Bir kadın olarak IŞİD’e karşı savaşta öğrendiğim şaşırtıcı şeyler

diary-of-a-woman-fighting-isis-on-the-front-line-part-onefacing-the-enemy-1494512801

Kimberley Taylor, geçen yıl Mart ayında 28 yaşındayken matematik öğrenimini bırakıp Rojava’ya gittiğinde YPJ’ye katılan ilk ve tek Britanyalı kadın oldu. Savaş adı Zilan Dilmar. Son üç aydır Rakka operasyonunda. Mart sonunda Skype üzerinden bir dizi röportaj vermiş Vice’a. Röportajları verdikten iki gün sonra Rakka operasyonu için yola çıkmış. Aşağıda onun Vice tarafından yayınlanan günlüklerinin ilk bölümünün çevirisini bulacaksınız:

Perşembe: Sabah yedide yoğun telsiz sesine uyanıyor Kimberley. Bir hareketlilik var ama ne olduğunu henüz çözememişler. Sonra silah sesleri duyuyor. Continue reading “Bir kadın olarak IŞİD’e karşı savaşta öğrendiğim şaşırtıcı şeyler”

Reklamlar

France 2 belgeseli: IŞİD’e karşı Rakka muharebesinde ön cephede

screen-shot-2017-02-20-at-03-59-47

France 2 dergisinden “13h15 le samedi” ekibi, Suriye’deki kalelerinde cihatçılara karşı savaşan Arap-Kürt güçlerinin yanında muharebeyi filme aldı.

Suriye’nin Rakka şehri, IŞİD’e karşı savaşan uluslararası koalisyonun Irak’taki Musul şehri ile birlikte ana hedefi. Kürt ve Arap savaşçıların bir ittifakı olan Suriye Demokratik Güçleri, 6 Kasım 2016’da bir saldırı başlattı. France 2 dergisinden “13h15 samedi” ekibi, Kürt savaşçıların yanında ön cephede çatışmayı filme alabildi.

Belgeseli buradan izleyebilirsiniz. Continue reading “France 2 belgeseli: IŞİD’e karşı Rakka muharebesinde ön cephede”

IŞİD’den kurtulan genç kadın anlatıyor: “Tek ayağımı keserseniz ötekiyle gene kaçarım dedim”

30230

dailymail.co.uk

Ian Birrell

Sanık sandalyesinde baş eğmez bir tavırla ayakta dikiliyordu. Onu kaçıran İslam Devleti üyelerinin yumruk ve tekmelere ek olarak kablolar ve silahlar kullandığı bir başka acımasız dayağın ardından ağzı burnu kan içinde kalmış, vücudu morluklarla dolmuştu.

Lamiya Hacı Başar bir kez daha işkencecilerinden kaçmaya çalışmış ve Ezidi genç kadın, bir kez daha yakalanmıştı.

Musul şeriat mahkemesinde bir kadı ona bakıyordu. Lamiya’nın sürekli kaçmaya çalıştığı söylendikten sonra – bu kez terör grubunun kaçırdığı birçok başka kızla birlikte kaçmaya çalışırken yakalanmıştı – kadı kararını açıkladı. Continue reading “IŞİD’den kurtulan genç kadın anlatıyor: “Tek ayağımı keserseniz ötekiyle gene kaçarım dedim””

Deyr ez-Zor’daki ABD saldırısı, Suriye ordusunun dikkatini Halep cephesinden saptırma amaçlı mıydı? (muqawamist)

1024870603

Bu korkunç suç karşısında ihtiyatı elden bırakmamak Direniş Ekseni’ne ve Rusya’ya kalmış, çünkü ne kadar haklı olursa olsun, en küçük bir doğrudan misilleme bile daha büyük, daha tehlikeli bir tırmanışı tetikleyebilir ve hatta potansiyel bir üçüncü dünya savaşına yol açabilir.

muqawamist

Teknolojik olarak dünya tarihindeki en gelişmiş imparatorluk olan ABD’nin, insansız hava araçları, uyduları ve bölge çapında sahip olduğu istihbarat kaynaklarıyla, Deyr ez-Zor’da 100’den fazla Suriye Arap Ordusu askerini “bilerek” katletmediğini, bunun bir “kaza” olduğunu iddia etmesi saçmalığın daniskası. Bu, Direniş Ekseni’nin ön safındaki egemen bir ülkeye karşı bilerek yapılmış bir saldırıydı ve Amerikan ordusunun, neokonların Suriye’ye karşı onlarca yıldır savunduğu bir seçenek olan olası işgal senaryosu için bariz bir nabız yoklama girişimiydi.

