Uzun ekolojik devrim – John Bellamy Foster

marx_622_800_90

Sosyalizm bu şekilde anlaşıldığında, neredeyse kapitalizmden farksız kalıyor—genelleşmiş meta toplumunun yerini alacak olan değil, kapitalist modernitenin temel yapısı ile benzeş bir hareket. Bu, en hafifinden, liberal siyaset alanının başarısı adına sosyalist vizyonun küçük gösterilmesi. Ama statüko karşısında böylesi bir tavizin bedeli, alternatif bir geleceğe dair tüm anlayışların yitirilmesi demek.

Doğanın belirli yasalar izlediğinin kabulünü ayrı tutarsak, on yedinci yüzyılın bilimsel devriminin ve ona bağlı olarak gelişen modern bilimin merkezinde, doğanın fethi ve üzerinde tahakküm kurulması kadar yer tutan başka fikir yoktur. Yirminci yüzyıl sonunda ekoloji hareketinin yükselişine kadar, doğanın fethi, kapitalizm (ve bazen de sosyalizm) altında ilerlemeye eşitlenen evrensel bir mecazdı. Ancak bu nosyonun [ilerleme], bilimde kullanıldığı kadarıyla, karmaşık olduğunu da eklemek gerek. Fikrin ilk savunucularından olan Francis Bacon’ın da dediği gibi, “doğa yalnızca ona itaat ederek alt edilebilir.” Dolayısıyla doğayı fethetmek, ancak onun yasalarını izleyerek mümkündür. (1) Continue reading “Uzun ekolojik devrim – John Bellamy Foster”

Reklamlar

Jacobin’e not: Ekomodernizm ekososyalizm değildir – Ian Angus

 

Jacobin, sol cilalı bir ekomodernizmin sözcülüğüne mi soyunuyor? Umarım değildir ama emareler iyi değil.

Ian Angus, jeomühendislik, nükleer enerji, karbon depolaması ve diğer teknolojik düzeltmeleri iklim değişimine çözüm olarak sunan sol dergiye karşı çıkıyor.

“‘Bilim ve teknoloji uzun vadede tüm sorunlarımızı çözebilir’ demek büyüye inanmaktan daha beter.” — István Mészáros

Jacobin-summer-2017Bu yaz sol dergi Jacobin iklim değişikliği üzerine özel bir sayı yayınladı. Başyazı “ileriye doğru giderken nasıl harekete geçeceğimiz ve örgütleneceğimizin merkezinde yer almalı. Bundan böyle her sayımız bir iklim sayısı” diyor.

Harika haber! Kendisini “Amerikan solunun siyaset, ekonomi ve kültürde sosyalist bakış açıları sunan öncü sesi” olarak tanımlayan bir derginin kapitalizmin dünyanın yaşam destek sistemlerine ölümcül saldırısına karşı mücadelede de öncü olması gerekir. Continue reading “Jacobin’e not: Ekomodernizm ekososyalizm değildir – Ian Angus”

Kapitalizmin içinde, kapitalizme karşı – Alyssa Battistoni

Jacobin dergisi yeni sayısında iklim değişikliğini ele alıyor ve iklim değişikliğinin birkaç yılda bir üzerine konuşup unutulacak bir mesele olmadığı bilinciyle bundan sonra her sayımız bir iklim sayısı diyor.

Screen Shot 2017-09-28 at 19.27.10

İklim değişikliği kitle siyasetine uygun değilmiş gibi görünebilir. Karmaşık ve anlaşılması zor bir mesele. Sebepleri gündelik yaşamın o kadar içinde ki, felaket gelip vurana dek görülmesi zor oluyor. Gezegenin tümünü etkiliyor: dünyanın bir ucunda verilen kararlar, öteki uçta yaşayanların hayatlarını mahvediyor. Sorunu çözmekle görevli kurumları ise zengin ve büyük şirketler ile sorundan esas sorumlu olanlar yönetiyor. Tıpkı kapitalizmin kendisi gibi.

İklim değişikliğinin siyasi gündemde olduğu süre boyunca neoliberalizm yükselişteydi. Bu da bugün elitler arasındaki tartışmanın soruna yönelik sözde çözümlerle dolu olması anlamına geliyor: bireylere, tüketimlerinin sorumluluğunu almalarına yönelik suçluluk duygusuna hitap eden çağrılar; özel şirketlere aktarılan kamu fonlarıyla geliştirilen ve patenti şirkette kalan yeşil teknolojiler; yıkmaları gereken sanayiler tarafından tasarlanmış market mekanizmaları; gelgitleri fazla hırgür çıkarmadan geçiştirme amaçlı idari kararnameler. Bu esnada da kemer sıkma tedbirleri kamusal mal ve hizmetleri tam da genişletilmeleri gereken zamanda daraltıyor ve milliyetçi hareketler, ötesine uzanmamız gereken sınırları kapatıyorlar. Continue reading “Kapitalizmin içinde, kapitalizme karşı – Alyssa Battistoni”

