Suudi Arabistan ve İsrail’in El Cezire’ye karşı neden birleştiğini merak ediyorsanız işte cevabı – Robert Fisk

may-saudi

Filistinliler için bir devlet talep eden onurlu İsrailliler hala var; krallıklarının üzerine kurulu olduğu gözü dönmüş Vahabiliğe karşı çıkan iyi eğitimli Suudiler var; ne İran’ın onların düşmanı ne de Suudi Arabistan’ın dostları olduğuna inanan milyonlarca Amerikalı var. Ama bugün sorun, hem Doğuda hem de Batıda hükümetlerimiz, dostlarımız değil.

Theresa May Suudilerin zoruna gitmesin diye bir raporu sümenaltı ettirdi bile. Biz de hala Ortadoğu’da neden savaşıyoruz diye merak ediyoruz.

Hem Suudiler hem de İsrailliler kapatılmasını istiyorsa El Cezire bir şeyi doğru yapıyor olmalı. İdamcı Suudiler ile işgalci İsraillileri yan yana getirebilmek, ne de olsa başarı sayılır.

Ama bu konuda fazla romantikleşmeyin. Paraya para demeyen Suudilerin hastalandıklarında İsrail’in en iyi hastanelerinde tedavi olmak için özel uçaklarıyla Tel Aviv’e uçtukları biliniyor. Suudi ve İsrailli savaş jetleri havalandığında, Sünnileri değil Şiileri – birincisi Yemen’de, ikincisi Suriye’de – bombalayacaklarından emin olabilirsiniz. Continue reading “Suudi Arabistan ve İsrail’in El Cezire’ye karşı neden birleştiğini merak ediyorsanız işte cevabı – Robert Fisk”

Reklamlar

Bir kadın olarak IŞİD’e karşı savaşta öğrendiğim şaşırtıcı şeyler

diary-of-a-woman-fighting-isis-on-the-front-line-part-onefacing-the-enemy-1494512801

Kimberley Taylor, geçen yıl Mart ayında 28 yaşındayken matematik öğrenimini bırakıp Rojava’ya gittiğinde YPJ’ye katılan ilk ve tek Britanyalı kadın oldu. Savaş adı Zilan Dilmar. Son üç aydır Rakka operasyonunda. Mart sonunda Skype üzerinden bir dizi röportaj vermiş Vice’a. Röportajları verdikten iki gün sonra Rakka operasyonu için yola çıkmış. Aşağıda onun Vice tarafından yayınlanan günlüklerinin ilk bölümünün çevirisini bulacaksınız:

Perşembe: Sabah yedide yoğun telsiz sesine uyanıyor Kimberley. Bir hareketlilik var ama ne olduğunu henüz çözememişler. Sonra silah sesleri duyuyor. Continue reading “Bir kadın olarak IŞİD’e karşı savaşta öğrendiğim şaşırtıcı şeyler”

France 2 belgeseli: IŞİD’e karşı Rakka muharebesinde ön cephede

screen-shot-2017-02-20-at-03-59-47

France 2 dergisinden “13h15 le samedi” ekibi, Suriye’deki kalelerinde cihatçılara karşı savaşan Arap-Kürt güçlerinin yanında muharebeyi filme aldı.

Suriye’nin Rakka şehri, IŞİD’e karşı savaşan uluslararası koalisyonun Irak’taki Musul şehri ile birlikte ana hedefi. Kürt ve Arap savaşçıların bir ittifakı olan Suriye Demokratik Güçleri, 6 Kasım 2016’da bir saldırı başlattı. France 2 dergisinden “13h15 samedi” ekibi, Kürt savaşçıların yanında ön cephede çatışmayı filme alabildi.

Belgeseli buradan izleyebilirsiniz. Continue reading “France 2 belgeseli: IŞİD’e karşı Rakka muharebesinde ön cephede”

IŞİD’den kurtulan genç kadın anlatıyor: “Tek ayağımı keserseniz ötekiyle gene kaçarım dedim”

30230

dailymail.co.uk

Ian Birrell

Sanık sandalyesinde baş eğmez bir tavırla ayakta dikiliyordu. Onu kaçıran İslam Devleti üyelerinin yumruk ve tekmelere ek olarak kablolar ve silahlar kullandığı bir başka acımasız dayağın ardından ağzı burnu kan içinde kalmış, vücudu morluklarla dolmuştu.

