Roma’nın çöküşünün ardındaki iklim değişikliği ve hastalıklar – Kyle Harper

Roma İmparatorluğu’nun çöküşünde doğal ortamdaki değişimlerin oynadığı kritik rolü ortaya koyan yeni kanıtlar açığa çıkmaya başladı. Görünen o ki, toplumsal ilerlemenin paradoksları ile doğanın özünde var olan öngörülemezlik bu çöküşü birlikte getirmiş.

romefall

“Roma’nın yükseliş ve çöküş döngüsünde, bugün bizim medeniyetimiz nerede” sorusu ile her tarihçi bir gün karşılaşır. Tarihçiler geçmişin bu şekilde ele alınmasından sıkıntı duyabilir ama tarih tekerrür etmemesine ve ahlak dersleri ile dolu olmamasına rağmen, insan olmanın ne anlama geldiğine ve toplumlarımızın ne kadar kırılgan olduğuna ilişkin algımızı yine de derinleştirebilir. Continue reading “Roma’nın çöküşünün ardındaki iklim değişikliği ve hastalıklar – Kyle Harper”

Reklamlar

Uzun ekolojik devrim (II) – John Bellamy Foster

Zamanımınız ekolojik ve toplumsal devrimi

mr-069-06-2017-10-300x450

(Birinci bölüm)

Öyleyse, zamanımız için gerekli ekolojik ve toplumsal devrimi nasıl ele alacağız? On dokuzuncu yüzyılda Engels toplumun doğa ile uyum içinde gelişmesi zorunluluğunu tek hakiki bilimsel bakış olarak vurgulamıştı: “Özgürlük, doğa yasaları karşısında düşlenmiş bir bağımsızlıkta değil, bu yasaların bilinmesinde ve bu bilme aracılığıyla belirli erekler için yöntemli bir biçimde kullanılması olanağındadır. Bu, dış doğa yasaları için olduğu denli, insanın maddi ve manevi varlığını yöneten yasalar (gerçeklikte değil, olsa olsa kafamızın içinde ayırabildiğimiz iki yasa sınıfı) için de böyledir.”28 Dahası, doğanın zorunluluklarını aldatmak diye bir şey söz konusu değildir. Engels, kısa vadeli kazanımlar peşinde, daha geniş çerçevedeki sonuçları göz ardı ettiğinden, Bacon’cı “doğanın fethi” kurnazlığının (doğanın yasalarına sermaye birikimini teşvik etme yegâne amacıyla riayet etme) sonunun felaket olacağını savunmuştu. Bunun aksine “bilimsel sosyalizm”in amacı, doğayı fethetmek gibi beyhude bir girişim değil, insan özgürlüğünün maddi dünyanın dayattığı şartlarla uyum içinde ileri taşınmasıdır.29 Continue reading “Uzun ekolojik devrim (II) – John Bellamy Foster”

Uzun ekolojik devrim – John Bellamy Foster

marx_622_800_90

Sosyalizm bu şekilde anlaşıldığında, neredeyse kapitalizmden farksız kalıyor—genelleşmiş meta toplumunun yerini alacak olan değil, kapitalist modernitenin temel yapısı ile benzeş bir hareket. Bu, en hafifinden, liberal siyaset alanının başarısı adına sosyalist vizyonun küçük gösterilmesi. Ama statüko karşısında böylesi bir tavizin bedeli, alternatif bir geleceğe dair tüm anlayışların yitirilmesi demek.

Doğanın belirli yasalar izlediğinin kabulünü ayrı tutarsak, on yedinci yüzyılın bilimsel devriminin ve ona bağlı olarak gelişen modern bilimin merkezinde, doğanın fethi ve üzerinde tahakküm kurulması kadar yer tutan başka fikir yoktur. Yirminci yüzyıl sonunda ekoloji hareketinin yükselişine kadar, doğanın fethi, kapitalizm (ve bazen de sosyalizm) altında ilerlemeye eşitlenen evrensel bir mecazdı. Ancak bu nosyonun [ilerleme], bilimde kullanıldığı kadarıyla, karmaşık olduğunu da eklemek gerek. Fikrin ilk savunucularından olan Francis Bacon’ın da dediği gibi, “doğa yalnızca ona itaat ederek alt edilebilir.” Dolayısıyla doğayı fethetmek, ancak onun yasalarını izleyerek mümkündür. (1) Continue reading “Uzun ekolojik devrim – John Bellamy Foster”

Jacobin’e not: Ekomodernizm ekososyalizm değildir – Ian Angus

Jacobin, sol cilalı bir ekomodernizmin sözcülüğüne mi soyunuyor? Umarım değildir ama emareler iyi değil.

