Büyük İklim Raporu 2040 Kadar Yakın Bir Tarihte Güçlü bir Kriz Riski Tanımlıyor – Coral Davenport

iklim

Birleşmiş Milletler’in iklim değişikliği üzerine bilimsel paneli tarafından hazırlanan bir rapor, iklim değişikliğinin yakın sonuçlarına dair daha önce düşünülenden çok daha vahim bir tablo ortaya çıkarıyor ve zararı önlemenin dünya ekonomisini “tarihte benzeri görülmemiş” bir hız ve ölçekte dönüştürmeyi gerektirdiğini söylüyor.

Birleşmiş Milletler tarafından dünya liderlerine rehberlik etmek üzere toplanan bir grup bilim insanından oluşan Hükumetler Arası İklim Değişikliği Paneli tarafından geçtiğimiz Pazartesi günü yayınlanan rapor, 2040 kadar erken bir tarihte (yani sadece 12 sene sonra, küresel nüfusun çoğunluğunun ömrü içinde olan bir dönem) gıda kıtlıklarının ve orman yangınlarının daha da kötüleştiği ve mercan resiflerinin kitlesel şekilde öldüğü bir dünya anlatıyor. Continue reading “Büyük İklim Raporu 2040 Kadar Yakın Bir Tarihte Güçlü bir Kriz Riski Tanımlıyor – Coral Davenport”

Reklamlar

Sular yükseliyor, köprüler inşa etme zamanı – Kevin Buckland

shutterstock_747331636-BREAK.jpg

Özgür Politika

İklim değişikliği artık kaçınılmaz ve öyleyse, sistem değişecek. Vermemiz gereken karar, bu değişikliği nasıl örgütleyeceğimiz: yavaş yavaş mı gerçekleşecek yoksa patlak mı verecek? Rekabete mi dayanacak işbirliğine mi? Köprüler inşa etme zamanı çünkü sular yükseliyor ve yeterince gemi yok. Hareketler iklim değişikliğini durdurmanın imkânsız olduğunu anladıkça, bunun nasıl bir “adil geçiş” getirebileceğini tahayyül etmek gibi zorlu bir görevle de karşı karşıyalar.

İklim krizinin çapı daha belirgin hale geldikçe, taktiksel farkların geleneksel sınırları da silikleşiyor. Karşımıza çıkan dünya bize birbirimize ne kadar sıkı sıkıya bağlı olduğumuzu hatırlatıyor. Çocukların iklim eğitimi kampanyaları, gıda ormanları, seçim kampanyaları ve yol barikatları, giderek daha fazla bir “herkes iş başına” yaklaşımını benimseyen ve kolektif itaatsizliği ana akımlaştıran taban örgütlenmesi çabalarının başına geliyor. Continue reading “Sular yükseliyor, köprüler inşa etme zamanı – Kevin Buckland”

Batan gemide örgütlenmek – Kevin Buckland

DWVLExrWAAErncZ.jpg

“İklim krizi tuhaf bir zamanda kritik aşamasına ulaştı. Teknolojik ilerleme medya ve iletişim platformlarını radikal şekilde yataylaştırsa da, neoliberalizm toplumsal ve ekolojik müşterekleri yıkıma uğratıyor. İnsanlar hem bir araya geliyor hem de birbirlerinden uzaklaşıyorlar. Önemli nokta, yeni teknolojilerin topluluklar için kendi hikayelerini küresel ölçekte anlatabilecekleri sosyal alanlar yaratması. Bu, küresel örgütlenmeyi dönüştürüyor ve bir zamanların marjinal gruplarına daha önce birkaç ayrıcalıklı grubun kontrolünde olan ana akım çevre söylemini etkileme imkânı veriyor. Geçtiğimiz yıllarda, özellikle de ön cephe ve yerli grupları anlatıyı değiştirmeyi başardılar. Başkasının kurtarıcılık hikayesinde kurban rolünü oynamak yerine, giderek artan şekilde kendi kahramanları yine kendileri oluyorlar.”

Continue reading “Batan gemide örgütlenmek – Kevin Buckland”

Dünya ısındı, yanıyor ve sellere teslim – Eric Holthaus

Screen Shot 2018-07-30 at 20.09.18.png

İklim değişikliğinin nelere yol açabileceğini dünyanın dört bir yanından gelen felaket haberleriyle görüyoruz.

