Etiket arşivi: Feminizm tartışmaları

Liberal feministlerin porno ve fuhşun kadınları özgürleştirdiği iddialarına Marxist feministler neden karşı çıkıyor? – Morgan Horn

Kapitalist sistemde tüm işler sömürü esasına dayandığı için fuhşun da diğer işlerle aynı hukuki statüye sahip olması gerektiğini ileri sürmeye devam ediyorlar. Lakin seks işi diğer işler gibi değildir. Liberal feministler seksin bir meta olduğunu ileri sürerek savlarını meşrulaştırmanın yollarını arıyor. Ama değildir; seks, onun aracılığıyla bir metanın tüketildiği bir araçtır, tüketilen meta ise kadın bedenidir.

Çeviren: S. Erdem Türközü

Morgan Horn, kadının cinselleştirilmesinin erkeği üstün bir konuma yerleştirdiği ve sınıf mücadelesini engellediği konusunda net olmamız gerektiğini savunuyor.

Marxist feministler olarak kadınların kurtuluşu için kapitalizmi parçalamanın yollarını arıyoruz. Günümüzdeki feminist hareketin geniş kesimleri, siyasi görülerini üniversite ortamında bulageldi; öyle ki kadınların birçoğunun işçi ve bu nedenle de sınıf mücadelesi için merkezi bir konumda olduğu gerçeğine çoğu zaman kördürler.

Temelde, çözümlemeleri kadınların ezilmesini kapitalizmin süregiden varlığıyla ilişkilendirmede başarısız olur. Bu orta sınıf “öğrenci aktivistler,” kapitalizmi tamamen yıkmanın değil, kadınlar için biraz daha iyi olabilmesi için onu reformdan geçirmenin yollarının arar.

Bu insanlar çoğu zaman kapitalizmde rahat pozisyonlar işgal eder: öğrenci aktivizminden liberal gazete makaleleri yazan burjuva yorumculuğuna, yürüne yürüne iyice belirginleşmiş bir patika uzanır.

Okumaya devam et

Fuhşun yasallaştırılmasından 17 yıl sonra “Alman Modeli” – Dr. Ingeborg Kraus

Hamburg: Aktivistinnen zerlegen Sichtschutz in Rotlichtviertel - news.ORF.at
FEMEN, Hamburg’daki genelevler sokağını bir erkek ayrıcalıkları serbest bölgesi olarak işaretleyen bariyerleri yıkıyor

2004 tarihli bir çalışma, fuhşa sürüklenen kadınların %87’sinin fiziksel şiddete, %82’sinin duygusal şiddete, %92’sinin cinsel tacize ve %59’unun cinsel şiddete maruz kaldığını gösterdi. Tek başına bu rakamlar bile fuhşu başka herhangi bir iş gibi tanımlamayı zorlaştırıyor. Ve bu araştırma 10 yıldan uzun süre önce yapıldı; işler o zamandan bu yana ciddi şekilde kötüleşti. Şiddet, fuhuş sektörünün içsel bir parçası ama Alman devleti bu gerçekleri inkara devam ediyor! Fuhuş travmatize edici olduğu için de bir iş olarak görülemez. Sayısız çalışma, fuhuşta travma sonrası stres bozukluğu riskinin savaşta olduğundan daha yüksek olduğunu göstermiştir.

Okumaya devam et

“Polisin feshi” toplumsal devrim olmaksızın çözüm değil – Rahila Gupta

Toplum, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Rojava’da kadın devriminin yapmakta olduğu gibi, cinsiyet eşitliğini ve ırksal kapsayıcılığı destekleyen bir noktadan radikal şekilde yeniden kurulmadığı müddetçe, kadınlar olarak bizi ezen bir sisteme bir yandan da ihtiyaç duymak gibi paradoksal bir durumda olmaya devam edeceğiz.

