“İndirgemeci Cesur Yeni Dünya:” Andrea Dworkin’in Acı Verici Güncelliği

“İndirgemeci Cesur Yeni Dünya:” Andrea Dworkin’in Acı Verici Güncelliği

1987’de yayınlanan Intercourse, o güne kadarki en tartışma yaratan kitabı oldu. “Her cinsel ilişki tecavüzdür” şeklindeki gelenekselleşmiş özeti, analizini büyük ölçüde aşırı basitleştirmektedir. (Dworkin’in gerçek sözleri şöyle: “Toplumun tecavüz saydığı şey değildir ama, toplumun – kabul etmeye zorlandığında – tahakküm saydığı şeydir.” Kitabın 1995’teki ikinci baskısının önsözünde, üçüncü dalga feminizmin, “kadınların seksi ya sevdiği ya da sevmediği bu indirgemeci cesur yeni dünyası” olarak gördüğü şeyden, daha fazla nüans talep eder. Kendi acımasız sesinde, eylemi “işbirlikçiliğe” benzetse de, cinsel ilişki meselesine dair lügatin artmasını savunur, azalmasını değil. Daha sonraki bir özel baskıda, daha ılımlı bir vizyon sunar: “başka, daha derin, daha uzun ve belki de daha şehvetli bir sevişmenin parçası olarak, (varsayımsal) eşitlerin girdiği birçok cinsel eylemden biri olarak cinsel ilişki.” Onun daha tartışmalı ahkamlarını, bu önerme ile telafi edemez miyiz? Vizyonu o kadar mı iflah olmaz görünüyor?

WENDY VOGEL

Okumaya devam et ““İndirgemeci Cesur Yeni Dünya:” Andrea Dworkin’in Acı Verici Güncelliği”
Reklamlar

Cadılar, cadı avı ve kadınlar – Silvia Federici

Federici_1.jpg

Bu metin, Silvia Federici’nin PM Press tarafından basılan ‘Witches, Witch-Hunting, and Women’ (Cadılar, Cadı Avı ve Kadınlar) adlı yeni kitabından alınmıştır.

Yeni cadı avı biçimlerinin dünyanın çeşitli bölgelerine yayılmasından her gün öldürülen kadın sayısının dünya çapındaki yükselişine kadar, kadınlara yönelik yeni bir savaş olduğuna dair kanıtlar birikiyor. Bunun arkasındaki motivasyonlar ve mantık ne?

Okumaya devam et “Cadılar, cadı avı ve kadınlar – Silvia Federici”

Nancy Fraser ile mülakat: ‘Yüklen’ demenin başkalarına ‘yüklenmek’ anlamına geldiği bir feminizm* – Gary Gutting

Gary Gutting: Kısa bir süre önce şunları söylediğiniz bir yazı yazdınız: “Bir feminist olarak kadınların kurtuluşu için verdiğim mücadelede, daha iyi – daha eşlikçi, adil ve özgür – bir dünya inşa ettiğimi varsaymışımdır hep. Fakat son zamanlarda, cinsiyetçilik eleştirimizin, yeni eşitsizlik ve sömürü biçimlerine meşruiyet sağlamak için kullanılmaya başladığından endişe etmeye başladım.” Bu satırları yazarken aklınızda ne vardı, açar mısınız?

Nancy Fraser: Benim feminizmim Yeni Sol’dan doğdu ve hala o dönemin düşüncesinin rengini taşıyor. Benim açımdan feminizm, kadınların bireysel olarak mevcut toplumsal hiyerarşiler dahilinde iktidar ve ayrıcalık konumlarına gelmesi değil, bu hiyerarşilerin kendisinin ortadan kaldırılması meselesi.

Okumaya devam et “Nancy Fraser ile mülakat: ‘Yüklen’ demenin başkalarına ‘yüklenmek’ anlamına geldiği bir feminizm* – Gary Gutting”

Seks işinde mesele seks değil – Molly Crabapple

Kitap tanıtımı: Revolting Prostitutes: The Fight for Sex Workers’ Rights. Molly Smith ve Juno Mac. Verso, 278 sayfa*

Molly Crabapple, seks işinin suç olmaktan çıkarılması talebiyle New York’ta düzenlenen bir eylemi resmetmiş. Şubat 2019

