Türk lirasındaki düşüş ciddi bir ekmek krizine yol açma potansiyeline sahip

Yazarlar: Boris Kálnoky, Michael Gassmann

simit.jpg

Buğday kıtlığı hükümet için riskli olabilecek bir ekmek pahalılığına yol açabilir. Bundan dolayı hükümet Ağustos’un başında iki milyon ton hacmindeki stratejik buğday rezervlerinin bir kısmını satışa açtı ve aynı zamanda kamunun buğday alımı ile olası arz sıkıntılarının önüne geçmeyi amaçlıyor.

Sığırlardan tekstil boyalarına, hatta Alman makinalarına kadar: Türk ithalatçılar zayıf Türk Lirası yüzünden artık ihtiyaçları olan her şeyi alamıyorlar.

Rusya’dan ithal edilen buğday oranlarına bakıldığında ikilem görülebiliyor.

Türk Lirasının düşüşü artık soyut bir mesele değil. Liradaki bu çakılma nihayet gerçek dünyaya ulaştı. Continue reading “Türk lirasındaki düşüş ciddi bir ekmek krizine yol açma potansiyeline sahip”

Reklamlar

Almanlar kemer sıkmaya neden bu kadar hevesli? – Paul Hockenos

austerity-cartoon-eu-greece.png

Weimer dönemi hiper-enflasyonu, Prusya tutumluluğu, Doğu ve Batı Almanya’nın birleşmesinin ortaya çıkardığı sarsıcı maliyet: Avrupa’nın deflasyonla karşı karşıya olduğu bir dönemde Almanya’nın sıkı para politikalarından bir türlü taviz vermeyişini anlamlandırmak için (Alman olmayanların) getirdiği açıklamalardan bazıları bunlar.

Berlin ve Brüksel’de kafaları bu kadar meşgul eden şu soruyu sormanız halinde tek bir cevap alamazsınız (Weimar veya Prusya’ya ise hiç değinilmez): Almanya, tüm Avrupa kıtası yeni bir resesyonun eşiğindeyken, neden Yunanistan’a boğucu bir kemer sıkma ve kısıtlayıcı para politikaları izlemeyi dayatıyor?

Bu garip çünkü Almanya’nın avro bölgesi politikası, Paul Krugman gibi Amerikalı Keynes’çiler ve New York Times gazetesi yayın kurulunun yanı sıra, Fransız ve İtalyan liderlikleri, küresel finansör George Soros ve Nobel Ödüllü iktisatçılar (Joseph Stiglitz de bunlar arasında) dahil dört bir yandan epeyce eleştiri aldı. Avrupa Merkez Bankası Direktörü Mario Draghi ve Avrupa’nın iş dünyasının çoğunluğu bile, Almanya’nın Avrupa’da ekonomik büyümeyi teşvik etmek için mali rahatlama yaratmayı reddetmesinin Almanya’nınki dahil kıta ekonomisi üzerinde yıkıcı sonuçları olabileceğini kabul ediyorlar. Farklı ekollerden iktisatçıların üzerinde mutabık olduğu üzere, Yunanistan’ın 315,5 milyar avroluk borcu ödeyebilmesi hiçbir şekilde mümkün değil. O zaman neden Yunanların talep ettiği şekilde bu borçta ekonominin kendine gelmesini sağlayacak bir indirime gidilmiyor? Continue reading “Almanlar kemer sıkmaya neden bu kadar hevesli? – Paul Hockenos”

Kemer sıkma çağında kent hakkı – Theodoros Karyotis

theo-1-1920x700

Yunanistan ve “kriz”den bahsedilirken “Yunan istisnailiği” tuzağına düşmek oldukça kolay. Bu bakış, “Yunan krizi”ni oluşturan koşulların dünyanın pek çok yerinde yaygın olduğunu, sermayenin kapitalist merkezde bile dışlama ve mülksüzleştirme politikalarına doğru kayması dolayısıyla bu direnişin yalnızca Güneyli halkların ayrıcalığı olmayıp yakında Kuzey’de bile makul tek yanıt haline geleceğini görmekten alıkoyar bizi.

Yunanistan’da kemer sıkma politikalarına karşı direniş, gündelik hayatın kolektif özbelirlenimi olarak tasavvur edilen bir kent hakkı mücadeleleri mozaiğinden oluşmakta. Continue reading “Kemer sıkma çağında kent hakkı – Theodoros Karyotis”

2017’de bir başka Euro krizi olması neredeyse kesin – David McWilliams

transportation-capacity-2017.jpeg

Çeviri: Barış Satılmış

2017’de bir başka Euro krizi olması neredeyse kesin. Son Euro krizinde dikkatlerin odak noktası Yunanistan’dı; bugün İtalya.