ABD bu bombardımanı, Deyr ez-Zor’un DAİŞ’in ellerine düşmesini önlemek adına Suriye Arap Ordusu’nu çok sayıda takviye birlik göndermeye sevk ederek gözlerini Halep cephesinden ayırmaya zorlamak için de gerçekleştirmiş olabilir. Bir başka deyişle bu, SAA’yı aşırı gererek “cihatçıların” büyük ilerlemeler kaydetmesini kolaylaştırma amaçlı bir Amerikan-Siyonist planı olabilir.

Baştan sona kötücül ve suç teşkil eden bu girişimin “hata” falan olmadığını söylemeye gerek bile yok. Hepsinden öteye, Amerikan rejimi eylemlerini Şam ve Rusya ile—ki savaş alanına Suriye hükümeti tarafından DAVET EDİLDİ—koordine edemiyorsa, Suriye’den defolup gitmesi ve giderken sözde “ılımlı muhaliflerini” de yanında götürmesi gerekir. Şimdi bu korkunç suç karşısında ihtiyatı elden bırakmamak Direniş Ekseni’ne ve Rusya’ya kalmış, çünkü ne kadar haklı olursa olsun, en küçük bir doğrudan misilleme bile daha büyük, daha tehlikeli bir tırmanışı tetikleyebilir ve hatta potansiyel bir üçüncü dünya savaşına yol açabilir.

Serap çevirdi

Olivier Roy ile röportaj: “Radikalizm başarısız entegrasyonun sonucu değil”

dschihadisten.jpg

en.qantara.de

Brüksel saldırılarının ardından Olivier Roy, İslam’ı terörle ilişkilendirme aceleciliğine karşı uyarıyor. İslam üzerine araştırmalar yapan Roy, Michaela Wiegel’e verdiği röportajda cihatçılıkla ilgili esas sorunu açıklıyor.

Bay Roy, terörizm ile Avrupalı göçmen toplumlarının başarısız entegrasyonu arasında bir bağlantı görüyor musunuz?

Olivier Roy: İslami radikalleşmenin entegrasyonun başarısız olmasının sonucu olduğunu düşünmüyorum. Bu yalnızca görünürdeki sorun. Cihat bayrağını sallayan gençlerden çoğu gayet entegre olmuş kişiler. Fransızca, İngilizce ve Almanca konuşuyorlar. İslam Devleti (IŞİD), genç Fransız ve Belçikalılar hiç Arapça bilmediği için sırf Fransızca konuşulan bir müfreze kurdu. Sorun kültürel entegrasyon sorunu değil. Toplumlarından kopsalar bile Avrupalı cihatçılar çok Batılı bir modele bağlı olmayı sürdürüyorlar. İslami geleneğe hiç de uymayan nihilist bir model. Birçok durumda filmlerden ve videolardan gördükleri şiddet estetiğine kapılmış oluyorlar. Bu anlamda Columbine Lisesi katliamında gördüğümüz öğrencilere veya toplu katliamcı Anders Behring Breivik’e daha çok benziyorlar. Continue reading “Olivier Roy ile röportaj: “Radikalizm başarısız entegrasyonun sonucu değil””

İslam’ı kabul etmeliyiz – Olivier Roy ile röportaj (Maciej Nowicki)

roy_2008

aspeninstitute.cz

Olivier Roy, Maciej Nowicki’ye verdiği röportajda “Barack Obama’nın politikası çok iyi” diyor; “Batı, Ortadoğu’da yeni sınırların belirlenmesine burnunu sokmamalı.”

