İnsanlık tüm yabanıl memelilerin %83’ünü, bitkilerin ise yarısını yok etti

Jana Sepehr ve Joe McCarthy

3162821.large.jpg

Dünya üzerinde kalan tüm kuşların %70’i kümes tavukları ve diğer çiftlik kuşları.

Dünya gezegeninde insanlar aslında çok küçük bir tür.

Ulusal Bilimler Akademisi’nin raporuna göre 7,6 milyar insanın ağırlığı, dünyanın biyokütlesinin yalnızca %0,01’ini oluşturuyor.

Aynı rapora göre bakteriler tüm biyokütlenin %13’ünü, bitkiler %83’ünü ve diğer tüm yaşam formları toplam ağırlığın %5’ini oluşturuyor. Continue reading “İnsanlık tüm yabanıl memelilerin %83’ünü, bitkilerin ise yarısını yok etti”

Reklamlar

Uzun ekolojik devrim (II) – John Bellamy Foster

Zamanımınız ekolojik ve toplumsal devrimi

mr-069-06-2017-10-300x450

(Birinci bölüm)

Öyleyse, zamanımız için gerekli ekolojik ve toplumsal devrimi nasıl ele alacağız? On dokuzuncu yüzyılda Engels toplumun doğa ile uyum içinde gelişmesi zorunluluğunu tek hakiki bilimsel bakış olarak vurgulamıştı: “Özgürlük, doğa yasaları karşısında düşlenmiş bir bağımsızlıkta değil, bu yasaların bilinmesinde ve bu bilme aracılığıyla belirli erekler için yöntemli bir biçimde kullanılması olanağındadır. Bu, dış doğa yasaları için olduğu denli, insanın maddi ve manevi varlığını yöneten yasalar (gerçeklikte değil, olsa olsa kafamızın içinde ayırabildiğimiz iki yasa sınıfı) için de böyledir.”28 Dahası, doğanın zorunluluklarını aldatmak diye bir şey söz konusu değildir. Engels, kısa vadeli kazanımlar peşinde, daha geniş çerçevedeki sonuçları göz ardı ettiğinden, Bacon’cı “doğanın fethi” kurnazlığının (doğanın yasalarına sermaye birikimini teşvik etme yegâne amacıyla riayet etme) sonunun felaket olacağını savunmuştu. Bunun aksine “bilimsel sosyalizm”in amacı, doğayı fethetmek gibi beyhude bir girişim değil, insan özgürlüğünün maddi dünyanın dayattığı şartlarla uyum içinde ileri taşınmasıdır.29 Continue reading “Uzun ekolojik devrim (II) – John Bellamy Foster”

Uzun ekolojik devrim – John Bellamy Foster

marx_622_800_90

Sosyalizm bu şekilde anlaşıldığında, neredeyse kapitalizmden farksız kalıyor—genelleşmiş meta toplumunun yerini alacak olan değil, kapitalist modernitenin temel yapısı ile benzeş bir hareket. Bu, en hafifinden, liberal siyaset alanının başarısı adına sosyalist vizyonun küçük gösterilmesi. Ama statüko karşısında böylesi bir tavizin bedeli, alternatif bir geleceğe dair tüm anlayışların yitirilmesi demek.

Doğanın belirli yasalar izlediğinin kabulünü ayrı tutarsak, on yedinci yüzyılın bilimsel devriminin ve ona bağlı olarak gelişen modern bilimin merkezinde, doğanın fethi ve üzerinde tahakküm kurulması kadar yer tutan başka fikir yoktur. Yirminci yüzyıl sonunda ekoloji hareketinin yükselişine kadar, doğanın fethi, kapitalizm (ve bazen de sosyalizm) altında ilerlemeye eşitlenen evrensel bir mecazdı. Ancak bu nosyonun [ilerleme], bilimde kullanıldığı kadarıyla, karmaşık olduğunu da eklemek gerek. Fikrin ilk savunucularından olan Francis Bacon’ın da dediği gibi, “doğa yalnızca ona itaat ederek alt edilebilir.” Dolayısıyla doğayı fethetmek, ancak onun yasalarını izleyerek mümkündür. (1) Continue reading “Uzun ekolojik devrim – John Bellamy Foster”

