Tabu içinde tabu: Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunda ‘Ermeni sermayesinin’ kaderi – Bedross Der Matossian

10571947_579728508829448_1163951449376279408_o
Fotoğraf: Tokat’ın önde gelen Ermenileri eğlenirlerken
Tokat Ermeni Ekonomisi (2)
19. yüzyılda Tokat’ta ticaret Ermenilerin elinde bulunuyordu. Öyle ki hiç kuşku bile duymadan Tokat’ta ekonomik hareketin lider konumundaki başlıca yöneticilerinin Ermeni olduklarını söyleyebiliriz. Ticaret ve seyyar satıcılık, attarlık (aktar da deniliyor) ya da az sayıda veya toptan malların ithalatı ve ihracatıyla uğraşan, şehrin ekonomik yaşamını etkilemekle göze çarpan başlıca ticaret evleri tümden Ermenilere aitti.
1887’de ticaretle uğraşanların önde gelenlerinden Dikran Çıknavoryan, Özel Nersesyan Erkek Okulu’nun kurucusuydu.
1895’te Tokat’ın manifatura ithaliyle uğraşan Ermeni büyük ticaret evleri şunlardı:
İbranosyan kardeşler
Kevork ve Hagop Papazyan kardeşler 
Mardiros Zartaryan 
Karatavukyan
H.Keçeciyan ve evlatları
Diğer bazı malların Hırdavat ticaretiyle uğraşanlar:
Mardiros Kesdekyan ve şirketi
Garabed Taşçıyan 
Karnig Narikyan
Hagop Peyniryemezyan 
Meşhur bakır satıcıları ise:
Mardiros Abdalyan 
G.Gorgodyan
Abdalyan kardeşler ve Şişmanyan kardeşler büyük ticaret evleri, yazma üretiminin hammaddesi olarak toptan tülbent ithali yapıyordu.
Hacı Garabed Asdvadzaduryan yazma üretiminin en meşhur ticaret eviydi.
Ancak ihracat alanında İbranosyan’ların benzeri olarak en büyüğü, taşranın değişik yerleşim yerlerinde de temsilcilikleri olan Gülbenkyan şirketiydi ve onun Tokat’taki temsilcisi Ğazaryan Hacı Ağa bölgede üretilen afyonu en çok satın alan olup, hemen tüm ürünü İstanbul’a yollamaktaydı.
En modern ve kusursuz çalışan aletlerle donanmış un fabrikasının sahibi Daniel Çamkertenyan’ın firması da ticari ve üretim kurumu olarak bilinenlerdendi.
Kaynak: Khaçatur Dadayan Arevmedyan Hayastan
XV. Yüzyıldan 1915 Günümüz Türkiye’sinde Ermenilerin Ticari -Ekonomik Faaliyet. Kaynak

‘Siyasi argümanın yanı sıra… Almanlar tarafından moral olarak desteklenen güçlü bir ekonomik argüman da söz konusuydu: Ermenilerin ekonomik üstünlüğünü sona erdirmek, dolayısıyla piyasaları Türkler ve Almanlar için temizlemek.’ (Adıvar 1926: 386)