Avrupa’nın İslam’la neden böyle bir sorunu var?

Çünkü Avrupa’nın dinle bir sorunu var. Tüm kıta, 20. yüzyıl başında Fransa’da yaşanana benzer hızlandırılmış bir laikleşme sürecinden geçiyor. Dini bir olguya, bir anomali, kökü kazınması gereken bir şey olarak bakıyoruz. Fransa’da bu çok net görülebilir: İslam’la savaşan medya, Katolik Kilisesi’ne savaş açmak için de hiçbir fırsatı kaçırmıyor.

Bunların nedeni, bugünkü versiyonu ile çeşitliliği kabul etmeyen, tamamen çarpık bir laiklik anlayışı. Eski versiyonunda ise laiklik, dindar-dinsiz tüm yurttaşların aynı haklara sahip olduğu inancına dayanıyordu. Bugün laiklik bambaşka bir anlama sahip—inananın kamusal alandan kaybolmasını, inancının özel alanda kalmasını istiyoruz. Devlet, herkese aynı normu dayatan etik bir homojenleştirme yürütüyor. Toplumumuz, bireyselciliği ve çeşitliliği ile övünüyor. Ama bir yandan da herkesin tam olarak aynı değerlere inanmasını talep ediyoruz. Bu absürt. Bugünün laikliği uzlaşıya dayanmıyor. Bu, din karşıtı bir laiklik, bir tür din fobisi. Continue reading “İslam’ı kabul etmeliyiz – Olivier Roy ile röportaj (Maciej Nowicki)”

IŞİD savaşçısının Batı için ürkütücü bir mesajı var – Patrick Cockburn

ekran-resmi-2016-09-10-14-51-14

independent.co.uk

IŞİD savaşçısı, grubun Irak ve Suriye’de bir yenilgiden sonra bile yayılmaya dönük planını açıklıyor ve Türkiye ile arasında bir danışıklı dövüş olduğunu iddia ediyor

Şam’dan dört parçalık dizinin son bölümünde Patrick Cockburn, hareketin Kuzey Afrika’da yeniden yükseleceğini, Türkiye’nin kendi sınırlarından IŞİD’e silah nakliyatına göz yumduğunu ve Cerablus’ta hala IŞİD savaşçıları bulunduğunu iddia eden bir IŞİD militanı ile görüştü.

Patrick Cockburn, Şam

The Independent’e konuşan bir IŞİD militanı, Suriye ve Irak’ta süren savaşta yenilse bile IŞİD’in ilerleyip ayakta kalacağını söylüyor.

Suriye’nin kuzeydoğusundan 30 yaşındaki eski bir savaşçı olan Faraj, “İslam Devleti’nin [IŞİD] baki olduğu ve sürekli genişlediği, sırf şairane bir söz veya propaganda olsun diye söylenmiyor,” diyor. Grubun Suudi Arabistan, Mısır, Libya ve Tunus’ta güçlerini yeniden tahkim etme niyetinde olduğunu söylüyor ve “IŞİD’in dünyanın dört bir yanında uyuyan ajanları var ve sayıları giderek artıyor,” diye ekliyor. Continue reading “IŞİD savaşçısının Batı için ürkütücü bir mesajı var – Patrick Cockburn”

Umulmadık Bir Yol: İslam Devleti ile Savaşan Kadınlar – Janet Biehl

16049666184_374c787e06_k-1920x1080

roarmag.org

Meredith Tax, Kürt kadınlarının mücadelesini konu alan harika kitabında, “Gerçek dönüşümü hedefleyen her hareket, kadınların taleplerini merkeze koymalıdır,” diyor.

Bu yazı, Meredith Tax’in Ağustos ayında Bellevue Literary Press tarafından basılan A Road Unforeseen: Women Fight the Islamic State kitabının incelemesidir.

