Erdoğan’ın Arap şakşakçıları – Nervana Mahmoud

Screen Shot 2018-07-20 at 04.00.52.png“Kocaman bir kalbin var, bize lütuflar ve iyilikler yağdırıyorsun. Senin bilgeliğinde huşu içindeyiz, çünkü medeniyetimizin aynasısın.”

Arap fanların Türk Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan’a komedi derecesinde tutkulu övgülerini ne zaman okusam, İngiliz müzikali “My Fair Lady”nin klasik Mısır uyarlamasındaki bu satırlar aklıma geliyor. Erdoğan onlar için peygamber gibi, eşsiz bir lider ve iyi bir baba. Muvaffak olması için gece gündüz dua ediyorlar, onu rüyalarında görüyorlar Continue reading “Erdoğan’ın Arap şakşakçıları – Nervana Mahmoud”

Reklamlar

Irak’ta Mukteda el-Sadr’ın seçim zaferi – Immanuel Wallerstein

download

12 Mayıs 2018’de, Mukteda el-Sadr’ın listesi Irak meclis seçimlerinde beklenmedik bir çoğunluk kazandı. Bu sonuç Ortadoğu’daki siyasi dengeleri sarstı. Diğer ülkelerce hem bir sürpriz olarak hem de hoşnutsuzlukla (özellikle de ABD, Suudi Arabistan ve İran’ın olağan dışı şekilde benzer tepkileriyle) karşılandı.

Ancak şaşırmaya, hele de hoşnutsuz olmaya gerek yok. Mukteda el-Sadr’ın zaferi uzun süredir belli olduğu için asla bir sürpriz sayılmamalı. Hoşnutsuz olmak içinse daha bile az sebep var, en azından bölgedeki siyasi kargaşada bir düzelme görmek isteyenler için. Bazı tepkiler gerçekten hayret vericiydi. Time dergisi, Mukteda el-Sadr’ın Irak’ın Trump’ı olduğu gibi tuhaf bir iddiada bile bulundu. Continue reading “Irak’ta Mukteda el-Sadr’ın seçim zaferi – Immanuel Wallerstein”

Ortadoğu’da güç kaymasının kaybedeni Türkiye – Nick Butler

Mideast-Egypt-Taksim-_Horo-e1471701411884-640x400

Doğu Akdeniz’deki son doğalgaz keşifleri Mısır’ı bölgede enerji ticaretinin merkezine koyuyor. Bu tablonun kaybedeni ise Türkiye.

Büyük bir yeni gaz sahasının işletilmeye başlaması ile birlikte Mısır’ın enerji piyasası değişiyor. 18 ay içinde kendine yeterlilik sağlanmış olacak. Ülke yeniden ihracatçı konumuna gelerek batı ve doğu pazarlarını birbirine bağlayan ideal konumu ile bölgedeki en önemli ticaret merkezlerinden biri olma rolüne dayanabilir.

Coğrafya kaderdir. Bir devletin fiziki konumu onun fırsatlarını ve potansiyelini belirler. Örneğin Kürdistan, dört yanı karayla çevrili olmayıp denize kıyısı olsaydı çoktan bağımsız bir ülke olmuştu. Mısır’ın fırsatı ise kendisini doğalgazda yükselen uluslararası ticaretin kesişme noktasında bulması. Continue reading “Ortadoğu’da güç kaymasının kaybedeni Türkiye – Nick Butler”

Batı neden Malala’yı övüp Ahed’i görmezden geliyor? – Shenila Khoja-Moolji

Ahed neden Malala gibi bir uluslararası protestoya sebep olmuyor? Ahed için verilen tepki neden bu kadar farklı? Bu sağır edici sessizliğin birçok sebebi var. Bunlardan ilki devlet şiddetinin yaygın bir şekilde meşru sayılması. Taliban veya Boko Haram gibi devlet dışı aktörlerin düşmanca eylemleri yasadışı sayılırken, devlet tarafından gerçekleştirilen benzer saldırılar çoğu zaman uygun görülüyor.

ahed

Filistinli aktivist Ahed annesi Neriman ile

16 yaşındaki Filistinli Ahed Tamimi, kısa bir süre önce evine yapılan bir gece yarısı baskını ile tutuklandı. İsrail makamları onu bir İsrailli asker ve subaya “saldırmak” ile suçluyor. Bir gün önce ailesinin avlusuna giren İsrailli askerlere karşı çıkmıştı. Olay, askerin Ahed’in 14 yaşındaki kuzenini plastik mermi ile kafasından vurmasından ve doğrudan evlerine göz yaşartıcı gaz kapsülleri atarak camlarını kırmasından hemen sonra yaşanmıştı. Continue reading “Batı neden Malala’yı övüp Ahed’i görmezden geliyor? – Shenila Khoja-Moolji”

