Trump’ın Suriye saldırısına kimse sevinmemeli – Eugene Robinson

170406_WS_Trump-Syria.jpg.CROP.promovar-mediumlarge

The Washington Post

Çeviri: Yakov Petroviç

Birleşik Devletler Suriye’nin korkunç iç savaşının bir parçası oldu. Ölümcül askeri güçle müdahale eden Trump yönetimi ne yaptığını veya neden yaptığını bildiğine dair bir işaret vermiyor.

Dışişleri Bakanı Rex Tillerson saçma bir şekilde hiçbir şeyin değişmediğini savunmaya çalıştı. Yanılıyor. Elli dokuz seyir füzesi bir politika değişimidir. Peki bu yönetimin stratejik vizyonu nedir? Bundan elde edilmek istenen sonuç nedir? Oraya nasıl gelinecek? Ve ondan sonra ne olacak? Continue reading “Trump’ın Suriye saldırısına kimse sevinmemeli – Eugene Robinson”

Clinton neden Trump’dan daha tehlikeli? – John Pilger

27 Ekim 2016 Perşembe | Yeni Özgür Politika

Çeviri: Barış Satılmış

Şimdi “kimlik politikaları” olarak bilinen postmodern kült, bir nesil önce birçok zeki ve liberal zihniyetli insanın, aslında ne tür bir davayı ve kişiyi desteklediklerini sorgulamalarının önüne geçti, aynı Obama ve Clinton sahtekarlığında olduğu gibi; tıpkı halkına ihanet ederek düşmanlarıyla birlik olan Yunanistan’daki sahte ilerici Syriza hareketi gibi.

Sırf kendiyle meşgul olma, bir tür “ben’cilik,” ayrıcalıklı batı toplumlarında çağın yeni düşünce biçimi oldu ve savaş, soysal adaletsizlik, eşitsizlik, ırkçılık ve cinsiyetçilik gibi büyük kolektif hareketlerin ölümünü haber verdi.

Aşağıdaki yazı John Pilger tarafından Sydney Üniversitesinde ‘Bir Dünya Savaşı Başladı’ başlığıyla yapılan konuşmanın düzenlenmiş halidir.

Avustralya’nın kuzeyinde, Pasifik Okyanusunun ortasındaki Marshall Adalarında film çekiyordum. İnsanlara ne zaman nerede olduğumu söylesem, “Orası nerede?” diye soruyorlar. “Bikini” diyerek ipucu verdiğimde “Mayo olan mı?” diyorlar.

Bikini mayolarının, Bikini adasını yok eden nükleer patlamaları kutlamak için bu adı aldığından çok azı haberdar görünüyor. 1946 ve 1958 yılları arasında Marshall Adalarında atmış altı nükleer deneme yapıldı; bu on iki yıl boyunca her gün Hiroşima’ya atılan bombanın 1,6 misline eşit.

Continue reading “Clinton neden Trump’dan daha tehlikeli? – John Pilger”

Latin Amerika’da dalga geri çekiliyor – Álvaro García Linera

Latin Amerika’daki ilerici hükümetlerin “erdemli on yılı” sona eriyor. Ancak Bolivya Başkan Yardımcısı Alvaro Garcia Linera’nın da belirttiği gibi, devrimler dalga dalga gelir.

pa-14241325_0
Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales (solda) ve Başkan Yardımcısı Alvaro Garcia Linera, Bolivya’nın bağımsızlığının 187. yıldönümü kutlamaları sırasında ülkelerinin ulusal marşını söylerken. 6 Ağustos 2012

İspanyolca orijinal

İngilizce çeviri

Dünyadan Çeviri’nin notu: Metin İspanyolca orijinalinden İngilizceye çevrilirken kimi yerler anlam kaymasına ve hatta kaybına uğramış. İngilizcesinden çevirirken mümkün olduğunca telafi etmeye çalıştık.