İtalya Yunanistan değil, Euro bölgesindeki üçüncü büyük ekonomi, Avrupa’da Almanya’dan sonra ikinci büyük üretici ulus, Avrupa’nın en büyük borçlusu. En büyük üçüncü İtalya bankası kurtarılamaz biçimde müflis. İtalya’nın bir hükümeti yok ve bir sonraki seçimi kazanması muhtemel kişiler, İtalya’nın Euro’dan çıkmasını ve Euro yerine kendi para birimi liretin getirilmesini istiyorlar. Continue reading “2017’de bir başka Euro krizi olması neredeyse kesin – David McWilliams”

6 soruda İtalya referandumu – Catherine Edwards

Çeviri: Barış Satılmış

efd8509166f4005812d688e1b69fd81f39c01dc893705aa3b3db650c7f24296b.jpg

İtalya Başbakanı Matteo Renzi, önerdiği anayasal reformların referandumda büyük bir farkla reddedilmesinden sonra istifa edeceği duyurdu. Bunun neden bu kadar önemli olduğunu, İtalya’yı neyin beklediğini ve tüm bunların Avrupa için ne anlama geldiğini merak ediyorsanız okumaya devam edin.

  1. Bu sonuç bir şok mu?

Evet ve hayır. Son anketler Hayır kampını ikna edici biçimde önde gösteriyordu ama sonunda çoğu anketin tahmin ettiği gibi beş puanlık bir fark yerine yirmi puandan biraz az bir farkla kazandılar.

İtalya siyasetinde bir uzman olan, Salford Üniversitesi profesörü James Newall, bu büyük farkın çok daha yakın bir sonuç bekleyen birçok gözlemci için sürpriz olduğunu söylüyor.

Hayır kampının neden kazandığına gelince, sosyal, ekonomik ve politik etkenler rol oynadı.

“Bu sonucu yaratan şey – sadece bu olmasa da – büyük oranda sistem karşıtı duygular” diyor Newall. “Bazıları tek tek önerileri oyladı, diğerleri sosyal ve ekonomik memnuniyetsizlik nedeniyle, kimileri de özellikle Renzi’ye karşı oy verdi çünkü bunu kendi performansı üzerine bir referandum olarak sundu.” Continue reading “6 soruda İtalya referandumu – Catherine Edwards”

Trump üzerine yedi tez – Adaner Usmani (Jacobin)

rustbelt_2000x1124_0

Çeviren: Barış Satılmış

Korku tellalı, ırkçı, yırtıcı bir İslamafobik Beyaz Saray’a girdi. İşte bazı düşünceler.

Donald Trump’un seçilmesinin ne anlama geldiği – ve gelmediği – üzerine yedi tez.

Sol Trump’ın tabanını defterden silerse bizim de bir cevabımız olmaz. Ülkedeki beyaz olmayan tüm sosyalistleri toplasak, dişe dokunur bir toplam etmek bir yana, bir futbol stadyumunu bile doldurmaz. Ana olarak üniversitelerde ve/veya demokratların kalesi olan eyaletlerde yaşıyoruz. Örgütlenmek sayıca ikiye katlanmak dışında bir anlama gelmiyorsa başımız belada demektir.

1.

Korku tellalı, ırkçı, yırtıcı bir İslamafobik Beyaz Saraya girdi. Donald Trump’a dair ilk düşüncelerimi Central Park 5’inden biri olan Yusuf Salam dinleyerek oluşturdum. Donald Trump onun mirasını linç edilmeleri için kullandı. Yakında dünyanın en güçlü adamı olacak. Başka söze gerek yok.

2.

Ancak solcular hep çeşitli yöntemlerle dünyayı değiştirmeye çalışıyorlar; önce şunu anlayalım. Haber ağım örgütlenme gerekliliği üzerine uyarılarla ilgili. Kesinlikle. Ama organize olmak için bu bozgundan doğru dersleri çıkarmalıyız. Ve doğru dersleri çıkarmak için doğru açıklamalara ihtiyacımız var. Continue reading “Trump üzerine yedi tez – Adaner Usmani (Jacobin)”

Milli işçicilik ve ırk savaşı – Franco “Bifo” Berardi

berardi_wide

DiEM25.org

Neler olduğunu anlamaya çalışalım. İşçiler, 1933’te yaptıkları gibi, kendilerini uzun süredir aldatmakta olanlardan öçlerini aldılar: “demokrat” reformist sol politikacılar.

Hiç vergi ödememiş bir köleci, bir seri tecavüzcü, Birleşik Devletlerin Başkanı oldu. Ona oy verenler, ABD’de ve Avrupa’da solun ihanetine uğrayan işçilerdi. Bu ‘sol’ çöpe atılmalı: Finans kapitale hizmet etmeyi seçerek ve neoliberal “reformları” hayata geçirerek faşizme giden yolu döşediler.