Lamiya Hacı Başar bir kez daha işkencecilerinden kaçmaya çalışmış ve Ezidi genç kadın, bir kez daha yakalanmıştı.

Musul şeriat mahkemesinde bir kadı ona bakıyordu. Lamiya’nın sürekli kaçmaya çalıştığı söylendikten sonra – bu kez terör grubunun kaçırdığı birçok başka kızla birlikte kaçmaya çalışırken yakalanmıştı – kadı kararını açıkladı. Continue reading “IŞİD’den kurtulan genç kadın anlatıyor: “Tek ayağımı keserseniz ötekiyle gene kaçarım dedim””

Hâkim, PKK davasında Türkiye’yi eleştirdi

die-fahne-der-verbotenen-pkk

Bernhard Sprengel’in haberi

Hamburg kentinde bir hâkim, terör örgütü üyeliği ile yargılanmakta olan bir Kürt parti yetkilisini hafif cezaya çarptırdı. Gerekçesi “Türkiye de terörü destekliyor” oldu.

Hamburg Eyaleti Yüksek Mahkemesi’nin Devlet Güvenlik Kurulu ilk kez bir PKK yetkilisini ertelenmiş hapis cezasına [tecil] çarptırdı. Kürdistan İşçi Partisi’nin Bremen bölgesi eski yöneticisi, cuma günü 1 yıl 9 ayla yargılanmıştı. Mahkeme tutukluluk kararını kaldırdı. Salonda bulunan ve aralarında birçok destekçinin de yer aldığı 70’ten fazla seyirci, PKK yetkilisinin serbest bırakılması kararını ayakta alkışladı.

Devlet Güvenlik Kurulu daha evvel buna benzer üç davada PKK kadrolarını birinde iki buçuk, diğerlerinde de üç yıl ertelenmemiş hapis cezasına çarptırmıştı. 2011 senesinde Adalet Bakanlığı esas itibarıyla PKK parti yetkililerine karşı yurtdışındaki bir terör örgütünün üyesi olmaktan soruşturma açılmasına izin vermişti. Continue reading “Hâkim, PKK davasında Türkiye’yi eleştirdi”

Deyr ez-Zor’daki ABD saldırısı, Suriye ordusunun dikkatini Halep cephesinden saptırma amaçlı mıydı? (muqawamist)

1024870603

Bu korkunç suç karşısında ihtiyatı elden bırakmamak Direniş Ekseni’ne ve Rusya’ya kalmış, çünkü ne kadar haklı olursa olsun, en küçük bir doğrudan misilleme bile daha büyük, daha tehlikeli bir tırmanışı tetikleyebilir ve hatta potansiyel bir üçüncü dünya savaşına yol açabilir.

muqawamist

Teknolojik olarak dünya tarihindeki en gelişmiş imparatorluk olan ABD’nin, insansız hava araçları, uyduları ve bölge çapında sahip olduğu istihbarat kaynaklarıyla, Deyr ez-Zor’da 100’den fazla Suriye Arap Ordusu askerini “bilerek” katletmediğini, bunun bir “kaza” olduğunu iddia etmesi saçmalığın daniskası. Bu, Direniş Ekseni’nin ön safındaki egemen bir ülkeye karşı bilerek yapılmış bir saldırıydı ve Amerikan ordusunun, neokonların Suriye’ye karşı onlarca yıldır savunduğu bir seçenek olan olası işgal senaryosu için bariz bir nabız yoklama girişimiydi.

ABD bu bombardımanı, Deyr ez-Zor’un DAİŞ’in ellerine düşmesini önlemek adına Suriye Arap Ordusu’nu çok sayıda takviye birlik göndermeye sevk ederek gözlerini Halep cephesinden ayırmaya zorlamak için de gerçekleştirmiş olabilir. Bir başka deyişle bu, SAA’yı aşırı gererek “cihatçıların” büyük ilerlemeler kaydetmesini kolaylaştırma amaçlı bir Amerikan-Siyonist planı olabilir.