Başkan Yardımcısı Garcia Linera’nın Buenos Aires Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi’ndeki konuşmasından kesitler (27 Mayıs 2016)

Latin Amerika’da tarihsel bir dönüm noktası ile karşı karşıyayız. Bazıları bir başarısızlıktan, gericilerin ilerlediğinden söz ediyor. Gerçek şu ki, son on iki ay içinde, kıtanın ilerici ve devrimci hükümetlerinin bölgesel dağılımının yoğun olarak ilerlemesinden on yıl sonra, bu ilerlemenin hızı kesildi, bazı durumlarda pes etti ve bazılarında da sürekliliğin devam edeceği şüpheli. Muhafazakar güçlerin kazandıkları her yerde, devlet yönetimini kontrol altına almayı amaçlayan 80’li ve 90’lı yılların eski elitlerinin başlattığı hızlandırılmış bir yeniden yapılandırma süreci devam etmekte. Continue reading “Latin Amerika’da dalga geri çekiliyor – Álvaro García Linera”

Deyr ez-Zor’daki ABD saldırısı, Suriye ordusunun dikkatini Halep cephesinden saptırma amaçlı mıydı? (muqawamist)

1024870603

Bu korkunç suç karşısında ihtiyatı elden bırakmamak Direniş Ekseni’ne ve Rusya’ya kalmış, çünkü ne kadar haklı olursa olsun, en küçük bir doğrudan misilleme bile daha büyük, daha tehlikeli bir tırmanışı tetikleyebilir ve hatta potansiyel bir üçüncü dünya savaşına yol açabilir.

muqawamist

Teknolojik olarak dünya tarihindeki en gelişmiş imparatorluk olan ABD’nin, insansız hava araçları, uyduları ve bölge çapında sahip olduğu istihbarat kaynaklarıyla, Deyr ez-Zor’da 100’den fazla Suriye Arap Ordusu askerini “bilerek” katletmediğini, bunun bir “kaza” olduğunu iddia etmesi saçmalığın daniskası. Bu, Direniş Ekseni’nin ön safındaki egemen bir ülkeye karşı bilerek yapılmış bir saldırıydı ve Amerikan ordusunun, neokonların Suriye’ye karşı onlarca yıldır savunduğu bir seçenek olan olası işgal senaryosu için bariz bir nabız yoklama girişimiydi.

ABD bu bombardımanı, Deyr ez-Zor’un DAİŞ’in ellerine düşmesini önlemek adına Suriye Arap Ordusu’nu çok sayıda takviye birlik göndermeye sevk ederek gözlerini Halep cephesinden ayırmaya zorlamak için de gerçekleştirmiş olabilir. Bir başka deyişle bu, SAA’yı aşırı gererek “cihatçıların” büyük ilerlemeler kaydetmesini kolaylaştırma amaçlı bir Amerikan-Siyonist planı olabilir.

Baştan sona kötücül ve suç teşkil eden bu girişimin “hata” falan olmadığını söylemeye gerek bile yok. Hepsinden öteye, Amerikan rejimi eylemlerini Şam ve Rusya ile—ki savaş alanına Suriye hükümeti tarafından DAVET EDİLDİ—koordine edemiyorsa, Suriye’den defolup gitmesi ve giderken sözde “ılımlı muhaliflerini” de yanında götürmesi gerekir. Şimdi bu korkunç suç karşısında ihtiyatı elden bırakmamak Direniş Ekseni’ne ve Rusya’ya kalmış, çünkü ne kadar haklı olursa olsun, en küçük bir doğrudan misilleme bile daha büyük, daha tehlikeli bir tırmanışı tetikleyebilir ve hatta potansiyel bir üçüncü dünya savaşına yol açabilir.

