Balkanlar neden az gelişmiş? Coğrafi bir hipotez – Branko Milanovic

2016_22_balkans

Balkanlar Avrupa’da bir tuhaf bölge. Gelir seviyesi Batı ve Orta Avrupa’nın ortalama gelir seviyesinin çok altında. Bu iyi bilinen bir gerçek ama bir kez daha göz atmaya değer. Batı Avrupa’da ortalama GSMH 40.000 dolar civarında (Dünya Bankası tarafından kullanılan sabit 2005 uluslararası dolar cinsinden). Balkan ülkelerinin geliri 10.000 doların biraz üzerinden 20.000 doların hemen üstüne değişiyor (Yunanistan hariç). Yani Batı Avrupa ile Balkanlar arasındaki uçurum en azından 2’ye 1 ve ortalamada 3’e 1’e yakın. (Açık ki en zengin ile en yoksul ülkeyi aldığımızda uçurum çok daha yüksek.) Avrupa haritasına tarihi pek bilmeden bakarsanız böyle bir uçurum sizi şaşırtacaktır: mesafeler kısa; Viyana ile Belgrad arasında uçuş mesafesi bir saat kadar ama iki şehir arasında muhtemelen 4’e 1 kadarlık bir gelir farkı var (Belgrad’daki düşük fiyatlara göre ayarladıktan sonra). Bu, her 15 dakikada bir gelirinizin %30’unu kaybetmeye eşit. Neden böyle? Continue reading “Balkanlar neden az gelişmiş? Coğrafi bir hipotez – Branko Milanovic”

Reklamlar

Karl Marx’ın etkisi: bir karşıolgusal analiz – Branko Milanovic

marx200

Karl Marx’ın iki yüzüncü doğum günü vesilesiyle Marx’ın sayısız eserine ve yaşamına adanmış birçok konferans düzenleniyor. Ben de Hayfa’da bunlardan birine katılıyorum. Bunlara bir de Marx’ın eserlerini ve etkisini ele alan incelemeleri (Peter Singer birkaç gün önce bir tanesini yayınladı), yaşamı üzerine yeni kitapları, Genç Marx üzerine bir filmi ekleyin, liste uzayıp gidiyor. Continue reading “Karl Marx’ın etkisi: bir karşıolgusal analiz – Branko Milanovic”

Otarşi* tek yol haline geldiğinde – Branko Milanovic

EGAwMc9B6UCgDIWuMgx4mw

Rusya’ya yönelik en son ve açık ara en ciddi yaptırımlar, konuya dair değerlendirmelerde şu ana değin pek ilgi görmemiş iki meseleyi çok açık şekilde gösteriyor: İlki modern devletin olağan dışı gücü. İkincisi, güçlü devletler birinin piyasalara, teknolojiye ve sermayeye erişimini sınırlandıran yaptırımlar empoze ettiğinde, kalan tek seçeneğin otarşi haline gelmesi.

İkisini de sırayla ele alacağım. Continue reading “Otarşi* tek yol haline geldiğinde – Branko Milanovic”

Burjuvazi Çin devletini yönetecek mi? – Branko Milanovic

1463365853390.jpg

Çin Batı değil. Ama Çin ile Batı arasında, uzun vadeli bir bağlamda, fark tam olarak ne? Çin’in yükselişi, ekonomisini örgütleme şeklinin Batı ile tezatlığı ve artık çok daha iyi tarihsel verilere sahip olmamız sebebiyle bir süredir (yirmi yıldır falan) ek önem kazanmış koca bir soru bu. Burada Giovanni Arrighi tarafından bu konuda yapılmış ilginç bir çalışma üzerinden gideceğim: Adam Smith in Beijing: Lineages of the Twenty-First Century

Continue reading “Burjuvazi Çin devletini yönetecek mi? – Branko Milanovic”

“Yalan haber” histerisi anlatı tekelinin sona ermesine bir tepki – Branko Milanovic

1-Fake-News-Leaders-copy

Çok az insan şu anki “yalan haber” histerisini çözebiliyor ve kimsenin bunu tarihsel bağlama oturtmak ve sorunun neden şimdi ortaya çıktığını anlamak gibi bir niyeti yok.

