Andrea Dworkin (1946-2005)

“Kadın doğulmaz, kadın olunur. Bu oluş sürecinde, kadının insanlığı imha edilir. Şunun sembolü, bunun sembolü haline gelir: toprak ana, evrenin orospusu; ama asla kendisi olamaz çünkü bunu yapması ona yasaklanmıştır.”

“Sizden fuhuş yaptırılan, evsiz, dayak yiyen, tecavüz edilen, işkence edilen, öldürülen, tecavüz edilen ve sonra öldürülen, öldürülen ve sonra tecavüz edilenleri hatırlamanızı isteyeceğim; ve sizden fotoğraflananları, başına yukarıdakilerin herhangi biri veya tümü gelen ve bunlar olurken fotoğraflananları ve şimdi bu fotoğrafların özgür ülkelerimizde satılık olduğunu hatırlamanızı isteyeceğim. Başkalarının eğlencesi, başkalarının keyfi, başkalarının ifade özgürlüğü için incitilenleri; kar için, pezevenklerin ve girişimcilerin maddi çıkarı için incitilenleri hatırlamanızı istiyorum. Faili hatırlamanızı istiyorum ve sizden kurbanları hatırlamanızı isteyeceğim: sadece bugün değil, yarın ve ertesi gün de. Onları – failleri ve kurbanları – ne yaptığınıza, nasıl düşündüğünüze, nasıl hareket ettiğinize, neyi önemsediğinize, hayatınızın sizin için ne anlama geldiğine dahil etmenizi istiyorum.

Okumaya devam et “Andrea Dworkin (1946-2005)”
Reklamlar

Yasaklanmış Söylem: “Toplumsal Cinsiyet”in Feminist Eleştirisinin Susturulması

Beş ülkeden 37 radikal feministin açık bildirisi

12 Ağustos 2013

Aşağıda imzası bulunan, 1960’ların radikal feministleri ile hâlihazırdaki aktivistler olarak bizler, bir süredir, kadınların ezilmişliğinden fayda sağlayanlar olarak erkeklerin ve eril egemenlik sisteminin adını anmaktan kaçınan “toplumsal cinsiyet kuramı”nın akademideki ve anaakım medyadaki yükselişinden endişeliyiz.

Okumaya devam et “Yasaklanmış Söylem: “Toplumsal Cinsiyet”in Feminist Eleştirisinin Susturulması”

“İndirgemeci Cesur Yeni Dünya:” Andrea Dworkin’in Acı Verici Güncelliği

“İndirgemeci Cesur Yeni Dünya:” Andrea Dworkin’in Acı Verici Güncelliği

1987’de yayınlanan Intercourse, o güne kadarki en tartışma yaratan kitabı oldu. “Her cinsel ilişki tecavüzdür” şeklindeki gelenekselleşmiş özeti, analizini büyük ölçüde aşırı basitleştirmektedir. (Dworkin’in gerçek sözleri şöyle: “Toplumun tecavüz saydığı şey değildir ama, toplumun – kabul etmeye zorlandığında – tahakküm saydığı şeydir.” Kitabın 1995’teki ikinci baskısının önsözünde, üçüncü dalga feminizmin, “kadınların seksi ya sevdiği ya da sevmediği bu indirgemeci cesur yeni dünyası” olarak gördüğü şeyden, daha fazla nüans talep eder. Kendi acımasız sesinde, eylemi “işbirlikçiliğe” benzetse de, cinsel ilişki meselesine dair lügatin artmasını savunur, azalmasını değil. Daha sonraki bir özel baskıda, daha ılımlı bir vizyon sunar: “başka, daha derin, daha uzun ve belki de daha şehvetli bir sevişmenin parçası olarak, (varsayımsal) eşitlerin girdiği birçok cinsel eylemden biri olarak cinsel ilişki.” Onun daha tartışmalı ahkamlarını, bu önerme ile telafi edemez miyiz? Vizyonu o kadar mı iflah olmaz görünüyor?

WENDY VOGEL

Okumaya devam et ““İndirgemeci Cesur Yeni Dünya:” Andrea Dworkin’in Acı Verici Güncelliği”

Kesişimsellik ne değildir? – Holly Lawford-Smith

22 Ocak 2019

[Görsel: radicalwomen.org].

Son zamanlarda ana akım feminist aktivizmi takip ettiyseniz, feminizmin her yerde herkes için bir hareket olduğunu düşünmeniz işten bile değil. Bu pozisyonu almaya yol açan hata aslında biraz ilginç. ‘Kesişimsellik’ fikrinin yanlış anlaşılmasından kaynaklanıyor. “Feminizmin kesişimsel değilse, palavradır” popüler bir feminist slogan. Bir süre önce üniversitede bu sloganı taşıyan bir afiş görüp öyle rahatsız oldum ki, üstüne “Feminizmin başka kadınlara nasıl feministlik yapılacağını söylemeyi içeriyorsa, palavradır” yazdım. Bir hafta geçmesine rağmen öfkem geçmeyince gidip indirdim afişi. Üzgünüm, pişman değilim!