Giriş

Genel olarak Osmanlı İmparatorluğu, özel olarak ise Ermeni Soykırımı üzerine tarih yazımında marjinal kalmış konulardan biri, 1. Dünya Savaşı sırasında ‘Ermeni sermayesinin’ başına ne geldiği meselesidir.* Osmanlı tarihçileri çoğu zaman Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğu’nda ekonomi alanında sarraf, banker, tüccar ve sanayici olarak ulaştıkları büyük başarıları vurgulamışlardır. Ancak bir bilim insanı ‘Ermeni sermayesinin’ İmparatorluktaki kaderini incelemeye veya sorgulamaya başladığında, hemen siyasi veya milliyetçi bir gündemi olduğundan şüphelenilir. Bu nedenle bilim insanları, ‘kafesteki aslanı’ öfkelendirmemek için genellikle bu ‘hassas’ meseleyle uğraşmaktan kaçınırlar veya ‘mayın tarlasında dolaştıkları’ için meslektaşları tarafından marjinalleştirilirler.1 Dolayısıyla, bilim insanları daima Osmanlı tarihinin sosyal ve ekonomik boyutu üzerine hassas olmayan meseleleri seçmeye çalışırlar. Yine de, örneğin 18. yüzyıl İstanbul’unda fahişeliği veya 19. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu’nda salgınları tartışmak meşru araştırma konuları sayılırken, ‘Ermeni sermayesinin’ kaderini sorgulamanın neden sorunlu ve hassas sayıldığı sorusu ortada duruyor. Ermenilerin İmparatorluk ekonomisine katkılarının ve ardından 1. Dünya Savaşı sırasında ‘Ermeni sermayesinin’ imha edilişinin tarihi, hem Osmanlı İmparatorluğu hem de modern Türkiye tarihini ilgilendiren normal ve meşru bir konu olarak tartışılmalıdır. Continue reading “Tabu içinde tabu: Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunda ‘Ermeni sermayesinin’ kaderi – Bedross Der Matossian”

Reklamlar

Yüz yıllık sessizlik – Thea Halo

2015-05-20-1432082277-9126537-image-thumb

İnkâr ile sessizlik arasındaki mücadelede sessizlik galip gelir. Yani sessizlik, bir halkın soykırımını tamamlama konusunda inkara galip gelir. Pontos Rumları neredeyse 100 yıldır, doğrudan katliama maruz bırakılan veya 1916’dan 1923’e dek süren uzun sürgün yürüyüşünde, yollarda acı içinde hayatını kaybeden 353.000 baba, anne, büyükbaba ve büyükanne, çocuk, dost ve toplum üyesinin yasını tutuyorlar. Aralarında annem de vardı. Osmanlı Türkiye’sinin 1914’de 2,6 milyon olan Rum nüfusundan katliama maruz bırakılmış 700.000 Trakya ve Anadolu Rum’u da eklendiğinde, toplam Rum ölümleri bir milyonun üzerindeydi. Continue reading “Yüz yıllık sessizlik – Thea Halo”

Çeviri Derlemesi: Ermeni Soykırımı

Armenian_woman_kneeling_beside_dead_child_in_field.png

Çeviri Derlemesi: Ermeni Soykırımı

Çeviren: Serap Güneş

İçindekiler

  • ‘Ermeni soykırımının Sherlock Holmes’u’ kayıp kanıtları ortaya çıkarıyor – Tim Arango
  • Meşrutiyet döneminde Ermeni Devrimci Federasyonu ile İttihat ve Terakki Cemiyeti arasındaki ilişkiler – Dikran Kaligian
  • Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeni Devrimci Federasyonu ile İttihat ve Terakki arasındaki ilişkiler: Dikran Kaligian ile söyleşi
  • Ermeni soykırımının canlı kanıtı – Robert Fisk
  • Bedross Der Matossian ile Parçalanan Devrim Düşleri: Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Döneminde Hürriyetten Şiddete kitabı üzerine söyleşi
  • Türkiye ve Soykırıma Giden Yol – Djene Bajalan
  • İsrail ilk Soykırım’ı daha fazla inkar edemez – Robert Fisk

‘Ermeni soykırımının Sherlock Holmes’u’ kayıp kanıtları ortaya çıkarıyor – Tim Arango

22Genocide01-sub-superJumbo

Diyarbakır, Çüngüş’teki düdene akan küçük bir pınar. Civar köyün Ermeni sakinleri, Osmanlı jandarması ve Kürt milisler tarafından toplanıp getirildikten sonra buradan aşağı atılmış.