Baştan sona kötücül ve suç teşkil eden bu girişimin “hata” falan olmadığını söylemeye gerek bile yok. Hepsinden öteye, Amerikan rejimi eylemlerini Şam ve Rusya ile—ki savaş alanına Suriye hükümeti tarafından DAVET EDİLDİ—koordine edemiyorsa, Suriye’den defolup gitmesi ve giderken sözde “ılımlı muhaliflerini” de yanında götürmesi gerekir. Şimdi bu korkunç suç karşısında ihtiyatı elden bırakmamak Direniş Ekseni’ne ve Rusya’ya kalmış, çünkü ne kadar haklı olursa olsun, en küçük bir doğrudan misilleme bile daha büyük, daha tehlikeli bir tırmanışı tetikleyebilir ve hatta potansiyel bir üçüncü dünya savaşına yol açabilir.

Serap çevirdi

Olivier Roy ile röportaj: “Radikalizmin sebebi başarısız entegrasyon değil”

dschihadisten.jpg

en.qantara.de

Brüksel saldırılarının ardından Olivier Roy, İslam’ı terörle ilişkilendirme aceleciliğine karşı uyarıyor. İslam üzerine araştırmalar yapan Roy, Michaela Wiegel’e verdiği röportajda cihatçılıkla ilgili esas sorunu açıklıyor.

Bay Roy, terörizm ile Avrupalı göçmen toplumlarının başarısız entegrasyonu arasında bir bağlantı görüyor musunuz?

Olivier Roy: İslami radikalleşmenin entegrasyonun başarısız olmasının sonucu olduğunu düşünmüyorum. Bu yalnızca görünürdeki sorun. Cihat bayrağını sallayan gençlerden çoğu gayet entegre olmuş kişiler. Fransızca, İngilizce ve Almanca konuşuyorlar. İslam Devleti (IŞİD), genç Fransız ve Belçikalılar hiç Arapça bilmediği için sırf Fransızca konuşulan bir müfreze kurdu. Sorun kültürel entegrasyon sorunu değil. Toplumlarından kopsalar bile Avrupalı cihatçılar çok Batılı bir modele bağlı olmayı sürdürüyorlar. İslami geleneğe hiç de uymayan nihilist bir model. Birçok durumda filmlerden ve videolardan gördükleri şiddet estetiğine kapılmış oluyorlar. Bu anlamda Columbine Lisesi katliamında gördüğümüz öğrencilere veya toplu katliamcı Anders Behring Breivik’e daha çok benziyorlar.

O zaman göç ve cihatçılığın birbiriyle alakası yok?

Roy: Sonradan Müslüman olanların cihatçılar içindeki yüksek oranı bence ilginç bir gösterge. Müslüman kültürde, IŞİD gibi yüzde 25’i sonradan Müslüman olmuşlardan oluşan başka hiçbir örnek yok. O zaman kültürel açıklamalar tek başına IŞİD’i neyin bu denli çekici yaptığını anlatmaya yetmiyor. Dahası, göçmen geçmişi olmayan gençler de cihat fikrine kapılıyorlar.

O zaman teröristlerin İslam’a başvurmasını nasıl açıklıyorsunuz?

Roy: Dini bir boyut olduğunu inkar etmiyorum. Bu kısmı önemli, çünkü bu, cihatçıların kendi nihilizmlerini bir cennet vaadi olarak yeniden yorumlayabildiği anlamına geliyor. İntiharları ebedi hayatın garantisi haline geliyor. Bu gençlerin “Müslüman toplumdan geldikleri” algısının yanlış olduğunu vurgulamak istiyorum. Birçoğunun hiçbir dini eğitimi yok ve camiye nadiren gitmişler. Neredeyse hepsi daha önce küçük suçlar işlemiş. Alkol ve uyuşturucu kullanırlarmış.

Avrupa’nın sömürgeci geçmişinin oynadığı rol ne?

Roy: Solun sömürge sonrası vizyonu yetersiz. Bence İslamcı radikalleşme ne şu anki dış politikaya ne de sömürge geçmişin günahlarına bağlanabilir. Bu genç radikaller, büyük babaları oradan gelmiş olsa bile Cezayir’deki savaştan söz etmiyorlar. Genellikle bu konuda bir şey de bilmiyorlar.

Neden cihada birlikte katılan bu kadar çok kardeş var?