In northern Syria, a society prepares for war against Turkey

Amerika’da George Floyd cinayetinin üzerinden henüz üç hafta bile geçmemişken, Rayshard Brooks polis tarafından öldürüldü. İnsanın ağzını açık bırakan dehşetiyle bu cinayetler, aynı ölçüde uzun bir tarihe sahip olan tüm reform çabalarına rağmen, polisin siyahlara karşı zalimliğinin uzun tarihine işaret ediyor ve polis sorununu nasıl çözeceğimiz tartışmalarını da yeniden ivmelendirdi.

Okumaya devam et

Biyolojik Üstünlük: Dünyanın En Tehlikeli ve Ölümcül Fikri – Andrea Dworkin

Saldırılar şiddeti azalmaksızın sürdü ama adım adım, sevdiğim kadınlar ve tanımadığım diğer kadınlar, alkışladıkları felsefeyi ve ayrıca onu itiraz etmeden kabul etmiş olmalarını açıktan sorgulamaya başladı. Çıkışta birçok kadınla sarılsak da, kendimi kötü hissediyordum, hakaretlerle aşağılanmış, tacizle duygusal olarak harap olmuştum. Zaman geçiyor ama yapılan şiddetin etkisi geçmiyor. Hiçbir zaman geçmez.

Okumaya devam et

Erkekler Neden Pornografiyi Sever ve Radikal Feminizm Gerçek Yakınlık Kurmaya Giden Yolu Bulmamıza Nasıl Yardım Eder? – Robert Jensen

11 Haziran 2020

Çeviren: S. Erdem Türközü

Bir an durup pornografinin “başarı”sının tuhaflığını düşünün: Kadınları sömürüsünde daha acımasız hale gelerek büyüyen bir endüstri normalleştirildi. Ve aynı zamanda, endüstriyi anlamak için en ilgi çekici yolu sunan bir eleştiri marjinalleştirildi. Neden? Basit bir açıklaması var: Ataerkil tutumlar, yaşamlarımızın kumaşına öylesine derin bir biçimde dokunmuştur ki, birçokları onların etkisini göremez ve diğer birçokları onlarla yüzleşmektense görmezden gelmeyi seçer.

Otuz yıldan uzun süredir pornografinin radikal feminist eleştirisini[i] savunuyorum; kadınlardan duyduğum en yaygın soru: “Erkekler pornografiyi neden bu kadar çok seviyor?”

Elbette tüm erkekler porno izlemiyor ve porno izleyen bazı kadınlar da var. Ama pornografi endüstrisindeki insanlar müşterilerinin çoğunluğunun erkek olduğunu bilir. Bu nedenle pornografinin büyük bir kısmı, porno üreticilerinin erkeklerin izleyeceğine – ve yeniden izlemek için geri geleceğine – inandığını yansıtır. Sırası geldiğinde bu da çağdaş cinsel imgelemin ana hatlarını etkiler. Birçok kadın, erkeklerin izlediği şeyleri rahatsız edici buluyor ve erkek partnerlerinin ve erkek çocukların neden onların rahatsızlıklarını görmezden geldiğini, pornografiyi neden bu kadar baştan çıkarıcı bulduğunu ve neden bu kadar çok tükettiğini merak ediyor.

Okumaya devam et

Fuhuş Ne Seks Ne de Meslektir, Sadece Sömürüdür – Mickey Meji

Mickey Meji

Çeviren: S. Erdem Türközü

Otuz dokuz yaşında şimdi üç çocuğu olan bekâr bir anneyim – aslında dört çocuğum vardı ama en büyük oğlum, iki yıl önce, 21 yaşındayken vefat etti. Cape Town’da doğdum, üç çocuğun sonuncusu ve tek kız olanıydım.

Annem doğduğumda dul kalmıştı ve ev işçisiydi. Bizi büyütmek için tek başına mücadele etti.

1994’ün hemen öncesinde ve sonrasında, ilk demokratik seçimler sırasında – beyaz insanların birçoğunun ülkeyi terk etmeye zorlanacaklarını ve kaçmak zorunda kalacaklarını düşündüğü zamanlarda – annem işini kaybetti. Annem yatılı ev işçisiydi ve işverenleri ülkeyi terk edince kente taşınmak zorunda kaldık.