Kaynak: nytimes.com

Çeviri: Serap Şen

Türkiye, yüzyıldan uzun süredir, tarihçilerin 1. Dünya Savaşı’nın kıtalara yayılmış durumda olduğu 1915’te başlamış bir soykırım olarak kabul ettiği Ermeni katliamlarının örgütlenmesindeki rolünü inkâr ediyor. Türk inkarcılığı, soykırım planlayıcılarını mahkûm eden savaş sonrası mahkemelerin orijinal belgelerinin hiçbir yerde bulunamadığı argümanına dayanıyor.

Devletin katliamlardaki suçunu ortaya çıkarmak için dünyanın dört bir yanından belgeleri bir araya getirerek onlarca yıl soykırım üzerine çalışmış Clark Üniversitesi’nden bir Türk tarihçi olan Taner Akçam, bu mahkemelerden orijinal bir telgrafı Kudüs’teki Ermeni Patrikhanesinin arşivinde açığa çıkardığını söylüyor. Continue reading “‘Ermeni soykırımının Sherlock Holmes’u’ kayıp kanıtları ortaya çıkarıyor – Tim Arango”

Birinci Dünya Savaşı Sonunda Osmanlı İmparatorluğu’nda Neden Rejim Değişikliği Olmadı? – Erik-Jan Zürcher

71923

Türk tarih yazımı savaş sonrası hareketi beş yıl sonraki cumhuriyetin kuruluşuna öncülük etmiş gibi gösterse de, rejim değişikliği bu koalisyonun gündeminde yoktu. Gerçekte mesele yeni bir devletin kuruluşu değil, eskisini mümkün olabildiğince kurtarmakla alakalıydı.

Aykırı Adam veya

Birinci Dünya Savaşı Sonunda Osmanlı İmparatorluğu’nda Neden Rejim Değişikliği Olmadı?

Erik-Jan Zürcher

Kaynak

Birinci Dünya Savaşı’nın sonucunun Avrupa’nın siyasi haritasını değiştirdiği yaygınca söylenir. Savaşın yarattığı en kapsamlı sonuç şüphesiz ki Avrupa’nın büyük kıtasal imparatorluklarının ortadan kalkmasıydı: Romanov, Habsburg, Hohenzollern ve Osmanlı imparatorlukları. Alman İmparatorluğu hariç, ki özünde Bismarck tarafından Prusya iktidarını konsolide etmek için terkip edilmiş bir yapıydı, üçü gerçek, tipik imparatorluklardı: coğrafi olarak geniş bir alana yayılmış, derin tarihsel köklere sahip hanedanlıklar tarafından yönetilen kompozit siyasal sistemler. Moskof’un hükümdarları, 1547’den beri “Tüm Rusyaların Çarı” imparatorluk unvanını taşıyorlardı. Habsburglar 1438’den 1806’ya dek Kutsal Roma İmparatorluğu’nun, sonrasında ise Avusturya’nın imparatorları oldular. İmparatorluk orijinal olarak Roman İmparatorluğu’nun devamcısı olma iddiasından kaynaklanan bir Ortaçağ Avrupa’sı geleneği olduğundan, Osmanlı devletinin ne zaman bir imparatorluğa dönüştüğünü söylemek kolay değil. Ancak 1453’te İstanbul’un fethi itibariyle, Osmanlının imparatorluk statüsü taşıdığını kesinlikle söyleyebiliriz. Continue reading “Birinci Dünya Savaşı Sonunda Osmanlı İmparatorluğu’nda Neden Rejim Değişikliği Olmadı? – Erik-Jan Zürcher”

Türkiye’de Patrik seçimlerinde déjà vu: Hükümetin müdahalesi kaçınılmaz ama belirleyici değil – Hratch Tchilingirian

patrikhene

Türkiye’deki Ermenilerin 85. Patriğinin seçimi, kuşku yok ki devlet tarafından daha önce ortaya konmuş örnekleri bir kez daha doğrulayacak. Ancak sonunda, tıpkı önceki seçimlerde olduğu gibi, Ermeni toplumu, tarihi Konstantnupolis Patrikliği – veya Türkiye devletinin izin verdiği adla “Türkiye Ermenileri Patrikliği” – makamına kimin liderlik edeceği konusunda son sözü söyleyen olacak.