Yunanistan’daki orman yangınları, şehirlere kadar önüne gelen her şeyi yakıp kül etti, seller Laos’un kimi bölgelerini sular altında bıraktı ve sıcak hava dalgaları Japonya’yı bunalttı. Bunlar iklim değişikliğinin en ölümcül biçimlerde kendini gösterdiği çarpıcı örnekler ve “doğal afet” terimini modası geçmiş bir konsept haline getiriyorlar. Artık karşımızda doğal afetle tanımlanamayacak büyüklükte sıkıntılar var. Continue reading “Dünya ısındı, yanıyor ve sellere teslim – Eric Holthaus”

Angus söyleşisi: Gezegeni Nasıl Kurtarabiliriz?

Screen Shot 2018-05-31 at 10.42.47

Gezegen ciddi şekilde değişecek. Eğer şimdi bir şey yapmazsak, bu yüzyılın sonunda gezegenin büyük bir kısmı yaşanamaz hale gelecek. Okyanus seviyelerinin bu yüzyıl içinde en az 1-2 metre, belki de daha fazla yükselmesi mümkün. Bu Thames’in taşacağı ve Londra’nın büyük kısmını sel basacağı anlamına geliyor. Çoğu şehir okyanus kıyısında yer alıyor. Buralar sel baskınlarına uğrayacak – belki hemen yarın değil ama çocuklarımızın, torunlarımızın döneminde.

Yazar Ian Angus, Socialist Worker’a konuştu: “Kapitalizm ekolojik tahribata ve iklim krizine yol açıyor ama dünyayı dönüştürerek bunu durduracak gücümüz hala var.” Continue reading “Angus söyleşisi: Gezegeni Nasıl Kurtarabiliriz?”

Roma’nın çöküşünün ardındaki iklim değişikliği ve hastalıklar – Kyle Harper

Roma İmparatorluğu’nun çöküşünde doğal ortamdaki değişimlerin oynadığı kritik rolü ortaya koyan yeni kanıtlar açığa çıkmaya başladı. Görünen o ki, toplumsal ilerlemenin paradoksları ile doğanın özünde var olan öngörülemezlik bu çöküşü birlikte getirmiş.

romefall

“Roma’nın yükseliş ve çöküş döngüsünde, bugün bizim medeniyetimiz nerede” sorusu ile her tarihçi bir gün karşılaşır. Tarihçiler geçmişin bu şekilde ele alınmasından sıkıntı duyabilir ama tarih tekerrür etmemesine ve ahlak dersleri ile dolu olmamasına rağmen, insan olmanın ne anlama geldiğine ve toplumlarımızın ne kadar kırılgan olduğuna ilişkin algımızı yine de derinleştirebilir. Continue reading “Roma’nın çöküşünün ardındaki iklim değişikliği ve hastalıklar – Kyle Harper”

Uzun ekolojik devrim (II) – John Bellamy Foster

Zamanımınız ekolojik ve toplumsal devrimi

mr-069-06-2017-10-300x450

(Birinci bölüm)

Öyleyse, zamanımız için gerekli ekolojik ve toplumsal devrimi nasıl ele alacağız? On dokuzuncu yüzyılda Engels toplumun doğa ile uyum içinde gelişmesi zorunluluğunu tek hakiki bilimsel bakış olarak vurgulamıştı: “Özgürlük, doğa yasaları karşısında düşlenmiş bir bağımsızlıkta değil, bu yasaların bilinmesinde ve bu bilme aracılığıyla belirli erekler için yöntemli bir biçimde kullanılması olanağındadır. Bu, dış doğa yasaları için olduğu denli, insanın maddi ve manevi varlığını yöneten yasalar (gerçeklikte değil, olsa olsa kafamızın içinde ayırabildiğimiz iki yasa sınıfı) için de böyledir.”28 Dahası, doğanın zorunluluklarını aldatmak diye bir şey söz konusu değildir. Engels, kısa vadeli kazanımlar peşinde, daha geniş çerçevedeki sonuçları göz ardı ettiğinden, Bacon’cı “doğanın fethi” kurnazlığının (doğanın yasalarına sermaye birikimini teşvik etme yegâne amacıyla riayet etme) sonunun felaket olacağını savunmuştu. Bunun aksine “bilimsel sosyalizm”in amacı, doğayı fethetmek gibi beyhude bir girişim değil, insan özgürlüğünün maddi dünyanın dayattığı şartlarla uyum içinde ileri taşınmasıdır.29 Continue reading “Uzun ekolojik devrim (II) – John Bellamy Foster”

Uzun ekolojik devrim – John Bellamy Foster

marx_622_800_90

Sosyalizm bu şekilde anlaşıldığında, neredeyse kapitalizmden farksız kalıyor—genelleşmiş meta toplumunun yerini alacak olan değil, kapitalist modernitenin temel yapısı ile benzeş bir hareket. Bu, en hafifinden, liberal siyaset alanının başarısı adına sosyalist vizyonun küçük gösterilmesi. Ama statüko karşısında böylesi bir tavizin bedeli, alternatif bir geleceğe dair tüm anlayışların yitirilmesi demek.