Her şey bizim için çok değişti.

Birçok şeye maruz kaldım ve 16 yaşımda çocuk sahibi oldum ve ardından 19’umda bir tane daha.

Okumaya devam et

Eşitlik: Luce Irigaray’ın Düşüncesi üzerine Notlar – Yvette Russell

6 Haziran 2013

Eşitlik, Luce Irigaray’ı tüm eserleri boyunca çeşitli biçimlerde meşgul etmiş bir kavramdır. Bu yazıda onun hem eşitliğin liberal seferber edilişlerine yönelik eleştirisine hem de cinsel fark üzerinden eşitliği yeniden düşünmesine değineceğim.

Okumaya devam et

Siborga karşı Cadı: Silvia Federici’nin Tenin Sınırlarının Ötesine kitabı üzerine – Rhyd Wildermuth

Silvia Federici’nin son kitabı üzerine yazılan bir eleştiri, onun bir TERF olduğunu bir kez bile belirtmese de (onun yerine Twitter öfke makinesi bu terimi memnuniyetle sağlıyor), yazarın kitabı bir lisans öğrencisinin ödev metinlerine yaptığı ile aynı derinlikte okuduğunu—kafada zaten belirlenmiş olan bir analizi savunmak için metinden işine gelen alıntıları arayıp bulmak—ele veren tuhaf iddialar içeriyor. Daha kötüsü, bu eleştiride, sırf tembel bir okumadan fazlası olduğunu açık eden, doğrudan kötü niyetli bölümler var. Aşağıdaki metin, hem Federici’nin kitabının hem de ona yönelik eleştirilerin bir incelemesi.

Çarşamba sabahı çok az uykudan sonra dijital alarmın sesine uyan. Biraz yatakta dön, halen uykudaki sevdiğine bak, sonra ağrıyan, yorgun bedenini zorlayarak yataktan kaldır. Sarsak sarsak gözlerini ovuşturarak banyoya git, çişini yap, elini yüzünü yıka ve aynada sana bakan tükenmiş yüze fazla dikkatle bakmamaya çalış.

Okumaya devam et

Komünist kadınları dışlayan tarih yazıcılığına son! – Magda Grabowska

Janina Broniewska - Wikipedia
Janina Broniewska, Polonyalı kadınlara yönelik haftalık dergi Kobieta’yı çıkarttı.

Liberal feministler Doğu Avrupa’daki kadın kurtuluş mücadelesini “Batı’ya yetişme” meselesi olarak değerlendirmeye teşnedir. Ancak, feminizmi burada yeni beliren bir öğe gibi sunmak; komünist kadınların 1945’ten başlayarak verdikleri mücadeleleri —ve hem Kilise’nin hem de Kilise’ye bağlı partilerin tutucularına karşı kazandıkları utkuları— olmamış saymak demektir.

Okumaya devam et

Liberalizm ve Feminizmin Ölümü – Catharine A. MacKinnon

Bir zamanlar kadın hareketi diye bir şey vardı. Onu ilkin Rat’in kurtarılmış bir sayısında duydum.[1] Bu sayıyı Robin Morgan ve bir grup korkusuz kadın, çalıştıkları yeraltı gazetesini ele geçirerek çıkarmıştı. Kurtarılmış Rat’ten öğrendiğim şey, kadınları eşit katılımdan dışlayan, kadınların sesini aşağılayan, kadınların katkısını susturan, kadınları ciddiye almayan, kadınlara patronluk taslayan bir şeyin, [bu sözüm ona solcu gazete gibi] başka her ne yapıyor ya da yapmıyor olursa olsun, en asgarisi açıktan reddedilmesi, en iyisi de el konulup değiştirilmesi gerektiğiydi. O dönem feministlerin Rat’i sansürlediği gibi bir şey duymadım, ama kuşku yok ki bazı insanlar böyle düşünmüştü. Bence yapılan sansür değil, ifade özgürlüğünün kullanılmasıydı.

Okumaya devam et