İslam’ı kabul etmeliyiz – Olivier Roy ile röportaj (Maciej Nowicki)

roy_2008

aspeninstitute.cz

Olivier Roy, Maciej Nowicki’ye verdiği röportajda “Barack Obama’nın politikası çok iyi” diyor; “Batı, Ortadoğu’da yeni sınırların belirlenmesine burnunu sokmamalı.”

Avrupa’nın İslam’la neden böyle bir sorunu var?

Çünkü Avrupa’nın dinle bir sorunu var. Tüm kıta, 20. yüzyıl başında Fransa’da yaşanana benzer hızlandırılmış bir laikleşme sürecinden geçiyor. Dini bir olguya, bir anomali, kökü kazınması gereken bir şey olarak bakıyoruz. Fransa’da bu çok net görülebilir: İslam’la savaşan medya, Katolik Kilisesi’ne savaş açmak için de hiçbir fırsatı kaçırmıyor.

Bunların nedeni, bugünkü versiyonu ile çeşitliliği kabul etmeyen, tamamen çarpık bir laiklik anlayışı. Eski versiyonunda ise laiklik, dindar-dinsiz tüm yurttaşların aynı haklara sahip olduğu inancına dayanıyordu. Bugün laiklik bambaşka bir anlama sahip—inananın kamusal alandan kaybolmasını, inancının özel alanda kalmasını istiyoruz. Devlet, herkese aynı normu dayatan etik bir homojenleştirme yürütüyor. Toplumumuz, bireyselciliği ve çeşitliliği ile övünüyor. Ama bir yandan da herkesin tam olarak aynı değerlere inanmasını talep ediyoruz. Bu absürt. Bugünün laikliği uzlaşıya dayanmıyor. Bu, din karşıtı bir laiklik, bir tür din fobisi. Okumaya devam et “İslam’ı kabul etmeliyiz – Olivier Roy ile röportaj (Maciej Nowicki)”

Brexit sonrası Avrupa solu – Yanis Varoufakis

varoufakis-berlin-diem25

jacobinmag.com

5 Eylül 2016

Yunanistan eski maliye bakanı Yanis Varoufakis eleştirileri yanıtlıyor ve DiEM25’in Avrupa Birliği içinden direniş planını anlatıyor.

Sadece on bir ayda, Yunan “Oxi”si ve Brexit hem Avrupa Birliği’ni hem de Avrupa solunu salladı. AB’nin otoritercilik ile ekonomik başarısızlığının karışımından illallah getirmiş Avrupa solunun bir kesimi şimdi, kıta çapında AB’den çıkış referandumları için sol desteği harekete geçirecek bir “AB ile yolları ayırma” çağrısı yapıyor. Analizleri kısaca “Lexit” (ç.n. Left Leave, “Sol Çıkış”) olarak biliniyor.

Avrupa’da Uluslar Ötesi Demokrasi Hareketi DiEM25, Lexit mantığını Avrupa’nın ilericileri için alternatif bir ajanda lehine reddediyor. Kuşkusuz ki sol, Avrupa Birliği’nin, karar alma sürecini depolitize eden pratiğine tüm enerjisi ve hayal gücü ile karşı çıkmalı. Aslında bu görev diğer Avrupalı demokratlara, yani Yeşillere ve liberallere de düşüyor. Bu oluşumlar kendilerini sol olarak görmeyebilir ama Brüksel’in yetkisiz otoriterliğine direnme görevimizi onlar da paylaşıyor.

Mesele ilerici güçlerin AB müessesesi ve mevcut uygulamalarla mücadele edip etmemesi değil. Mesele bu mücadelenin hangi bağlamda, hangi kapsayıcı politik anlatı dahilinde gerçekleştirileceği. Bu konuda üç seçenek öne çıkıyor: Okumaya devam et “Brexit sonrası Avrupa solu – Yanis Varoufakis”

Brexit’in Kısa Vadeli Makroekonomisi Üzerine Devam – Paul Krugman

krugman-new-1114-videoSixteenByNine1050.jpgÇeviri: Barış Satılmış, 2 Temmuz 2016, The New York Times

Perşembe günü Brexit’in kısa vadeli etkilerini değerlendirmiş ve talep üzerinde büyük bir olumsuz şok olacağına dair ekonomistler arasında evrensele yakın bir kabul olmasını sorgulamıştım. Brexit’çileri savunmak şöyle dursun, zeki görünmek adına mantığa aykırı düşünmeye de çalışmıyordum. Sadece standart makroekonomik modellerde ekonominin uzun vadede arz tarafı için kötü olan bir politikanın kısa vadede talep tarafını da kötü etkilemek zorunda olduğuna dair hiçbir şey söylenmemesine rağmen bu konsensüsün nereden kaynaklandığını gerçekten anlamamıştım. Ve ekonomistler arasında görülen konsensüsün analitik olmaktan çok, bir anlamda politik olmasından endişeleniyorum: “serbest ticaret iyi, Avrupa’dan ayrılmak kötü, bu nedenle tam olarak neden kötü olduğuna dair görüşlerinizde ayrıntıya girmenize gerek yok.” Okumaya devam et “Brexit’in Kısa Vadeli Makroekonomisi Üzerine Devam – Paul Krugman”

