Tamamlanmamış Feminist Devrim – Silvia Federici

silfed_Slider1

İhtiyacımız olan şey, yeniden üretim alanında, sermaye ve piyasa mantığının dışında yeni işbirliği biçimleri yaratmayı hedefleyen kolektif bir mücadelenin yeniden başlatılması. Bu bir ütopya değil; dünyanın birçok yerinde halihazırda başlamış ve geçim kaynaklarımıza yönelik süregiden kurumsal saldırı dikkate alındığında genişleyeceği de kesin olan bir süreç. Toprak işgalleri, kent bostanları, topluluk destekli tarım üzerinden, çeşitli takas ve yardımlaşma biçimlerinin, alternatif sağlık hizmeti biçimlerinin yaratılması üzerinden (bunlar, yeniden üretimin reorganizasyonunun daha gelişmiş olduğu alanların bazıları), yeniden üretken işi boğucu ve ayrımcılık yaratan bir faaliyet olmaktan çıkarıp insan ilişkilerin en özgürleştirici ve yaratıcı deneyimlenme zeminine dönüştürebilecek yeni bir ekonomi ortaya çıkmaya başlıyor.

The Commoner, Sayı 15, Kış 2012

Bu sayının Türkçeye çevrilen tüm makalelerine buradan erişebilirsiniz.

***

Gezegende sol yılların ana siyasi gelişmelerinden biri, kadınların, ev işine kısıtlanmaya karşı, hem bu işin hem de kadınların sermaye ve devletle ilişkisinin yeniden tanımlanması ile sonuçlanan isyanı oldu. 70’lerin Kadın Özgürlük Hareketi, bu isyanın siyasi ifadesiydi. ‘Ev işi’ne ve onunla birlikte gelen sonuçlara karşı bir hareketti: erkeklere ekonomik ve sosyal bağımlılık, toplumsal ayrımcılık ve yeniden üretim faaliyetlerinin kadınlığa atfedilen işler olarak doğallaştırılması. Kadınlar, devletin bedenlerini kontrol etmeyi bırakmasını, kürtajın suç olmaktan çıkarılmasını, kadınların evlilik içi şiddet görmesinin ve tecavüze uğramasının artık normal görülmemesini, okul müfredatlarının kadınların tarihteki varlığını tanıyacak şekilde gözden geçirilmesini talep ederek sokaklara çıktılar. İsyanları, ‘ev işi yapmayı reddetmek’, 2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa’da hızla artmış olan doğum oranlarının düşmesi (Dalla Costa 1977) ve boşanma ve reisin kadınlar olduğu aile sayısındaki artış gibi, yalnızca hareketteki kadınların fark edebileceği daha az görünür biçimler de aldı. Continue reading “Tamamlanmamış Feminist Devrim – Silvia Federici”

Reklamlar

Kesişimselliğin Ötesinde Toplumsal Yeniden Üretim – Sue Ferguson ve David McNally

intersectionality

Toplumsal hareketler veya işyeri harici mücadeleler sınıf mücadeleleridir. Yani, kendileri potansiyel olarak özünde antikapitalisttirler, tıpkı bir işyeri mücadelesinin en başta daima antikapitalist olması gibi. Ve aletleri yakıp yıkmak bir kapitalist kalbi nasıl tekletebiliyorsa, insan yaşamının ayrımcı şekilde aşağılanmasına son verilmesini, geçim araçlarına tam ve komünal erişimi, kendi insan bedenlerimizin denetimini talep eden bir hareket de tekletebilir. Tek başına hiçbir hareket veya işyeri mücadelesi elbette kapitalist kalbi tamamen durdurmayacaktır. Ancak her bir teklemenin, potansiyel olarak nabzını zayıflatarak gövde üzerinde bir etkisi olur. Bu yüzden toplumsal yeniden üretim yaklaşımının politik önemi, birçok cephede ama açık bir antikapitalist yönelimle mücadele etmenin önemini gösterme kapasitesinde yatmaktadır.

31 Ekim 2015, ViewPoint Magazine

Viewpoint: Toplumsal yeniden üretim kavramının kendisinden başlayabilir miyiz? Yakın tarihte Lise Vogel’in 1983 tarihli klasik çalışması Marksizm ve Kadınların Ezilmişliği’nin yeniden basımına yazdığınız önsözde, Vogel’in Marksist feminist düşünceye ayırt edici katkısının, onun “işgücünün olanaklılığının koşulları”nı veya işgücünün biyolojik, toplumsal ve kuşaklar boyu yeniden üretilme tarzını araştırması olduğunu söylüyorsunuz. Bu önemli noktadan kalkarak, ücretli emeğin ve sınıf oluşumu süreçlerinin, üretimin dışındaki kesintisiz mevcudiyeti için gerekli olan faaliyetlerin ve ilişkilerin iç bağlantılarının izini sürebilmek mümkün hale geliyor. Size göre toplumsal yeniden üretim Marksist sınıf analizi kategorilerini nasıl dönüştürüyor? Teorik ve politik önemi nedir? Continue reading “Kesişimselliğin Ötesinde Toplumsal Yeniden Üretim – Sue Ferguson ve David McNally”

Radikal Kolektif Bakım Projesi

526577_495960713786979_1902323482_n

Kapitalizmin mevcut krizinde kendisi de krizle birlikte anılan “toplumsal yeniden üretim” alanında yapılan çalışmaların, ortaya çıkan deneyimlerin ve araştırmaların değerlendirilmesine yönelik bir proje olan Radikal Kolektif Bakım Projesinin blogundaki tanıtım yazısını bu alandaki yerel çabalara bir katkı olması için çevirdik. Blogda pek çok değerlendirme mevcut, mümkün oldukça Türkçeleştireceğiz. Türkiye’den örneklerle karşılaştırmak ve kendi deneyimlerimizle de yan yana getirmek daha da güzel bir katkı olabilir.

