Brexit, DUP, kara para ve bir Suudi prensi arasındaki bağlantı ne? – Fintan O’Toole

image

DUP’ye yapılan yüklü bir bağışın öyküsü, John le Carré romanını aratmıyor. Ama seçmene kurgu değil gerçek lazım.

Kuzey İrlanda normal bir demokrasi olsaydı, tüm seçim kampanyası tek bir soruya odaklanırdı: Demokratik Birlik Partisi İngiltere’nin AB’den çıkışını destekleyerek birleşik bir İrlanda davasını ileriye taşımaya nasıl hizmet ediyor? Daha spesifik olarak: kara para bu sıra dışı kararda nasıl bir rol oynadı? Bu öykü, bir John Le Carré romanının tüm öğelerine sahip ama bu adada demokrasiye kurgu değil hakikat lazım. Continue reading “Brexit, DUP, kara para ve bir Suudi prensi arasındaki bağlantı ne? – Fintan O’Toole”

Sorun Avrupa Birliği değil Avro – John Weeks

Protestors take part in a demonstration

socialeurope.eu

2016: Referandum Felaketlerinin Yılı

2016’da Avrupa Birliği hem bir örgüt hem de daha iyi ve barışçıl bir gelecek umudu olarak ciddi ve de ölümcül olabilecek en az iki darbe aldı: İngiliz “kalma/çıkma” referandumu doğrudan bir darbeydi; beş ay sonra İtalya’da yapılan anayasa referandumu ise şimdilik ucuz atlatılsa da avro bölgesi üyeliği üzerine bir “kalma/çıkma” referandumuna (Italexit) giderse ölümcül bir darbe haline gelebilir. Fransa’da bir halk oylaması (Frexit) vaat eden Marine Le Pen’in iktidarı alması durumunda, AB’yi yönetmeyi beceremeyen elitler, ulusal seviyedeki bu doğrudan demokrasi deneyimleri karşısında acı acı dizlerini dövmek durumunda kalacaklar. Continue reading “Sorun Avrupa Birliği değil Avro – John Weeks”

Brexit ve Trump sonrası: Durdurulamaz bir yıkım mı geliyor? – Tobias Stone

black_death
La Peste di Firenze

Çeviren: Barış Satılmış

Bu yazıyı belki de, sırf tarihte bunun geldiğini gören tek insan olarak anılabilmek için yazıyorum.

Görünüşe göre insanların epey düzenli aralıklarda kendi başlarına bela ettikleri o aptal dönemlerden birine daha giriyoruz. Burada bilgiye dayalı görüşlerimi sunuyorum, doğru da çıkabilirler yanlış da. Derdim tartışmaya katkı sağlamak ve daha geniş bir diyalogun parçası olmak.

Alanım arkeoloji, dolayısıyla tarih ve antropoloji arka planım da var. Bu benim büyük tarihsel izleklere bakmama neden oluyor. Teorime göre insanların tarih perspektifleri ebeveynleri ve onların ebeveynlerinin anlattıklarıyla, yani son 50-100 yılla sınırlı. Bunun ötesine geçmek için okumalı, araştırmalı ve tarih anlatımında yaygın olan propagandayı ayırt etmeyi öğrenmeliyiz. Üniversitede bir konu üzerine en az iki veya üç karşıt fikri kıyaslamazsam makalem kabul edilmezdi. Olayların tek yanlı bir anlatımını öğreti olarak kabul etmek, Britanya akademisinin çekirdeğini oluşturan karşılaştırmalı analitik araştırma yönteminde tutunamaz. (Diğer sistemler adına konuşamam ama bu bakımdan kesinlikle hepsi benzer değil.) Continue reading “Brexit ve Trump sonrası: Durdurulamaz bir yıkım mı geliyor? – Tobias Stone”

Düşüşteki küreselleşmeyi yeniden canlandırma hazırlığı

campaign-2016-on-the-simpsons

thedailybell.com

5 Ekim 2016

Çeviri: Erkan Çınar

IMF görüşmelerinin havası, dünya ekonomik düzenine güçlü karşı çıkışlarla bulutlanmış durumda… Politik karar alıcı elitler, bu hafta Washington’da, yarattığı eşitsizliklere karşı büyüyen tepkilerle başı dertte olan küreselleşmenin somut bir örneği olan toplantılarda bir araya geliyorlar. İngiltere’nin Brexit’inden Donald Trump’ın ‘Önce Amerika’ savunusuna dek karşı yöndeki basınçlar, 70 yıldır IMF ve Dünya Bankası toplantılarının karakteri olmuş ekonomik entegrasyonun geriye sarması anlamına geliyor. – Bloomberg

‘Küreselleşmeye karşı popülizm’ sloganı bir kez daha gündem. İlk kez Brexit sonrasında saptadığımız bir ‘mem’ (meme; Türkçede tam karşılığı olmasa da mem olarak kullanılıyor, ç.n.) bu. Bu saptamanın ardından şu öngörüde bulunmuştuk: Popülizm, anaakım medya tarafından sayısız ekonomik, politik ve askeri sıkıntının müsebbibi olarak gösterilecekti. Ardından da popülizmin tedavisi olarak küreselleşme önerilecekti. Continue reading “Düşüşteki küreselleşmeyi yeniden canlandırma hazırlığı”

Brexit sonrası Avrupa solu – Yanis Varoufakis

varoufakis-berlin-diem25

jacobinmag.com

5 Eylül 2016

Yunanistan eski maliye bakanı Yanis Varoufakis eleştirileri yanıtlıyor ve DiEM25’in Avrupa Birliği içinden direniş planını anlatıyor.