Gezegenin Kıyameti Kapitalizm mi Olacak? – Antony Loewenstein

Kamyon Geçidi!
İstanbul’un fethinin 564. yıl dönümünde, dünyanın en büyük kamyon geçidi için rekor denemesi. “İstihdam, kullanılan beton miktarı, yolcu kapasitesi vs. dair rakamlar havada uçuşurken, ana akım medya projenin neden olduğu orman katliamı, sulak alanların kaybı, İstanbul’un temiz hava depolarının yok oluşu, havalimanı çevresinde oluşacak yeni yerleşim yerlerinin megakent üzerinde oluşturacağı ek nüfus baskısı gibi geleceğimizi doğrudan ilgilendiren konulara hiç değinmiyordu.” (Akgün İlhan / Yeşil Gazete -3 Haziran 2017)

truth-out.org

Felaket, yoksulluk ve talihsizlik köşeyi dönmek için harika fırsatlar haline geldi. Gazeteci Antony Loewenstein, Disaster Capitalism: Making a Killing Out of Catastrophe’ta (Felaket Kapitalizmi: Faciadan Voliyi Vurmak) Afganistan’dan Haiti’ye, Pakistan’dan Papua Yeni Gine’ye, ABD’den İngiltere’ye ve Yunanistan’dan Avustralya’ya dek, şirketlerin organize sefaletten kasalarını nasıl doldurduğunu anlatıyor.

Felaket Kapitalizmi kitabından alınan aşağıdaki bölümde, Antony Loewenstein modern zaman kapitalizminin başarısının, “adaletsizliği garanti edip kibri ödüllendirerek” toplumu ve gezegeni nasıl tehdit ettiğini inceliyor. Continue reading “Gezegenin Kıyameti Kapitalizm mi Olacak? – Antony Loewenstein”

COP22’nin emperyalist çevreciliği – Joe Hayns

climate-v-capitalism

jacobinmag.com

Dünya devlet başkanları, her yıl Taraflar Konferansı’nda (COP), Birleşmiş Milletlerin İklim Değişikliği konusundaki yol gösterici çerçevesinin gerektirdiği üzere, “atmosferdeki sera gazı yoğunluklarını iklim sistemi üzerindeki insan kaynaklı tehlikeli etkileri önleyecek seviyede nasıl stabilize edeceklerini” konuşmak için toplanıyorlar.

Geçtiğimiz yılın zirvesi uluslararası ölçekte dikkat ve övgü toplamıştı. Le Monde’un değerlendirmesi, etkinliğin başkanı ve Sosyalist Parti’den dışişleri bakanı Laurent Fabius’tan bir alıntı yapıyordu (“iklim adaletinin” yol gösterdiği bir uzlaşma). The Guardian toplantıyı “dünya üzerindeki birbirinden apayrı halkların, aklın yolu birdir diyerek ortak bir sonuca vardığı nadir ve cesaret verici bir örnek” olarak adlandırdı. The New York Times ise müzakerelerin “tarihsel bir dönüm noktası” ile sona erdiğini ilan etti. Continue reading “COP22’nin emperyalist çevreciliği – Joe Hayns”

Bu bir şeyleri değiştiriyor – Jodi Dean

Jodi DeanJodi Dean’in, Naomi Klein’ın Agora Kitaplığı’nca yayıma hazırlanan “This Changes Everything” kitabı ile ilgili eleştiri yazısı, ekoloji mücadelesi hakkındaki tartışmalar açısından verimli bir çerçeve çizebilir.

Jodi Dean’in kendi blogundaki İngilizce yazısından çeviren: Serap Güneş – 17 Mart 2015

İklim değişikliğini nasıl tahayyül ediyoruz?

Bazı senaryolar bulut ekimi veya yeni karbon yutakları gibi teknolojik çözümler içeriyor. Havalı teknoloji, çoğu zaman daha da havalı bir girişimcinin elinde günü kurtarıyor: Iron Man, Al Gore, Steve Jobs, çevreciler…

Diğer senaryolar ise kıyametvari: Kar fırtınaları, sel baskınları, tsunamiler ve kuraklıklar; düşen uçaklar; güneyden kuzeye göç edip vardıkları sınırda buldukları tek şey vurulmak olan milyonlarca göçmen. Kavga ve açlık içindeki yoksullar; karizmatik türlerin tükenişini gördükleri ve sıradaki olmamaya ant içtikleri için parıldayan kubbeli şehirlere kapanan zenginler. Continue reading “Bu bir şeyleri değiştiriyor – Jodi Dean”

İklim mültecileri ve uluslararası hukuktaki boşluklar – II – Benjamin Glahn

Omeyra Sanchez
http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/171177/kucuk-bedeni-kocaman-yuregiyle-omayra-sanchez-1985

Çeviren: Serap Güneş

İklim kaynaklı göç sorununu çözmek için tek başına uluslararası hukuka bakmak akıllıca olmaz. Bu makalede, karma bir politikanın ve ulusal yasaların güçlendirilmesinin çok daha etkili olabileceği savunuluyor.