Hakkında

Bu blog, toplumsal hareketlerle bağlantılı olarak kolektif bakım, yeniden üretim ve karşılıklı yardım pratiklerinin incelendiği bir kolektif araştırma sürecinin parçasıdır. Bakım, barınma ve gıda üretimine alanında radikal pratiklere ilişkin örnekler topluyoruz. Çalışmamız bu çevrimiçi araç kutusunda yayınlanan araştırma sunumlarının rotasına dayanıyor. Bu proje Manuela Zechner, Julia Wieger ve Bue Rübner Hansern tarafından 2012’de VBKÖ Viyana’da başlatıldı ve kimisini burada yayınladığımız çeşitli bağlamlarda ve biçimlerde devam ediyor.

Örneğin mevcut krize yanıt olarak ortaya çıkan çağdaş hareketlerin yanı sıra tarihsel kadın veya işçi hareketlerinin açığa çıkardığı pratiklerle de ilgileniyoruz. Dolayısıyla belirli otonom yeniden üretim pratiklerinin potansiyelleri ve sınırlılıkları hakkında düşünmemize yardımcı olabilecek, aynı zamanda bunlardan doğru hareket noktaları geliştirmemizi de sağlayabilecek ‘vaka çalışmalarını’ topluyor ve tartışıyoruz. Avrupa ve ötesinde hayata geçirilen bazı inisiyatiflerin haritasını çıkarmak, bunların iç ilişkilerini ve içinde yer aldıkları ağları izlemek, mikropolitikalarını incelemek ve devletle olan ilişkilerini kavramak istiyoruz. Continue reading “Radikal Kolektif Bakım Projesi”

Yeniden üretim araçlarını ele geçirmek – Camille Barbagallo

Çeviren: Serap Güneş

6 Mayıs 2015 Aralık 2014, Londra Plan C Kongresi, Sosyal Grev sunumu – Camille Barbagallo

  1. Bulaşıkları yıkamanın
  2. Seks yapmanın
  3. Küçük bir çocuğa uykudan önce masal okumanın
  4. Annenin doğum gününü hatırlayıp zamanında kart atmanın ortak noktası nedir?

Bunların tümü, yeniden üretken oldukları kolaylıkla anlaşılabilen etkinlikler, emek ve işlerdir. Continue reading “Yeniden üretim araçlarını ele geçirmek – Camille Barbagallo”

Cadı Hikayeleri: Silvia Federici ile röportaj

cadilar

Çeviren: Serap Güneş

Giriş

Caliban ve Cadı: Kadınlar, Beden ve İlksel Birikim (Otonom) kitabında, İtalyan feminist Silvia Federici, cadı katliamlarını kadınları evcilleştiren [eve hapseden], onlara işgücünün yeniden üretimini karşılıksız bir angarya olarak dayatan bir kapitalist sistemin temeli olarak değerlendiriyor. Federici, yeniden üretim işinin bu gelişme şeklinde, kadın hareketi için merkezi bir mücadele alanı görüyor. Continue reading “Cadı Hikayeleri: Silvia Federici ile röportaj”

Giriş: Bakım İşi ve Müşterekler – Camille Barbagallo ve Silvia Federici (The Commoner)

kadin-ev-isleri-dava-AA The Commoner’ın bu sayısında, hem ücretli hem de ücretsiz formda, bakım işini ve daha genel olarak, çocuk bakımı, ev işi, seks işi ve yaşlı bakımından başlayarak, insanı ve meta emek gücünü yeniden üreten faaliyetler ve hizmetler birleşimi anlamında, yeniden üretim işini tartışmaya başlıyoruz. Amacımız, küresel ekonominin geçtiğimiz otuz yılki neoliberal yeniden yapılandırılmasının, bu işin örgütlenmesini nasıl yeniden şekillendirdiğini incelemek. Özel olarak ise, bedenlerimizi ve arzularımızı nasıl dönüştürdüğünü, evlerimizi, ailelerimizi ve toplumsal ilişkilerimizi nasıl yeniden yapılandırdığını, daha da önemlisi, kadınların, yeniden üretim emeğinin yeni koşullarına yanıt olarak verdikleri mücadelelerin neler olduğunu ve bu bağlamda ortaya çıkan yeni işbirliği formlarını inceliyoruz. Continue reading “Giriş: Bakım İşi ve Müşterekler – Camille Barbagallo ve Silvia Federici (The Commoner)”

Önsöz: Bakım İşi ve Müşterekler – Massimo De Angelis* (The Commoner)

commoner

Giderek daha da belirginleşiyor ki mevcut ekonomik, toplumsal ve çevresel krizler, dünyanın birçok yerinde insanların yaşam koşullarını kötüleştirmekte ve hatta toplumsal ve ekolojik yeniden üretimimize yönelik kıyamet gibi tehditler ortaya çıkarmakta. Küresel elitlerin bu krizlere verdikleri yanıtların bu sorunlara hiçbir çözüm getiremediği de açık. Aslında, stratejik ufuklarında ciddi bir paradigma değişimi yaşanmadıkça, bu cepheden hiç ümit yok. Mesele sadece hükümetlerin bankaları kurtarmak için sosyal harcamaları ve yardımları kesmeye devam etmesi değil. Neoliberalizmin krizi ile baş etmek için hayata geçirilen politikalara karşı mücadele yoğunlaştıkça, faşizmin postmodern bir formunun yükselişine tanıklık ediyoruz. Militarize bir polis gücünün ABD ve Avrupa’daki işgal hareketlerine karşı vahşi saldırıları, Ortadoğu’daki morgları ceset yığınları ile dolduran sonu gelmez sivil katliamları, bu trendin farklı boyutlarına işaret ediyor. Yine de, yeni toplumsal hareketler, örgütsel formlarının yenilenen yaratıcılığıyla her yerde mantar gibi çoğalıyorlar. Ilımlı medya bile, bu hareketlerin ifade ettiği kurucu iktidara karşı sergilediği kinizmine rağmen, farklı örnekler arasında paralellikler çizerek, alışkın olunmayan ittifaklar (örneğin ordu gazileri, işçiler ve öğrenciler) açığa çıkararak artık New York’tan Atina’ya, Kahire’den Madrid’e dolaşmakta olan bu halk isyanlarının makullüğünü ve ana akım medyanın sefaletini kabul etmeye başladı. Continue reading “Önsöz: Bakım İşi ve Müşterekler – Massimo De Angelis* (The Commoner)”