Sadece on bir ayda, Yunan “Oxi”si ve Brexit hem Avrupa Birliği’ni hem de Avrupa solunu salladı. AB’nin otoritercilik ile ekonomik başarısızlığının karışımından illallah getirmiş Avrupa solunun bir kesimi şimdi, kıta çapında AB’den çıkış referandumları için sol desteği harekete geçirecek bir “AB ile yolları ayırma” çağrısı yapıyor. Analizleri kısaca “Lexit” (ç.n. Left Leave, “Sol Çıkış”) olarak biliniyor.

Avrupa’da Uluslar Ötesi Demokrasi Hareketi DiEM25, Lexit mantığını Avrupa’nın ilericileri için alternatif bir ajanda lehine reddediyor. Kuşkusuz ki sol, Avrupa Birliği’nin, karar alma sürecini depolitize eden pratiğine tüm enerjisi ve hayal gücü ile karşı çıkmalı. Aslında bu görev diğer Avrupalı demokratlara, yani Yeşillere ve liberallere de düşüyor. Bu oluşumlar kendilerini sol olarak görmeyebilir ama Brüksel’in yetkisiz otoriterliğine direnme görevimizi onlar da paylaşıyor.

Mesele ilerici güçlerin AB müessesesi ve mevcut uygulamalarla mücadele edip etmemesi değil. Mesele bu mücadelenin hangi bağlamda, hangi kapsayıcı politik anlatı dahilinde gerçekleştirileceği. Bu konuda üç seçenek öne çıkıyor: Continue reading “Brexit sonrası Avrupa solu – Yanis Varoufakis”

Brexit’in Kısa Vadeli Makroekonomisi Üzerine Devam – Paul Krugman

krugman-new-1114-videoSixteenByNine1050.jpgÇeviri: Barış Satılmış, 2 Temmuz 2016, The New York Times

Perşembe günü Brexit’in kısa vadeli etkilerini değerlendirmiş ve talep üzerinde büyük bir olumsuz şok olacağına dair ekonomistler arasında evrensele yakın bir kabul olmasını sorgulamıştım. Brexit’çileri savunmak şöyle dursun, zeki görünmek adına mantığa aykırı düşünmeye de çalışmıyordum. Sadece standart makroekonomik modellerde ekonominin uzun vadede arz tarafı için kötü olan bir politikanın kısa vadede talep tarafını da kötü etkilemek zorunda olduğuna dair hiçbir şey söylenmemesine rağmen bu konsensüsün nereden kaynaklandığını gerçekten anlamamıştım. Ve ekonomistler arasında görülen konsensüsün analitik olmaktan çok, bir anlamda politik olmasından endişeleniyorum: “serbest ticaret iyi, Avrupa’dan ayrılmak kötü, bu nedenle tam olarak neden kötü olduğuna dair görüşlerinizde ayrıntıya girmenize gerek yok.” Continue reading “Brexit’in Kısa Vadeli Makroekonomisi Üzerine Devam – Paul Krugman”

Brexit’in Makroekonomisi: Güdülenmiş Akıl Yürütme mi? – Paul Krugman

063016krugman1-tmagArticleÇeviri: Barış Satılmış, 30 Haziran 2016, The New York Times

Hala tatildeyim ama bugün haberleri takip etmeye zamanım oldu ve açıkçası içim içimi yedi. Brexit ve etkileriyle ilgili tartışmaların çoğu canımı sıkıyor. Brexit’in trajik bir gelişme olduğunu ve uzan vadede ciddi ekonomik zararları olacağını düşünüyorum. Ama ezici bir çoğunlukla ekonomistlerden duyduğumuz, bunun kısa vadede de ciddi etkileri olacağı iddiası. Bu iddia şüphe götürür.

Dahası, bu iddianın standart makroekonomiden hiçbir net dayanağı yok ama varmış gibi sunuluyor. Bu gördüğümüz şeyin güdülenmiş bir akıl yürütme olduğundan ve sonunda ekonomistlerin güvenilirliğine zarar vereceğinden endişe ediyorum. Continue reading “Brexit’in Makroekonomisi: Güdülenmiş Akıl Yürütme mi? – Paul Krugman”

İhtiyacımız olan yeni politika için bir model var; İspanya’da – Owen Jones

3500.jpg

Britanya’da sağcı Brexitçilerin ve İspanya’da Podemos’un temsil ettiği vizyonlar Avrupa çapında savaş halinde. Britanya, ana mesajı göçmenlere karşı düşmanlık olan bir kampanyanın sonucu olarak AB’den ayrılırsa bu tüm Avrupa’da zaten yükselen göçmenlik karşıtı hareketleri cesaretlendirecek.