Roy: Bu gençler anne babalarının kuşağı ile radikal bir kopuş yaşamak istiyorlar. Anne babaları onlara İslami kültürü aşılamamış. Radikal olunca, kendilerini anne babalarından daha iyi Müslümanlar olarak görüyorlar. Çocuk ve torunlarının şiddet eylemlerini genellikle onaylayan Filistinli anne babaların aksine, Avrupa’daki ebeveynler çocuklarının cihada katılmasını kınıyorlar. Avrupalı ebeveynler şunu diyor: “Kızımı veya oğlumu motive eden şeyi anlamıyorum.” Burada yeni bir kuşaklar çatışması var. Bu aynı zamanda neden bu kadar çok kardeşin, çoğu durumda erkek kardeşin, anne babalarından birlikte koptuklarını da açıklıyor. IŞİD savaşçıları aynı kuşağın üyeleri, kardeşler veya çocukluk arkadaşları.

Yani diyorsunuz ki teröristler özel olarak şiddetli bir kuşak çatışmasının sonucu?

Roy: Birçok cihatçı, radikal İslam ile yepyeni bir hayata “yeniden doğuyor.” Bu yüzden ilk göçmen kuşağından gelen cihatçı sayısı bu kadar az. Bu kuşak geleneksel İslam inancı ile büyümüş bir kuşak. Geçmişten kopuş, dini inançların yeni kuşağa aktarılmasının sona erdiği ikinci göçmen kuşağı ile birlikte oldu. Birçok terörist ikinci göçmen kuşağından.

O zaman terörü besleyen zemin konusunda bir tartışma yapılmasına karşı olan Başbakan Manuel Valls ile hemfikirsiniz?

Roy: Hayır, tam tersine: Terörü besleyen zemin konusundaki tartışmaya katkıda bulunmak istiyorum. Valls şu anda popülizme göz kırpıyor; soldan uzaklaştı ve daha otoriter ve anti-entelektüel hale geldi. Terörü besleyen zeminin araştırılması gerekir. Ben de şaşırdım ama baktım ki bu konuda psikologlar ve psikiyatrlar ile giderek daha fazla çalışmaya başlamışım. Gençler arasında risk alma davranışı tavan yapmış durumda. Buna intihar ve şiddet konusunda bir büyülenmişlik eşlik ediyor. Bu boyuta daha fazla odaklanmalıyız.

Bunun gençler arasında yaygın bir fenomen olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Roy: Mesela İtalya’da bir süre önce iki genç kendi yaşıtları birini öldürdü. Yakalandıklarında eylemleri için sunabildikleri tek gerekçe öldürmenin nasıl bir duygu olduğunu deneyimlemek istedikleri oldu. Basın onlara kafayı yemiş diyor. Ama bu gençler eylemden önce “Allah-u Ekber” diye bağırsalardı terörist kabul edileceklerdi.

Yurttaşınız olan İslam araştırmacısı Gilles Kepel, sizi terörün İslami boyutunu hafife almakla suçluyor.

Roy: Aslına bakarsanız kızgın olması iyiye işaret. Bu onun benim tezlerimle hesaplaşmaya çalıştığını gösteriyor. Psikolojik boyutu işaret etmemi sevmiyor. Ama bence İslami radikalleşme fenomenini ele alırken acilen multidisipliner bir yaklaşım geliştirmemiz gerekiyor.

Röportaj: Michaela Wiegel

© Frankfurter Allgemeine Zeitung 2016

Almancadan İngilizceye çeviri: Jennifer Taylor

İngilizceden Türkçeye çeviri: Serap

İslam’ı kabul etmeliyiz – Olivier Roy ile röportaj (Maciej Nowicki)

roy_2008

aspeninstitute.cz

Olivier Roy, Maciej Nowicki’ye verdiği röportajda “Barack Obama’nın politikası çok iyi” diyor; “Batı, Ortadoğu’da yeni sınırların belirlenmesine burnunu sokmamalı.”

Avrupa’nın İslam’la neden böyle bir sorunu var?