Ian Angus, jeomühendislik, nükleer enerji, karbon depolaması ve diğer teknolojik düzeltmeleri iklim değişimine çözüm olarak sunan sol dergiye karşı çıkıyor.

“‘Bilim ve teknoloji uzun vadede tüm sorunlarımızı çözebilir’ demek büyüye inanmaktan daha beter.” — István Mészáros

Jacobin-summer-2017Bu yaz sol dergi Jacobin iklim değişikliği üzerine özel bir sayı yayınladı. Başyazı “ileriye doğru giderken nasıl harekete geçeceğimiz ve örgütleneceğimizin merkezinde yer almalı. Bundan böyle her sayımız bir iklim sayısı” diyor.

Harika haber! Kendisini “Amerikan solunun siyaset, ekonomi ve kültürde sosyalist bakış açıları sunan öncü sesi” olarak tanımlayan bir derginin kapitalizmin dünyanın yaşam destek sistemlerine ölümcül saldırısına karşı mücadelede de öncü olması gerekir. Continue reading “Jacobin’e not: Ekomodernizm ekososyalizm değildir – Ian Angus”

Kapitalizmin içinde, kapitalizme karşı – Alyssa Battistoni

Jacobin dergisi yeni sayısında iklim değişikliğini ele alıyor ve iklim değişikliğinin birkaç yılda bir üzerine konuşup unutulacak bir mesele olmadığı bilinciyle bundan sonra her sayımız bir iklim sayısı diyor.

Screen Shot 2017-09-28 at 19.27.10

İklim değişikliği kitle siyasetine uygun değilmiş gibi görünebilir. Karmaşık ve anlaşılması zor bir mesele. Sebepleri gündelik yaşamın o kadar içinde ki, felaket gelip vurana dek görülmesi zor oluyor. Gezegenin tümünü etkiliyor: dünyanın bir ucunda verilen kararlar, öteki uçta yaşayanların hayatlarını mahvediyor. Sorunu çözmekle görevli kurumları ise zengin ve büyük şirketler ile sorundan esas sorumlu olanlar yönetiyor. Tıpkı kapitalizmin kendisi gibi.

İklim değişikliğinin siyasi gündemde olduğu süre boyunca neoliberalizm yükselişteydi. Bu da bugün elitler arasındaki tartışmanın soruna yönelik sözde çözümlerle dolu olması anlamına geliyor: bireylere, tüketimlerinin sorumluluğunu almalarına yönelik suçluluk duygusuna hitap eden çağrılar; özel şirketlere aktarılan kamu fonlarıyla geliştirilen ve patenti şirkette kalan yeşil teknolojiler; yıkmaları gereken sanayiler tarafından tasarlanmış market mekanizmaları; gelgitleri fazla hırgür çıkarmadan geçiştirme amaçlı idari kararnameler. Bu esnada da kemer sıkma tedbirleri kamusal mal ve hizmetleri tam da genişletilmeleri gereken zamanda daraltıyor ve milliyetçi hareketler, ötesine uzanmamız gereken sınırları kapatıyorlar. Continue reading “Kapitalizmin içinde, kapitalizme karşı – Alyssa Battistoni”

Ağır çekim kıyamet: Dünyanızın sonu böyle gelebilir – Peter Brannen

Ends of the World kitabından alınan bu parçada Peter Brannen, büyük soy tükenişi olaylarını (birden çok canlı türünün soyunun aynı zaman aralığı içinde tükenmesi) ve sıcaklık artışlarının dünya nüfusunun tümü için yol açtığı felaketleri ele alıyor

4096.jpg

California’daki Yosemite Ulusal Parkı yakınında 2014 yılında yaşanan El Portal orman yangını. Bilim insanları küresel ısınmanın gelecekte bunun gibi daha çok orman yangınına sebep olacağı konusunda uyarıyorlar. Fotoğraf: Stuart Palley/EPA

Dünyanın kontrolden çıktığına dair karanlık hissi birçoğumuz paylaşıyoruz. Orman yangınları, 1000 yılda bir görülür şiddette fırtınalar ve ölümcül sıcak hava dalgaları, akşam haberlerinin rutini haline geldi ve tüm bunlar, sanayileşme öncesindekinden 1 derecenin altında bir sıcaklık artışı sonucunda yaşandı. Ama işlerin korkutucu hale gelmesi bundan sonra başlıyor. Continue reading “Ağır çekim kıyamet: Dünyanızın sonu böyle gelebilir – Peter Brannen”

Suriye gerçekten bir ‘iklim savaşı’ mı? – Lina Eklund

03DROUGHT-master1050

Kuraklık, göç ve çatışma arasındaki bağlantı

Suriye iç savaşı altı yıldan uzun süredir devam ediyor ve bunu iklim değişikliği ile ilişkilendiren şu hikâyeyi (ABD eski başkan adaylarından Al Gore’un da dillendirdiği bir iddia) okudunuz belki: küresel ısınmanın da şiddetlendirdiği yoğun kuraklık, ülke içinde kırsal bölgelerden kentlere “kitlesel göçe” sebep oldu, bu da sonrasında iç çatışmaya dönüşecek olan 2011 ayaklanmasına katkıda bulundu.