Geniş çaplı, iklim kaynaklı göçler yaşanması olasılığı, insani yardım ve politika kuruluşlarından ulusal hükümetlere kadar, uluslararası toplumda alarm zillerinin çalmasına neden oluyor. İklim ısındıkça ölçeği artan, yüz milyonlarca insan düzeyinde nüfusun yer değiştirmesi olasılığı, acil uluslararası eylem gerektiği algısını yarattı ve birçok politikacı, araştırmacı ve akademisyen, yaklaşan nüfus hareketleri ile baş edebilmek için, uluslararası toplumun yeni tür uluslararası hukuk normları oluşturması gerektiğini düşünüyor. Ancak mevcut mülteci sorunlarını yönetmekle sorumlu uluslararası kuruluşlar, özel olarak ise birçok ulusal hükümetin yanı sıra Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), bu gibi yeni normlar üretme konusunda son derece isteksiz. Özelikle de iklime veya çevresel ‘mültecilere’ referanslar içerecek tüm yeni kategorilere. Continue reading “İklim mültecileri ve uluslararası hukuktaki boşluklar – II – Benjamin Glahn”

Anarşizm ve Demokratik Konfederalizm Arasındaki Köprüler (I) – Bruno Lima Rocha

daf

Çeviren: Sarp Solakoğlu

Giriş: Parti Modelini ve Misyonunu Tartışmak – 1

Kobane’nin IŞİD tarafından kuşatılmasından beri Kürt solu ve özellikle de Rojava modeli toplumsal örgütlenme, birçok örgüt, aktivist, ağ ve konuyla ilgilenen akademisyen tarafından takip edildi ve üzerinde çalışıldı. Batı (ve tabii Batı dışı) anarşist gelenek ile demokratik konfederalizm arasındaki benzerlikleri göstermeyi (ve kanıtlamayı) amaçlayan kısa makalelerden oluşan bir seri üretme amacıyla KurdishQuestion.com adresiyle işbirliği yapmaya karar verdim. Üzerine yoğunlaştığım çalışma alanlarımdan birisi siyaset teorisi (ve radikal siyaset teorisi) olduğu için her iki akımdaki paralellikleri göstermeye ve her iki akımı da birbirine aşina kılmaya yardım edebileceğimi düşünüyorum. İşe yarayacağını umut ediyorum ve her türlü eleştiriye de açığım. Continue reading “Anarşizm ve Demokratik Konfederalizm Arasındaki Köprüler (I) – Bruno Lima Rocha”

İklim mültecileri ve uluslararası hukuktaki boşluklar – Benjamin Glahn

pakistan-floods
Pakistan, sel felaketi, 2012

Çeviren: Serap Güneş

İklim değişikliği kaynaklı kitlesel göçlere ilişkin tahminler şok edici – 2050 itibariyle 200 milyon kişi – ve bu tahminler, iklim mültecileri olarak bilinen yeni bir yerinden edilmiş insanlar kategorisinin benimsenmesine sebep oldu. Continue reading “İklim mültecileri ve uluslararası hukuktaki boşluklar – Benjamin Glahn”

Mary Robinson: uluslararası hukuk iklim değişikliğine yanıt verme konusunda yetersiz

cb03738a-1b9e-4bc8-87d5-389d1c1258be-2060x1236

İklim adaleti uluslar arasında dayanışma gerektiriyor. Yasa değişimi teşvik etmeye yardımcı olabilir ancak sorumluluklarımızı kabul etmek bize kalmış

İklim adaleti konusundaki çağrılar, etkili bir yanıt vermek istiyorsak, uluslararası hukuk tarafından desteklenmeli.

Continue reading “Mary Robinson: uluslararası hukuk iklim değişikliğine yanıt verme konusunda yetersiz”