The Guardian

Çeviri: Barış Satılmış

Podemos günah keçileri yaratmadan radikal görüşlerin desteğini kazanmayı bildi. Birleşik Krallık’taki ilericiler de aynısını yapmanın yolunu bulmalı.

Bütün Avrupa’da lambalar sönmüyor olabilir ama titreşiyorlar*. Kıta, rakip güçler tarafından farklı yönlere çekiştiriliyor ve kimin başarılı olacağı net değil. Bu hafta gerçekleşecek muhtemelen tarihsel önemdeki iki olay kıtanın geleceğini belirleyecek.

Perşembe günü, bağnazlığa batmış ve göçmenleri günah keçisi yapan bir kampanyanın sonucu olarak Britanya Avrupa Birliği’nden ayrılmayı seçen ilk ülke olabilir. Ve Pazar günü İspanya Aralık ayında yapılan ve bir sonuca varmayan seçimi tekrarlayacak. Yeni gelen Unidos Podemos Partisi kesintilere karşı çıkıyor, İspanya ve Avrupa’nın demokratikleşmesini savunan bir zeminde ve milyonlarca İspanyol’un desteğini alıyor. Oylar Avrupa’nın geleceğine dair rakip vizyonları vurguluyor. Continue reading “İhtiyacımız olan yeni politika için bir model var; İspanya’da – Owen Jones”

İngiltere’nin AB’den çıkış sürecinde sosyal adalet ve demokrasi için 5 maddelik plan – Paul Mason

henry-porter-brexit-02ProgrExit (İlerici Çıkış): İngiltere’nin AB’den çıkış sürecinde sosyal adalet ve demokrasi için 5 maddelik plan:

İngiltere’nin ilerici partileri Brexit sürecinde demokrasi ve sosyal adalet için mücadele etmeli.

  1. 6 ay içinde bir genel seçim yapılması zorlansın.
  2. Labour, SNP/Plaid ve Yeşiller UKIP’i parlamento dışı bırakmak ve sağcı Tory hükümetinin ilerici yasaları ortadan kaldırmasını engellemek için seçim ittifakı yapsın.
  3. Yeni bir hükümet iktidara gelene kadar 50. madde üzerine ayrıntılı müzakereler beklemeye alınsın.
  4. Brexit’in koşullarını bir Labour/SNP/Yeşiller koalisyon hükümeti müzakere etsin: mümkünse Avrupa Ekonomik Alanı içinde kalma ama her durumda tüketici hakları, çevre koruma, işçi hakları vb. konulardaki ilerici yasaları koruma hedefi ile.
  5. Yeni hükümet ikinci bir İskoç referandumu çağrısı yapsın; oy pusulasında Devo-Max* da olsun ve bağımsızlığa Evet sonucu çıkması halinde Hazine/Merkez Bankası gözetiminde ayrılma için müeyyidesizlik düzenlemeleri yapılsın.

Paul Mason, gazeteci ve film yapımcısı (ve İngiliz İşçi Partisi üyesi)

* Tüm vergi yetkilerinin İskoçya’ya devredilmesi durumu.

Brexit sahte bir başkaldırı: elitlerin yardımına koşmak için işçi sınıfı kültürünü gasp ediyorlar – Paul Mason

5126The Guardian

AB’den ayrılmak, ücretlerde artış, kiralara üst sınır veya ulusal sağlık sistemi bekleme süreleri ile sınıf mevcutlarının düşmesini garanti etmez. Garanti edeceği tek şey daha fazla sağcı Tory kontrolü olacak.

Alt sınıfların sahte başkaldırılarına bayılırım. Onlarla büyüdüm. Ortaokulda sigara içme hakkı için başkaldırmıştık. 1970 ve 80’lerde tanık olduğum futbol şiddeti, toplumsal düzenin baş aşağı olduğu duygusunu yaratmıştı. Merhume Prenses Diana ile kitlesel dayanışma içinde ve dolaylı olarak ceberrut monarşi elitinin tümüne karşı, sonunda herkesle beraber buketimi çiçek yığınının üzerine bırakmıştım.

Sorun şu ki gerçek başkaldırının neye benzediğini de biliyorum. Madenci grevleri, Arap baharı, İstanbul’da 2013’teki Gezi Parkı barikat savaşları. Bu yüzden Perşembe günü tüm başkaldırıların anası varmış gibi hazırlanan insanlara, gerçek bir başkaldırı ile sahtesi arasındaki hayati farkı işaret etmek istiyorum. Gerçek olanlarına genellikle elitler öncülük etmez. Gerçek bir başkaldırıda zengin ve iktidar sahibi olanlar genellikle topukları kıçlarına vura vura tepelere doğru kaçıyor olurlar. Ne de Sun ve Daily Mail gibi gazeteler gerçek bir başkaldırıyı gaza getirme uğraşında olur. Continue reading “Brexit sahte bir başkaldırı: elitlerin yardımına koşmak için işçi sınıfı kültürünü gasp ediyorlar – Paul Mason”