Bu anlatı, kuraklık, göç ve çatışma arasında bir ilişki olduğunu varsayıyor ama bağlantı o kadar da net/kesin değil. İklime fazla vurgu yapınca, siyasi ve sosyoekonomik faktörlerin bir topluluğun çevresel gerilimden zarar görebilirliğini belirlemedeki rolünün gözden kaçırıldığı kaygısını taşıyoruz. Çatışma kuraklık olduğunda kaçınılmaz değil. Continue reading “Suriye gerçekten bir ‘iklim savaşı’ mı? – Lina Eklund”

Çeviri Derlemesi: İklim Krizi

climate-v-capitalism

Çeviri Derlemesi: İklim Krizi

Çeviren: Serap Güneş

İçindekiler
– İklim mültecileri ve uluslararası hukuktaki boşluklar (I) – Benjamin Glahn
– İklim mültecileri ve uluslararası hukuktaki boşluklar (II) – Benjamin Glahn
– Mary Robinson: uluslararası hukuk iklim değişikliğine yanıt verme konusunda yetersiz
– Uzmanlar hükümetleri iklim değişikliği sebebiyle artacak göçe hazırlıklı olmaları konusunda uyardı
– Gerici ekolojinin tehlikeleri (Out of the Woods)
– COP22’nin emperyalist çevreciliği – Joe Hayns
– Bu bir şeyleri değiştiriyor – Jodi Dean

Kaydet

Kaydet

COP22’nin emperyalist çevreciliği – Joe Hayns

climate-v-capitalism

jacobinmag.com

Dünya devlet başkanları, her yıl Taraflar Konferansı’nda (COP), Birleşmiş Milletlerin İklim Değişikliği konusundaki yol gösterici çerçevesinin gerektirdiği üzere, “atmosferdeki sera gazı yoğunluklarını iklim sistemi üzerindeki insan kaynaklı tehlikeli etkileri önleyecek seviyede nasıl stabilize edeceklerini” konuşmak için toplanıyorlar.

Geçtiğimiz yılın zirvesi uluslararası ölçekte dikkat ve övgü toplamıştı. Le Monde’un değerlendirmesi, etkinliğin başkanı ve Sosyalist Parti’den dışişleri bakanı Laurent Fabius’tan bir alıntı yapıyordu (“iklim adaletinin” yol gösterdiği bir uzlaşma). The Guardian toplantıyı “dünya üzerindeki birbirinden apayrı halkların, aklın yolu birdir diyerek ortak bir sonuca vardığı nadir ve cesaret verici bir örnek” olarak adlandırdı. The New York Times ise müzakerelerin “tarihsel bir dönüm noktası” ile sona erdiğini ilan etti. Continue reading “COP22’nin emperyalist çevreciliği – Joe Hayns”

13 maddede insanlık olarak hapı yuttuğumuzun resmi – George Monbiot

natural-disaster-02

theguardian.com

Moraliniz sağlam değilse bu yazıyı okumayın. Çünkü insanlık olarak hapı yuttuğumuzu gösteren 13 krizin bir listesini yapacağım. Liste uzatılabilir. Siz de ekleme yapabilirsiniz. Üzgünüm ama sonu mutlu bitmiyor.

  1. Donald Trump

Beyaz Saray’ın bir sonraki sakini, kendini kontrol etme, denge veya empati konusunda kapasitesiz ama intikam ve kincilik konusunda dipsiz görünen bir adam olacak. Seçimde hem temsilciler meclisini hem de senatoyu cebine atmasını sağlayan net bir zafer kazandı. Çevresini, dünya konusunda idrak ve bilgisi en hafif deyimle sınırlı olan insanlarla dolduruyor. Dünyanın en büyük nükleer ve konvansiyonel silahlarının ve dünya üzerinde bir devlet tarafından geliştirilmiş olan en kapsamlı gözetim ve güvenlik aparatının sorumluluğunu üstlenecek. Continue reading “13 maddede insanlık olarak hapı yuttuğumuzun resmi – George Monbiot”