Çünkü Avrupa’nın dinle bir sorunu var. Tüm kıta, 20. yüzyıl başında Fransa’da yaşanana benzer hızlandırılmış bir laikleşme sürecinden geçiyor. Dini bir olguya, bir anomali, kökü kazınması gereken bir şey olarak bakıyoruz. Fransa’da bu çok net görülebilir: İslam’la savaşan medya, Katolik Kilisesi’ne savaş açmak için de hiçbir fırsatı kaçırmıyor.

Bunların nedeni, bugünkü versiyonu ile çeşitliliği kabul etmeyen, tamamen çarpık bir laiklik anlayışı. Eski versiyonunda ise laiklik, dindar-dinsiz tüm yurttaşların aynı haklara sahip olduğu inancına dayanıyordu. Bugün laiklik bambaşka bir anlama sahip—inananın kamusal alandan kaybolmasını, inancının özel alanda kalmasını istiyoruz. Devlet, herkese aynı normu dayatan etik bir homojenleştirme yürütüyor. Toplumumuz, bireyselciliği ve çeşitliliği ile övünüyor. Ama bir yandan da herkesin tam olarak aynı değerlere inanmasını talep ediyoruz. Bu absürt. Bugünün laikliği uzlaşıya dayanmıyor. Bu, din karşıtı bir laiklik, bir tür din fobisi. Continue reading “İslam’ı kabul etmeliyiz – Olivier Roy ile röportaj (Maciej Nowicki)”

IŞİD savaşçısının Batı için ürkütücü bir mesajı var – Patrick Cockburn

ekran-resmi-2016-09-10-14-51-14

independent.co.uk

IŞİD savaşçısı, grubun Irak ve Suriye’de bir yenilgiden sonra bile yayılmaya dönük planını açıklıyor ve Türkiye ile arasında bir danışıklı dövüş olduğunu iddia ediyor

Şam’dan dört parçalık dizinin son bölümünde Patrick Cockburn, hareketin Kuzey Afrika’da yeniden yükseleceğini, Türkiye’nin kendi sınırlarından IŞİD’e silah nakliyatına göz yumduğunu ve Cerablus’ta hala IŞİD savaşçıları bulunduğunu iddia eden bir IŞİD militanı ile görüştü.

Patrick Cockburn, Şam

The Independent’e konuşan bir IŞİD militanı, Suriye ve Irak’ta süren savaşta yenilse bile IŞİD’in ilerleyip ayakta kalacağını söylüyor.

Suriye’nin kuzeydoğusundan 30 yaşındaki eski bir savaşçı olan Faraj, “İslam Devleti’nin [IŞİD] baki olduğu ve sürekli genişlediği, sırf şairane bir söz veya propaganda olsun diye söylenmiyor,” diyor. Grubun Suudi Arabistan, Mısır, Libya ve Tunus’ta güçlerini yeniden tahkim etme niyetinde olduğunu söylüyor ve “IŞİD’in dünyanın dört bir yanında uyuyan ajanları var ve sayıları giderek artıyor,” diye ekliyor. Continue reading “IŞİD savaşçısının Batı için ürkütücü bir mesajı var – Patrick Cockburn”

Umulmadık Bir Yol: İslam Devleti ile Savaşan Kadınlar – Janet Biehl

16049666184_374c787e06_k-1920x1080

roarmag.org

Meredith Tax, Kürt kadınlarının mücadelesini konu alan harika kitabında, “Gerçek dönüşümü hedefleyen her hareket, kadınların taleplerini merkeze koymalıdır,” diyor.

Bu yazı, Meredith Tax’in Ağustos ayında Bellevue Literary Press tarafından basılan A Road Unforeseen: Women Fight the Islamic State kitabının incelemesidir.

1960’ların sonunda patlak veren İkinci Dalga feminizm, gördüğü yerde kadın düşmanlığının adını koyardı. Dünyanın her yerinde tüm kadınlar için insan haklarının tanınmasında ısrarcıydı. Ama bugün birçok Batılı feminist bu derece net tavır alamıyor. Emperyalizmin mirası ile boğuşurken sömürge sonrası toplumlardaki erkeklerin cinsiyetçiliği konusunda yargı bildirmekten kaçınıyorlar. Sonuç, kadınlar için insan haklarında ahlaki pusulanın şaşması. Continue reading “Umulmadık Bir Yol: İslam Devleti ile Savaşan Kadınlar – Janet Biehl”