Brexit’in Makroekonomisi: Güdülenmiş Akıl Yürütme mi? – Paul Krugman

063016krugman1-tmagArticleÇeviri: Barış Satılmış, 30 Haziran 2016, The New York Times

Hala tatildeyim ama bugün haberleri takip etmeye zamanım oldu ve açıkçası içim içimi yedi. Brexit ve etkileriyle ilgili tartışmaların çoğu canımı sıkıyor. Brexit’in trajik bir gelişme olduğunu ve uzan vadede ciddi ekonomik zararları olacağını düşünüyorum. Ama ezici bir çoğunlukla ekonomistlerden duyduğumuz, bunun kısa vadede de ciddi etkileri olacağı iddiası. Bu iddia şüphe götürür.

Dahası, bu iddianın standart makroekonomiden hiçbir net dayanağı yok ama varmış gibi sunuluyor. Bu gördüğümüz şeyin güdülenmiş bir akıl yürütme olduğundan ve sonunda ekonomistlerin güvenilirliğine zarar vereceğinden endişe ediyorum. Okumaya devam et “Brexit’in Makroekonomisi: Güdülenmiş Akıl Yürütme mi? – Paul Krugman”

İhtiyacımız olan yeni politika için bir model var; İspanya’da – Owen Jones

3500.jpg

Britanya’da sağcı Brexitçilerin ve İspanya’da Podemos’un temsil ettiği vizyonlar Avrupa çapında savaş halinde. Britanya, ana mesajı göçmenlere karşı düşmanlık olan bir kampanyanın sonucu olarak AB’den ayrılırsa bu tüm Avrupa’da zaten yükselen göçmenlik karşıtı hareketleri cesaretlendirecek.

The Guardian

Çeviri: Barış Satılmış

Podemos günah keçileri yaratmadan radikal görüşlerin desteğini kazanmayı bildi. Birleşik Krallık’taki ilericiler de aynısını yapmanın yolunu bulmalı.

Bütün Avrupa’da lambalar sönmüyor olabilir ama titreşiyorlar*. Kıta, rakip güçler tarafından farklı yönlere çekiştiriliyor ve kimin başarılı olacağı net değil. Bu hafta gerçekleşecek muhtemelen tarihsel önemdeki iki olay kıtanın geleceğini belirleyecek.

Perşembe günü, bağnazlığa batmış ve göçmenleri günah keçisi yapan bir kampanyanın sonucu olarak Britanya Avrupa Birliği’nden ayrılmayı seçen ilk ülke olabilir. Ve Pazar günü İspanya Aralık ayında yapılan ve bir sonuca varmayan seçimi tekrarlayacak. Yeni gelen Unidos Podemos Partisi kesintilere karşı çıkıyor, İspanya ve Avrupa’nın demokratikleşmesini savunan bir zeminde ve milyonlarca İspanyol’un desteğini alıyor. Oylar Avrupa’nın geleceğine dair rakip vizyonları vurguluyor. Okumaya devam et “İhtiyacımız olan yeni politika için bir model var; İspanya’da – Owen Jones”

İngiltere’nin AB’den çıkış sürecinde sosyal adalet ve demokrasi için 5 maddelik plan – Paul Mason

henry-porter-brexit-02ProgrExit (İlerici Çıkış): İngiltere’nin AB’den çıkış sürecinde sosyal adalet ve demokrasi için 5 maddelik plan:

İngiltere’nin ilerici partileri Brexit sürecinde demokrasi ve sosyal adalet için mücadele etmeli.

  1. 6 ay içinde bir genel seçim yapılması zorlansın.
  2. Labour, SNP/Plaid ve Yeşiller UKIP’i parlamento dışı bırakmak ve sağcı Tory hükümetinin ilerici yasaları ortadan kaldırmasını engellemek için seçim ittifakı yapsın.
  3. Yeni bir hükümet iktidara gelene kadar 50. madde üzerine ayrıntılı müzakereler beklemeye alınsın.
  4. Brexit’in koşullarını bir Labour/SNP/Yeşiller koalisyon hükümeti müzakere etsin: mümkünse Avrupa Ekonomik Alanı içinde kalma ama her durumda tüketici hakları, çevre koruma, işçi hakları vb. konulardaki ilerici yasaları koruma hedefi ile.
  5. Yeni hükümet ikinci bir İskoç referandumu çağrısı yapsın; oy pusulasında Devo-Max* da olsun ve bağımsızlığa Evet sonucu çıkması halinde Hazine/Merkez Bankası gözetiminde ayrılma için müeyyidesizlik düzenlemeleri yapılsın.

Paul Mason, gazeteci ve film yapımcısı (ve İngiliz İşçi Partisi üyesi)

* Tüm vergi yetkilerinin İskoçya’ya devredilmesi durumu.