Silvia Federici ile söyleşi – Occupied Times

silfed_Inline

Silvia Federici New York’ta yaşayan bir düşünür, öğretmen ve örgütçü. Nijerya’da yıllarca öğretmenlik yaptıktan sonra bir sosyal bilimler profesörü olarak çalıştığı Hofstra Üniversitesi’nde fahri profesörlüğü sürdürüyor. Federici, diğer birçok rolünün yanında, Afrika Akademik Özgürlükler Komitesi’nin ve Uluslararası Feminist Kolektif’in kurucularından. Evişi için Ücret kampanyasını örgütledi ve Midnight Notes Collective’in içinde yer aldı. Federici’nin en bilinen çalışması Caliban ve Cadı: Kadınlar, Beden ve İlksel Birikim, ilksel birikimin kapitalizmin temel bir özelliği olduğunu savunuyor.

Occupied Times Çalışmanız, özellikle de fabrika sistemi içinde, üretim ve yeniden üretimin optimum birimi olarak görülmeye başlandığı on dokuzuncu yüzyıl kapitalizminin bir yapısı olarak çekirdek ailenin ortaya çıkışına odaklanıyor. Çekirdek aileyi telafisiz şekilde geriletici ve dönülmez biçimde kapitalist ilişkilerle bağlantılı mı görüyorsunuz? Öyle ise, kendimizi bu normatif toplumsal yapıdan nasıl kurtarabiliriz?

Silvia Federici Çekirdek aile, çelişki üzerine kurulu bir toplumsal formdur. Yeniden üretimi sağlar ancak gelecek veya günlük sömürümüz açısından işçiler olarak. Bu denli baskıcı olmasının bir sebebi budur. Çocukken kapitalist iş disiplinini kabul etmeyi öğrendiğimiz yerdir. Ayrıca eşitsiz ilişkilerin de yeridir. Continue reading “Silvia Federici ile söyleşi – Occupied Times”

İskambil Kuleler – Savar’daki binanın çöküşü

Rana_Plaza-collapse

Bangladeş tekstil sektöründeki en son insani felaket – kötü inşa edilmiş bir fabrika binası çöktü…

Kaza değil kar için cinayet

24 Nisan Salı günü sabah 9’da, Dakka’nın bir sanayi bölgesi olan Savar’da sekiz katkı bir bina çöktü. Rana Plaza binası iki dakika içinde çarpılmış metalden, makinelerden ve ezilmiş ve sıkışmış bedenlerden ibaret bir enkaz yığınına dönüştü. Binanın alt katlarında bir alışveriş merkezi, üstteki üçüncü kattan sekizinci kata ise beş tekstil fabrikası bulunuyordu. Civarda bulunanlar çökmeyi kulakları sağır eden bir deprem olarak anlatıyorlar. Felaketin tüm dehşeti hızla ortaya çıktı; binanın içinde ana olarak kadınlardan oluşan binlerce tekstil işçisinin yakınları enkaz arasında ezilmiş bedenlerini görmek ve yıkıntılardan gelen yardım çığlıklarını dinlemek için olay yerine akın ettiler.

Olay yerine ilk gelenler ana olarak o bölgede çalışanlardı, enkaz altında kalanların akrabaları, civardaki işyerlerinde veya başka vardiyalarda çalışan tekstil işçileri, çekçek sürücüleri, mağaza çalışanlar vb. Bulabildikleri her türlü aletle, enkazı kaldırmak için insan zincirleri oluşturarak ellerinden gelen en iyi şekilde hemen ümitsizce kurtulanları aramaya başladılar. Acil durum görevlileri geldiğinde, afetin korkunç boyutları ortaya çıktığı için kurtarma çalışmalarına yardım etmeye devam ettiler.

Bangladeshi garment workers help victims

Çöktüğü sırada beş fabrikadan 3120’in üzerinde işçinin binada olduğu düşünülüyordu. Birçoğu kurtarılsa da, 315 ölü ve birçoğu ağır olan 1500’ün üzerinde yaralı sayıldı ve rakamlar kesinlikle artacak. Benzer kazalarla dolu bir geçmişe sahip bu ülkede, Rana çökmesi ülkenin bugüne kadarki en kötü iş cinayeti trajedisi oldu.

Neden?

Bu katliamın arkasında, kahredici şekilde önceden öngörülebilir sebepler var; işçilerin sürekli olarak hayatlarını kaybetmesi ile etkili işyeri sağlığı ve güvenliği önlemleri arasındaki maliyet denkleminde, daima ucuz olan seçenek kazanıyor. Söz konusu kapitalistler (fabrika patronları ve Batılı giyim markaları için uluslararası alıcılar) olduğunda, bu tamamen mantıklı. Bu işte payı olan herkes, fabrika yangınlarından ve bina çökmelerinden kaynaklı iş cinayetlerinin Bangladeş’teki mevcut koşullarda kaçınılmaz olduğunu ve bu koşulların düşük ücret maliyetlerine, fiyata ve karlara büyük etkisi olduğunu biliyor. Ülke dünyanın en ucuz giyim tedarikçisi. Felaketin ayrıntıları, bu mantığın işyerinde nasıl hayata geçirildiğini gösteriyor…

Rana Plaza binası- Salı, 23 Nisan; sütunlarda, zeminlerde ve duvarlarda çatlaklar oluşması ardından yönetim işçilere fabrikalarını terk etmelerini duyurdu. (İşçilerin çalışmayı reddettiğine ve dışarı çıktığına ilişkin haberler de mevcut.) Çatlakların görünümü yerel bir TV kanalında haberlere yansımış. Binanın sahibi olan Sohel Rana, daha sonra bir mühendisin yapının güvenli olduğunu ve işçilerin ertesi gün işe dönmesi gerektiğini duyurduğunu ifade ediyor.