Kadınları ilgilendiren diğer birçok meselede olduğu gibi, seks işi konusundaki tartışmalar da seks işinin kendisinin “alçaltıcı” mı yoksa “güçlendirici” mi olduğu sorusuna saplanıp kalıyor çoğu zaman. Mac ve Smith bu ikilemi en baştan reddediyor. “Bu kitap—ve günümüzün sol seks işçisi hareketinin perspektifi—seks işinden keyif almakla ilgili değil,” diyorlar. Otonomi, saygı, güvenlik ve daha iyi ücret hakketmek için, işçiler illa ki iyi zaman geçirdikleri bir iş yapmak zorunda değiller. Margaret Thatcher’la mücadele eden İngiliz kömür madencilerinin, kömür ocaklarının eğlenceli olduğunu iddia ettikleri söylenemez. “Seks işi iyi bir şey mi?” sorusunun “Seks işçilerinin hakları olmalı mı?” sorusu ile çok az alakası var. Ama bu bariz gerçek, “seks” kısmına takılıp kalan ve seks işçilerini beyinsiz sürtükler veya kendileri adına konuşamayacak kurbanlar olarak resmeden yazarlar tarafından çoğu zaman göz ardı ediliyor. “Seks işçileri seksle ilişkilendiriliyor ve seksle ilişkilendirilmek görmezden gelinebilir olmak demek,” diyor Mac ve Smith.

Okumaya devam et “Seks işinde mesele seks değil – Molly Crabapple”

Röportaj: Radikal feministlere yönelik saldırılar Arjantin’e ulaştı

Raquel Rosario Sanchez, Feministas Radicales Independientes de Argentina’nın (FRIA, Arjantin Bağımsız Radikal Feministler) üyesi Maira ve Ana ile görüştü. Şubat ayında Ni Una Menos tarafından örgütlenen bir toplantıda, Ana eril bir trans aktivist tarafından saldırıya uğramıştı.

Okumaya devam et “Röportaj: Radikal feministlere yönelik saldırılar Arjantin’e ulaştı”

Kapsayıcılık adına kadına yönelik ayrımcılık – Vancouver Kadın Sığınağı

1. 14 Mart 2019’da, adil olmayan ve problemli bir sürecin sonunda, Vancouver Şehir Konseyi, kamusal eğitim çalışmalarımızı desteklemek için bize verilen yıllık mali desteği sonlandırma yönünde oy kullandı.

2. Vancouver Şehir Konseyi’nin kararı, bizi, temel hizmetlerimizden bazılarını yalnızca dişi doğmuş kadınlara sunma yönündeki uygulamamızı değiştirmeye zorlamayı amaçlıyor. Kurumumuzun eşitlik arayışındaki bir grup olarak statüsü ve dişi olan kadınlara hizmet verme hakkı, 2003’te British Columbia Yüksek Mahkemesi tarafından, 2005’te British Columbia Temyiz Mahkemesi tarafından ve 2007’de Kanada Yüksek Mahkemesi tarafından yeniden teyit edilmişti.

Okumaya devam et “Kapsayıcılık adına kadına yönelik ayrımcılık – Vancouver Kadın Sığınağı”

Kesişimsellik ne değildir? – Holly Lawford-Smith

22 Ocak 2019

[Görsel: radicalwomen.org].

Son zamanlarda ana akım feminist aktivizmi takip ettiyseniz, feminizmin her yerde herkes için bir hareket olduğunu düşünmeniz işten bile değil. Bu pozisyonu almaya yol açan hata aslında biraz ilginç. ‘Kesişimsellik’ fikrinin yanlış anlaşılmasından kaynaklanıyor. “Feminizmin kesişimsel değilse, palavradır” popüler bir feminist slogan. Bir süre önce üniversitede bu sloganı taşıyan bir afiş görüp öyle rahatsız oldum ki, üstüne “Feminizmin başka kadınlara nasıl feministlik yapılacağını söylemeyi içeriyorsa, palavradır” yazdım. Bir hafta geçmesine rağmen öfkem geçmeyince gidip indirdim afişi. Üzgünüm, pişman değilim!

Okumaya devam et “Kesişimsellik ne değildir? – Holly Lawford-Smith”

“Seks işi” neoliberal bir kavram – Stan Goff

Batılı eril mitleri olan sözleşmeci köken mitlerinde, yetişkin beyaz erkek olmayan hiçbir siyasal özne yoktur. Kocanın reis olduğu çekirdek aile özel alanı, kadın ve çocukların kamusal bakıştan ve siyasetten gizlenebildiği yerdir. Rousseau bunları, kendi köken mitinde, kamusal-özel ayrımını açıkça cinsiyetli bir şekilde vurgulayarak cinsiyetle ilişkili “ön toplumsal ilişkiler” olarak kabul etmiştir. “Kadınların eğitimi,” diye yazmıştır, “daima erkeklerinkine bağlı olmalıdır. Bizi memnun etmek, bize faydalı olmak, bizi kendilerine sevdirmek ve saydırmak, bize akıl vermek, bizi avutmak, yaşamlarımızı kolay ve makbul kılmak… kadınların görevi daima bunlardır ve çocukken onlara öğretilmesi gereken budur.”