1960’ların sonunda patlak veren İkinci Dalga feminizm, gördüğü yerde kadın düşmanlığının adını koyardı. Dünyanın her yerinde tüm kadınlar için insan haklarının tanınmasında ısrarcıydı. Ama bugün birçok Batılı feminist bu derece net tavır alamıyor. Emperyalizmin mirası ile boğuşurken sömürge sonrası toplumlardaki erkeklerin cinsiyetçiliği konusunda yargı bildirmekten kaçınıyorlar. Sonuç, kadınlar için insan haklarında ahlaki pusulanın şaşması. Continue reading “Umulmadık Bir Yol: İslam Devleti ile Savaşan Kadınlar – Janet Biehl”

Cihat aleminin en büyük ‘boşanması’ – Harald Doornbos, Jenan Moussa

Ekran Resmi 2016-08-18 22.39.43

18 Ağustos 2016, Foreign Policy

El Kaide, IŞİD’in saflarından ayrılmasını hiçbir şey yapmadan izlemeyecekti elbette. Bu özel yazı dizisinin 3. bölümünde bir İslam Devleti üyesi Esad karşıtı saflarda iç savaşa yol açan süreci anlatıyor.

Mayıs 2013’tü ve yeni kurulan Irak ve Levant İslam Devleti dünyanın en korkulu cihatçı gücü olarak statüsünü sağlamlaştırmak niyetindeydi. Ama bunu yapabilmesi – veya eline geçirdiği yeni kimyasal silah zulasını kullanabilmesi – için, önce önemli el Kaide şahsiyetlerinden oluşan bir grubun önlerine çıkaracağı zorluğu aşması gerekecekti.

El Kaide’nin üst düzey liderliği Ebu Bekir el Bağdadi’nin otorite iddiasını öylece kabul edecek değildi, hele ki bu iddiasını el Kaide lideri Ayman el Zevahiri’nin talimatı ile hareket ettiği pişkince yalanına dayandırmışken. IŞİD şefi ile diğer cihatçı liderlerin Kafr Hamra’daki tarihi buluşmasından bir ay sonra, birkaç silahlı koruma da dahil küçük bir grup adam, birkaç araç içinde Suriye’ye doğru yola çıktılar. Bağdadi’ye bağlı güçler tarafından fark edilme veya Suriye rejimine hedef olma korkusu ile, sessiz ve dikkatli bir şekilde hareket ediyorlardı.

Bu grubun adı Horasan Grubu veya Horasan Komitesi idi. Üyeleri Afganistan ve Pakistan’daki yeraltı gruplarından geliyordu ve Suriye’ye halen saklanan Zevahiri adına gelmişlerdi. Continue reading “Cihat aleminin en büyük ‘boşanması’ – Harald Doornbos, Jenan Moussa”

İslam Devleti Kimyasal Silah Stoklarını Nasıl Ele Geçirdi? – Harald Doornbos, Jenan Moussa

Camp Lejeune Regroups After Iraq War

17 Ağustos 2016, Foreign Policy

Cihatçılar bir Suriye askeri üssünü ele geçirdiklerinde, depolarında dünyanın en tehlikeli silahlarından bazılarını gömülü buldular. Bu özel yazı dizisinin 2. bölümünde, bir İslam Devleti üyesi bu silahların hilafetin eline nasıl düştüğünü anlatıyor.

Ebu Ahmed bize IŞİD’in, dünyanın en korkunç silahlarından bazılarını, daha kurulmasından aylar önce Suriye Başkanı Beşar el Esad’ın güçleri ile savaşın ganimeti olarak nasıl ele geçirebildiğini anlattı.

Nusra Cephesi ile IŞİD’in ayrışmasından dört ay kadar önce, Aralık 2012’de, onlarca Suriyeli cihatçı 111. Alay’a – Suriye’nin kuzeyindeki Darat İzza kasabası yakınında büyük bir askeri üs – giden bir tepeyi tırmandılar. Bu kasaba beş ay kadar önce isyancı grupların bir koalisyonu tarafından ele geçirilmişti. Ama 111. Alay tarafından 2012 yazından bu yana kuşatılmış halde, üssü Başkan Esad’a sadık askerlerden almayı hala başaramamışlardı. Continue reading “İslam Devleti Kimyasal Silah Stoklarını Nasıl Ele Geçirdi? – Harald Doornbos, Jenan Moussa”