Almanlar kemer sıkmaya neden bu kadar hevesli? – Paul Hockenos

austerity-cartoon-eu-greece.png

Weimer dönemi hiper-enflasyonu, Prusya tutumluluğu, Doğu ve Batı Almanya’nın birleşmesinin ortaya çıkardığı sarsıcı maliyet: Avrupa’nın deflasyonla karşı karşıya olduğu bir dönemde Almanya’nın sıkı para politikalarından bir türlü taviz vermeyişini anlamlandırmak için (Alman olmayanların) getirdiği açıklamalardan bazıları bunlar.

Berlin ve Brüksel’de kafaları bu kadar meşgul eden şu soruyu sormanız halinde tek bir cevap alamazsınız (Weimar veya Prusya’ya ise hiç değinilmez): Almanya, tüm Avrupa kıtası yeni bir resesyonun eşiğindeyken, neden Yunanistan’a boğucu bir kemer sıkma ve kısıtlayıcı para politikaları izlemeyi dayatıyor?

Bu garip çünkü Almanya’nın avro bölgesi politikası, Paul Krugman gibi Amerikalı Keynes’çiler ve New York Times gazetesi yayın kurulunun yanı sıra, Fransız ve İtalyan liderlikleri, küresel finansör George Soros ve Nobel Ödüllü iktisatçılar (Joseph Stiglitz de bunlar arasında) dahil dört bir yandan epeyce eleştiri aldı. Avrupa Merkez Bankası Direktörü Mario Draghi ve Avrupa’nın iş dünyasının çoğunluğu bile, Almanya’nın Avrupa’da ekonomik büyümeyi teşvik etmek için mali rahatlama yaratmayı reddetmesinin Almanya’nınki dahil kıta ekonomisi üzerinde yıkıcı sonuçları olabileceğini kabul ediyorlar. Farklı ekollerden iktisatçıların üzerinde mutabık olduğu üzere, Yunanistan’ın 315,5 milyar avroluk borcu ödeyebilmesi hiçbir şekilde mümkün değil. O zaman neden Yunanların talep ettiği şekilde bu borçta ekonominin kendine gelmesini sağlayacak bir indirime gidilmiyor? Continue reading “Almanlar kemer sıkmaya neden bu kadar hevesli? – Paul Hockenos”

Reklamlar

Kemer sıkma ve popülizmin yükselişi – Frances Coppola

214_feature_cover12

Uzun süredir yazılmayı bekleyen bu yazı, günümüz dünyasının büyüyen siyasal karmaşasına ve kaosuna anlam verme çabamın ürünü. William Butler Yeats’in şiiri “İkinci Geliş,” bu konudaki hissiyatımı güzel anlatıyor:

Her şey tepetaklak, merkez tutunamıyor
Mutlak anarşi kaplamış yeryüzünü
Basıyor her yanı kana bulanmış sular
Ve her yerde masumiyetin defin töreni var
İyilerin kalmamış hiç itikadı
Kötülerse en yoğun tutkularla dolu

Ama bu noktaya nasıl oldu da geldik? Ve bu gidiş nereye?

Kriz sonrası panik

2008 mali krizi sonrasında Batı dünyasını sarsan derin resesyonda, mali ve diğer kuruluşların kurtarılması, vergi gelirlerinin düşmesi ve işsizlik yardımlarının yükselmesi ile birlikte, kamu borçları birikti. Kamu borcu genellikle GHMH’nın bir oranı olarak ifade edilir: resesyon birçok Batılı ülkenin GSMH’sında koca bir delik açtı ve borç/GSMH oranını şişirdi. Continue reading “Kemer sıkma ve popülizmin yükselişi – Frances Coppola”

Kemer sıkma çağında kent hakkı – Theodoros Karyotis

theo-1-1920x700

Yunanistan ve “kriz”den bahsedilirken “Yunan istisnailiği” tuzağına düşmek oldukça kolay. Bu bakış, “Yunan krizi”ni oluşturan koşulların dünyanın pek çok yerinde yaygın olduğunu, sermayenin kapitalist merkezde bile dışlama ve mülksüzleştirme politikalarına doğru kayması dolayısıyla bu direnişin yalnızca Güneyli halkların ayrıcalığı olmayıp yakında Kuzey’de bile makul tek yanıt haline geleceğini görmekten alıkoyar bizi.