Brexit sahte bir başkaldırı: elitlerin yardımına koşmak için işçi sınıfı kültürünü gasp ediyorlar – Paul Mason

5126The Guardian

AB’den ayrılmak, ücretlerde artış, kiralara üst sınır veya ulusal sağlık sistemi bekleme süreleri ile sınıf mevcutlarının düşmesini garanti etmez. Garanti edeceği tek şey daha fazla sağcı Tory kontrolü olacak.

Alt sınıfların sahte başkaldırılarına bayılırım. Onlarla büyüdüm. Ortaokulda sigara içme hakkı için başkaldırmıştık. 1970 ve 80’lerde tanık olduğum futbol şiddeti, toplumsal düzenin baş aşağı olduğu duygusunu yaratmıştı. Merhume Prenses Diana ile kitlesel dayanışma içinde ve dolaylı olarak ceberrut monarşi elitinin tümüne karşı, sonunda herkesle beraber buketimi çiçek yığınının üzerine bırakmıştım.

Sorun şu ki gerçek başkaldırının neye benzediğini de biliyorum. Madenci grevleri, Arap baharı, İstanbul’da 2013’teki Gezi Parkı barikat savaşları. Bu yüzden Perşembe günü tüm başkaldırıların anası varmış gibi hazırlanan insanlara, gerçek bir başkaldırı ile sahtesi arasındaki hayati farkı işaret etmek istiyorum. Gerçek olanlarına genellikle elitler öncülük etmez. Gerçek bir başkaldırıda zengin ve iktidar sahibi olanlar genellikle topukları kıçlarına vura vura tepelere doğru kaçıyor olurlar. Ne de Sun ve Daily Mail gibi gazeteler gerçek bir başkaldırıyı gaza getirme uğraşında olur. Okumaya devam et “Brexit sahte bir başkaldırı: elitlerin yardımına koşmak için işçi sınıfı kültürünü gasp ediyorlar – Paul Mason”

Sevgili Jean-Claude Juncker ve David Cameron – Paul Mason

Paul MasonBirkaç saat içinde Avrupa Birliği’nde kalma yönünde oy kullanacağım. Bunu ayak sürüyerek yapacağım çünkü AB’nin büyük küresel şirketlerin çıkarlarına bağlı bir antidemokratik yapı olduğuna inanıyorum.

Referandumdan AB’de kalma kararı çıkarsa, Avrupa’yı yöneten oligarşinin, bunun her türden neoliberal politikalar ve antidemokratik düzenlemeler için bir onay olduğunu iddia edeceğini bekliyorum.

Bu yüzden neye oy verdiğimi iyice netleştirmek istiyorum. Okumaya devam et “Sevgili Jean-Claude Juncker ve David Cameron – Paul Mason”

Yeni Dünya Düzensizliği – Tarık Ali

Tariq Ali

17 Nisan 2015, LRB*

30 yıl önce Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Güney Amerika diktatörlüklerinin dağılması ile birlikte çoğu insan, baba Bush ve Thatcher tarafından vaat edilen ‘barış payı’nın (peace dividend) sonunda gerçekleşeceğini umuyordu. Nerdeeee? Onun yerine kesintisiz savaşlar, ayaklanmalar, hoşgörüsüzlük ve dini, etnik ve emperyalist, her türden köktencilikle karşı karşıya kaldık. Batı dünyasının gözetleme ağlarının ifşa olması, demokratik kurumların olması gereken şekilde işlemediği ve (beğensek de beğenmesek de) demokrasinin alacakaranlık döneminde yaşadığımız duygusunu kuvvetlendirdi. Okumaya devam et “Yeni Dünya Düzensizliği – Tarık Ali”

IŞİD’in Gizemi – Anonim*

A still from the video released by ISIS on April 19, which appears to show the execution of Ethiopian Christians by members of Wilayat Fazzan, another affiliate of ISIS, in southern Libya
IŞİD’in 19 Nisan’da yayınladığı bir videoda Etiyopyalı Hıristiyanların Libya’daki IŞİD uzantısı örgüt üyelerince infazı gösteriliyor

Çeviri: Serap Güneş

Ahmet Fadıl, babası 1984’te öldüğünde 18 yaşındaydı. Fotoğraflar kısa ve toplu olduğunu,  numaralı gözlük taktığını gösteriyor. Çok yoksul bir öğrenci değildi, ortaokulda dersleri de iyiydi ama okulu bırakmaya karar verdi. Memleketi Ürdün’ün Zerka şehrinde tekstil ve deri fabrikaları vardı ama o bir video dükkânında çalışmayı tercih etti ve kendisine dövme yaptırabilecek kadar para kazandı. Alkol içiyor, uyuşturucu kullanıyor ve polisle başını derde sokuyordu. Bu yüzden annesi onu İslamcı bir kursa gönderdi. Bu, alkol ve uyuşturucuyu bırakıp farklı bir yola girmesini sağladı. Ahmet Fadıl 2006’da öldüğünde, Ürdün’den daha büyük bir alanda, 8 milyon insanın yaşadığı bağımsız bir İslam devletinin temellerini atmıştı. Okumaya devam et “IŞİD’in Gizemi – Anonim*”