Çarşamba, 24 Nisan; işçiler sabah 8 vardiyası için dönüyorlar. 9 civarında ani bir sarsıntı yaşanıyor (zemin bir depremmiş gibi sallanıyor ve kulakları sağır eden bir uğultu duyuluyor) ve sekiz katlı bina iki dakika içinde çökerek ölümlere, yaralanmalara ve binlerce kişinin enkaz altında kalmasına sebep oluyor. Civarda yaşayanlar olay yerine koşuyorlar ve hemen ümitsiz kurtarma girişimlerine başlıyorlar.

Mahmudur aniden bir sarsıntı hissetti. Bir an içinde, işçi arkadaşının çığlık atarak ileri geri koştuğunu fark etti. Mahmudur’un çok kötü bir şey olduğunu anlaması biraz zaman aldı.
Diğerleri ile birlikte 20 fit ilerdeki merdivenlere yöneldiğinde, bina tıpkı bir asansörün aşağı inmesi gibi çökmeye başladı.
“Kalın enkaz bulutlarıyla karanlık her yeri yuttu. Etrafımda çığlıklar duyuyordum. Kalbim çarpmaya başladı,” dedi, beşinci hattaki Ethar Tex Ltd’de bir kalite denetimcisi olan Mahmudur.
“Belki de öleceğimi düşünerek bir sütunun yanına uzandım. İçerde diri diri yanacaktık,” dedi. Çatı yamuldu ve üç fitlik boşluk bırakacak şekilde üzerine düştü.

http://www.thedailystar.net/beta2/news/inside-the-hell/

Identifying_the_dead

Tehlikelere rağmen neden birçok işçi gönülsüz şekilde binaya geri döndü?

Sektör, işçilere belki de dünyanın en düşük ücretlerini veriyor. Birçoğu haftalarca ücretini borçlanmış durumdaymış ve geri dönmeyi reddederlerse işten atılmakla tehdit edilmişler. İşçiler işten atıldıklarında, ödenmemiş ücretlerini almaları zor oluyor. Bu, tekstil sektöründeki en yaygın anlaşmazlık kaynaklarından biri. Bazı işler ise rutin şekilde bir işgünü kaçırdığı için üç günlük ücretinden oluyordu.

Tersine, zemin kattaki alışveriş merkezinde yer alan bir yerel banka şubesinin yönetimi, güvenlik endişelerine ilişkin bir not aldı ve şubeyi boşaltarak yaralanmaları önledi.

Böylesine güvenli olmayan bir bina nasıl oldu da inşa edilebildi? Bu Bangladeş’te sık rastlanan bir durum. Gelişmekte olan genç bir sanayide yozlaşmanın/rüşvetin, yasal düzenlemelerin yetersizliğinin ve çıplak kapitalist kibrinin bir bileşimi, zayıf mimari, sudan ucuz malzeme ve uygun olmayan zeminler kullanarak bina inşa etmenin çok kolay olacağı anlamına geliyor. Başkent Dakka’da bunlardan bir sürü var. Ve Dakka bölgesi deprem konusunda çok hassas, bu yüzden istatistikî olarak muhtemel bir büyük depremin Dakka’yı vurması durumunda, Rana Plaza senaryosunun tüm şehir ölçeğinde yaşanması muhtemel (1)…

Structural_weakness

Rana Plaza’nın tarihi, Dakka gayrimenkul kâbusunun mikro düzey kovboy kapitalizmini sergiliyor. Birkaç yıl önce Rana’nın babası şehre göç etmiş ve küçük bir hardal değirmeninde çalışmış. 2003’te arazi ticaretine başlamış. Babası Rana’ya teneke bir baraka içinde ‘Rana Yağ Değirmeni’ni kuracağı küçük bir arazi vermiş. Bu arazinin arkasında büyükçe bir gölet varmış. Rana sahibini orayı kendisine satmaya ikna etmiş. Bu iki parsel arazi kötü kaderli Rana Plaza’nın yeri olmuş.

Arazi kapma kariyerinin yanında, Rana yerel politikaya da girmiş:

Rana, bir siyasal aktivist ve iktidardaki Avam Ligi’nin, üst düzey yerel liderlerinin doğrudan himayesi altındaki bir kadrosu oldu.
“Sohel Rana, Avam Ligi’nin bölgedeki kol güçlerinden biri olarak biliniyor ve gençlik çetelerinin kontrolü onda,” diyor bir başka yerel iş adamı. “Savar bölgesi sayısız çetenin kontrolündeki uyuşturucu ticareti ve çeşitli türden yasadışı faaliyetlerle bilinir. Haraç, uyuşturucu ticareti ve yasadışı arazi komisyonculuğu bu çetelerin faaliyetlerinden bazılarıdır,” diye ekliyor.
Başka yerel kaynaklar da Rana’nın Savar bölgesindeki gençliği beslediğini ve muhalefet karşıtı faaliyetleri organize ettiğini söylüyor. Esas olarak yerel yasama üyesi Murad Jong tarafından Savar’ın ticari bölgelerinde hâkimiyetinin korunması için kullanılıyor.
Rana 10 yıl içinde zenginliğe kavuşmuş. Savar’da bir başka dört katlı mağazaya ve onun yanında bir eve sahip. Dhamrai’da iki kiremit ocağı var ve yakın zamanda bölgede epeyce arazi kapmış.

http://www.thedailystar.net/beta2/news/beyond-law-all-along/

Rana 2008’de beş katlı bir bina için plan izni almış, bu da uygun şekilde bitirilmiş. İnşaat mimarlar veya mühendislerce denetlenmemiş. İnşa edilen binanın %60’ı, en başından itibaren yapının stabilitesi garanti edilerek, doldurulmuş göletten kazanılan alandı.

2010 itibariyle, Rana’nın siyasi kariyeri gelişti ve artık Avam Ligi’nin gençlik kanadı olan Juba Ligi’nin yerel organizatörüydü. Artan siyasi nüfuzu ile Plaza’ya üç kat daha ekleme konusunda (elbette plan izni veya istinat duvarları olmadan) kendini özgür hissediyordu. İşçiler bazen jeneratörler çalıştığında binanın sarsıldığını söylediler. Ancak kibirli Rana çökme yaşandığında iskambil kulesine dokuzuncu katı eklemekle meşguldü.

