Kuzey Kutbunda Yangın Var! – Matt Simon

Şu cümleyi okuyacağınız aklınıza gelir miydi? Kuzey Kutbu yanıyor. Evet, bildiğiniz Kuzey Kutbu, hani buz gibi ve ıslak olan o yerde Rusya’dan Grönland’da, oradan Alaska’ya kadar çok geniş alanları, hayret verici derecede yüksek sayıda yangın yiyip bitiriyor.

“‘Kuzey Kutbundaki yangınlar’ diyoruz ama, ‘Kuzey Kutbu’ ile ‘yangın’ kelimeleri daha önce hiç yan yana kullanılmadı. Yangın biliminde yepyeni bir şey bu,” diyor Guillermo Rein. Kendisi Imperial College London’da bu alanda çalışmalar yürütüyor. “Kuzey Kutbu yangınları çok nadirdir ama hiç görülmedik de değildirler. Görülmedik olan şey, çıkan yangın sayısı. Gezegenin etrafındaki uydular, daha önce hiç bu seviyede yangın olayları tespit etmemişlerdi.”

Okumaya devam et “Kuzey Kutbunda Yangın Var! – Matt Simon”
Reklamlar

Bazı işler sadece boktan değil, gezegene de zarar veriyor – Bue Rübner Hansen

Çoğumuzun geçinmek için çalışmak zorunda olduğu açık ve bazılarımız gezegene zarar veren yıkıcı işlerde çalışıyor. Birkaç yıl önce, David Graeber, hiçbir manası olmayan ve toplumsal olarak zararlı işlerle ilgili “boktan işler” kavramını ortaya atmıştı. Çoğu zaman son derece sıkıcı olan ve hiçbir tatmin duygusu getirmeyen bu işlerin ortadan kalkması, ciddi bir toplumsal dönüşüm de gerektirmiyor genellikle.

Ama bunlar aptal ve boktan olsalar da çılgınlık olmadıkları kesin. Yıkıcı işler ise tam anlamıyla zırvalık. Bazen hem mali hem de mesleki olarak tatmin duygusu veriyor olsalar da, çoğu zaman insanlar bu işleri mecbur oldukları için yapıyorlar. Bunları yıkıcı yapan şey, çevresel çöküşe ve iklim krizine olan etkileri.

Okumaya devam et “Bazı işler sadece boktan değil, gezegene de zarar veriyor – Bue Rübner Hansen”

Kendi sonunu getiren insanlık – Bill McKibben

www.rollingstone.com

Bill McKibben’ın “FALTER: Has the Human Game Begun to Play Itself Out?” kitabından bir bölüm

İşlerin çok daha kötüye gitmesi muhtemel.

2015’te, Matematiksel Biyoloji Dergisinde yayınlanan bir çalışma, okyanusların bu hızla ısınmaya devam etmesi halinde, 2100 itibariyle “fotosentez sürecini kesintiye uğratarak fitoplanktonların oksijen üretimini durdurmaya neden olacak sıcaklığa ulaşabileceğine” işaret etti. Dünyadaki oksijenin üçte ikisinin fitoplanktondan geldiği düşünülürse, bu “hayvan ve insanların kitlesel şekilde ölümü ile sonuçlanabilir.”

Okumaya devam et “Kendi sonunu getiren insanlık – Bill McKibben”

Neden Ekososyalizm: Kızıl-Yeşil bir Gelecek için – Michael Löwy

Toplumsal ve ekolojik bedellerine bakmaksızın kâr maksimizasyonu güdüsüyle işleyen kapitalist sistem, adil ve sürdürülebilir bir gelecek vizyonu ile uyumsuzdur. Ekososyalizm, toplumun ve ekolojinin yararını öne koyan radikal bir alternatif sunuyor. Emeğin sömürüsü ile çevrenin sömürüsü arasındaki bağlantılara duyarlı olan ekososyalizm, hem reformist “piyasa ekolojisi” hem de “üretimci sosyalizm”e karşıdır. Güçlü şekilde demokratik yeni bir planlama modelini benimseyerek, toplum, üretim araçlarının ve kendi kaderinin kontrolünü eline alabilir. Daha kısa çalışma süreleri, ve tüketimcilik yerine hakiki ihtiyaçlara odaklanmak, “var olmayı” “sahip olmanın” üzerine yükseltmeye ve herkes için daha derin bir özgürlük algısına ulaşılmasına yardımcı olabilir. Bu vizyonu gerçekleştirmek için çevrecilerin ve sosyalistlerin, mücadelelerinin ortak ve Büyük Geçiş’i amaçlayan daha genel bir “hareketlerin hareketi”ne bağlı olduğunu anlaması gerek.

