Anoreksiya, göğüs bağlama ve beden nefretinin meşrulaşması – Victoria Smith

İnsanları kendilerini rahat hissetmedikleri bir bedende yaşamaya zorlamak yoğun ve çoğu zaman dayanılmaz acılara sebep oluyor.

gettyimages-107551306

Hayatım boyunca üç kez anoreksiya sebebiyle hastaneye yattım. İlki 1987’deydi. Burnumdan sokulan bir boruyla zorla beslendim. Bu kilo almama sebep oldu ve bundan nefret ettim. Dahası, genel psikolojik durumumu da iyileştirmedi, daha kötü yaptı.

Taburcu olduktan sonra tekrar kilo verdim ve takip eden yıllarda, anksiyetemle baş edebilecek ama tedaviye de zorlanmayacak kadar ince kalmaya yönelik bir oyun oynamaya çalıştım. Her zaman başarılı olamıyordum. İnsanlar beni rahat bıraksa ne kadar huzurlu olacağımı hayal edip duruyordum. İnsanların benim hayatıma, bedenime dair beklentileri benim kendi beklentilerim değildi. Continue reading “Anoreksiya, göğüs bağlama ve beden nefretinin meşrulaşması – Victoria Smith”

Reklamlar

Twitter’ın Trans-Aktivist Fermanı – Meghan Murphy

1024px-Meghan_Murphy-e1543395932917.jpg
Meghan Murphy

15 Kasım sabahı kalktığımda, şirketin “nefret davranışı” olarak tanımladığı şey sebebiyle Twitter hesabımın kilitlendiğini gördüm. Tekrar erişim sağlamak için Ekim ayından iki tweet’imi silmeye zorlandım. Olur öyle şeyler diyebilirsiniz. Sosyal medyadaki söylemlerin tonu konusundaki endişeler senelerdir gündemde. Birçok insan Twitter yetkililerinin platformlarında son derece yaygın hale gelmiş sert dili ve şiddetli tehditleri caydırmak için daha çok şey yapıyor olması gerektiğini savunuyor elbette. Continue reading “Twitter’ın Trans-Aktivist Fermanı – Meghan Murphy”

İyi feminist, kötü feminist… mesele gerçekten sen misin? – Laura McNally

Screen Shot 2018-11-27 at 01.35.33.png

Feminizmi yaşam tarzlarını onaylamaya yönelik bireyci bir zorlantı doldurmuş durumda: “Topuklu ve mutfak önlüğü giysem feminist olur muyum?” “Bu ruj feminist mi?” “Kötü feministim, di mi?”

Kadın hakları açısından gerileme dönemindeyiz. Kadınkırım öyle bir salgın boyutu aldı ki, Brezilya gibi ülkeler bu konuda özel yasalar çıkarıyorlar. Avustralya’da cinsel şiddet bir yıl içinde yüzde 20 fırladı, birçok başka ülkede de buna benzer istatistikler görülüyor. İnsan kaçakçılığı musibeti rekor kırmaya devam ediyor.

Bugün birçok sorun kadınları her zamankinden fazla etkiliyor ama Avustralya’da bir Uluslararası Kadınlar Günü etkinliğinin de gösterdiği gibi, bu meselelerin birçoğu kişisel tercihin ötesine bakmayı reddeden bir feminist diyalog tarafından tamamen göz ardı ediliyor. Continue reading “İyi feminist, kötü feminist… mesele gerçekten sen misin? – Laura McNally”

Cinsiyet İkili mi? – Alex Byrne

1_uEcGRyadkd_mpI6BjF3gFg.png

Toplumsal cinsiyet kimliği sorunları ile mücadele edenler için, insanlarda biyolojik cinsiyetin tutucu bir şekilde pembe ve maviye ayrılmış olmaktan ziyade muhteşem bir gökkuşağı olduğunun söylenmesi özgürleştirici ve mutluluk verici olabilir. Ama bu “iyi hissetme” yaklaşımı, interseks hastaları kandırmaktan pek farklı değil: otonomiye saygı dürüstlük gerektirir. Ve son olarak, trans insanları savunanlar (veya başka herkes) pozisyonlarını sallapati biyoloji yorumlarına dayandıracaklarsa, bu en nihayetinde düşmanlarının işine yarayacaktır.

