Women’s Place UK adına Lortlar Kamarasında yaptığım konuşma – Kathleen Stock

Bu hikâyeden çıkarılacak ders ise şu: kamu kurum ve kuruluşlarının kimden ve ne konuda tavsiye alacakları konusunda daha dikkatli olması gerekiyor. Ve üniversitelerin, bu alanda şu anda kabul görmekte olan düşünce şeklini şiddetle eleştirebiliyor olabilecek yeni araştırmalar üretebilmesini desteklemek gerekiyor.

ks

10 Ekim 2018

(Not: Toplantıda bu konuşmanın kısaltılmış bir versiyonu yapıldı. Trans Soruşturması Raporu ise, dudak uçuklatan görkemiyle şuradan okunabilir.)

Yasal olarak cinsiyet değiştirmeye ilişkin kamu politikası geliştirirken, sadece bir değil birçok çıkar kümesinin söz konusu olduğu, A Woman’s Place ve Fair Play for Women gibi kampanyalar sayesinde sanırım herkes için artık net.

Özet geçmek gerekirse: biyolojik eril cinsin erkek olarak toplumsallaşmış olan üyelerine doğum sertifikalarına ‘dişi’ sözcüğünü yazdırmayı çok kolay hale getirecekseniz, basitçe şu şekilde ifade edilebilecek en az iki sorununuz olacaktır: Continue reading “Women’s Place UK adına Lortlar Kamarasında yaptığım konuşma – Kathleen Stock”

Reklamlar

Julian Norman Lortlar Kamarasında

Toplumsal cinsiyet kimliği doğuştansa, o zaman, dişi cinsine iliştirilen ve bizim toplumsal cinsiyet adını verdiğimiz ve tarihsel olarak kadınları ezmeye hizmet etmiş olan kültürel normlar arıza değil, doğadaki bir tasarım özelliğidir. Kadınların küresel ve tarihsel olarak ezilmişliğini kendilerinde doğuştan olan bir şeye atfetmek isteyen bir felsefenin sonu – bu ister rahim gezdirmek, ister frenoloji, isterse evrimsel psikoloji olsun – kadınlar için hiçbir zaman iyi bitmemiştir. Bu perspektiften hukuki düzenlemeler yaparken, son derece ağırdan almalıyız.

6b1dc5fd846d5d3fbcd9e8e244b19e62_0.jpg

Julian Norman insan hakları konusunda uzman bir avukat. Bu metin 10 Ekim 2018 tarihinde Lortlar Kamarasındaki bir toplantıda yaptığı konuşmaya ait.

womansplaceuk.org

12 Ekim 2018

[Toplumsal] Cinsiyetin Tanınması Kanunu’nun (“GRA”) arka planında, BK hükümetinin, onu yasada bir kadın olarak tanımamasının İHAS’nin 8. Maddesinin ihlali olduğu iddiasıyla, BK hükümetini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne veren Christine Goodwin’in davası vardı. Eril [male] partneriyle evlenememesi, eşitsiz emeklilik yaşının yol açtığı zorluklar ve her göstermek zorunda kaldığında trans olduğunu açığa çıkaran, kendisini eril olarak gösteren doğum sertifikasının yol açtığı sıkıntılar dahil ayrımcılıktan mustaripti. Continue reading “Julian Norman Lortlar Kamarasında”

Britanyalı kadınlar Cinsiyetin Tanınması Kanununda yapılması öngörülen değişikliği tartışıyor: Michele Moore

Geldiğiniz için teşekkürler…

Bu sefer gerçekten sözümü sakınmayacağım çünkü cinsiyet kimliğinin kişi beyanına dayanmasının (self identification of gender) çocuklar ve gençler üzerindeki olası etkileri konusunda çok ama çok endişeliyim. Bunun olağan dışı ölçüde tehlikeli olduğunu düşünüyorum ve tüm salona da bu tehlike duygusunu bulaştırmak istiyorum. Bu, tartışmanın son derece zor olduğu bir konu. 30 yıldan uzun süre boyunca kapsayıcı eğitim konusunda çalıştım. İster cinsiyet, engellilik, yoksulluk, ister ırk veya toplumsal cinsiyetlerini nasıl ifade etmek istedikleri olsun… her kimlikten her çocuğun nasıl kapsanabileceği üzerine konuştum. Ama kendisini trans olarak tanımlayan çocuklarla ilgili ne olup bittiği konusunda özenli bir tartışma yürütülmesi için açıktan bir çağrı yaptığımdan bu yana, yaptığım her işte kesintisiz şekilde saldırıya uğruyorum; dışlayıcı bir TERF, bir transfobik olarak adlandırılıyorum, nefret körüklemekle suçlanıyorum. Gerçekten de kariyerimi bitirmeyi ve beni susturmayı amaçlayan sayısız örgütlü kampanyanın hedefindeyim. Bu yüzden bunun olmaması için çalışmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Continue reading “Britanyalı kadınlar Cinsiyetin Tanınması Kanununda yapılması öngörülen değişikliği tartışıyor: Michele Moore”