Okumaya devam et “Neden Ekososyalizm: Kızıl-Yeşil bir Gelecek için – Michael Löwy”

İklim çöküşü yaklaşıyor, dünyanın yeşil bir New Deal’a ihtiyacı var – Jason Hickel

“Aşırı tüketimi durdurmanın bir yolu, çamaşır makineleri veya buzdolapları 10 yerine 30 yıl dayanabilecek şekilde daha uzun garanti süreleri getirmek.”

Yeni Özgür Politika

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (HİDP) 2019 Ekim’inde son raporunu yayınladığında verdiği mesaj keskindi: gezegen olarak tehlikeli bir iklim çöküşünü engellemek istiyorsak, 2030 itibariyle emisyonları yarıya indirmeli, yüzyıl ortasında ise sıfır emisyon tutturmalıyız.

Bu hedefin ne kadar dramatik olduğunu söylesek az. Medeniyet olarak şu anki yönelimimizi tamamen ve hızla tersine çevirmemizi gerektiriyor. Son 200 yıldır, fosil yakıtlara dayanan bir küresel enerji altyapısı inşa ettik ve şimdi 30 yıl içinde bunu tamamen dönüştürmemiz gerekiyor.

Okumaya devam et “İklim çöküşü yaklaşıyor, dünyanın yeşil bir New Deal’a ihtiyacı var – Jason Hickel”

Noam Chomsky: ‘Birkaç kuşak sonra, örgütlü insan toplumu diye bir şey kalmayabilir’

Yeni Özgür Politika

Aralık ayında 90 yaşına basan Chomsky, kampus odasının kendi ününe zıt zarif sadeliği içinde, Arizona Üniversitesi’nde siyaset ve küresel krizler üzerine dersler vermeye ve yazmaya devam ediyor.

Chomsky, dil alanında paradigma yaratan çalışmalarının yanı sıra, Amerikan dış politikasının ve onun dünya genelinde insan hakları ihlalleri ve askeri saldırganlıkla bağlantısının en açık sözlü eleştirmenlerinden biri olmasıyla tanınıyor. Meslektaşı merhum Ed Herman ile birlikte, büyük medyanın “propaganda modeli” üzerine, ekonomik ve siyasi elitlerin ideolojik meşruiyetlerini nasıl sürdürdüğünü açıklayan bir teori geliştirdi. Bu model, şirket sahipliği, reklam bağımlılığı, sistem odaklı kaynak kullanımı uygulamaları, sağdan eleştiri ve ideolojik anti-komünizm gibi bir dizi filtre üzerinden, yeni medyanın elit iktidarını pekiştiren bir propaganda sistemi olmasına yol açıyor.

Okumaya devam et “Noam Chomsky: ‘Birkaç kuşak sonra, örgütlü insan toplumu diye bir şey kalmayabilir’”

Dünya ısındı, yanıyor ve sellere teslim – Eric Holthaus

Screen Shot 2018-07-30 at 20.09.18.png

İklim değişikliğinin nelere yol açabileceğini dünyanın dört bir yanından gelen felaket haberleriyle görüyoruz.

Yunanistan’daki orman yangınları, şehirlere kadar önüne gelen her şeyi yakıp kül etti, seller Laos’un kimi bölgelerini sular altında bıraktı ve sıcak hava dalgaları Japonya’yı bunalttı. Bunlar iklim değişikliğinin en ölümcül biçimlerde kendini gösterdiği çarpıcı örnekler ve “doğal afet” terimini modası geçmiş bir konsept haline getiriyorlar. Artık karşımızda doğal afetle tanımlanamayacak büyüklükte sıkıntılar var. Okumaya devam et “Dünya ısındı, yanıyor ve sellere teslim – Eric Holthaus”

Angus söyleşisi: Gezegeni Nasıl Kurtarabiliriz?