Via Campesina 7. konferansı sonuçlandı: Bask Ülkesi Deklarasyonu

Via Campesina 7. konferansı sonuçlandı: Bask Ülkesi Deklerasyonu

Halklarımızı besliyoruz, hareketimizi dünyayı değiştirmek için inşa ediyoruz”

Bask Ülkesi, 16-24 Temmuz 2017

Kendi ülke ve bölgelerimizdeki örgütlerimizi ve hareketlerimizi temsil eden La Via Campesina delegeleri olarak 16-24 Temmuz tarihleri arasında Euskal Herria’da (Bask Ülkesi) 7. Uluslararası Konferansı’mızı gerçekleştirmek üzere toplandık. Euskal Herria kendine ait bir dili olan, dayanışmanın, mücadelenin ve direnişin çok güzel topraklarıdır. Köylülerin ve balıkçıların iyi gıda üretme geleneği burada güçlü bir şekilde devam ediyor. Biz köylüler, kır işçileri, topraksızlar, yerli halklar, göçerler, kıyı balıkçıları, köylü kadınlar ve kırda çalışan diğer kesimler olarak, halklarımızı beslediğimizi ve dünyayı değiştirmek için hareketimizi inşa ettiğimizi deklare ediyoruz. Continue reading “Via Campesina 7. konferansı sonuçlandı: Bask Ülkesi Deklarasyonu”

Gezegenin Kıyameti Kapitalizm mi Olacak? – Antony Loewenstein

Kamyon Geçidi!
İstanbul’un fethinin 564. yıl dönümünde, dünyanın en büyük kamyon geçidi için rekor denemesi. “İstihdam, kullanılan beton miktarı, yolcu kapasitesi vs. dair rakamlar havada uçuşurken, ana akım medya projenin neden olduğu orman katliamı, sulak alanların kaybı, İstanbul’un temiz hava depolarının yok oluşu, havalimanı çevresinde oluşacak yeni yerleşim yerlerinin megakent üzerinde oluşturacağı ek nüfus baskısı gibi geleceğimizi doğrudan ilgilendiren konulara hiç değinmiyordu.” (Akgün İlhan / Yeşil Gazete -3 Haziran 2017)

truth-out.org

Felaket, yoksulluk ve talihsizlik köşeyi dönmek için harika fırsatlar haline geldi. Gazeteci Antony Loewenstein, Disaster Capitalism: Making a Killing Out of Catastrophe’ta (Felaket Kapitalizmi: Faciadan Voliyi Vurmak) Afganistan’dan Haiti’ye, Pakistan’dan Papua Yeni Gine’ye, ABD’den İngiltere’ye ve Yunanistan’dan Avustralya’ya dek, şirketlerin organize sefaletten kasalarını nasıl doldurduğunu anlatıyor.

Felaket Kapitalizmi kitabından alınan aşağıdaki bölümde, Antony Loewenstein modern zaman kapitalizminin başarısının, “adaletsizliği garanti edip kibri ödüllendirerek” toplumu ve gezegeni nasıl tehdit ettiğini inceliyor. Continue reading “Gezegenin Kıyameti Kapitalizm mi Olacak? – Antony Loewenstein”

Çeviri Derlemesi: İklim Krizi

climate-v-capitalism

Çeviri Derlemesi: İklim Krizi

Çeviren: Serap Güneş

İçindekiler
– İklim mültecileri ve uluslararası hukuktaki boşluklar (I) – Benjamin Glahn
– İklim mültecileri ve uluslararası hukuktaki boşluklar (II) – Benjamin Glahn
– Mary Robinson: uluslararası hukuk iklim değişikliğine yanıt verme konusunda yetersiz
– Uzmanlar hükümetleri iklim değişikliği sebebiyle artacak göçe hazırlıklı olmaları konusunda uyardı
– Gerici ekolojinin tehlikeleri (Out of the Woods)
– COP22’nin emperyalist çevreciliği – Joe Hayns
– Bu bir şeyleri değiştiriyor – Jodi Dean

Kaydet

Kaydet

Berta Cáceres’i kim öldürdü?

Berta Caceres 2015 Goldman Environmental Award Recipient

Honduraslı ödüllü çevre aktivisti Berta Cáceres’in öldürülmesine ilişkin davanın belgeleri, zanlıların Amerika tarafından eğitilmiş elit askeri birliklerle bağlantısını gösteriyor.

Özgür Politika

Nina Lakhani* / Çeviri: Serap Güneş

Sızan mahkeme belgeleri, Honduraslı çevreci Berta Cáceres cinayetinin, ülkenin ABD eğitimli özel kuvvetleri ile bağlantılı askeri istihbarat uzmanları tarafından planlanan bir yargısız infaz olduğuna dair şüphelere neden oldu.