Biyolog ve toplumsal cinsiyet çalışmaları kuramcısı Anne Fausto-Sterling, “Why Sex Is Not Binary” başlıklı New York Times makalesinde meseleye açıklık kazandırmaya çalışıyor: “İki cinsiyet, insan çeşitliliğini açıklamak için hiçbir zaman yeterli olmadı.” Fausto-Sterling’e göre, bazı insanların ne dişi ne de er (veya belki de hem dişi hem er) olduğu “uzun süredir biliniyor.” Continue reading “Cinsiyet İkili mi? – Alex Byrne”

Kadınların ifade özgürlüğü – Rosario Sanchez

Bu korku bizi susturuyor ve uysallaştırıyor. En önemlisi de, bizi, kendisi de tecrit edilmiş, bizimle aynı endişeleri taşıyan diğer kadınlardan izole ediyor. Kendi içimize çekildikçe, bizi içten tecrit ediyor; uyum göstermiyor olabilecek başka kadınlara mesafe koyduğumuzda ise bizi dıştan tecrit ediyor.

Herkese iyi akşamlar.

Burada olduğunuz için teşekkürler. Bristol İfade Özgürlüğü Topluluğuna beni davet ettiği ve bu konuyu ele aldığı için bilhassa teşekkürler.

Bize bu akşam burada yer verenlere de özellikle teşekkür etmek istiyorum… Hukukun üstünlüğüne saygı göstermekten başka bir şey yapmayan ve bunu yaparak hepimizin hakları için, benim burada konuşma hakkım ve sizin beni dinleme ve argümanlarıma itiraz etme hakkınız için tavır almış olan Bristol Üniversitesi’ndeki herkese tek tek teşekkür ediyorum. Continue reading “Kadınların ifade özgürlüğü – Rosario Sanchez”

Beyana dayalı cinsiyet ve güvenli alanlar – Kathleen Stock

Kathleen Stock

Demek Cinsiyetin Tanınması Kanununu cinsiyeti kişi beyanına dayandıracak şekilde değiştirmenin dişilere özel alanlar açısından pratikte hiçbir değişiklik yaratmayacağını düşünüyorsunuz?

Mevcut durum şu: Birleşik Krallık’ta, daha önce cinsiyete göre ayrılmış olan alanlar – çoğunlukla da tuvaletler – giderek resmî olarak üniseks (‘cinsiyet bakımından nötr’) hale geliyor. Gayri resmî olarak üniseks hale gelenler de ayrıca bir yekûn oluşturuyor: kendini kadın tanımlayan erkekler şirket politikası sayesinde girebiliyorlar (YHA [gençlik hostelleri], Guides [izciler], Topshop [giyim mağazası] vs.). Continue reading “Beyana dayalı cinsiyet ve güvenli alanlar – Kathleen Stock”

Women’s Place UK adına Lortlar Kamarasında yaptığım konuşma – Kathleen Stock

Bu hikâyeden çıkarılacak ders ise şu: kamu kurum ve kuruluşlarının kimden ve ne konuda tavsiye alacakları konusunda daha dikkatli olması gerekiyor. Ve üniversitelerin, bu alanda şu anda kabul görmekte olan düşünce şeklini şiddetle eleştirebiliyor olabilecek yeni araştırmalar üretebilmesini desteklemek gerekiyor.

ks

10 Ekim 2018

(Not: Toplantıda bu konuşmanın kısaltılmış bir versiyonu yapıldı. Trans Soruşturması Raporu ise, dudak uçuklatan görkemiyle şuradan okunabilir.)

Yasal olarak cinsiyet değiştirmeye ilişkin kamu politikası geliştirirken, sadece bir değil birçok çıkar kümesinin söz konusu olduğu, A Woman’s Place ve Fair Play for Women gibi kampanyalar sayesinde sanırım herkes için artık net.

Özet geçmek gerekirse: biyolojik eril cinsin erkek olarak toplumsallaşmış olan üyelerine doğum sertifikalarına ‘dişi’ sözcüğünü yazdırmayı çok kolay hale getirecekseniz, basitçe şu şekilde ifade edilebilecek en az iki sorununuz olacaktır: Continue reading “Women’s Place UK adına Lortlar Kamarasında yaptığım konuşma – Kathleen Stock”

Julian Norman Lortlar Kamarasında

Toplumsal cinsiyet kimliği doğuştansa, o zaman, dişi cinsine iliştirilen ve bizim toplumsal cinsiyet adını verdiğimiz ve tarihsel olarak kadınları ezmeye hizmet etmiş olan kültürel normlar arıza değil, doğadaki bir tasarım özelliğidir. Kadınların küresel ve tarihsel olarak ezilmişliğini kendilerinde doğuştan olan bir şeye atfetmek isteyen bir felsefenin sonu – bu ister rahim gezdirmek, ister frenoloji, isterse evrimsel psikoloji olsun – kadınlar için hiçbir zaman iyi bitmemiştir. Bu perspektiften hukuki düzenlemeler yaparken, son derece ağırdan almalıyız.