Screen Shot 2018-05-31 at 10.42.47

Gezegen ciddi şekilde değişecek. Eğer şimdi bir şey yapmazsak, bu yüzyılın sonunda gezegenin büyük bir kısmı yaşanamaz hale gelecek. Okyanus seviyelerinin bu yüzyıl içinde en az 1-2 metre, belki de daha fazla yükselmesi mümkün. Bu Thames’in taşacağı ve Londra’nın büyük kısmını sel basacağı anlamına geliyor. Çoğu şehir okyanus kıyısında yer alıyor. Buralar sel baskınlarına uğrayacak – belki hemen yarın değil ama çocuklarımızın, torunlarımızın döneminde.

Yazar Ian Angus, Socialist Worker’a konuştu: “Kapitalizm ekolojik tahribata ve iklim krizine yol açıyor ama dünyayı dönüştürerek bunu durduracak gücümüz hala var.” Okumaya devam et “Angus söyleşisi: Gezegeni Nasıl Kurtarabiliriz?”

Jacobin’e not: Ekomodernizm ekososyalizm değildir – Ian Angus

Jacobin, sol cilalı bir ekomodernizmin sözcülüğüne mi soyunuyor? Umarım değildir ama emareler iyi değil.

Ian Angus, jeomühendislik, nükleer enerji, karbon depolaması ve diğer teknolojik düzeltmeleri iklim değişimine çözüm olarak sunan sol dergiye karşı çıkıyor.

“‘Bilim ve teknoloji uzun vadede tüm sorunlarımızı çözebilir’ demek büyüye inanmaktan daha beter.” — István Mészáros

Jacobin-summer-2017Bu yaz sol dergi Jacobin iklim değişikliği üzerine özel bir sayı yayınladı. Başyazı “ileriye doğru giderken nasıl harekete geçeceğimiz ve örgütleneceğimizin merkezinde yer almalı. Bundan böyle her sayımız bir iklim sayısı” diyor.

Harika haber! Kendisini “Amerikan solunun siyaset, ekonomi ve kültürde sosyalist bakış açıları sunan öncü sesi” olarak tanımlayan bir derginin kapitalizmin dünyanın yaşam destek sistemlerine ölümcül saldırısına karşı mücadelede de öncü olması gerekir. Okumaya devam et “Jacobin’e not: Ekomodernizm ekososyalizm değildir – Ian Angus”

Ağır çekim kıyamet: Dünyanızın sonu böyle gelebilir – Peter Brannen

Ends of the World kitabından alınan bu parçada Peter Brannen, büyük soy tükenişi olaylarını (birden çok canlı türünün soyunun aynı zaman aralığı içinde tükenmesi) ve sıcaklık artışlarının dünya nüfusunun tümü için yol açtığı felaketleri ele alıyor

4096.jpg

California’daki Yosemite Ulusal Parkı yakınında 2014 yılında yaşanan El Portal orman yangını. Bilim insanları küresel ısınmanın gelecekte bunun gibi daha çok orman yangınına sebep olacağı konusunda uyarıyorlar. Fotoğraf: Stuart Palley/EPA

Dünyanın kontrolden çıktığına dair karanlık hissi birçoğumuz paylaşıyoruz. Orman yangınları, 1000 yılda bir görülür şiddette fırtınalar ve ölümcül sıcak hava dalgaları, akşam haberlerinin rutini haline geldi ve tüm bunlar, sanayileşme öncesindekinden 1 derecenin altında bir sıcaklık artışı sonucunda yaşandı. Ama işlerin korkutucu hale gelmesi bundan sonra başlıyor. Okumaya devam et “Ağır çekim kıyamet: Dünyanızın sonu böyle gelebilir – Peter Brannen”