Serap çevirdi

Yeni Dünya Düzensizliği – Tarık Ali

Tariq Ali

17 Nisan 2015, LRB*

30 yıl önce Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Güney Amerika diktatörlüklerinin dağılması ile birlikte çoğu insan, baba Bush ve Thatcher tarafından vaat edilen ‘barış payı’nın (peace dividend) sonunda gerçekleşeceğini umuyordu. Nerdeeee? Onun yerine kesintisiz savaşlar, ayaklanmalar, hoşgörüsüzlük ve dini, etnik ve emperyalist, her türden köktencilikle karşı karşıya kaldık. Batı dünyasının gözetleme ağlarının ifşa olması, demokratik kurumların olması gereken şekilde işlemediği ve (beğensek de beğenmesek de) demokrasinin alacakaranlık döneminde yaşadığımız duygusunu kuvvetlendirdi. Continue reading “Yeni Dünya Düzensizliği – Tarık Ali”

Patrice Lumumba: 20. yüzyılın en önemli suikastı

patrice-lumumba-007

Kongo bağımsızlık kahramanı Patrice Lumumba’yı öldürmeye yönelik ABD sponsorluklu tezgah 50* yıl önce bugün gerçekleşti

Patrice Lumumba 1960 yılında Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin ilk başbakanı oldu ve 1961’de öldürüldü.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin (DKC) seçilmiş ilk başbakanı olan Patrice Lumumba, 50* yıl önce bugün, 17 Ocak 1961’de suikast sonucu öldürüldü. Bu menfur saldırı, Amerika ve Belçika hükümetleri tarafından tezgahlanan ve ihalenin Kongolu işbirlikçilere ve bir Belçikalı infaz timine verildiği birbiriyle bağlantılı iki suikast planının sonucuydu.

Bu menfur suça ilişkin en iyi kitabın Belçikalı yazarı Ludo De Witte, bunu “20. yüzyılın en önemli suikastı” olarak tanımlıyor. Suikastın tarihsel önemi, en başta gerçekleştiği küresel bağlam, o günden bu yana Kongo siyasetine etkisi ve Lumumba’nın ulusal bir lider olarak bıraktığı miras olmak üzere bir dizi faktörde yatıyor. Continue reading “Patrice Lumumba: 20. yüzyılın en önemli suikastı”

Yıllardır cihatçı grupların güçlenmesine izin veren Türkiye’nin Rus uçağını düşürmesinin gerçek nedenlerine dikkat! – Ranj Alaaldin (Independent)

turkey-plane-2-GETTY_0

Türkiye’nin, tüm dünyanın tartıştığı, Suriye’deki çatışmanın barışçıl biçimde çözümünden yana hiçbir çıkarı yok. Erdoğan çaresizleştikçe tekrar Esad’a odaklanmaları için girişimlerde bulunacak

The Independent

Türkiye çaresizleşiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve partisi AKP yönetimi altında son dört yıl içinde Suriye’deki çatışmaya dair politikaları yanlış yollara çıktı ve maliyetli bir hal aldı. 2011’de çatışma başladığında Ankara Esad rejiminin gücünü yanlış biçimde hafife aldı ve onu devirmeye çalışan İslamcı grupları güçlü biçimde destekledi. Bu süreçte Türkiye aynı zamanda Kürtleri marjinalleştirdi ve İran gibi bölgesel güçleri yabancılaştırdı. Continue reading “Yıllardır cihatçı grupların güçlenmesine izin veren Türkiye’nin Rus uçağını düşürmesinin gerçek nedenlerine dikkat! – Ranj Alaaldin (Independent)”

Çağdaş Emperyalizm – Samir Amin (MR)

2015-635670105749663008-966Çeviri: Serap Güneş

Yirminci yüzyıldan dersler

Rusya’da Lenin, Buharin, Stalin ve Troçki’nin yanı sıra Çin’de Mao, Zhou Enlai ve Den Xiaoping yirminci yüzyılın iki büyük devriminin tarihini şekillendirdiler.1 Devrimci komünist partilerin ve sonrasında da devrimci ülkelerin liderleri olarak, periferik kapitalizm ülkelerinde muzaffer bir devrimin karşı karşıya olduğu sorunlarla yüzleştiler ve İkinci Enternasyonal’in tarihsel Marksizm’inden miras kalan tezleri “revize etmek” (birçokları için kutsala hakaret anlamına gelen bu kavramı bilinçli olarak kullanıyorum) zorunda kaldılar. Lenin ve Buharin, tekelci kapitalizm ve emperyalizm analizlerinde Hobson ve Hilferding’den çok daha ileri gittiler ve şu temel sonuca ulaştılar: 1914-1918 emperyalist savaşı (tek değilseler bile bunu öngören çok az sayıdaki insan arasındaydılar) proletarya öncülüğündeki bir devrimi gerekli ve mümkün hale getirmiştir. Continue reading “Çağdaş Emperyalizm – Samir Amin (MR)”

