Bir Büyük Fresk: Siyasal Düzenin Kökenleri – Branko Milanovic

Neredeyse 600 sayfalık (üstelik küçük puntoyla), referansları 25 sayfa tutan, insanlığın şafağından Fransız Devrimi’ne, avcı toplumlarından Voltaire’e kadar siyasal kurumları açıklama iddiasına sahip bir kitap üzerine nasıl yazılabilir? Francis Fukuyama’nın bu abidevi (yine de müthiş okunabilir) kitabı “The Origins of Political Order”da (Siyasal Düzenin Kökenleri, çoğula dikkat) amacı bu.

Kitabın boyutu ve önemi nedeniyle incelemem iki bölüm olacak. İlkinde, Fukuyama tarafından öne sürülen argümanların mantığını inceleyeceğim. İkincisinde, eleştirilerimi sunacağım.

Kitapta tek bir anahtar fikir var. Ekonomik büyümeye imkân veren ve insanlara hükümranın keyfiliklerine veya denklerinin baskısına karşı koruma sağlayan, işleyen bir siyasal düzene sahip olmak istiyorsanız üç bileşene ihtiyacınız var: 1) güçlü bir devlet, 2) hukukun egemenliği ve 3) hesap verebilirlik.

Okumaya devam et “Bir Büyük Fresk: Siyasal Düzenin Kökenleri – Branko Milanovic”
Reklamlar

Francis Fukuyama ana akım iktisada karşı – Branko Milanovic

Francis Fukuyama’nın harikulade “The origins of political order” (Siyasal düzenin kökenleri) kitabını incelediğim son yazımda, bir sonraki yazıda kitap üzerine diğer bazı yorumlarımı sunacağımı söylemiştim. (İlk yazım büyük oranda kitabın kilit noktalarının özetiydi.)

Ama kitaptan notlar alırken—iyi kitapları bitirdikten sonra yıllardır yaptığım bir şey—notlarım arasında Fukuyama’nın, birçoğu bazı ana akım her derde deva fikirlerin doğrudan eleştirisi olan, iktisat üzerine bir dizi görüşünü fark ettim. Az sayıda iktisatçının Fukuyama’yı okuduğunu ve belki daha da azının onu dikkatli bir şekilde okuduğunu ve belki daha bile azının kitabın tamamını okuduğunu düşündüğümden, Fukuyama’nın sayısız iktisadi değerlendirmesini, yorumlarımı asgari tutarak, buraya aktarmaya karar verdim.

Okumaya devam et “Francis Fukuyama ana akım iktisada karşı – Branko Milanovic”

Küreselciler: Yeryüzü imparatorluğu arayışındaki neoliberaller – Branko Milanovic

Birçok önemli savunucusu Nazizm’e karşı çıkmış ve Almanya’dan kaçmış olan neoliberalizm, 1960’lar ve 1970’lerde neredeyse açıktan gerici, hatta kimi zaman ırkçı bir pozisyona geldi. Dolayısıyla 1973’te Pinochet’nin desteklenmesi bir acayiplik değildi, neoliberallerin demokrasiyi artan şekilde reddedişinin ve serbest piyasalara neredeyse dinsel vurgusunun tetiklediği, tutarlı bir tercihi temsil ediyordu.

Okumaya devam et “Küreselciler: Yeryüzü imparatorluğu arayışındaki neoliberaller – Branko Milanovic”

Balkanlar neden az gelişmiş? Coğrafi bir hipotez – Branko Milanovic

2016_22_balkans

Balkanlar Avrupa’da bir tuhaf bölge. Gelir seviyesi Batı ve Orta Avrupa’nın ortalama gelir seviyesinin çok altında. Bu iyi bilinen bir gerçek ama bir kez daha göz atmaya değer. Batı Avrupa’da ortalama GSMH 40.000 dolar civarında (Dünya Bankası tarafından kullanılan sabit 2005 uluslararası dolar cinsinden). Balkan ülkelerinin geliri 10.000 doların biraz üzerinden 20.000 doların hemen üstüne değişiyor (Yunanistan hariç). Yani Batı Avrupa ile Balkanlar arasındaki uçurum en azından 2’ye 1 ve ortalamada 3’e 1’e yakın. (Açık ki en zengin ile en yoksul ülkeyi aldığımızda uçurum çok daha yüksek.) Avrupa haritasına tarihi pek bilmeden bakarsanız böyle bir uçurum sizi şaşırtacaktır: mesafeler kısa; Viyana ile Belgrad arasında uçuş mesafesi bir saat kadar ama iki şehir arasında muhtemelen 4’e 1 kadarlık bir gelir farkı var (Belgrad’daki düşük fiyatlara göre ayarladıktan sonra). Bu, her 15 dakikada bir gelirinizin %30’unu kaybetmeye eşit. Neden böyle?