Yunanistan’da kemer sıkma politikalarına karşı direniş, gündelik hayatın kolektif özbelirlenimi olarak tasavvur edilen bir kent hakkı mücadeleleri mozaiğinden oluşmakta. Continue reading “Kemer sıkma çağında kent hakkı – Theodoros Karyotis”

Sorun Avrupa Birliği değil Avro – John Weeks

Protestors take part in a demonstration

socialeurope.eu

2016: Referandum Felaketlerinin Yılı

2016’da Avrupa Birliği hem bir örgüt hem de daha iyi ve barışçıl bir gelecek umudu olarak ciddi ve de ölümcül olabilecek en az iki darbe aldı: İngiliz “kalma/çıkma” referandumu doğrudan bir darbeydi; beş ay sonra İtalya’da yapılan anayasa referandumu ise şimdilik ucuz atlatılsa da avro bölgesi üyeliği üzerine bir “kalma/çıkma” referandumuna (Italexit) giderse ölümcül bir darbe haline gelebilir. Fransa’da bir halk oylaması (Frexit) vaat eden Marine Le Pen’in iktidarı alması durumunda, AB’yi yönetmeyi beceremeyen elitler, ulusal seviyedeki bu doğrudan demokrasi deneyimleri karşısında acı acı dizlerini dövmek durumunda kalacaklar. Continue reading “Sorun Avrupa Birliği değil Avro – John Weeks”

Ken Loach ile ‘I, Daniel Blake’, Jeremy Corbyn ve Leon Trotsky üzerine

ken

John Rees, counterfire.org

Yeni Özgür Politika

İşçi Partisi tarihinde daha önce benzeri görülmemiş bir moment. Jeremy Corbyn sermaye ile çıkarları çatıştığında işçi sınıfını savunabilecek ilk İşçi Partisi lideri. Ve sermayeyi ulaşım ve sağlıktan kovalayabilirse, kamu sanayisine ve hizmetlerine yatırım yapabilirse, bu, sürekli genişlemesi gereken sermaye için büyük bir yenilgi olacak.

I, Daniel Blake kritik bir başarı kazanmış durumda. Bu fikrin kaynağı neydi?

Birkaç yıl önce, metin yazarı Paul Laverty ile, sosyal yardımlarını kaybeden insanlarla ilgili haberler duyuyorduk. Korkunç hikayeler birbirini takip ediyordu. Yeniden değerlendirmeye alınıp yardım haklarını kaybeden engelliler, değerlendirme süreci ile ilgili, hasta insanların iş aramaya zorlanması gibi sorunlar, aşevlerinin yaygınlaşması. Bu haberler hiç kesilmeden devam etti. İkimizin de kampanya yürüten insanlarla ilişkisi vardı, Paul onlardan epey şey öğreniyordu, böyle böyle biz de bu konuda bir film yapabileceğimizi düşündük. Continue reading “Ken Loach ile ‘I, Daniel Blake’, Jeremy Corbyn ve Leon Trotsky üzerine”

Brexit sonrası Avrupa solu – Yanis Varoufakis

varoufakis-berlin-diem25

jacobinmag.com

5 Eylül 2016

Yunanistan eski maliye bakanı Yanis Varoufakis eleştirileri yanıtlıyor ve DiEM25’in Avrupa Birliği içinden direniş planını anlatıyor.

Sadece on bir ayda, Yunan “Oxi”si ve Brexit hem Avrupa Birliği’ni hem de Avrupa solunu salladı. AB’nin otoritercilik ile ekonomik başarısızlığının karışımından illallah getirmiş Avrupa solunun bir kesimi şimdi, kıta çapında AB’den çıkış referandumları için sol desteği harekete geçirecek bir “AB ile yolları ayırma” çağrısı yapıyor. Analizleri kısaca “Lexit” (ç.n. Left Leave, “Sol Çıkış”) olarak biliniyor.