IŞİD yok edildikten sonra ABD Suriye Kürtlerini terk edecek mi? – Joshua Landis, Faysal Itani, Steven Simon

Screen Shot 2017-10-03 at 13.52.36

ABD’nin gelecekte ne yapacağını bilmiyorum ama Kobane’ye Türkiye’yi hiçe sayarak ve Kürtleri desteklemek için atladığımızdan bu yana, bölgede geri adım atılması çok zor olacak yeni bir stratejik konum inşa ettiğimize inanıyorum. Bir mantığı var. Türkiye bu mantığı net şekilde görüyor ve kalıcı olduğu üzerinden plan yapıyor, bu da ABD’ye karşı Rusya ve İran’a yaklaşmasına neden oluyor.

joshualandis.com

1 Ekim 2017

Rafik Hariri Ortadoğu Merkezi’nden araştırmacı Faysal Itani, bir süre önce Syria Direct’ten Avery Edelman ile yaptığım röportajdaki öngörümü, yani ABD’nin kuzey Suriye Kürtlerinin arkasında durup durmayacağı konusunu soruyor.

Faysal şöyle yazmış:

Syria Direct röportajını bugün okudum. Çok ilginç ve çoğuna katılıyorum ama birkaç sorum var.

Etkin şekilde özerk bir ‘Rojava’nın ortaya çıkacağından çok emin görünüyorsun. Bunun nedeni ne? Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) ile bir benzerlik görmüyorum ben. KBY akıllı ve deneyimli kleptokratlar tarafından yönetiliyor. PYD, etno-Maoist, yarı-totaliter bir örgüt ve Türkiye açısından PKK neyse o. Hafif piyade gücü olarak mükemmeller, rakiplerine üstünler ama hepsi bu. Türkiye’nin onları ilk fırsatta, hatta gerekirse rejimin yardımıyla bitireceğini düşünüyorum. Continue reading “IŞİD yok edildikten sonra ABD Suriye Kürtlerini terk edecek mi? – Joshua Landis, Faysal Itani, Steven Simon”

Suriye gerçekten bir ‘iklim savaşı’ mı? – Lina Eklund

03DROUGHT-master1050

Kuraklık, göç ve çatışma arasındaki bağlantı

Suriye iç savaşı altı yıldan uzun süredir devam ediyor ve bunu iklim değişikliği ile ilişkilendiren şu hikâyeyi (ABD eski başkan adaylarından Al Gore’un da dillendirdiği bir iddia) okudunuz belki: küresel ısınmanın da şiddetlendirdiği yoğun kuraklık, ülke içinde kırsal bölgelerden kentlere “kitlesel göçe” sebep oldu, bu da sonrasında iç çatışmaya dönüşecek olan 2011 ayaklanmasına katkıda bulundu.

Bu anlatı, kuraklık, göç ve çatışma arasında bir ilişki olduğunu varsayıyor ama bağlantı o kadar da net/kesin değil. İklime fazla vurgu yapınca, siyasi ve sosyoekonomik faktörlerin bir topluluğun çevresel gerilimden zarar görebilirliğini belirlemedeki rolünün gözden kaçırıldığı kaygısını taşıyoruz. Çatışma kuraklık olduğunda kaçınılmaz değil. Continue reading “Suriye gerçekten bir ‘iklim savaşı’ mı? – Lina Eklund”

Suudi Arabistan ve İsrail’in El Cezire’ye karşı neden birleştiğini merak ediyorsanız işte cevabı – Robert Fisk

may-saudi

Filistinliler için bir devlet talep eden onurlu İsrailliler hala var; krallıklarının üzerine kurulu olduğu gözü dönmüş Vahabiliğe karşı çıkan iyi eğitimli Suudiler var; ne İran’ın onların düşmanı ne de Suudi Arabistan’ın dostları olduğuna inanan milyonlarca Amerikalı var. Ama bugün sorun, hem Doğuda hem de Batıda hükümetlerimiz, dostlarımız değil.

Theresa May Suudilerin zoruna gitmesin diye bir raporu sümenaltı ettirdi bile. Biz de hala Ortadoğu’da neden savaşıyoruz diye merak ediyoruz.

Hem Suudiler hem de İsrailliler kapatılmasını istiyorsa El Cezire bir şeyi doğru yapıyor olmalı. İdamcı Suudiler ile işgalci İsraillileri yan yana getirebilmek, ne de olsa başarı sayılır.