civilnet.am

Hratch Tchilingirian, Oxford

Özgür Politika

Türkiye’de yeni Ermeni Patriğinin seçilmesi süreci, geleneksel devlet dayatmaları, idari zorluklar ve Ermeni toplumuna yönelik keyfi muamelelerle karşı karşıya. Durum geçtiğimiz haftalarda, Patrikhanedeki üst düzey din adamlarının meseleyi bölücü bir büyük krize dönüştüren şahsi çatışmaları ve hırsları nedeniyle, daha da kötüleşti.

556 yıllık Patrikhane, Ermeni Apostolik Kilisesinin dört ana biriminden biri.

Ermeni toplumunun yaşadığı sorun Temmuz 2008’de, 52 yaşındaki Patrik Mesrob Mutafyan’a tedavisi mümkün olmayan bir hastalık tanısı konduğunda başladı. Tanı konduğunda bir süredir Surp Pirgic Hastanesinde bitkisel hayatta bulunuyordu ve o zamandan bu yana da bu durumu sürüyor. Continue reading “Türkiye’de Patrik seçimlerinde déjà vu: Hükümetin müdahalesi kaçınılmaz ama belirleyici değil – Hratch Tchilingirian”

‘Nazilik’ ile suçlanacak olan varsa Almanya değil Erdoğan’ın Türkiye’si – Robert Fisk

merkel-den-erdogan-in-nazi-soylemleri-ne-cevap-261257-5

Özgür Politika

independent.co.uk

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Angela Merkel’in Almanya’sını Nazilere benzetmesi son derece yakışıksız. Berlin’in Türk politikacıların gösterilerini yasaklaması sonrasında Almanya’da “Nazi uygulamaları” olduğunu söylemişti Erdoğan. Kendisi bunu sürekli yapıyor. Mesele sırf, İkinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa’nın Yahudilerini imhası için Almanya’nın her gün nedamet getirmesi değil. Merkel’in Ortadoğu’dan mültecilerin ülkesine girişine izin veren sıra dışı ve insancıl, üstelik kendisine siyaseten kaybettiren kararının Hitler’in suçları için en samimi pişmanlık göstergesi olması da değil. Yakışıksızlık, Erdoğan’ın kendi ulusunun İkinci Dünya Savaşı sırasında ne yapıp edip tarafsız kalmayı başarmış olmasında. Continue reading “‘Nazilik’ ile suçlanacak olan varsa Almanya değil Erdoğan’ın Türkiye’si – Robert Fisk”

Parçalanan Devrim Düşleri: Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Döneminde Hürriyetten Şiddete

Jadaliyya

parcalanan-devrim-dusleri

Bedross Der Matossian, Parçalanan Devrim Düşleri: Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Döneminde Hürriyetten Şiddete. İletişim Yayınları, 2016.

Jadaliyya (J): Sizi bu kitabı yazmaya iten ne oldu?

Bedross Der Matossian (BDM): Geç Osmanlı dönemi tarihine her zaman ilgim olmuştu, özellikle de 2. Abdülhamid (1876-1909) ve İkinci Meşrutiyet (1908-1918) dönemlerine. Geçmişte bu döneme ilişkin bilimsel çalışmaların çoğu hâkim yönetici elitin/siyasi merkezin perspektifinden doğru yazıldı. Hâkim olmayan grupları da dahil ederek dönemin daha geniş bir tablosunu veren yeni çalışmaları ancak son on yıldır görebiliyoruz. Modern Ortadoğu’nun başlangıcındaki en önemli dönüm noktalarından birini hâkim olmayan grupların (“millet-i hâkime” dışındaki etnik-dini gruplar, çn.) incelemeye yoğunlaşmaya bu niyetle karar verdim. Continue reading “Parçalanan Devrim Düşleri: Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Döneminde Hürriyetten Şiddete”

