Kürtlerin Başına Gelenin Önemi – G. M. TAMÁS

Ermeniler ve Yahudiler, Batılı güçler tarafından kaderlerine terk edilmişlerdi. Évian-les-Bains uluslararası konferansında (6-15 Temmuz 1938), Dominik Cumhuriyeti hariç hiçbir devlet Yahudi mültecileri kabul etmemiş, Yahudi temsilci Golda Meir’in konuşmasına bile izin verilmemişti. Bu yüzden Nazi basını, görüyor musunuz, kimse Yahudileri istemiyor diye yazmıştı. Aynen bugün Kürtler için olduğu gibi.

Okumaya devam et “Kürtlerin Başına Gelenin Önemi – G. M. TAMÁS”

Slavoj Zizek: Avrupalı solcular Kürtleri ABD’ye bel bağladı diye reddediyor. Bu mide bulandırıcı bir ihanet.

Geçtiğimiz on yıllarda, Kürtlerin kendi komünal yaşamlarını örgütleme kapasitesi neredeyse ideal deney koşullarında sınandı: etraflarındaki devletlerin çatışmaları dışında özgürce nefes alacak bir alan bulur bulmaz tüm dünyayı şaşırttılar.

Yüz yıldan fazla zaman önce, Karl May, Alman kahraman Kara Ben Nemsi’nin maceraları hakkında bir çoksatar yazdı: Through Wild Kurdistan. Hemen popüler olan bu kitap, orta Avrupa’da şöyle bir Kürdistan algısı yarattı: acımasız aşiret savaşlarının, nahifçe mertliğin ve mizah duygusunun ama aynı zamanda da batıl itikatların, ihanetin ve hiç bitmeyen zalim savaşların olduğu bir yer. Avrupa medeniyetindeki barbar Öteki’nin neredeyse bir karikatürü gibiydi bu algı.

Okumaya devam et “Slavoj Zizek: Avrupalı solcular Kürtleri ABD’ye bel bağladı diye reddediyor. Bu mide bulandırıcı bir ihanet.”

Rojava’dan Mapuçe’ye

PİLAR VİLLANUEVA *

22149518641_03c243490e_z.jpg

Özgür Politika

  • Mapuçe halkı, Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesinden aldığı ilhamla, çeşitli Şilili gruplarla birlikte Şili ve Wallmapu Bölgesi Kürdistan’la Dayanışma Komitesi’ni kurdu.
  • Bu komite, Kürt mücadelesi ile ilgili bilgileri yaygınlaştırmak için bir iletişim platformu ve onların örgütlenme modelini Şili ve Mapuçe bölgelerine taşımak için faaliyet yürütüyor.
  • Jineoloji kavramı Şili ve Arjantin’de özellikle ilgi çekici. Komitenin üyesi Lua Montiel, “batılı ve kolonyal feminizmi aşmamıza ve kadın mücadelelerinin yeni bir deneyimini öğrenmemize yardımcı oluyor” diyor.

Okumaya devam et “Rojava’dan Mapuçe’ye”

Bilinmeyen topraklar: Efrîn için uluslararası soruşturma – Seth J. Frantzman

20180318113752afpp-afp_12r01w.h.jpg

Mart ortasında, iki aylık savaşın ardından, Türk ordusu ve müttefiki Suriyeli muhalif güçler, Suriye’nin kuzeybatısındaki Kürt çoğunluklu Efrîn kent merkezini ele geçirdiler. O günden bu yana, Suriye’nin diğer bölgelerinden kaçan çoğunlukla Arap Suriyeli mültecilerin savaş sırasında Kürtlerin kaçtığı bölgelere yerleştirilmesi ile bölgede nüfus mühendisliği yapıldığına dair yaygın iddialar dile getirildi. Ancak savaşın sona ermesinin iki ay ardından Efrîn’den gelen bütünlüklü resim net değil çünkü uluslararası örgütler ve insan hakları grupları bunun cevaplarını bölgeye giderek bulmayı talep etme konusunda yükümlülüklerini yerine getirmiş değiller. Okumaya devam et “Bilinmeyen topraklar: Efrîn için uluslararası soruşturma – Seth J. Frantzman”

Washington’ın Efrin aritmetiği – Seth J. Frantzman

Türkiye destekli Suriyeli muhaliflerin Suriye’nin kuzeybatısındaki Efrin şehrini istila ettiği gün çekilen fotoğraflardan hangisi daha sembolik, karar vermek güç. Kürtler Efrin’den kaçarken Arap ve Türk güçleri yerel yönetim binasına Türk bayrağı astılar ve Kürtlerin mitolojik kahramanı Kawa’nın heykelini devirdiler.

