Silvia Federici, Caliban ve Cadı – Natasha Heenan

12795381_10153544130822998_2439235364341761001_n
Yakamadığınız cadıların torunlarıyız

Kitabın ortaya koyduğu önemli noktalardan biri, kadınların toplumun kapitalist yeniden düzenlenişinde kendilerine biçilen role, tıpkı bedenlerinin bir makine olarak yeniden tesisini reddettikleri gibi sayısız şekilde karşı çıkmış olmaları. Kadınlar çitleri yıkıp geçtiler ve müştereklere sahip çıktılar, üreme amacı olmaksızın seks yaptılar ve köylü ayaklanmalarına öncülük ettiler. Geceleri tepelere çıkarak ateş etrafında toplantılar yaptılar, yiyecek ve giyecek çaldılar ve dedikodu yaptılar. Federici, cadı avlarının, feodal düzenin ve feodal toplumlara eşlik eden batıl inançların son nefesini temsil etmekten ziyade, yeni yeni ortaya çıkmakta olan işçi sınıfını disipline etmenin ve şekillendirmenin bir aracı olduğunu, dolayısıyla kapitalizme geçişin bütünsel bir parçasını teşkil ettiklerini öne sürer. İlksel birikimi ilerici saymanın, ancak kadınların, kölelerin ve yerli halkların kapitalizme geçişte yaşadıklarını göz ardı ederek mümkün olabileceğini ortaya koyar. Halka açık yakılmasına karar verilen kadınların çoğu zaman toprak sahipleri ve toplumun diğer zenginleri tarafından cadılıkla suçlanan yoksul köylüler olmasını, yemek dilenen veya çalan kadınlara dair belgelenmiş vakalarla bağlantılandırır. Federici’nin not ettiği üzere, “cadı avları, ‘hali vakti yerinde olanların’ ‘alt sınıflardan’ ve bunların başkaldırma potansiyelinden sürekli bir korku içinde yaşadığı bir toplumsal ortamda boy vermiştir.”

Continue reading “Silvia Federici, Caliban ve Cadı – Natasha Heenan”

Reklamlar

Kan, Anne Sütü ve Kir: Silvia Federici ve Uluslararası Hukukta Maddeci Feminizm (İkinci Bölüm) – Miriam Bak McKenna

Uluslararası Hukukta Maddeci bir Feminizme Doğru

Wages for Housework cover lo res.jpg

Bu sömürü ilişkisi, Küresel Güney’deki hâkim toplumsal ve ekonomik koşullardan zengin Kuzey’in yararlanmasını sağlayan (örneğin ulusötesi şirketlerin ucuz toprak, maden ve emek kaynaklarına erişimi üzerinden) yeni sömürgeci sömürü biçimlerinde de—Federici tarafından “yeni çitlemeler” olarak adlandırılır—yaygındır. Federici’ye göre kapitalizm, yalnızca ücretsiz ev işine değil, Küresel Güney’in az gelişmişliğine yönelik, aksi halde ortak olan çıkarlar arasında bir tabakalaşmaya ve inşa edilmiş bir bölünmeye dayanan küresel bir stratejiye de dayanmaktadır. “Ücretsizlik ve az gelişmişlik,” der, “ulusal ve uluslararası ölçekte kapitalist planlamanın temel unsurlarıdır. Bizi çıkarlarımızın farklı ve birbirine zıt olduğuna inandırmanın güçlü araçlarıdırlar.”

Continue reading “Kan, Anne Sütü ve Kir: Silvia Federici ve Uluslararası Hukukta Maddeci Feminizm (İkinci Bölüm) – Miriam Bak McKenna”

Eğitim Grevleri Kadın Grevleridir – Sara Farris

3083

Erkeklerin hâlâ profesörlük pozisyonlarının %75’ini kapladığı bir sektörde, İngiltere’deki okutmanların ve öğretim görevlilerinin çoğunluğunun kadın olduğunu belirtmek gerek. Üstelik, yaşlı bakımı üzerine çalışan uzmanların çok iyi bildiği gibi, emeklilik maaşının kesilmesi ve emeklilik yaşının uzatılması özellikle kadınları etkiler. Tüm dünyada, emekli kadınlar emekli erkeklerden daha az gelire sahiptir. Yalnız AB’de “yaşlı kadınlar arasındaki yoksulluk oranı erkeklerden %37 daha fazladır.” Dahası, kadınlar – annelik izni ve çocuk bakımında aldıkları orantısız sorumluluk nedeniyle – kariyerlerine daha fazla ara vermektedirler ve erkeklerden daha uzun yaşadıklarından yaşlılık dönemleri daha fazla bakım gerektirir.