Dr. Asia Ferrin’e yanıtım – Kathleen Stock

Screen Shot 2018-09-22 at 01.15.55

medium.com, 15 Eylül 2018

Ferrin benimle ‘siyahların beyazlara tehlike arz ettiğini’ savunan bir beyaz arasında benzerlik kuruyor. Diyor ki: “Bu varsayımları içeren bir konuşmanın birçok siyahın kendisini kötü hissetmesine ve bu sebeple bu varsayımları içeren konuşmaları susturmak istemesine neden olması şaşırtıcı olmazdı.” Şahsen ben bütün bir halkın sivil haklar mücadelesi ile trans kadınların dişilere özel alanlara girme hakkı mücadelesi arasında böyle analojiler kurmaktan uzak durmayı tercih ederim. Bunun yerine esas ‘beyazlar siyahlara karşı tehlike arz ediyor’ iddiasından gidelim.

Dr. Asia Ferrin, Amerikan Felsefe Derneği’nin bloğunda bu hafta yayınlanan bir gönderide, toplumsal cinsiyet ve cinsiyet* konusunda nasıl daha ‘açık,’ ‘saygılı’ ve ‘kanıta dayalı’ tartışmalar yürütüleceğini, okurlara bunu şahsen benim nasıl yanlış yaptığımı göstererek öğretmeye çalışmış. Bu betimleyici sözcükleri [açık, saygılı ve kanıta dayalı], benim de birlikte çalıştığım bir örgüt olan Woman’s Place UK ve onların ‘5 talebinden’ alıyor ama benim tarafımdan benimsendiklerinde, bu taleplerin ifade ettikleri şey anlamına gelip gelmediğinden kuşku duyulması gerektiğini düşündüğü kesin. Blog gönderisine bakılırsa, Ferrin’in, tartışma şeklimden benim ya kafası karışık olduğumu ya kendi kendimi kandırdığımı ya da düpedüz kötü niyetli olduğumu çıkardığını söylersem yanlış olmaz sanırım. Bu gönderi onunkine bir yanıt. Continue reading “Dr. Asia Ferrin’e yanıtım – Kathleen Stock”

A Woman’s Place UK için konuşma notlarım – Kathleen Stock

Screen Shot 2018-09-09 at 04.27.36.png

“Kendi örneğimden genellersek, toplumsal utandırma bana göre, bu meseleye eleştirel katkı sunmak isteyen akademisyenleri susturmak için kullanılan en güçlü silahlardan biri. Bilhassa, bu türden tepkilerin benim gibi kadınları bilinçli bir şekilde hedef aldığını düşünüyorum çünkü bizlerin, utanmaya özellikle yatkın olacak şekilde toplumsallaştığımız varsayılıyor. Kadınların konuşmasını durdurmak isteyen insanlar, bunu başarmak için, utandırmayı bir silah olarak kullanacaklardır.”

Continue reading “A Woman’s Place UK için konuşma notlarım – Kathleen Stock”

SERF ve TERF: Bazı Kötü Maddecilikler üzerine Notlar – Sophie Lewis

tumblr_n1w5lelavo1r0gnkyo3_1280.jpg

Bu yazıyı yazmaya otururken, aklımda bir cinayetin – bir başka vahşice cinayetin daha – ertesinde medyada dolaşan resimler var. Bunların birinde, hala hayatta olan söz konusu kişinin bir kolu, Türk çevik kuvvet polisi tarafından tutulmakta. Güç içinde yatsın*, Hande Kader, nefret dolu insanlar ve devlet tarafından öldürülmesine – bir kez daha – izin verdiğimiz, ezilen ulustan** seks işçisi bir trans kadın. Elbette ‘güç içinde yatsın’ demek yapabileceğimizin en asgarisi. Hande artık bizim öncü kız kardeşlerimizden biri***. Continue reading “SERF ve TERF: Bazı Kötü Maddecilikler üzerine Notlar – Sophie Lewis”

Seks işçilerinin ihtiyacı bir sendika ve işlerinin suç olmaktan çıkarılması, feministlerin acıması değil – Ana Lopes ve Callum Macrae

sex-workers-protest-India.jpg

Seks sektörü söz konusuyla, toplumsal reformcular ahlakçılara dönüşüyorlar ve belirli feminist akımlar cozutuyor. Bu tavrın arkasına sıralanan gerekçeler çelişkilerle dolu. Genellikle, her gün mağduriyet ve şiddetle yüz yüze olan fahişelerin neler çektiğinin anlatımıyla başlıyor, sektörü belirleyen şeyin bu istismar olduğunu söyleyerek bitiriyor ve fahişelerin sendika kurmasına izin vermenin bunu meşrulaştırmaktan başka bir işe yaramayacağını iddia ediyor. Yani sömürü ne kadar büyükse, bir sendika için o kadar az meşruiyet oluyor. Tam bir saçmalık.

Geçtiğimiz yıl Paula’ya genelev işlettiği için dava açtıklarında, 450 yıllık bir yasaya başvurmak zorunda kaldılar. Sırf bu bile her şeyi anlatıyor.