Elinde kılıç benzeri devasa bir bıçakla tekbir getiren bir adamın fotoğrafı en çarpıcı olanı gibi. Türkiye ile müttefiki Suriyeli muhalif güçlerin düzenlediği iki aylık Efrin operasyonunun en önemli sonucunun ne olduğunu söylemek zor ama bu çatışmanın arka planı şu sekiz maddede özetlenebilir: Okumaya devam et “Washington’ın Efrin aritmetiği – Seth J. Frantzman”

Efrin’den Guta’ya – G. M. TAMÁS

Screen Shot 2018-03-04 at 20.01.06
Cindires’e yürüyen Efrin halkı, Foto: Ruhenda Amed

Evet, elbette hepimiz öfke doluyuz, inanamıyoruz, dehşet ve utanç içindeyiz: Uluslararası devlet sisteminin ölümü ve çürüyüşü, akla hayale sığmayacak eza ve cefalara sebep oluyor. Herkes UNICEF’in sözsüz açıklamasını görmüştür herhalde: ne gördüklerini ve ne hissettiklerini ifade edecek sözcük bulamamışlar. Okumaya devam et “Efrin’den Guta’ya – G. M. TAMÁS”

Dünyanın dört bir yanından aydınlar Türkiye’nin Efrîn işgaline karşı çıkıyor (Yeni Özgür Politika)

Dünyanın dört bir yanından aydınlar Türkiye’nin Efrîn işgaline karşı çıkıyor. Uluslararası PEN Başkan Yardımcısı Lucina Kathmann’ın da aralarında bulunduğu yazar, tarihçi, dil bilimci gazetemize yaptıkları açıklamalarla Efrîn işgaline tepki gösterdi.

Dünyanın en ilerici demokrasisinin Türkiye tarafından boğazlanmasına izin vermeyelim – Rahila Gupta

Safe_Afrin.jpg

Kuzey Suriye’deki Afrin şehrinin, Türkiye ve ÖSO tarafından, Suriye iç savaşı açısından tehlikeli bir dönüm noktası olan işgalinin daha üçüncü haftasındayız ama operasyon gazetelerin manşetlerinden ve televizyon haberlerinin gündeminden düştü bile.

Her gün katlanarak artan sivil ölümleri, yaralı kadın ve çocukların, yerle bir edilmiş binaların fotoğrafları insanları harekete geçirmeye yetmiyor. Fakat merhamet yorgunluğu anlaşılmaz bir insani durum değil, yıkım görüntülerine doğru düzgün bir içerikten yoksun şekilde maruz bırakılmanın sonucu. Okumaya devam et “Dünyanın en ilerici demokrasisinin Türkiye tarafından boğazlanmasına izin vermeyelim – Rahila Gupta”

Radikal demokrasi: Faşizme karşı ön cephe – Dilar Dirik

32927

Eğer bütün sömürgelerin en eskisi olan kadınların köleleştirilmesi başarılamasaydı; faşizm de mümkün olamazdı. Bütün baskı gören ve zulme uğrayan gruplar içinde kadınlar kurumsallaşmış şiddetin en eski biçimlerine maruz kalmıştır. Kadınların savaş ganimeti, erkeklerin hizmetinde birer araç, cinsel tatmin nesnesi ve nihai güç iddiası odağı olarak görülmesi her faşist bildiride ısrarla vurgulanmaktadır. Devletin ortaya çıkışı ve özel mülkiyetin fetişleştirilmesi her şeyden çok kadınların teslim alınmasıyla mümkün kılınabilmiştir.

ROAR Magazine

Çeviri: Ulaş Dewres

2014 yılı sonbaharıydı; IŞİD’in Irak ve Suriye’de muazzam büyüklükteki alanları ele geçirmesinden ve işlediği soykırım ve kadınkırımlarından sadece aylar sonra, çok az bilinen Kobanê kasabasının ufkundan güçlü bir devrimci umut ışığı yükseldi.

2013’ten beri Suriye içindeki çok geniş alanların yanı sıra Irak’ta Musul, Tel Afer ve Şengal’i istila etmiş olan IŞİD Kürtler tarafından Rojava olarak tanınan Kuzey Suriye’ye bir saldırı başlatmaya hazırdı. Kobanê’de karşılaşmayı beklemediği şey ise kendisini her halükârda cesaretle savunmaya hazır örgütlü bir politik topluluktu; bu IŞİD’in ölüm ideolojisiyle taban tabana zıt dünya görüşüne sahip, farklı türden bir düşmandı. Okumaya devam et “Radikal demokrasi: Faşizme karşı ön cephe – Dilar Dirik”