* * *

Workers_attack_at_BGMEA

İşçilerin tepkisi

Daha önce de belirtildiği üzere, tekstil işçileri olay yerine gelen ilk kurtarma gönüllüleri oldu. Birçoğu şehrin hastanelerine kan bağışında bulundu.

Perşembe, 25 Nisan; Dakka’nın ana sanayi bölgelerindeki yöneticiler başlarına bir şey geleceğinden korkarak birçok fabrikayı kapattılar; diğerlerinde işçiler Rana Plana kurbanlarıyla tehlikeli çalışma koşullarını protestolarında dayanışma için iş bıraktılar. Yüz binlerce işçi saatler boyunca ana yolları barikatlarla kapattı, polisle çatıştı ve fabrikaları dağıttı. İki fabrika ve sayısız mağaza ateşe verildi. 1500 kişilik daha küçük bir grup engelleri aşarak BGMEA tekstil işverenleri federasyonunun merkezini (o da yasadışı inşa edilmiş) kuşatmayı başardı, bina taşlandı, önündeki araçlar tahrip edildi.

İşçiler fabrika sahiplerinin ve Rana’nın yargılanmasını talep ediyor.

Cuma, 26 Nisan; modern kurtarma ekipmanlarının yetersizliğinden kaynaklı olarak kurtarma operasyonlarının yavaşlığı nedeniyle kurbanların yakınlarıyla polis arasında Rana Plaza’nın yanında çatışmalar çıktı. Şu ana kadar 2500 kişi kurtarıldı. Yüzlerce başka işçi şehrin diğer kısımlarında protestolara katıldı, 200 araç tahrip edildi; polis gaz bombaları ve plastik mermi ile yanıt verdi. ‘Tedbir amaçlı’ olarak, BGMEA tüm tekstil fabrikalarının hafta sonunda kapalı kalacağını açıkladı.

Bangladesh building collapse

Sonrası

Katliamdan kar kazananların tümünce (hükümet, tekstil patronları, yabancı alıcılar ve Batılı mağaza zincirleri) genel endişe, pişmanlık, başsağlığı, tazminat ve reform güvencesi ifadeleri tekrarlanacak. Tekstil patronlarının federasyonu BGMEA, bu vakanın münferit olduğunda ve işyeri güvenliğini geliştirmek için sürekli olarak önlemler alındığında yine ısrar edecek. Hükümet tüm inşaat standartlarının ve bunların uygulanmasının geliştirildiğini yineleyecek. Oysa BGMEA’nın genel merkezi, çalınmış arazi üzerine yasadışı olarak inşa edilmiş bir bina olarak plan iznini ihlalinin ve sulak alanların çevresel yıkımının bir örneği. Buna rağmen sonraki hükümetlerce hiç dokunulmamış. Ancak yakın tarihli bir karar, yıkılmasını emrediyor;

Yüksek Mahkeme, inceleme sonucunda, “Binanın yapımında büyük bir yolsuzluk” olduğunu belirtti. […] Mahkeme “Arazi zorla ele geçirilmiş,” dedi.http://bdnews24.com/business/2013/03/19/bgmea-bhaban-is-cancer-in-hatirjheel-project

Tazreen yangın felaketinin bu kadar kısa süre ardından yaşanan bu olayla birlikte (2) tekstil sektörünün alıcısı olan Batılı şirketler kendi şirket imajlarının zarar görmesini engellemek için kolları sıvadı. Tıpkı Primark gibi, tedarik zincirlerindeki güvenlik standartlarını desteklemek için kurulmuş ancak büyük ölçüde alakasız ve makyaj amaçlı ‘Etik Ticaret İnisiyatifi’ gibi kurumlara katılmak için sıraya dizilecekler. Ancak bu kurumların sınırlılıkları ve yetersizlikleri çok açık:

Rana Plaza’daki en az iki tekstil fabrikası, Avrupalı bir ticaret organizasyonu tarafından yapılan ve fabrikalardaki belirli güvenlik endişelerini gözeten ancak bulundukları binanın stabilitesini göz önünde bulundurmayan uluslararası işçi ve güvenlik standardı denetimlerinden geçmişti. (3)

Yine de hiç kimse tedarikçilere sefasını sürdükleri taban ücretleri artırmakla tehdit edecek herhangi bir talep dayatmayacak. Primark, Benetton, Wal Mart ve tüm geri kalanlar, fiyatların neden o kadar ‘rekabetçi’ olduğunu gayet iyi biliyorlar ve öyle de kalmasını istiyorlar. Son birkaç on yılın kanıtladığı üzere, bu koşulların varlığından ve bundan kar etmekten memnunlar. Fabrika sahipleri ve emlak spekülatörleri bu ölümler sebebiyle asla hüküm giymiyor. Fabrika yangınlarında ve çöken binalarda gerçekleşen binlerce yaralanma ve ölüm, yeni sezonun perakende modası ve onların süregiden karlılığı için salt bir asgari maliyet faktörü olarak kalıyor.
B_Id_379816_Rana_Plaza
NOTLAR
1) Dakka’daki birçok inşaat eskiden daha stabil olan killi topraklı alanlarda yapılırdı. Ancak şehrin hızla genişlemesi nedeniyle, yeni inşaatların çoğu yük kapasitesi çok daha az olan daha yumuşak topraklı alanlara kaydı. Yine de yasal düzenlemelerin olmadığı inşaat patlamasında, birçoğu çok katlı binlerce bina, yetersiz zemin koşulları, ikinci el malzeme ve kötü mimari ile hızla dikiliverdi.