Benim gibi DSA (Democratic Socialists of America) üyesi Angel Castillo’nun Democratic Left’teki yazısına cevap

“Fuhuş üzerine liberal feminist perspektifler, politika ve akademik tartışmaları, fuhşu seçen kadınların haklarını koruma ihtiyacına odakladı.”

— Cheryl Nelson Butler

“Kanun, tüm o haşmetli eşitliği içinde, yoksulların yanı sıra zenginlerin de sokaklarda dilenmesini, ekmek çalmasını ve köprü altında uyumasını yasaklar.”

— Anatole France

Okumaya devam et ““Seks işi” neoliberal bir kavram – Stan Goff”

Siyah feministler siyah hareketinde cinsiyetçiliğe dair deneyimlerini anlatıyor

Black Power’ın çük-merkezliliği. Siyah feministler siyah hareketinde cinsiyetçiliğe dair deneyimlerini anlatıyor.

Marlon Riggs: Siyah maskülenlik… Siyah erkeklik… Mesele en nihayetinde, tamamen bununla alakalı hale gelmedi mi? İktidarsızlaştırılmış eril kimliğin kurtarılması.

Bell Hooks: Siyah ezilmişliğinin özellikle cinsel açıdan tarihini George Jackson ve Eldridge Cleaver’ın metinleri üzerinden tercüme ettiğimizde, iktidarsızlık ve iğdiş edilme şeklinde bütünüyle cinselleşmiş olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla siyah ırkın ihyası, “bu bir çük meselesi”ne tercüme oluyor. Bu yüzden “siyahlık gerçekten de kendini gizlemiş bir çük meselesi ise, ciddi bir sorunumuz var” diyorum. Çünkü bu bir anlamda fallus tapıncı.

Okumaya devam et “Siyah feministler siyah hareketinde cinsiyetçiliğe dair deneyimlerini anlatıyor”

Judith Butler ile üç kolay adımda patriyarkayı yok etme kılavuzu – Jane Clare Jones

DİKKAT: TETİKLENEBİLİRSİNİZ.Çünkü çok öfkeliyim

Bildiğiniz üzere, genderolojinin hazretleri, yüce akademik vaaz kürsüsünden bir anlığına inip, ortaya çıkmasına belki de herkesten fazla yardımcı olduğu süregiden karşılıklı kırım rezaleti üzerine ‘düşüncelerini’ iletmeye karar vermiş. Ama, olağan entelektüel dürüstlüğünden bekleneceği üzere, söz konusu rezalete ilişkin iletmeye karar verdiği düşünceler, gerçekte olan bitenleri tamamen göz ardı etmiş ve bu sanki, ‘toplumsal cinsiyet ve cinsiyet akışkandır’ zamazingosunu şiar edinmiş kalabalık ile Papa arasındaki bir anlaşmazlıkmış gibi davranmayı tercih etmiş. Tamamen öngörülebilir olsa da, bu seviyede bir samimiyetsizlikle yok sayma ve silme, yine de afallatıcı. Judy’nin aslında gayet farkında olduğu üzere, bu, özünde, feminizm içi – kendisinin yarattığı – bir fay hattı üzerinde dönen bir anlaşmazlık: patriyarkanın (adlandırmak için – hala midemiz kaldırıyorsa – ‘toplumsal cinsiyet’ kavramını kullanabileceğimiz) kültürel mekanizmalar üzerinden işleyen cinsiyete dayalı bir eril tahakkümü sistemi olduğunu düşünen bizler ile, patriyarkanın, gerçek bedenlerle veya bedenlere el koyulması ve üzerlerinde tahakküm kurulmasıyla hiçbir ilgisi olmayan bir tür serbest gezenti kültürel sistem (veya öznelliğimizi şekillendiren rastgele üretimli bir dizi gösterge ve gösterme pratiği veya pratikte feminizmin tüm kurtuluş projesini spektaküler ölçüde sığ bir toplumsal cinsiyetle oynama fikrinin destansı aşkın gücüne bağlamaya yol açan bir düşünce… cidden, artık her ne halt olduğunu düşünüyorlarsa) olduğunu düşünenler arasındaki bir fay hattı.

Okumaya devam et “Judith Butler ile üç kolay adımda patriyarkayı yok etme kılavuzu – Jane Clare Jones”