2018 yılının en önemli emek mücadelelerinden ikisi, ABD’deki Uluslararası Kadınlar Grevi eylem komitesinin tüm kadınlara – ücretsiz olarak yaptıkları toplumsal yeniden üretim işleri özellikle dahil olmak üzere – iş durdurma ve sokağa çıkma çağrısında bulunduğu 8 Mart’ta hala devam ediyor olabilir [ediyor, ÇN]. Continue reading “Eğitim Grevleri Kadın Grevleridir – Sara Farris”

Tamamlanmamış Feminist Devrim – Silvia Federici

silfed_Slider1

İhtiyacımız olan şey, yeniden üretim alanında, sermaye ve piyasa mantığının dışında yeni işbirliği biçimleri yaratmayı hedefleyen kolektif bir mücadelenin yeniden başlatılması. Bu bir ütopya değil; dünyanın birçok yerinde halihazırda başlamış ve geçim kaynaklarımıza yönelik süregiden kurumsal saldırı dikkate alındığında genişleyeceği de kesin olan bir süreç. Toprak işgalleri, kent bostanları, topluluk destekli tarım üzerinden, çeşitli takas ve yardımlaşma biçimlerinin, alternatif sağlık hizmeti biçimlerinin yaratılması üzerinden (bunlar, yeniden üretimin reorganizasyonunun daha gelişmiş olduğu alanların bazıları), yeniden üretken işi boğucu ve ayrımcılık yaratan bir faaliyet olmaktan çıkarıp insan ilişkilerin en özgürleştirici ve yaratıcı deneyimlenme zeminine dönüştürebilecek yeni bir ekonomi ortaya çıkmaya başlıyor.

The Commoner, Sayı 15, Kış 2012

Bu sayının Türkçeye çevrilen tüm makalelerine buradan erişebilirsiniz.

***

Gezegende sol yılların ana siyasi gelişmelerinden biri, kadınların, ev işine kısıtlanmaya karşı, hem bu işin hem de kadınların sermaye ve devletle ilişkisinin yeniden tanımlanması ile sonuçlanan isyanı oldu. 70’lerin Kadın Özgürlük Hareketi, bu isyanın siyasi ifadesiydi. ‘Ev işi’ne ve onunla birlikte gelen sonuçlara karşı bir hareketti: erkeklere ekonomik ve sosyal bağımlılık, toplumsal ayrımcılık ve yeniden üretim faaliyetlerinin kadınlığa atfedilen işler olarak doğallaştırılması. Kadınlar, devletin bedenlerini kontrol etmeyi bırakmasını, kürtajın suç olmaktan çıkarılmasını, kadınların evlilik içi şiddet görmesinin ve tecavüze uğramasının artık normal görülmemesini, okul müfredatlarının kadınların tarihteki varlığını tanıyacak şekilde gözden geçirilmesini talep ederek sokaklara çıktılar. İsyanları, ‘ev işi yapmayı reddetmek’, 2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa’da hızla artmış olan doğum oranlarının düşmesi (Dalla Costa 1977) ve boşanma ve reisin kadınlar olduğu aile sayısındaki artış gibi, yalnızca hareketteki kadınların fark edebileceği daha az görünür biçimler de aldı. Continue reading “Tamamlanmamış Feminist Devrim – Silvia Federici”