Birkaçını sıralayalım: Bill Clinton ve Tony Blair, Massimo D’Alema ve Matteo Renzi, Giorgio Napolitano, François Hollande, Manuel Valls ve Sigmar Gabriel. Sinizmleri ve korkaklıkları yüzünden, insanları şirketlerin ve başımızdaki hükümetlerin eline teslim ettiler. Bunu yaparak, şimdi her yere yayılan faşizme ve artık durdurulamaz görünen küresel iç savaşa giden yolu açtılar. Continue reading “Milli işçicilik ve ırk savaşı – Franco “Bifo” Berardi”

Martin Wolf: Almanya için işe yarayan Euro bölgesi için yaramıyor

Çeviri: Barış Satılmış, The Irish Times, 11 Mayıs 2016

Avrupa’nın ağır sıkleti, bir kulübün parçası olduğunu anlamalı.

image

Almanya’nın görüş ve çıkarları Euro bölgesi için çok önemli. Ama her şeyi de belirlememeli.

Geleneksel Alman makroekonomi düşüncesi neden bu kadar acayip? Ve bunun bir önemli var mı?

İkinci sorunun yanıtı, evet, çok önemli. İlk sorunun yanıtının bir kısmı Almanya’nın kreditör olması. Mali kriz Almanya’ya Euro bölgesine ilişkin meselelerde baskın ses olma imkanı sağladı. Bu hak değil, bir güç meselesi. Kreditörlerin çıkarları önemlidir. Ama bunlar genel değil kısmi çıkarlar.

Yakın zamanda şikayetler Avrupa Merkez Bankası’nın özellikle negatif faiz oranları ve parasal gevşeme gibi para politikalarına odaklanmış durumda. Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble, AMB’nin, Euro karşıtı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin yükselişinden yarı yarıya sorumlu olduğunu bile iddia etti. Bu olağandışı bir eleştiri. Continue reading “Martin Wolf: Almanya için işe yarayan Euro bölgesi için yaramıyor”

Ekonomist Thomas Piketty: Alman muhafazakarlar kemer sıkma ile Avrupa’yı yok ediyor (6 Temmuz 2015)

13-ThomasPiketty-Getty

Çeviri: Barış Satılmış, 6 Temmuz 2015, Independent

Fransız akademisyen, Almanya’nın tarihten ders almadığını söylüyor

Dünyanın en etkili ekonomisti, Alman muhafazakarların, kıta çapında kemer sıkma politikalarındaki ısrarları ile Avrupa’yı yok etme yolunda olduklarını söyledi.

Kapitalizm üzerine çok satan kitabın yazarı Fransız Akademisyen Thomas Piketty Angela Merkel gibilerin tarihten ders almadığını belirtti.

Kemer sıkma politikalarının politik karar alma süreçleri üzerinde ne kadar etkili olduğu sorusuna “Bu ne Fransa ne de Almanya, özellikle de Avrupa için, bir mutlu olma sebebi,” dedi Alman gazetesi Zeit Online’a.

“Muhafazakarların, özellikle Almanya’dakilerin, tarihi hatırlamaktaki korkunç başarısızlıkları yüzünden Avrupa’yı ve Avrupa fikrini yok etmek üzere olmalarından çok korkuyorum.” Continue reading “Ekonomist Thomas Piketty: Alman muhafazakarlar kemer sıkma ile Avrupa’yı yok ediyor (6 Temmuz 2015)”

Yunanistan ve AB: Bir makro ve mikro fiyasko – Mariana Mazzucato

Mazzucato Mariana, economista, collana, mani, scala © 2014 Giliola CHISTE
Ekonomist Mazzucato Mariana

Çeviri: Serap Güneş

13 Temmuz 2015

Ekonomistler ikiye ayrılır: makro ekonomistler, mikro ekonomistler. Birinciler toplam büyüklüklerle ilgilenir: enflasyon, istihdam ve GSMH büyümesi gibi. İkinciler, tüketici, işçi veya firma olsun, bireysel düzeydeki karar alma süreçleriyle ilgilenirler. Yunan krizi hem bir makro hem de bir mikro sorun özelliğini taşıyor. Yine de kreditörler tarafından dayatılan kopyala yapıştır “kemer sıkma” çözümleri hiçbirine çare olmuyor.

90’ların sonunda Almanya bir toplam talep (bir makro kavramı) sorunu ile karşılaştı. On yıllık ücret kısıtlamaları, birim işçilik maliyetlerinin düşürülmesi ama aynı zamanda yaşam standartlarının da düşürülmesi ardından, Almanya içinde Almanya’nın kendi malları için yeterli talep yoktu. Bu yüzden talep dışarıdan bulunmalıydı. Alman bankalarındaki fazlalık nakit krediler şeklinde yurtdışına, yabancı bankalara aktarıldı -Yunanistan’dakiler mesela. Yunan bankaları Alman kredilerini aldı ve Alman malları satın almaları için Yunan işletmelerine verdi, böylece Alman ihracatı arttı. Bu, Yunan özel ve kamu sektörü borcunu devasa bir şekilde artırdı. Hatta, bilindiği gibi, Yunan borcunun büyük bir kısmı (21 milyar Avro) Alman bankalarına. Continue reading “Yunanistan ve AB: Bir makro ve mikro fiyasko – Mariana Mazzucato”