Cáceres, bir yıl önce vurularak öldürüldüğünde bir hidroelektrik barajına karşı muhalefeti nedeniyle ölüm tehditleri aldığı için güya devlet koruması altındaydı.

Mart ayında evinde uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybeden çevre savunucusu Berta Cáceres, ‘telaş içinde çalışırken’ arkadaşlarına planlarından bahsedip böbürlenen bir tetikçiden bahsetmişti. Continue reading “Berta Cáceres’i kim öldürdü?”

Devletsiz bir demokrasi kurmak – Dilar Dirik (Roar Magazine)

Rojava_FI-1920x700

Özgür Politika

roarmag.org

“Birkaç yıl önce komünlere katılmak isteyip istemediğimizi sormak için insanlar evimize ilk geldiğinde onları taşla kovalamıştım,” diye gülüyor Büşra. Rojava’nın Tirbespiye’sinden, iki çocuk sahibi genç bir kadın olan Büşra, son derece muhafazakâr bir dini mezhebe mensup. Daha önce evden yalnız ayrılmasına hiç izin verilmezmiş ve gözleri dışında her yeri kapalı gezermiş.

“Artık kendi toplumumu aktif olarak şekillendiriyorum,” diyor gururla ve ışıl ışıl gülümseyerek. “İnsanlar sosyal meselelerin çözümünde yardım istemek için bana geliyorlar. Ama o zamanlar bana sorsaydınız, ‘konsey’ ne demek veya insanlar meclislerde ne yapar onu bile söyleyemezdim.”

Bugün dünyanın dört bir yanında insanlar varoluşlarına yeniden anlam kazandırmak, insan yaratıcılığının kendisini özgürlük olarak ifade etme arzusunu yansıtmak için alternatif özerk örgütlenme formlarına başvuruyorlar. Bu kolektifler, komünler, kooperatifler ve taban örgütlenmesi hareketleri; kapitalizmin, patriarkanın ve devletin saldırılarına karşı halkın özsavunma mekanizmaları olarak karakterize edilebilirler. Continue reading “Devletsiz bir demokrasi kurmak – Dilar Dirik (Roar Magazine)”

COP22’nin emperyalist çevreciliği – Joe Hayns

climate-v-capitalism

jacobinmag.com

Dünya devlet başkanları, her yıl Taraflar Konferansı’nda (COP), Birleşmiş Milletlerin İklim Değişikliği konusundaki yol gösterici çerçevesinin gerektirdiği üzere, “atmosferdeki sera gazı yoğunluklarını iklim sistemi üzerindeki insan kaynaklı tehlikeli etkileri önleyecek seviyede nasıl stabilize edeceklerini” konuşmak için toplanıyorlar.

Geçtiğimiz yılın zirvesi uluslararası ölçekte dikkat ve övgü toplamıştı. Le Monde’un değerlendirmesi, etkinliğin başkanı ve Sosyalist Parti’den dışişleri bakanı Laurent Fabius’tan bir alıntı yapıyordu (“iklim adaletinin” yol gösterdiği bir uzlaşma). The Guardian toplantıyı “dünya üzerindeki birbirinden apayrı halkların, aklın yolu birdir diyerek ortak bir sonuca vardığı nadir ve cesaret verici bir örnek” olarak adlandırdı. The New York Times ise müzakerelerin “tarihsel bir dönüm noktası” ile sona erdiğini ilan etti. Continue reading “COP22’nin emperyalist çevreciliği – Joe Hayns”

Gerici ekolojinin tehlikeleri (Out of the Woods)

lifeboat

libcom.org

Çevreyi anlamaya dönük etkileyici metaforlar geleneksel muhafazakârlıkla dümdüz faşizm arasında bir köprü vazifesi görüyor.

Şu ana dek Murray Bookchin’in teknoloji felsefesi ve James O’Connor’ın ikinci çelişkisi gibi faydalı bulduğumuz düşünürlerin görüşlerine yer verdik. Burada ekolojik fikirlerin gerici politikaları destekleyecek şekilde nasıl kullanılabildiğine bakmak istiyoruz. Sık alıntılansa da az okunan biyolog Garrett Hardin’in eleştirisi üzerinden yapacağız bunu.

Sermayenin trajedisi

Hardin’in en ünlü ve etkileyici kavramı, tüm müşterek kaynakların kaçınılmaz mahvına yol açtığı varsayılan bir kolektif eylem sorunu olarak müştereklerin trajedisidir. Sorunu ilkin 1968’deki aynı adlı bir makalesinde ortaya koydu: Continue reading “Gerici ekolojinin tehlikeleri (Out of the Woods)”