Histerinin – özellikle de ABD’de – yayılmasının sebebi, aslında Anglo-Amerikan medyasının özellikle 1989’dan ama pratik olarak 1945’ten beri sahip olduğu küresel tekel konumunu yitirmesine bir tepki olması. Continue reading ““Yalan haber” histerisi anlatı tekelinin sona ermesine bir tepki – Branko Milanovic”

Dünya nasıl yönetiliyor? – Branko Milanovic

Dünyanın nasıl yönetildiği konusunda insanların kafasındaki yanlış fikirlerinin çoğu, organizasyonların ve ülkelerin nasıl yönetildiğini kavrayamamalarından kaynaklanıyor: insanlar ya bunların amaç ve entrikalarının fevkaladeliğini abartıyor ya da kendilerini tam bir hareket özgürlüğü olduğuna ve işlerin liyakata göre ilerlediğine inandırmaya çalışıyorlar. İkisi de doğru değil. Doğru karmaşık, anlaşılması zor ve ortada bir yerde (bir yerde!)

New York’ta bir cumartesi akşamı ve kar yağıyor. Gitmem gereken bir yer yok ve yapacak işlerim var (kitabım!) ama hatıralar beni bırakmıyor. Continue reading “Dünya nasıl yönetiliyor? – Branko Milanovic”

Schumpeter’in iki emperyalizm teorisi – Branko Milanovic

29362

Bir süre önce Thomas Hauner ve Suresh Naidu ile birlikte, Hobson-Lenin-Luxemburg’un emperyalizm teorisindeki sayısız bağlantıyı ampirik olarak inceleyen ortak bir makalenin taslağını yayınladık (buradan ve buradan erişebilirsiniz). Bu makaleyi burada ele almayacağım (ilgilenen okurlar makalemizin ilk bölümüne bakabilir) çünkü burada bir başka çağdaş emperyalizm teorisine, Schumpeter’inkine odaklanmak istiyorum.

Schumpeter’in teorisi birkaç sebeple ilginç. Lenin ve Luxemburg’unki ile aynı dönemde formüle edildi ve yazarın ikisinin de bilgisine sahip olduğu kesin. Onlarınki ile aynı olaylara karşılık olarak yazıldı ancak onlardan farklı ve Schumpeter yaşamı boyunca bu görüşü korudu. Schumpeter’in teorisi açısından anahtar metin, 1918-19’da yayınlanan “The sociology of imperialisms” (“Emperyalizmler sosyolojisi”, çoğul ekine dikkat) makalesidir. İngilizce tercümesinde 80 sayfalık sıkışık baskısı ile çok uzun bir makaledir. 1942’de yayınlanan (ve o zamandan bu yana birçok kez tekrar basılan) “Capitalism, socialism and democracy”de de (“Kapitalizm, sosyalizm ve demokrasi,” CSD) tekrarlandığı şekliyle görüldüğü üzere, Schumpeter teorisinde (en azından önemli sayılabilecek) hiçbir değişikliğe gitmemiştir. Continue reading “Schumpeter’in iki emperyalizm teorisi – Branko Milanovic”

Paul Mason’ın “Postcapitalism: A Guide to our Future” kitabı üzerine – Branko Milanovic

Book

Ticarileşme bize sadece yeni kâr kaynakları bulmak isteyen şirketler tarafından dışarıdan dayatılmaz. Ticarileşmeye kendi irademizle de dahil oluruz çünkü kapitalizm içindeki uzun sosyalleşmemiz, onun küresel kapsamı ve dolayısıyla kapitalizm içinde uzun süre sosyalleşmemiş olanlar arasında da taklit edilmesi yüzünden insanlar kapitalist hesap makinelerine dönüşmüştür. Her birimiz vaktimize, duygularımıza ve aile ilişkilerimize örtülü (“gölge”) fiyatlar biçen küçük birer kapitalist düşünce merkezi haline gelmişizdir.