Paula’ya gerçekten kime kızgın olduğu sorulsa, ona ceza veren ahmak hukukçu değil, bu gazeteyi okuyan türde insanlar aslında: “Açık görüşlü olduğunu düşünen insanlar var, ırkçılığı, cinsiyetçiliği kabul etmeyen, homofobik olduğunu düşünmeyen. Her kesime açık olduklarını düşünmeyi seviyorlar ama aslında değiller. Bir izm’leri var ama fahişeliğe kafayı takık, fahişe-izm.” Continue reading “Seks işçilerinin ihtiyacı bir sendika ve işlerinin suç olmaktan çıkarılması, feministlerin acıması değil – Ana Lopes ve Callum Macrae”

Women’s Voices Matter’dan Yeşiller Partisi’ne* açık mektup (veya sosyalist bir örgütün kadın dışlayıcı olmamak için yapması gerekenler)**

* İngiltere ve Galler

** Alternatif başlık Dünyadan Çeviri tarafından eklendi

Screen Shot 2018-09-02 at 00.59.09.png
David Challenor

Sayın Yeşiller Partisi Üyesi/Yetkilisi/Temsilcisi,

Women’s Voices Matter’dan açık mektup

Bu yıl Şubat ayında aşağıdaki metni yazdım ve sonra Yeşiller Partisi LGBTIQA+ Twitter hesabının derlediği ve tweet’lediği meşum “TERF BLOKLAMA” listesi yalnızca özel erişime açık bir linke dönüştü. Bu yüzden aşağıdaki epostayı göndermemeye karar verdim.

Ardından AC tarafından yazılmış ‘Eşit Fırsatlar’ manifestosuna rast geldim. Bu metin tehlikeli şekilde kadın düşmanı ve kadınları siliyor, özellikle de lezbiyenleri ve biseksüel kadınları.

Bilmenizi isterim ki, son birkaç gündür David Challenor’ın çocuk cinsel istismarına ilişkin ana akım medyanın ilgisi ile ortaya çıkarılan son derece rahatsız edici iddialardan aylar önce yazılmış olan bu epostanın, Aimee Challenor’ın babası tarafından işlendiği iddia edilen suçlara ilişkin mevcut medya ilgisi ile kesinlikle hiçbir ilişkisi yoktur. Continue reading “Women’s Voices Matter’dan Yeşiller Partisi’ne* açık mektup (veya sosyalist bir örgütün kadın dışlayıcı olmamak için yapması gerekenler)**”

Yeşiller Partisi* David Challenor meselesinde hatalarını kabul etmeli – Olivia Palmer

(*) İngiltere ve Galler

resim
Yeşiller Partisi’ne Hoş Geldiniz / Departman Listesi / Kadın Olmayanlar / LGBTQIVYZ / Haberimiz Yoktu / Meclis Seçim Danışmanları / Kızların Hakları (Olmasa da Olur) / La La La La Duymuyoruz ki – Vay be, neredeyse her şeyi düşünmüşler – Tabi tabi, malum şey hariç

Anti-feminist bir lobici olan David Challenor, LGBTIQ+ Yeşiller grubunun diğer üyeleriyle birlikte, son birkaç yılı feministlere karşı başarılı bir göz korkutma ve nefret kampanyası yürüterek geçirdi.

Kaynak

On yaşında bir kız çocuğunun Yeşiller Partisi aktivisti David [Baloo] Challenor tarafından tecavüz ve işkenceye maruz bırakılmasına dair iğrenç ötesi olayı duyduğumdan bu yana kendime gelebilmiş değilim. Aklım bu iğrenç suçların kurbanında. Failin mahkemede suçunu kabul etmemesine, bu zavallı çocuğu kendisine karşı ifade vermek için korkunç süreci anlatmak üzere duruşmaya katılmak zorunda bırakmasına özellikle delirdim. Continue reading “Yeşiller Partisi* David Challenor meselesinde hatalarını kabul etmeli – Olivia Palmer”

Hareketimize Ne Oldu? – Connor Kelly

Gelin buna neyse o diyelim: Bu saçmalık. Sekter bir saçmalık. Sansür. Bu bir cadı avı (“TERF” avı) ve üzgünüm ama eğer tek başına bu olay bile sizi LGBT hareketinin gidişatı konusunda bir tartışma yapılması gerektiğine ikna etmiyorsa, kafanızı o kadar açmışsınızdır ki, beyniniz düşmüş demektir.

Connor Kelly
KB İngiltere’den Yazar ve Müzisyen
24 Ağustos 2018
Hareketimize Ne Oldu?
Toplumsal Cinsiyet Meselesi Üzerine Makale No.1

untitled.png
Hakikat Bakanlığı? (Trans-aktivistler tarafından Adalet Bakanlığı binasının ön cephesine yansıtılmış “Bizden sonra tekrarla: Trans kadınlar kadındır” ifadesi)

Trans kadınlar kadındır kadındır kadındır kadındır kadındır…… Continue reading “Hareketimize Ne Oldu? – Connor Kelly”