Ama bu konuda fazla romantikleşmeyin. Paraya para demeyen Suudilerin hastalandıklarında İsrail’in en iyi hastanelerinde tedavi olmak için özel uçaklarıyla Tel Aviv’e uçtukları biliniyor. Suudi ve İsrailli savaş jetleri havalandığında, Sünnileri değil Şiileri – birincisi Yemen’de, ikincisi Suriye’de – bombalayacaklarından emin olabilirsiniz. Continue reading “Suudi Arabistan ve İsrail’in El Cezire’ye karşı neden birleştiğini merak ediyorsanız işte cevabı – Robert Fisk”

Vijay Prashad yazdı: Katar-Suudi kavgası ve Türkiye’nin rolü

_96357702_gettyimages-521106466-1

Trump’ın Katar’la gereksiz kavgası Amerikan çıkarlarına zarar verecek ve IŞİD’i güçlendirecek

Her şey Suudilerin sırtını sıvazlamak için

AlterNet

Çeviri: Yakov Petroviç

Suudi Arabistan ve diğer altı ülkenin Katar’la ilişkilerini kestiğine dair haberler gelince Katar dışişlerinden emekli bir tanıdığımı aradım. “Bu karmaşayla ilgili ne düşünüyorsun?” diye sordum. Konuşmaya isteksizdi. “Bir Suudi işgalinden endişe ediyorum,” dedi. İlk reaksiyonum, abarttığını düşünmekti. Bildiğimiz gibi Suudi Arabistan 2013’de eski Katar Emirini (Hamad bin Khalifa al-Thani) tahttan çekilmeye ve yönetimi şimdiki Emir olan oğluna (Tamim bin Hamad al-Thani) bırakmaya zorlamıştı. Suudi Arabistan ve bu çok küçük komşusu arasındaki gerilim uzun zamandır biliniyordu ve her seferinde de çözülmüştü. Neden şimdi bir işgal korkusu olsun? Continue reading “Vijay Prashad yazdı: Katar-Suudi kavgası ve Türkiye’nin rolü”

Trump’ın Suriye saldırısına kimse sevinmemeli – Eugene Robinson

170406_WS_Trump-Syria.jpg.CROP.promovar-mediumlarge

The Washington Post

Çeviri: Yakov Petroviç

Birleşik Devletler Suriye’nin korkunç iç savaşının bir parçası oldu. Ölümcül askeri güçle müdahale eden Trump yönetimi ne yaptığını veya neden yaptığını bildiğine dair bir işaret vermiyor.

Dışişleri Bakanı Rex Tillerson saçma bir şekilde hiçbir şeyin değişmediğini savunmaya çalıştı. Yanılıyor. Elli dokuz seyir füzesi bir politika değişimidir. Peki bu yönetimin stratejik vizyonu nedir? Bundan elde edilmek istenen sonuç nedir? Oraya nasıl gelinecek? Ve ondan sonra ne olacak? Continue reading “Trump’ın Suriye saldırısına kimse sevinmemeli – Eugene Robinson”

Güçler ayrılığı ve Avrupa ile İslami Ortadoğu arasındaki kurumsal ayrışmanın Ortaçağ’daki kökenleri

Laurentius_de_Voltolina_001

Güçler ayrılığı ve Avrupa ile İslami Ortadoğu arasındaki kurumsal ayrışmanın Ortaçağ’daki kökenleri

Eric Chaney[1]

Kaynak

Özet

Sürdürülebilir ekonomik büyümenin kökenlerini Avrupa’nın benzersiz kurumsal çerçevesinde gören etkili bir literatür var. Bu makalede, Avrupa’nın özgün kurumsal bağlamını daha iyi anlamayı sağlayacak kavramsal bir çerçeve önermek için, tarihsel bulguları süregiden araştırmamın çıkarımlarıyla birleştiriyorum. Batı Roma İmparatorluğu’nun çöküşünü takip eden bir dizi şokun, toprak sahibi aristokrasi, ruhban sınıf ve hükümdar arasında aşamalı bir güçler ayrılığına yol açtığını gösteriyorum. Bu güçler ayrılığı ise, nihayetinde, büyümeyi artıran kurumsal yenilenmeye benzersiz şekilde olanak sağlayan bir siyasal ortam sağladı. Ortadoğu’da hükümdarlar benzer bir şoklar dizisini yaşamadılar ve köle ordularının kullanımı üzerinden, Avrupa tarzı bir güçler ayrılığının önüne geçebildiler. Continue reading “Güçler ayrılığı ve Avrupa ile İslami Ortadoğu arasındaki kurumsal ayrışmanın Ortaçağ’daki kökenleri”