… Richter ölçeği ile 7 şiddetindeki bir depremin Dakka’yı vurması durumunda, bu, konutların ve ticaret merkezlerinin hassas ve hatalı yapısı nedeniyle en az 131 bin insanın ölümüne neden olacak. …http://newsfrombangladesh.net/view.php?hidRecord=321603

2) Önceki makalemize bakın; http://libcom.org/news/death-trapped-burning-cage-ashulia-inferno-27112012

3) Daha önce de kanıtlandığı üzere, bilerek veya bilmeyerek, söz konusu kurumların büyük ölçüde makyaj amaçlı doğası:

Binada bulunan ve çökmede işçilerinin hayatını kaybettiği iki Bangladeş fabrikası, Adidas AG, Esprit Holdings Ltd. ve Hugo BossAG gibi 1000 Avrupalı perakendeciden oluşan bir kurum olan Brüksel merkezli Dış Ticaret Derneği’nce on yıl kadar önce kurulan İş Sosyal Uyum İnisiyatifi tarafından yapılan denetimi geçmişti.
Grup denetçilerinin inşaat mühendisi olmadığını ve kontrolleri sırasında binanın durumunu değerlendirmediğini söyledi. İnşaatın ve altyapının güvenliğini sağlamak yerel makamların denetimindeydi.
“Sosyal denetimden fazla şey beklememek çok önemli,” dedi Lorenz Berzau, BSCI’nin idari direktörü. “BSCI ve diğer inisiyatifler durumun geliştirilmesine katkıda bulunur,” dedi. “Ancak alınacak uzun bir yol var.”
http://online.wsj.com/article/SB10001424127887324474004578445991168551584.html

Kaynak:

http://libcom.org/news/house-cards-savar-building-collapse-26042013

İrlanda İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (ICTU) Ev İşçilerinin Çalıştırılması için Belirlediği Ana Esaslar

Önsöz

Ev işçileri, özellikle de göçmen ev işçileri, bugün İrlanda’nın en savunmasız çalışanları arasındadırlar. Bu kabul edilemez duruma, çeşitli etmenlerin bir bileşimi neden olmaktadır; bazı işe alım ajanslarının istismarcı uygulamaları, işverenlerin kendi sorumluluklarının bilincinde olmaması, kötü işveren uygulamaları, izolasyon ve bilgisizlik. ICTU olarak bu sorunlara çözüm getirmeye çalışıyoruz. Ev işçilerini hakları konusunda bilgilendiriyoruz, onları sendikada örgütlenmeye ve koşullarının iyileştirilmesi için düzenlenen kampanyalara katılmaya teşvik ediyoruz. Bu broşür, bir ICTU kampanyasının parçasıdır ve çalışanların temel haklarını ortaya koymakta ve işverenlerin ev işçilerine karşı yükümlülüklerini açıklamaktadır.

David Begg, Genel Sekreter

Ev işçileri kimlerdir?

Evde çalışmak üzere işe alınanlar ev işçisidirler. Ev işçileri, ev temizliği ve bakımı, çocuklar veya yaşlı, hasta ya da engelliler için gözetim ve kişisel yardım gibi işler yaparlar. Ev işçileri, yarı zamanlı veya tam zamanlı çalışabildikleri gibi işverenlerin evinde veya işverenlerin evi dışında da yaşayabilirler. Çocuklar için ara sıra kısa süreli bakım, gözetim veya kişisel yardım sağlayan bir bakıcı genellikle ev işçisi olarak değerlendirilmez. Bakıcılar ve ev yardımcıları, sendikaları tarafından yapılan ayrı anlaşmaların kapsamında olurlar.

Ev işçilerinin haklarının geliştirilmesi

Ev işçileri İrlanda’daki işyerlerindeki diğer çalışanlarla aynı haklara sahiptirler. Ev işçileri tüm çalışma mevzuatının koruması altındadırlar ancak bazen işverenlerinin onları bir çalışan olarak tanıması ve hak ve yetkilerinin tamamını kullanabilmeleri zor olmaktadır. Ev işçilerine, sendikalarına ve işverenlerine yardımcı olmak için, ev işçisi ile işvereni arasındaki yazılı bir işe alım sözleşmesinde olması gereken önemli noktaları ortaya koyan bu özeti hazırladık. “meli/malı” gibi gereklilik kipleri, söz konusu gerekliliği zorunlu kılan bir yasa olduğu anlamına gelmektedir. Bu özet yol gösterici olarak amacıyla hazırlanmıştır. Haklarınızın çiğnendiğini düşünüyorsanız tavsiye için sendikanıza başvurmanız gerekir.

Ev işçilerinin işyerindeki hakları – işe alım sözleşmesi için bir özet

Ev işçilerine “yazılı işe giriş belgesi” verilmelidir. Belgede, ev işçilerinin görevlerinin, çalışma yerinin, tatil hakkının, çalışma saatlerinin, ücretlerin ve yatılı kalıyorsa bunun fiyatı gibi kesintilerin belirtilmesi gerekir. İşveren belgenin bir kopyasını ev işçisine vermelidir.

Çalışma saatleri

Yazılı belge, ev işçisinin normal çalışma haftası boyunca kaç saat çalışması gerektiğini belirtmelidir. ‘Tam zamanlı’ çalışanlar için ortalama çalışma haftası 38 saattir ve bir çalışanın yasal olarak çalışması gereken maksimum ortalama saat haftada 48 saattir. Ev işçisi tarafından çalışılan saatlerin kaydı tutulmalıdır.

Molalar

Ev işçilerine de, tıpkı diğer çalışanlar gibi, çalışmadıkları belirli bir serbest saat verilmelidir.

  • Ev işçilerine işgünü sırasında uygun dinlenme araları verilmelidir.
  • Ev işçilerine her gün ardı ardına en az 11 paydos saati verilmelidir.
  • Ev işçilerine haftada en az bir tam gün (24 saat) tatil verilmelidir. Bu, 11 saatlik bir mola ile birleştirilmelidir.
  • 1 Ocak (Yeni Yıl tatili)
  • 17 Mart (Aziz Patrick Günü)
  • Paskalya Tatili
  • Mayıs’ın ilk Pazartesi günü (1 Mayıs)
  • Haziran’ın ilk Pazartesi günü
  • Ağustos’un ilk Pazartesi günü
  • Ekim’in son Pazartesi günü
  • 25 Aralık (Noel)
  • 26 Aralık (Aziz Stephens Günü)
Resmi tatiller

