla başa çıkmak için hiçbir hükümetin yapamadığı bir şeyi başardı. Herkes özgürce öğrenebilmeli; bilgi olabildiğince geniş yayılmalı. Hiç kimse buna karşı çıkmayacaktır. Buna rağmen hükümetler ve üniversiteler büyük akademik yayıncıların bu hakları ihlal etmesine ses çıkarmıyorlar. Akademik yayıncılık denince akla karışık ve demode bir şey gelebilir, oysa tüm sektörlerden daha acımasız ve kara dayalı iş modellerinden birini kullanıyor bu sektör. Continue reading “Araştırmaları biz fonluyoruz, öyleyse erişim ücretsiz olmalı – George Monbiot”

Kapitalizm Bilimi Tahrip Ediyor – Meagan Day

baflr23_frank_walts_630.pngÜniversite kapitalizmden önce de vardı ve kârın değil hakikat ve bilginin peşine düşerek kapitalist piyasanın buyruklarına boyun eğmeyi reddedebildiği zamanlar oldu. Ancak kapitalizm yutabildiği her şeyi yutar ve egemenliğini genişlettikçe, modern üniversitenin, Ellen Meiksins Wood’un “kapitalist piyasanın buyrukları – rekabet, birikim, kâr maksimizasyonu ve artan emek üretkenliği zorunlulukları” dediği şeye giderek daha fazla boyun eğer hale gelmesi şaşırtıcı değil. Continue reading “Kapitalizm Bilimi Tahrip Ediyor – Meagan Day”

Jinekolojinin Annelerini Hatırlamak – Ayah Nuriddin

Thom-Painting-of-J-Marion-Sims-with-Anarcha-Pearson-Museum-Southern-Illinois-University

Deirdre Cooper Owens’tan Medical Bondage: Race, Gender, and the Origins of American Gynecology (Tıbbi Esaret: Irk, Toplumsal Cinsiyet ve Amerikan Jinekolojisinin Kökenleri) kitabı üzerine

İç savaş öncesi dönem hekimi James Marion Sims, bir süredir epeyce gecikmiş bir tepkinin hedefinde. Charlottesville’deki beyaz üstünlükçü yürüyüşlerin ardından, Konfederasyon dönemine pozitif gönderme yapan anıtların yıkılması için çabalar ülke çapına yayılmıştı ve bu çabalar James Marion Sims’in heykellerini de içeriyordu. Sims, vezikovajinal fistül[1] onarımı için başarılı bir teknik geliştirmesiyle biliniyor ancak bu tekniği geliştirirken Anarcha, Betsey ve Lucy adındaki üç köle kadın üzerinde acı verici cerrahi deneyler yapmış. Birçokları için Sims bilimsel ırkçılığın ve tıbbi adaletsizliğin sembolü durumunda. Ama Sims iç savaş öncesi dönem tıbbında bu konuda yalnız veya tek değil. Continue reading “Jinekolojinin Annelerini Hatırlamak – Ayah Nuriddin”

Avcı-toplayıcılığı romantize etmek – William Buckner

Bushmen woman carrying child at her back

Avcı-toplayıcı toplumlar üzerine popüler medyada çıkan yakın tarihli makalelerden birçoğu, bu toplumları doğru yansıtmıyor. New Yorker ve Guardian gibi yayınlardan veya Douglas Fry ve James Suzman gibi antropologlardan bu makaleleri okurken aldığınız izlenim (eşitlikçi, kendine yeten toplumlar), etnografik kayıtlara daldığımızda ortaya çıkan gerçeklerle uyuşmuyor.

Ey insan! Nereli ve hangi görüşten olursan ol, dinle: Yalan söyleyen hemcinslerinin kitaplarından değil, asla yalan söylemeyen doğadan okuduğum kadarıyla hikayen işte budur.

Jean-Jacques Rousseau, A Discourse on Inequality (Eşitsizliğin Kökeni) Continue reading “Avcı-toplayıcılığı romantize etmek – William Buckner”

Erkek hazzının kadın bedeli – Lili Loofbourow

F5EKWN

Dünya, kadınların cinsel bir karşılaşmayı bazen gözyaşları içinde terk ediyor olması gerçeği konusunda rahatsız edici şekilde rahat.