Avrupa’da Uluslar Ötesi Demokrasi Hareketi DiEM25, Lexit mantığını Avrupa’nın ilericileri için alternatif bir ajanda lehine reddediyor. Kuşkusuz ki sol, Avrupa Birliği’nin, karar alma sürecini depolitize eden pratiğine tüm enerjisi ve hayal gücü ile karşı çıkmalı. Aslında bu görev diğer Avrupalı demokratlara, yani Yeşillere ve liberallere de düşüyor. Bu oluşumlar kendilerini sol olarak görmeyebilir ama Brüksel’in yetkisiz otoriterliğine direnme görevimizi onlar da paylaşıyor.

Mesele ilerici güçlerin AB müessesesi ve mevcut uygulamalarla mücadele edip etmemesi değil. Mesele bu mücadelenin hangi bağlamda, hangi kapsayıcı politik anlatı dahilinde gerçekleştirileceği. Bu konuda üç seçenek öne çıkıyor: Continue reading “Brexit sonrası Avrupa solu – Yanis Varoufakis”

Toplumsal Yeniden Üretim: Ücret ve Müşterekler Arasında – Silvia Federici ile röportaj

11252463604_a359ee17f8_z

Kadınlar kendi alanlarını oluşturmalı ve bundan taviz vermemeli. Karma örgütlerde faaliyet yürütseler bile kadınların kendi otonom siyasi alanlarına sahip olmaları çok önemli. Durumumuzu analiz edip, değişim üretecek stratejiler ve mücadeleler geliştirmemizin tek yolu bu. Aksi halde, tüm sömürü alanları incelenmeden olduğu gibi kalıyor ve yeniden görünmez hale getiriliyor.

Silvia Federici & Marina Sitrin 

Çeviri: Eda Ağca & Serap Şen

Silvia Federici, bir yazar, aktivist ve kuşağındaki en etkili feminist teorisyenlerden biri. Pratiğe dayalı yeniden üretim emeği ve müşterekler teorisine katkıları akademik ve aktivist topluluklarında giderek artan şekilde hakkettiği tanımayı elde ediyor ve umarız ki toplumun sermaye ilişkilerinin ötesinde dönüşümünü hedefleyen gelecekteki kolektif projelerin temelini döşemeye yardımcı olacak.

ROAR’a katkı sunanlardan Marina Sitrin, toplumsal yeniden üretim, cinsiyet, iş ve müşterekler konusundaki mücadeleler arasındaki ilişkiyi, özellikle de günümüzün kriz ve kemer sıkma politikaları bağlamında konuşmak için, kısa bir süre önce Federici ile Brooklyn NY’daki evinde bir araya geldi. Continue reading “Toplumsal Yeniden Üretim: Ücret ve Müşterekler Arasında – Silvia Federici ile röportaj”

Ekonomist Thomas Piketty: Alman muhafazakarlar kemer sıkma ile Avrupa’yı yok ediyor (6 Temmuz 2015)

13-ThomasPiketty-Getty

Çeviri: Barış Satılmış, 6 Temmuz 2015, Independent

Fransız akademisyen, Almanya’nın tarihten ders almadığını söylüyor

Dünyanın en etkili ekonomisti, Alman muhafazakarların, kıta çapında kemer sıkma politikalarındaki ısrarları ile Avrupa’yı yok etme yolunda olduklarını söyledi.

Kapitalizm üzerine çok satan kitabın yazarı Fransız Akademisyen Thomas Piketty Angela Merkel gibilerin tarihten ders almadığını belirtti.

Kemer sıkma politikalarının politik karar alma süreçleri üzerinde ne kadar etkili olduğu sorusuna “Bu ne Fransa ne de Almanya, özellikle de Avrupa için, bir mutlu olma sebebi,” dedi Alman gazetesi Zeit Online’a.