Resmi tatiller ücretli tatil günleridir. Ev işçileri resmi tatillerde diğer çalışanlarla aynı haklara sahiptirler. Resmi tatilde ya ücretli tatil yapmalı, başka bir ücretli tatil günü almalı veya ekstra günlük ödeme almalıdırlar. İrlanda’da 9 resmi tatil vardır:

Tatiller

Tam zamanlı ev işçilerine her yıl dört haftalık yıllık ücretli izin verilmelidir. Çalışma yılı ev işçisinin işe alındığı tarihten başlar. Genellikle çalışanların iki haftalık kesintisiz izin hakkı vardır. Yıllık izin için ödeme, izin başlamadan önce yapılmalıdır. Esnek tatil anlaşmaları yapmak, çalışanların uzak ülkelere uzun ziyaretler yapabilmesine imkan verir. Bu, özellikle İrlanda’da çalışmak için seyahat etmiş olan ve kendi ülkelerinde ailelerini ziyaret etmek isteyebilecek göçmen işçiler için önemlidir. Bir ev işçisi, tatile giden aile ile (işveren aile) çalışmak için seyahat ederse, bu çalışma süresi içinde sayılır ve ev işçisine bu süre için de ücret ödenmelidir. Ayrıca, bu süre ev işçilerinin tatil hakkından düşülmemelidir. Ek olarak, ev işçisinin tatil sırasında çalıştığı esnada, seyahat, otel ve geçim masrafları da ödenmelidir. Ev işçileri ayrıca, yasal olarak Doğum İzni ve Zorlayıcı Nedenlerle (acil durumlar) izin hakkına sahiptirler. Bunların yanında ev işçilerine, yakınlarının ölümü veya diğer kişisel sebepler gibi kişisel durumlarda, ailevi sebeplerle izin verilmesi gerekir. Ev işçisine, doktora, diş doktoruna veya tıbbi randevulara gidebilmesi için makul izinler verilmesi gereklidir.

Ödeme

Ev işçilerine, haftalık, iki haftada bir veya aylık ödemelerine ilişkin yazılı belge verilmelidir. Belge, (i) brüt ödeme miktarını, (ii) kesintileri (Vergi ve Sigorta) ve (iii) geçerli olduğu hafta/ay için net ödemeyi belirtmelidir.

Ödeme Oranları

Asgari olarak, ev işçileri için ulusal asgari ücret oranları geçerlidir. Ev işçisinin planlanan ve çalışmaya müsait olduğu süre en az asgari ücret oranında ücretlendirilmelidir. Pazarları çalışması planlanan ev işçilerine bunun üzerinde bir bedel ödenmelidir. ICTU, işverenlere, ev işçileri tarafından üstlenilen işe hakkettiği değeri vermelerini ve onlara yasal asgari ücret oranının üzerinde ödeme yapmalarını tavsiye etmektedir.

Fazla Mesai

Çalışanların yasal olarak fazla mesaiye hakkı yoktur ancak iyi uygulama, ev işçilerine,  sözleşmedeki günlük çalışma saati sonrasında fazla mesai ödeneceği anlamına gelir. İyi uygulama, fazla mesainin ilk dört saati için çalışanın normal ödeme oranının bir buçuk katı, sonraki dört saat için ise iki katı kadarlık bir fazla mesai ödenmesini sağlar. İşveren ve çalışan, fazla mesai ücreti yerine, mesai harici ödeme konusunda da anlaşabilirler.

Yatılı çalışma için kesintiler

Ev işçilerine yemek verildiği ve ev işçilerinin işverenin ikametgahında kaldığı durumlarda, tam pansiyon kesintileri yapılabilir ancak bunun sınırları vardır. Sendikalar, Otel ve Yemek Sektöründe tam pansiyon için yasal maksimum fiyatları müzakere etmiştir ve çalışanlara bunları kendi sendika Şubeleri veya ICTU ile görüşmelerini tavsiye eder. Yemeklerin iyi standartta, uyunan alanın özel ve makul ölçüde döşeli olması gereklidir. Ev işçileri özel alanlarına saygı gösterilmesi hakkına sahiptirler. Gerçek bir yatağın olduğu güvenli bir özel oda, düzgün yaşam koşulları için mutlak bir asgari gerekliliktir. Çalışanlar ev işçilerinin postalarını okumamalı, telefon görüşmelerini dinlememeli veya ev işçilerinin odasını ve eşyalarını karıştırmamalıdır. Bu gizlilik ihlalleri, ev işçilerinin onurunun zedelenmesi ve çiğnenmesidir ve onların işyerindeki güvenliğini, sağlığını ve huzurunu bozar.

Kaza kesintileri, üniforma koşulları vb.

İşverenlerin kazalar olabileceğini kabul etmesi gerekir ve bunlar nedeniyle ev işçilerinin ücretinden kesinti yapmamalıdırlar. Kazalar ve üniforma vb. için ödenek gibi diğer masraflar için ücretten yapılacak kesintiler konusunda yasal sınırlamalar vardır. Önceden bildirilmeksizin veya anlaşmaksızın, vergi ve sigorta dışında hiçbir kesinti (sadece kazalar değil) yapılamaz. Bu gibi kesintiler için, çalışanın ücretinden alınması konusunda öncesinde anlaşılmış olunmalı ve kesinti, çalışanın ücretinin miktarı da dahil olmak üzere, tüm koşullar göz önüne alınmak suretiyle adil ve makul tutulmalıdır.

Diğer kesintiler

İşverenler, ev işçilerini, işe alınmalarıyla ilişkili hiçbir masraftan sorumlu tutmamalıdırlar.