Babe.net sitesi “Grace” takma adlı bir kadının Aziz Ansari ile kendisini ağlatan zorlu bir karşılaşmada başından geçenleri yayınladığında, internetler #MeToo (#BenDe) hareketinin sonunda fazla ileri gittiğini savunan yazılarla dolup taştı. 23 yaşındaki Grace, Ansari’nin çalışanı değildi, yani işyeri dinamikleri söz konusu değildi. Tekrarlanan itirazları ve “yavaşlayalım” ricaları iyi hoştu da, en sonunda Ansari ile oral seks yapmış olması pek kafaya oturmuyordu. Son olarak ve en önemlisi, her an gitmekte özgürdü. Continue reading “Erkek hazzının kadın bedeli – Lili Loofbourow”

Das Kapital’in 150 yılı: Marx’ın yapıtı robot teknolojisinden siyaset bilimine birçok alanı etkiledi – Gareth Stedman Jones

kapital
On dokuzuncu yüzyıl fabrikalarının (resimde betimlenen İngiltere, Sheffield’daki gibi) kötü koşulları Das Kapital’e ilham verdi.

Dünya bir başka sanayi devrimi ile yeniden şekillenirken, Gareth Stedman Jones Karl Marx’ın yapıtına bir kez daha geri dönüyor.

Avrupa çapında on dokuzuncu yüzyıl ortasına gelindiğinde Sanayi Devrimi’nin arkasındaki bilimsel ve teknolojik değişimler ağır toplumsal ve siyasal bedellere mal olmaktaydı. Kentlerde yaşayanların yoksulluğu ve kötü sağlık koşulları, aşırı kalabalık, çocuk işçilik ve baskıcı fabrika koşullarına dair haberler yaygınlaşmıştı. Bu ‘toplumsal mesele’ yaygın bir endişe yaratıyordu. Öte yandan sansür, baskı, aristokratların devam eden egemenliği ve işçi sınıflarının seçme ve seçilme hakkından yoksun bırakılması, birikmiş siyasal huzursuzlukların kıvılcımını çaktı.

Bu değişimleri gözlemleyen, analiz eden ve sentezleyen ise Rhineland’li ekonomist Karl Marx (1818-83) idi. Çığır açan etkiler yaratacak olan ve ilk cildi 150 yıl önce yayınlanan Das Kapital kitabında emek, ticaret ve küresel pazar kavramlarını geliştirdi. Kitabın ekonomi, siyaset ve güncel gelişmeler üzerindeki etkisi muazzam oldu ve Marx’ın fikirleri çeşitli yönleri ile robot teknolojisinden evrim teorisine dek birçok farklı bilimsel araştırma alanına nüfuz etti. Marx, sanayi devrimlerinin işçileri makine bekçilerine indirgediğini ve insan emeğine dayanmayan üretimin yolunu açtığını görmüştü. Continue reading “Das Kapital’in 150 yılı: Marx’ın yapıtı robot teknolojisinden siyaset bilimine birçok alanı etkiledi – Gareth Stedman Jones”

Dil öğrenmek beyni yeniden yapılandırıyor ve zamanı deneyimleme şeklimizi değiştiriyor

AAEAAQAAAAAAAAfkAAAAJDliYmRmMDliLTFiZWEtNGNhMi04NjBlLWI4M2ZhYjIyYjFlYQ

Dil zaman algımızı nasıl değiştiriyor? – Panos Athanasopoulos

Hollywood meseleyi anlamış ama sanki eksik anlamış. Arrival filminde Amy Adams, dünya dışı bir dili deşifre etmeye çalışan dil bilimci Louise Banks’i oynuyor. Dünya dışı canlıların zaman hakkında konuşma şekillerinin onlara geleceği görme gücü verdiğini keşfediyor ve böylece onların dilini öğrendiğinde Banks de “zaman boyunca” görmeye başlıyor. Filmdeki bir karakterin söylediği gibi: “Yabancı bir dili öğrenmek beyninizi yeniden yapılandırır.”

Dil bilimci Emanuel Bylund ile birlikte çalıştığımız yeni araştırma, iki dilli insanların, olayların süresini tahmin ettikleri dil bağlamına bağlı olarak, zaman hakkında gerçekten de farklı düşündüğünü gösteriyor. Ama Hollywood’da olanın aksine, iki dilliler geleceği ne yazık ki göremiyorlar. Ancak bu çalışma zaman hakkında konuşmanın yeni bir yolunu öğrenmenin gerçekten de beyni yeniden yapılandırdığını gösteriyor. Bulgularımız, iki dilli insanlarda bilişsel esnekliğe dair ilk psiko-fiziksel kanıt. Continue reading “Dil öğrenmek beyni yeniden yapılandırıyor ve zamanı deneyimleme şeklimizi değiştiriyor”