Kesişimselliğin Ötesinde Toplumsal Yeniden Üretim – Sue Ferguson ve David McNally

intersectionality

Toplumsal hareketler veya işyeri harici mücadeleler sınıf mücadeleleridir. Yani, kendileri potansiyel olarak özünde antikapitalisttirler, tıpkı bir işyeri mücadelesinin en başta daima antikapitalist olması gibi. Ve aletleri yakıp yıkmak bir kapitalist kalbi nasıl tekletebiliyorsa, insan yaşamının ayrımcı şekilde aşağılanmasına son verilmesini, geçim araçlarına tam ve komünal erişimi, kendi insan bedenlerimizin denetimini talep eden bir hareket de tekletebilir. Tek başına hiçbir hareket veya işyeri mücadelesi elbette kapitalist kalbi tamamen durdurmayacaktır. Ancak her bir teklemenin, potansiyel olarak nabzını zayıflatarak gövde üzerinde bir etkisi olur. Bu yüzden toplumsal yeniden üretim yaklaşımının politik önemi, birçok cephede ama açık bir antikapitalist yönelimle mücadele etmenin önemini gösterme kapasitesinde yatmaktadır.

31 Ekim 2015, ViewPoint Magazine

Viewpoint: Toplumsal yeniden üretim kavramının kendisinden başlayabilir miyiz? Yakın tarihte Lise Vogel’in 1983 tarihli klasik çalışması Marksizm ve Kadınların Ezilmişliği’nin yeniden basımına yazdığınız önsözde, Vogel’in Marksist feminist düşünceye ayırt edici katkısının, onun “işgücünün olanaklılığının koşulları”nı veya işgücünün biyolojik, toplumsal ve kuşaklar boyu yeniden üretilme tarzını araştırması olduğunu söylüyorsunuz. Bu önemli noktadan kalkarak, ücretli emeğin ve sınıf oluşumu süreçlerinin, üretimin dışındaki kesintisiz mevcudiyeti için gerekli olan faaliyetlerin ve ilişkilerin iç bağlantılarının izini sürebilmek mümkün hale geliyor. Size göre toplumsal yeniden üretim Marksist sınıf analizi kategorilerini nasıl dönüştürüyor? Teorik ve politik önemi nedir? Continue reading “Kesişimselliğin Ötesinde Toplumsal Yeniden Üretim – Sue Ferguson ve David McNally”

Radikal Kolektif Bakım Projesi

Kapitalizmin mevcut krizinde kendisi de krizle birlikte anılan “toplumsal yeniden üretim” alanında yapılan çalışmaların, ortaya çıkan deneyimlerin ve araştırmaların değerlendirilmesine yönelik bir proje olan Radikal Kolektif Bakım Projesinin blogundaki tanıtım yazısını bu alandaki yerel çabalara bir katkı olması için çevirdik. Blogda pek çok değerlendirme mevcut, mümkün oldukça Türkçeleştireceğiz. Türkiye’den örneklerle karşılaştırmak ve kendi deneyimlerimizle de yan yana getirmek daha da güzel bir katkı olabilir.

526577_495960713786979_1902323482_nHakkında

Bu blog, toplumsal hareketlerle bağlantılı olarak kolektif bakım, yeniden üretim ve karşılıklı yardım pratiklerinin incelendiği bir kolektif araştırma sürecinin parçasıdır. Bakım, barınma ve gıda üretimine alanında radikal pratiklere ilişkin örnekler topluyoruz. Çalışmamız bu çevrimiçi araç kutusunda yayınlanan araştırma sunumlarının rotasına dayanıyor. Bu proje Manuela Zechner, Julia Wieger ve Bue Rübner Hansern tarafından 2012’de VBKÖ Viyana’da başlatıldı ve kimisini burada yayınladığımız çeşitli bağlamlarda ve biçimlerde devam ediyor.