Körfez’in yeni İsrail’i Suudi Arabistan mı? – Robert Naiman

yemen
Suudi hava saldırısında evleri yıkılan anne ve çocukları yol kenarında uyuyor

Çeviren: Serap

Hakikaten de Suudi Arabistan’ın bölgede İsrail’den daha tehlikeli bir saldırgan güç haline geldiği söylenebilir. Çünkü en azından şimdiye kadar, Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik saldırıları, tıpkı Bahreyn’e yönelik saldırıları gibi, ABD de dahil, İsrail’in son Gazze savaşından çok daha az uluslararası tepkiye neden oldu. Continue reading “Körfez’in yeni İsrail’i Suudi Arabistan mı? – Robert Naiman”

Yeni Arap Soğuk Savaşı: ABD Politikası Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya Çatışma ve Kargaşa Ekiyor

Salı, 3 Şubat 2015

ABD, Ukrayna’ya olası bir askeri yardımla, bu konuda gerilimi esaslı bir şekilde tırmandırma seçeneğini değerlendirirken, biz de Amerikan politikasının Kuzey Afrika ve Ortadoğu’ya nasıl çatışma tohumları ektiğine bakıyoruz. Libya iki farklı hükümet tarafından yönetiliyor ve Birleşmiş Milletler süregiden birlik görüşmelerinin başarısızlığı halinde “total bir kaos” uyarısı yaptı.

ABD destekli Mısır rejimi, politik muhalefeti şiddetle bastırmaya devam ediyor. General Abdül Fettah el Sisi’nin geçtiğimiz Haziran’da başkan olmasından bu yana, protestoculara yönelik en berbat katliam gerçekleştirildi.

Irak son birkaç yıldaki en kanlı ayını geçirdi. Görevden ayrılan Savunma Bakanı Chuck Hagel, ABD’nin İslam Devleti’ne karşı süren kampanyası için, savaşmayan kara askerleri göndermesinin gerekebileceğini söyledi.

Suriye’de, dünyanın en kötü insani krizi yaşanmakta. ABD, Başkan Beşir el Esad’ın devrilmesine yönelik çağrılarını geri çekti. Lübnan’da Hizbullah ve İsrail, geçtiğimiz hafta 2006’dan bu yanaki en şiddetli çatışmalardan birini yaşadı. Bu olayı günler sonra Washington Post’un CIA ile İsrailli muadili Mossad’ın, üst düzey bir Hizbullah liderini yedi yıl önce suikastla öldürdüğüne dair haberi izledi.

İran konusundaki anlaşmazlığın, Başkan Obama ile İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu arasındaki ilişkileri şimdiye kadarki en düşük seviyesine getirdiği söyleniyor.

Geçen ay Kral Abdullah’ın ölümünü takiben, Obama, ABD’nin yeni baskıcı rejime olan desteğinin büyük bir göstergesi olarak, Suudi Arabistan’a giden en büyük delegasyona öncülük etti.

Ve Yemen’de, geçtiğimiz ay Başkan Abdu Hadi’nin istifası ardından, Husi isyancıların iktidarı ele geçirme tehdidinde bulunmasıyla, belirsizlik hakim.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki durumu ve ABD’nin süren çatışmalardaki rolünü Trinity College’da uluslararası siyaset profesörü olan Vijay Prashad ile konuştuk. Continue reading “Yeni Arap Soğuk Savaşı: ABD Politikası Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya Çatışma ve Kargaşa Ekiyor”