Meşrutiyet döneminde Ermeni Devrimci Federasyonu ile İttihat ve Terakki Cemiyeti arasındaki ilişkiler – Dikran Kaligian

6a00d8342f027653ef01b8d104bafa970c

The Armenian Weekly

Nisan 2009

Ermeni Devrimci Federasyonu (ARF veya Taşnaksutyun) ve Hınçak Partisi, Türk muhalif gruplarla 1900’de Paris’te diyaloga girdiler ve 1902’deki Osmanlı Muhalif Güçleri Birinci Kongresi’nde yer aldılar. 1907’nin sonunda, Osmanlı Muhalif Güçleri İkinci Kongresi, vergi ödememek, propaganda yapmak ve gerekirse silahlı direniş dahil çok daha radikal yollardan Sultan’ı devirme ve Osmanlı anayasasını yeniden yürürlüğe koyma kararı aldı.

Makedonya’da Türk ordusunun bir isyanıyla başlayan 1908 Anayasal Devrimi’nin başarısı, tüm muhalefet partileri ve imparatorluk nüfusunun büyük kısmı tarafından coşkuyla karşılandı.

ARF devrimin başarısını kutlayan bir bildiri yayınlayıp dağıttı ve meşruti rejim altında özgürlük, eşitlik ve adaleti beklentisini ifade etti. Parti bu doğrultuda, Osmanlı İmparatorluğu’nun toprak bütünlüğünü tanıyan bir program yayınladı. Program, en geniş yerel özerkliği sağlayacak şekilde merkeziyetçi olmayan bir idareyle federal bir yönetim biçimi çağrısı yapıyordu.

İTC (İttihat ve Terakki Cemiyeti) ve ARF, 2. Meşrutiyet döneminde Osmanlı siyasetinde anahtar oyuncular haline geldiler. Continue reading “Meşrutiyet döneminde Ermeni Devrimci Federasyonu ile İttihat ve Terakki Cemiyeti arasındaki ilişkiler – Dikran Kaligian”

Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeni Devrimci Federasyonu ile İttihat ve Terakki arasındaki ilişkiler: Dikran Kaligian ile söyleşi

1257468_o09ce.jpeg

armenianweekly.com

Dikran Kaligian, Clark Üniversitesi’nde ve Regis, Westfield State ve Wheaton kolejlerinde tarih dersleri verdi. Amerika Doğu Eyaletleri Ermeni Ulusal Komitesi’nin (ANCA) eski başkanı ve Armenian Review’in sorumlu yazı işleri müdürü. Doktorasını Boston College’da tarih üzerine yaptı. Armenian Organization and Ideology under Ottoman Rule, 1908-1914 (Transaction Publishers, 2009) (Osmanlı Döneminde Ermeni Örgütlenmesi ve İdeolojisi, 1908-1914) kitabı bu doktora tezine dayanıyor.

Aşağıda, imparatorluğun çöküşü öncesindeki yirmi yıllık süreçte Ermeni Devrimci Federasyonu (ARF) ile Osmanlı İmparatorluğu’ndaki çeşitli gruplar arasındaki ilişkiler üzerine Kaligian ile yapmış olduğumuz kısa bir söyleşi var.

Ermeni Devrimci Federasyonu (ARF) ile İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin (İTC) ilişkileri konusunda daha ayrıntılı bir değerlendirme için bkz. http://armenianweekly.com/2009/05/30/arf-cup-relations-under-ottoman-constitutional-rule/ (“ARF-CUP Relations Under Ottoman Constitutional Rule,” Armenian Weekly dergisi, Meşrutiyet Döneminde ARF-İTC İlişkileri). Continue reading “Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeni Devrimci Federasyonu ile İttihat ve Terakki arasındaki ilişkiler: Dikran Kaligian ile söyleşi”