Örneğin mevcut krize yanıt olarak ortaya çıkan çağdaş hareketlerin yanı sıra tarihsel kadın veya işçi hareketlerinin açığa çıkardığı pratiklerle de ilgileniyoruz. Dolayısıyla belirli otonom yeniden üretim pratiklerinin potansiyelleri ve sınırlılıkları hakkında düşünmemize yardımcı olabilecek, aynı zamanda bunlardan doğru hareket noktaları geliştirmemizi de sağlayabilecek ‘vaka çalışmalarını’ topluyor ve tartışıyoruz. Avrupa ve ötesinde hayata geçirilen bazı inisiyatiflerin haritasını çıkarmak, bunların iç ilişkilerini ve içinde yer aldıkları ağları izlemek, mikropolitikalarını incelemek ve devletle olan ilişkilerini kavramak istiyoruz. Continue reading “Radikal Kolektif Bakım Projesi”

Yeniden üretim araçlarını ele geçirmek – Camille Barbagallo

Çeviren: Serap Güneş

6 Mayıs 2015 Aralık 2014, Londra Plan C Kongresi, Sosyal Grev sunumu – Camille Barbagallo

  1. Bulaşıkları yıkamanın
  2. Seks yapmanın
  3. Küçük bir çocuğa uykudan önce masal okumanın
  4. Annenin doğum gününü hatırlayıp zamanında kart atmanın ortak noktası nedir?

Bunların tümü, yeniden üretken oldukları kolaylıkla anlaşılabilen etkinlikler, emek ve işlerdir. Continue reading “Yeniden üretim araçlarını ele geçirmek – Camille Barbagallo”

Cadı Hikayeleri: Silvia Federici ile röportaj

Giriş

Caliban ve Cadı: Kadınlar, Beden ve İlksel Birikim (Otonom) kitabında, İtalyan feminist Silvia Federici, cadı katliamlarını kadınları evcilleştiren [eve hapseden], onlara işgücünün yeniden üretimini karşılıksız bir angarya olarak dayatan bir kapitalist sistemin temeli olarak değerlendiriyor. Federici, yeniden üretim işinin bu gelişme şeklinde, kadın hareketi için merkezi bir mücadele alanı görüyor. Continue reading “Cadı Hikayeleri: Silvia Federici ile röportaj”

Giriş: Bakım İşi ve Müşterekler – Camille Barbagallo ve Silvia Federici (The Commoner)

The Commoner’ın bu sayısında, hem ücretli hem de ücretsiz formda, bakım işini ve daha genel olarak, çocuk bakımı, ev işi, seks işi ve yaşlı bakımından başlayarak, insanı ve meta emek gücünü yeniden üreten faaliyetler ve hizmetler birleşimi anlamında, yeniden üretim işini tartışmaya başlıyoruz. Amacımız, küresel ekonominin geçtiğimiz otuz yılki neoliberal yeniden yapılandırılmasının, bu işin örgütlenmesini nasıl yeniden şekillendirdiğini incelemek. Özel olarak ise, bedenlerimizi ve arzularımızı nasıl dönüştürdüğünü, evlerimizi, ailelerimizi ve toplumsal ilişkilerimizi nasıl yeniden yapılandırdığını, daha da önemlisi, kadınların, yeniden üretim emeğinin yeni koşullarına yanıt olarak verdikleri mücadelelerin neler olduğunu ve bu bağlamda ortaya çıkan yeni işbirliği formlarını inceliyoruz.

Continue reading “Giriş: Bakım İşi ve Müşterekler – Camille Barbagallo ve Silvia Federici (The Commoner)”

Önsöz: Bakım İşi ve Müşterekler – Massimo De Angelis* (The Commoner)

commoner

Giderek daha da belirginleşiyor ki mevcut ekonomik, toplumsal ve çevresel krizler, dünyanın birçok yerinde insanların yaşam koşullarını kötüleştirmekte ve hatta toplumsal ve ekolojik yeniden üretimimize yönelik kıyamet gibi tehditler ortaya çıkarmakta. Küresel elitlerin bu krizlere verdikleri yanıtların bu sorunlara hiçbir çözüm getiremediği de açık. Aslında, stratejik ufuklarında ciddi bir paradigma değişimi yaşanmadıkça, bu cepheden hiç ümit yok. Mesele sadece hükümetlerin bankaları kurtarmak için sosyal harcamaları ve yardımları kesmeye devam etmesi değil. Neoliberalizmin krizi ile baş etmek için hayata geçirilen politikalara karşı mücadele yoğunlaştıkça, faşizmin postmodern bir formunun yükselişine tanıklık ediyoruz. Continue reading “Önsöz: Bakım İşi ve Müşterekler – Massimo De Angelis* (The Commoner)”