“Muhafazakarların, özellikle Almanya’dakilerin, tarihi hatırlamaktaki korkunç başarısızlıkları yüzünden Avrupa’yı ve Avrupa fikrini yok etmek üzere olmalarından çok korkuyorum.” Continue reading “Ekonomist Thomas Piketty: Alman muhafazakarlar kemer sıkma ile Avrupa’yı yok ediyor (6 Temmuz 2015)”

İngiltere’nin AB’den çıkış sürecinde sosyal adalet ve demokrasi için 5 maddelik plan – Paul Mason

henry-porter-brexit-02ProgrExit (İlerici Çıkış): İngiltere’nin AB’den çıkış sürecinde sosyal adalet ve demokrasi için 5 maddelik plan:

İngiltere’nin ilerici partileri Brexit sürecinde demokrasi ve sosyal adalet için mücadele etmeli.

  1. 6 ay içinde bir genel seçim yapılması zorlansın.
  2. Labour, SNP/Plaid ve Yeşiller UKIP’i parlamento dışı bırakmak ve sağcı Tory hükümetinin ilerici yasaları ortadan kaldırmasını engellemek için seçim ittifakı yapsın.
  3. Yeni bir hükümet iktidara gelene kadar 50. madde üzerine ayrıntılı müzakereler beklemeye alınsın.
  4. Brexit’in koşullarını bir Labour/SNP/Yeşiller koalisyon hükümeti müzakere etsin: mümkünse Avrupa Ekonomik Alanı içinde kalma ama her durumda tüketici hakları, çevre koruma, işçi hakları vb. konulardaki ilerici yasaları koruma hedefi ile.
  5. Yeni hükümet ikinci bir İskoç referandumu çağrısı yapsın; oy pusulasında Devo-Max* da olsun ve bağımsızlığa Evet sonucu çıkması halinde Hazine/Merkez Bankası gözetiminde ayrılma için müeyyidesizlik düzenlemeleri yapılsın.

Paul Mason, gazeteci ve film yapımcısı (ve İngiliz İşçi Partisi üyesi)

* Tüm vergi yetkilerinin İskoçya’ya devredilmesi durumu.

Brexit sahte bir başkaldırı: elitlerin yardımına koşmak için işçi sınıfı kültürünü gasp ediyorlar – Paul Mason


5126
The Guardian

AB’den ayrılmak, ücretlerde artış, kiralara üst sınır veya ulusal sağlık sistemi bekleme süreleri ile sınıf mevcutlarının düşmesini garanti etmez. Garanti edeceği tek şey daha fazla sağcı Tory kontrolü olacak.

Alt sınıfların sahte başkaldırılarına bayılırım. Onlarla büyüdüm. Ortaokulda sigara içme hakkı için başkaldırmıştık. 1970 ve 80’lerde tanık olduğum futbol şiddeti, toplumsal düzenin baş aşağı olduğu duygusunu yaratmıştı. Merhume Prenses Diana ile kitlesel dayanışma içinde ve dolaylı olarak ceberrut monarşi elitinin tümüne karşı, sonunda herkesle beraber buketimi çiçek yığınının üzerine bırakmıştım.

Sorun şu ki gerçek başkaldırının neye benzediğini de biliyorum. Madenci grevleri, Arap baharı, İstanbul’da 2013’teki Gezi Parkı barikat savaşları. Bu yüzden Perşembe günü tüm başkaldırıların anası varmış gibi hazırlanan insanlara, gerçek bir başkaldırı ile sahtesi arasındaki hayati farkı işaret etmek istiyorum. Gerçek olanlarına genellikle elitler öncülük etmez. Gerçek bir başkaldırıda zengin ve iktidar sahibi olanlar genellikle topukları kıçlarına vura vura tepelere doğru kaçıyor olurlar. Ne de Sun ve Daily Mail gibi gazeteler gerçek bir başkaldırıyı gaza getirme uğraşında olur. Continue reading “Brexit sahte bir başkaldırı: elitlerin yardımına koşmak için işçi sınıfı kültürünü gasp ediyorlar – Paul Mason”