Vergi ve sosyal güvenlik katkıları

Ev işçileri tarafından bildirilen sorunlardan biri de, bazı işverenlerin, kendilerini çalışan olarak tanıma ve kaydettirme konusundaki isteksizlikleridir. Ev işçileri, çalışan olarak tanınma ve vergi ve sosyal güvenlik korumasına ilişkin olarak çalışan olarak muamele görme hakkına sahiptirler. Ev işçilerini sosyal güvenlik koruması ve gelir vergisi için kaydettirmeyi reddeden işverenler yasayı ihlal ediyor olabilirler ve para cezasına çarptırılma riskini göze almış olurlar. Sigortası yapılmayan ev işçileri uygun şekilde korunmazlar ve hastalık ve maluliyet yardımı, işsizlik yardımı, annelik yardımı ve emeklilik hakkına sahip olamayabilirler. İşvereniniz sizi çalışan olarak kaydettirmeyi reddediyorsa, Sosyal ve Aile İşleri Bakanlığı bir inceleme yaparak işinizin sigortalanabilir olup olmadığı konusunda bir karar verebilir.  İşin sigortalanabilirliği üzerine bir karar için genel bilgiler ve talepler Sosyal ve Aile İşleri Bakanlığı’nın Kapsam Bölümü’ne yapılabilir. Şu iletişim adreslerine yazabilir, telefon edebilir ve e-posta sorguları gönderebilirsiniz: Sosyal ve Aile İşleri Bakanlığı Kapsam Bölümü Kat 3 Oisín House Pearse Street Dublin 2 Telefon: 01 6733 E-posta: info@welfare.ie Ev işçileri, işverenlerinin onları vergi ve sosyal sigorta için kaydettirmemiş olmasının, çalıştıkları işte hiçbir hakları olmadığı anlamına gelmeyeceğini unutmamalıdır.

Sağlık, Güvenlik ve Huzur

İşverenler, psikolojik iş yükü de dahil olmak üzere, iş yükünün yönetilebilir ve güvenli olmasını sağlamalıdır. İşçiye uygun dinlenme, rahatlama ve gizlilik sağlanmalıdır. Ev işçilerine, mahallin genel ve kültürel ortamı hakkında bilgilerle birlikte, ev eşyaları, ürünler ve rutinler konusunda da uygun bilgiler ve eğitim verilmelidir. İşverenin ev işçisinin kazalara karşı uygun şekilde korunmasını ve sigortalanmasını sağlaması önemlidir. Ev eşyalarının sigortası, işlerini yaparken ortaya çıkan kazalara ve yaralanmalara karşı ev işçileri de kapsamalıdır.

Çalışma İzinleri ve İkamet Hakları

Bir AB veya AET üye devletinin veya İsviçre’nin vatandaşı olan ev işçileri, İrlanda’da herhangi bir izne bağlı olmaksızın çalışabilirler. AB/AET veya İsviçre dışından ev işçileri için İrlanda’da çalışmak bazı ön izinlere tabidir. Tabiiyete bağlı olarak, bazı AB dışı işçiler, işverenlerin başvurması gereken çalışma iznine gerek duyabilirler. Çalışma izni sistemi kapsamında işe alınan işçilerin bir başka işverene devrine izin verilmektedir (yeni işveren çalışma izni almaya istekli ise). Bir kişi, pasaportunda bir damga ile kanıtlanabilecek şekilde, İrlanda’da kalma izni almış olması dolayısıyla çalışma hakkına sahip olabilir. İrlanda’daki tüm AB/AET dışı işçilerin, İrlanda’da kalma süreleri 3 ay veya daha uzunsa, Garda Ulusal Göçmen Bürosu’na başvurması gereklidir. Bu işverenin değil işçinin sorumluluğudur. Bir işverenin, ev işçisinin ikamet hakkı konusunda karar almada hiçbir rolü yoktur ve bir işçiyi sınır dışı ettiremez. İşverenler, ev işçilerinin pasaportlarına veya kimlik belgelerine el koyamazlar.

Ayrımcılık

İşverenler, ev işçilerine zorbalık etmemeli, tacizde veya cinsel tacizde bulunmamalıdırlar. Bu, yasalar tarafından yasaklanmıştır ve ev işçileri kötü muameleye karşı sessiz kalmak zorunda değildir. İşverenler, bir işçi işe alınmadan önce karar vermiş olabilirler, örneğin, işe alım aşamasında erkek veya kadın işçi konusunda tercih yapmış olabilirler ancak işe alım gerçekleştikten sonra ev işçilerine karşı ayrımcılık yapmak yasadışıdır. İşverenler, ev işçilerinin işverenin mülkünden ayrılma hakkını veya işçilerin diğer insanlarla sosyalleşmek için konuşma hakkını kısıtlayamazlar veya dinlerinin gereklerini yerine getirmek gibi özgürlük veya haklarına sınırlama getiremezler.

Kötü muamele durumları

Referans Gösterme

Referans sağlanması konusunda hiçbir yasal zorunluluk olmamasına rağmen, işverenler çalışanlarına, ev işçisinin üstlendiği görev ve sorumlukları açıklayan doğru bir referans sağlamalıdırlar.

İşten Çıkarma

Ev işçisi haksız yere işten çıkarıldığını düşünüyorsa, işten çıkarılması ardından altı ay içinde Haklar Komisyonu’na, İş Mahkemesi’ne veya Eşitlik Mahkemesi’ne şikayette bulunabilir. Mevzuat işçinin normalde bir yıllık hizmetini gerektirse de, bu gereklilik, işten çıkarma, ev işçisinin bir sendikaya katılması veya sendikada faaliyet göstermesi veya ayrımcılıkla, örneğin gebelikle ilgili nedenlerle yaşanmışsa ortadan kalkar.

Yardım için nereye gitmeliyim?

Haklarınızın verilmediğini düşünüyorsanız, sendikanız size yardımcı olacaktır. Sendikalı değilseniz ve ev işçilerini temsil eden bir sendikaya katılma hakkında bilgi almak isterseniz ya da ICTU’nun ev işçilerinin haklarının iyileştirilmesi konusundaki kampanyası hakkında bilgi almak istiyorsanız, İrlanda İşçi Sendikaları Konfederasyonu ICTU ile iletişime geçin. Ev işçileri, zorlu koşullarda şiddete ve kötü muameleye maruz kalmaktadırlar. İrlanda Göçmen Hakları Merkezi dahil olmak üzere, yardım sağlamak için uzman örgütler vardır.

İrlanda Göçmen Hakları Merkezi 3 Beresford Place, Dublin 1 Tel: (01) 888 1355 E-posta: info@mrci.ie
31/32 Parnell Square Dublin