Doğanın belirli yasalar izlediğinin kabulünü ayrı tutarsak, on yedinci yüzyılın bilimsel devriminin ve ona bağlı olarak gelişen modern bilimin merkezinde, doğanın fethi ve üzerinde tahakküm kurulması kadar yer tutan başka fikir yoktur. Yirminci yüzyıl sonunda ekoloji hareketinin yükselişine kadar, doğanın fethi, kapitalizm (ve bazen de sosyalizm) altında ilerlemeye eşitlenen evrensel bir mecazdı. Ancak bu nosyonun [ilerleme], bilimde kullanıldığı kadarıyla, karmaşık olduğunu da eklemek gerek. Fikrin ilk savunucularından olan Francis Bacon’ın da dediği gibi, “doğa yalnızca ona itaat ederek alt edilebilir.” Dolayısıyla doğayı fethetmek, ancak onun yasalarını izleyerek mümkündür. (1) Continue reading “Uzun ekolojik devrim – John Bellamy Foster”

Jacobin’e not: Ekomodernizm ekososyalizm değildir – Ian Angus

Jacobin, sol cilalı bir ekomodernizmin sözcülüğüne mi soyunuyor? Umarım değildir ama emareler iyi değil.

Ian Angus, jeomühendislik, nükleer enerji, karbon depolaması ve diğer teknolojik düzeltmeleri iklim değişimine çözüm olarak sunan sol dergiye karşı çıkıyor.

“‘Bilim ve teknoloji uzun vadede tüm sorunlarımızı çözebilir’ demek büyüye inanmaktan daha beter.” — István Mészáros

Jacobin-summer-2017Bu yaz sol dergi Jacobin iklim değişikliği üzerine özel bir sayı yayınladı. Başyazı “ileriye doğru giderken nasıl harekete geçeceğimiz ve örgütleneceğimizin merkezinde yer almalı. Bundan böyle her sayımız bir iklim sayısı” diyor.

Harika haber! Kendisini “Amerikan solunun siyaset, ekonomi ve kültürde sosyalist bakış açıları sunan öncü sesi” olarak tanımlayan bir derginin kapitalizmin dünyanın yaşam destek sistemlerine ölümcül saldırısına karşı mücadelede de öncü olması gerekir. Continue reading “Jacobin’e not: Ekomodernizm ekososyalizm değildir – Ian Angus”

Kapitalizmin içinde, kapitalizme karşı – Alyssa Battistoni

Jacobin dergisi yeni sayısında iklim değişikliğini ele alıyor ve iklim değişikliğinin birkaç yılda bir üzerine konuşup unutulacak bir mesele olmadığı bilinciyle bundan sonra her sayımız bir iklim sayısı diyor.

Screen Shot 2017-09-28 at 19.27.10

İklim değişikliği kitle siyasetine uygun değilmiş gibi görünebilir. Karmaşık ve anlaşılması zor bir mesele. Sebepleri gündelik yaşamın o kadar içinde ki, felaket gelip vurana dek görülmesi zor oluyor. Gezegenin tümünü etkiliyor: dünyanın bir ucunda verilen kararlar, öteki uçta yaşayanların hayatlarını mahvediyor. Sorunu çözmekle görevli kurumları ise zengin ve büyük şirketler ile sorundan esas sorumlu olanlar yönetiyor. Tıpkı kapitalizmin kendisi gibi.

İklim değişikliğinin siyasi gündemde olduğu süre boyunca neoliberalizm yükselişteydi. Bu da bugün elitler arasındaki tartışmanın soruna yönelik sözde çözümlerle dolu olması anlamına geliyor: bireylere, tüketimlerinin sorumluluğunu almalarına yönelik suçluluk duygusuna hitap eden çağrılar; özel şirketlere aktarılan kamu fonlarıyla geliştirilen ve patenti şirkette kalan yeşil teknolojiler; yıkmaları gereken sanayiler tarafından tasarlanmış market mekanizmaları; gelgitleri fazla hırgür çıkarmadan geçiştirme amaçlı idari kararnameler. Bu esnada da kemer sıkma tedbirleri kamusal mal ve hizmetleri tam da genişletilmeleri gereken zamanda daraltıyor ve milliyetçi hareketler, ötesine uzanmamız gereken sınırları kapatıyorlar. Continue reading “Kapitalizmin içinde, kapitalizme karşı – Alyssa Battistoni”