Okumaya devam et “Balkanlar neden az gelişmiş? Coğrafi bir hipotez – Branko Milanovic”

Karl Marx’ın etkisi: bir karşıolgusal analiz – Branko Milanovic

marx200

Karl Marx’ın iki yüzüncü doğum günü vesilesiyle Marx’ın sayısız eserine ve yaşamına adanmış birçok konferans düzenleniyor. Ben de Hayfa’da bunlardan birine katılıyorum. Bunlara bir de Marx’ın eserlerini ve etkisini ele alan incelemeleri (Peter Singer birkaç gün önce bir tanesini yayınladı), yaşamı üzerine yeni kitapları, Genç Marx üzerine bir filmi ekleyin, liste uzayıp gidiyor. Okumaya devam et “Karl Marx’ın etkisi: bir karşıolgusal analiz – Branko Milanovic”

Otarşi* tek yol haline geldiğinde – Branko Milanovic

EGAwMc9B6UCgDIWuMgx4mw

Rusya’ya yönelik en son ve açık ara en ciddi yaptırımlar, konuya dair değerlendirmelerde şu ana değin pek ilgi görmemiş iki meseleyi çok açık şekilde gösteriyor: İlki modern devletin olağan dışı gücü. İkincisi, güçlü devletler birinin piyasalara, teknolojiye ve sermayeye erişimini sınırlandıran yaptırımlar empoze ettiğinde, kalan tek seçeneğin otarşi haline gelmesi.

İkisini de sırayla ele alacağım. Okumaya devam et “Otarşi* tek yol haline geldiğinde – Branko Milanovic”

Burjuvazi Çin devletini yönetecek mi? – Branko Milanovic

1463365853390.jpg

Çin Batı değil. Ama Çin ile Batı arasında, uzun vadeli bir bağlamda, fark tam olarak ne? Çin’in yükselişi, ekonomisini örgütleme şeklinin Batı ile tezatlığı ve artık çok daha iyi tarihsel verilere sahip olmamız sebebiyle bir süredir (yirmi yıldır falan) ek önem kazanmış koca bir soru bu. Burada Giovanni Arrighi tarafından bu konuda yapılmış ilginç bir çalışma üzerinden gideceğim: Adam Smith in Beijing: Lineages of the Twenty-First Century

Okumaya devam et “Burjuvazi Çin devletini yönetecek mi? – Branko Milanovic”

“Yalan haber” histerisi anlatı tekelinin sona ermesine bir tepki – Branko Milanovic

1-Fake-News-Leaders-copy

Çok az insan şu anki “yalan haber” histerisini çözebiliyor ve kimsenin bunu tarihsel bağlama oturtmak ve sorunun neden şimdi ortaya çıktığını anlamak gibi bir niyeti yok.

Histerinin – özellikle de ABD’de – yayılmasının sebebi, aslında Anglo-Amerikan medyasının özellikle 1989’dan ama pratik olarak 1945’ten beri sahip olduğu küresel tekel konumunu yitirmesine bir tepki olması. Okumaya devam et ““Yalan haber” histerisi anlatı tekelinin sona ermesine bir tepki – Branko Milanovic”

Dünya nasıl yönetiliyor? – Branko Milanovic

Dünyanın nasıl yönetildiği konusunda insanların kafasındaki yanlış fikirlerinin çoğu, organizasyonların ve ülkelerin nasıl yönetildiğini kavrayamamalarından kaynaklanıyor: insanlar ya bunların amaç ve entrikalarının fevkaladeliğini abartıyor ya da kendilerini tam bir hareket özgürlüğü olduğuna ve işlerin liyakata göre ilerlediğine inandırmaya çalışıyorlar. İkisi de doğru değil. Doğru karmaşık, anlaşılması zor ve ortada bir yerde (bir yerde!)

New York’ta bir cumartesi akşamı ve kar yağıyor. Gitmem gereken bir yer yok ve yapacak işlerim var (kitabım!) ama hatıralar beni bırakmıyor. Okumaya devam et “Dünya nasıl yönetiliyor? – Branko Milanovic”