Son derece iddialı bir kitap. Paul Mason 300’den az sayfada yalnızca kapitalizmin 300 yılını ve onu başka bir sistemle (sosyalizmle) değiştirme çabalarını anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda onun en sonunda nasıl dönüşeceğini gösterip bu dönüşümü kolaylaştırmak için bir dizi politika da öneriyor. Dahası, geniş kapsamı ile görece küçük boyutunu karşılaştırınca düşünülebileceği gibi yüzeysel bir kitap da değil. Mason’ın herkesin anlayabileceği bir tarzda yazmış olması da yanıltmasın kimseyi. Gazeteci tarzında yazılmış olabilir ama sorulan sorular, tartışmanın niteliği ve kitabın amaçları birinci sınıf. Continue reading “Paul Mason’ın “Postcapitalism: A Guide to our Future” kitabı üzerine – Branko Milanovic”

Komünist rejimleri post-Marksist teoriler mi yıktı? – Branko Milanovic

978-0-8223-2124-8_prSovyetler Birliği’nin yıkılışı tarihteki en sıra dışı olaylardan biri. Bu güç ve büyüklükteki bir imparatorluğun, böylesine hızlı ve kavgasız şekilde iktidarından vazgeçerek iç çekirdeğinin (Sovyetler Birliği) ve bağımlı devletlerinin (Doğu Avrupa) dağılmasına izin verdiği görülmüş şey değil. Osmanlı İmparatorluğu yüzyıllar süren bir çözülme süreci geçirdi ve hem batılı güçler ve Rusya ile girdiği sayısız savaşla hem de sayısız ulusal bağımsızlık mücadelesi (Yunanistan, Sırbistan, Bulgaristan) sonucu parçalandı. Habsburg İmparatorluğu tarihin o güne kadarki en büyük çatışması olan dört yıllık bir savaşın ardından dağıldı. Aynısı Rus İmparatorluğu ve Hohenzollern’ler için de geçerli. Ama Sovyet imparatorluğu neredeyse barışçıl şekilde ve savaşsız pes etti. Bu nasıl oldu? Continue reading “Komünist rejimleri post-Marksist teoriler mi yıktı? – Branko Milanovic”

Nazizm sömürgeciliğin Avrupa’ya uygulanışıydı: Mazower’in “Hitler’s Empire” (Hitler’in İmparatorluğu) kitabı – Branko Milanovic

imagesIrksal hiyerarşiler oluşturmak, soyarıtımına inanmak, “aşağı ırkların” ölümüne kayıtsız olmak, zorla çalıştırmaya dayalı bir sistem kurmak, üretim kotalarını doldurmayan insanları kurşuna dizmek veya uzuvlarını kesmek çok da yeni şeyler değildi. Nazizm, klasik Avrupa sömürgeciliğinin Avrupa’ya uygulanışıydı.

Mark Mazower’in “Hitler’s Empire: How the Nazis ruled Europe” (Hitler’in İmparatorluğu: Naziler Avrupa’ya nasıl hükmetti) kitabı, konusuna hâkim bir çalışma.

Tatilde okudum ve tatilinizi berbat etmek istemiyorsanız sahile yanınızda götürmenizi önermem. Ama böyle bir şey yaparsanız, kitabı bir daha elinizden bırakamazsınız ve sanırım bu sadece tatille de sınırlı kalmaz. Continue reading “Nazizm sömürgeciliğin Avrupa’ya uygulanışıydı: Mazower’in “Hitler’s Empire” (Hitler’in İmparatorluğu) kitabı – Branko Milanovic”