6b1dc5fd846d5d3fbcd9e8e244b19e62_0.jpg

Julian Norman insan hakları konusunda uzman bir avukat. Bu metin 10 Ekim 2018 tarihinde Lortlar Kamarasındaki bir toplantıda yaptığı konuşmaya ait.

womansplaceuk.org

12 Ekim 2018

[Toplumsal] Cinsiyetin Tanınması Kanunu’nun (“GRA”) arka planında, BK hükümetinin, onu yasada bir kadın olarak tanımamasının İHAS’nin 8. Maddesinin ihlali olduğu iddiasıyla, BK hükümetini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne veren Christine Goodwin’in davası vardı. Eril [male] partneriyle evlenememesi, eşitsiz emeklilik yaşının yol açtığı zorluklar ve her göstermek zorunda kaldığında trans olduğunu açığa çıkaran, kendisini eril olarak gösteren doğum sertifikasının yol açtığı sıkıntılar dahil ayrımcılıktan mustaripti. Continue reading “Julian Norman Lortlar Kamarasında”

Britanyalı kadınlar Cinsiyetin Tanınması Kanununda yapılması öngörülen değişikliği tartışıyor: Michele Moore

 
Geldiğiniz için teşekkürler…

Bu sefer gerçekten sözümü sakınmayacağım çünkü cinsiyet kimliğinin kişi beyanına dayanmasının (self identification of gender) çocuklar ve gençler üzerindeki olası etkileri konusunda çok ama çok endişeliyim. Bunun olağan dışı ölçüde tehlikeli olduğunu düşünüyorum ve tüm salona da bu tehlike duygusunu bulaştırmak istiyorum. Bu, tartışmanın son derece zor olduğu bir konu. 30 yıldan uzun süre boyunca kapsayıcı eğitim konusunda çalıştım. İster cinsiyet, engellilik, yoksulluk, ister ırk veya toplumsal cinsiyetlerini nasıl ifade etmek istedikleri olsun… her kimlikten her çocuğun nasıl kapsanabileceği üzerine konuştum. Ama kendisini trans olarak tanımlayan çocuklarla ilgili ne olup bittiği konusunda özenli bir tartışma yürütülmesi için açıktan bir çağrı yaptığımdan bu yana, yaptığım her işte kesintisiz şekilde saldırıya uğruyorum; dışlayıcı bir TERF, bir transfobik olarak adlandırılıyorum, nefret körüklemekle suçlanıyorum. Gerçekten de kariyerimi bitirmeyi ve beni susturmayı amaçlayan sayısız örgütlü kampanyanın hedefindeyim. Bu yüzden bunun olmaması için çalışmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Continue reading “Britanyalı kadınlar Cinsiyetin Tanınması Kanununda yapılması öngörülen değişikliği tartışıyor: Michele Moore”

Dr. Asia Ferrin’e yanıtım – Kathleen Stock

Screen Shot 2018-09-22 at 01.15.55

medium.com, 15 Eylül 2018

Ferrin benimle ‘siyahların beyazlara tehlike arz ettiğini’ savunan bir beyaz arasında benzerlik kuruyor. Diyor ki: “Bu varsayımları içeren bir konuşmanın birçok siyahın kendisini kötü hissetmesine ve bu sebeple bu varsayımları içeren konuşmaları susturmak istemesine neden olması şaşırtıcı olmazdı.” Şahsen ben bütün bir halkın sivil haklar mücadelesi ile trans kadınların dişilere özel alanlara girme hakkı mücadelesi arasında böyle analojiler kurmaktan uzak durmayı tercih ederim. Bunun yerine esas ‘beyazlar siyahlara karşı tehlike arz ediyor’ iddiasından gidelim.

Dr. Asia Ferrin, Amerikan Felsefe Derneği’nin bloğunda bu hafta yayınlanan bir gönderide, toplumsal cinsiyet ve cinsiyet* konusunda nasıl daha ‘açık,’ ‘saygılı’ ve ‘kanıta dayalı’ tartışmalar yürütüleceğini, okurlara bunu şahsen benim nasıl yanlış yaptığımı göstererek öğretmeye çalışmış. Bu betimleyici sözcükleri [açık, saygılı ve kanıta dayalı], benim de birlikte çalıştığım bir örgüt olan Woman’s Place UK ve onların ‘5 talebinden’ alıyor ama benim tarafımdan benimsendiklerinde, bu taleplerin ifade ettikleri şey anlamına gelip gelmediğinden kuşku duyulması gerektiğini düşündüğü kesin. Blog gönderisine bakılırsa, Ferrin’in, tartışma şeklimden benim ya kafası karışık olduğumu ya kendi kendimi kandırdığımı ya da düpedüz kötü niyetli olduğumu çıkardığını söylersem yanlış olmaz sanırım. Bu gönderi onunkine bir yanıt. Continue reading “Dr. Asia Ferrin’e yanıtım – Kathleen Stock”