Okumaya devam et “Kesişimsellik ne değildir? – Holly Lawford-Smith”

“İkiliği parçalamak” üzerine bir not – Jane Clare Jones

“Tüm batı kültürü anneyi öldürmek üzerine kuruludur.”

Luce Irigaray

Bu tartışmanın benim açımdan bağıra çağıra açık ettiği şeylerden biri, Fransız feministlerin iddiasının haklılığı: Batılı düşüncenin ikili kavramsal yapısı dahilinde, kadınlar aslında gerçekten var değildirler. Var olsaydık, var oluşumuz asla bu kadar kolay teslim edilemezdi ve iç etmeye karşı direnişimiz, gayrimeşru bir nefret eylemi olarak asla bu kadar kolay karikatürize edilemezdi.

Okumaya devam et ““İkiliği parçalamak” üzerine bir not – Jane Clare Jones”

Twitter’ın Trans-Aktivist Fermanı – Meghan Murphy

1024px-Meghan_Murphy-e1543395932917.jpg
Meghan Murphy

15 Kasım sabahı kalktığımda, şirketin “nefret davranışı” olarak tanımladığı şey sebebiyle Twitter hesabımın kilitlendiğini gördüm. Tekrar erişim sağlamak için Ekim ayından iki tweet’imi silmeye zorlandım. Olur öyle şeyler diyebilirsiniz. Sosyal medyadaki söylemlerin tonu konusundaki endişeler senelerdir gündemde. Birçok insan Twitter yetkililerinin platformlarında son derece yaygın hale gelmiş sert dili ve şiddetli tehditleri caydırmak için daha çok şey yapıyor olması gerektiğini savunuyor elbette.

Okumaya devam et “Twitter’ın Trans-Aktivist Fermanı – Meghan Murphy”

SERF ve TERF: Bazı Kötü Maddecilikler üzerine Notlar – Sophie Lewis

tumblr_n1w5lelavo1r0gnkyo3_1280.jpg

Bu yazıyı yazmaya otururken, aklımda bir cinayetin – bir başka vahşice cinayetin daha – ertesinde medyada dolaşan resimler var. Bunların birinde, hala hayatta olan söz konusu kişinin bir kolu, Türk çevik kuvvet polisi tarafından tutulmakta. Güç içinde yatsın*, Hande Kader, nefret dolu insanlar ve devlet tarafından öldürülmesine – bir kez daha – izin verdiğimiz, ezilen ulustan** seks işçisi bir trans kadın. Elbette ‘güç içinde yatsın’ demek yapabileceğimizin en asgarisi. Hande artık bizim öncü kız kardeşlerimizden biri***.

Okumaya devam et “SERF ve TERF: Bazı Kötü Maddecilikler üzerine Notlar – Sophie Lewis”

Women’s Voices Matter’dan Yeşiller Partisi’ne* açık mektup (veya sosyalist bir örgütün kadın dışlayıcı olmamak için yapması gerekenler)**

* İngiltere ve Galler

** Alternatif başlık Dünyadan Çeviri tarafından eklendi

Screen Shot 2018-09-02 at 00.59.09.png
David Challenor

Sayın Yeşiller Partisi Üyesi/Yetkilisi/Temsilcisi,

Women’s Voices Matter’dan açık mektup

Bu yıl Şubat ayında aşağıdaki metni yazdım ve sonra Yeşiller Partisi LGBTIQA+ Twitter hesabının derlediği ve tweet’lediği meşum “TERF BLOKLAMA” listesi yalnızca özel erişime açık bir linke dönüştü. Bu yüzden aşağıdaki epostayı göndermemeye karar verdim.

Ardından AC tarafından yazılmış ‘Eşit Fırsatlar’ manifestosuna rast geldim. Bu metin tehlikeli şekilde kadın düşmanı ve kadınları siliyor, özellikle de lezbiyenleri ve biseksüel kadınları.

Bilmenizi isterim ki, son birkaç gündür David Challenor’ın çocuk cinsel istismarına ilişkin ana akım medyanın ilgisi ile ortaya çıkarılan son derece rahatsız edici iddialardan aylar önce yazılmış olan bu epostanın, Aimee Challenor’ın babası tarafından işlendiği iddia edilen suçlara ilişkin mevcut medya ilgisi ile kesinlikle hiçbir ilişkisi yoktur. Okumaya devam et “Women’s Voices Matter’dan Yeşiller Partisi’ne* açık mektup (veya sosyalist bir örgütün kadın dışlayıcı olmamak için yapması gerekenler)**”

Yeşiller Partisi* David Challenor meselesinde hatalarını kabul etmeli – Olivia Palmer

(*) İngiltere ve Galler

resim
Yeşiller Partisi’ne Hoş Geldiniz / Departman Listesi / Kadın Olmayanlar / LGBTQIVYZ / Haberimiz Yoktu / Meclis Seçim Danışmanları / Kızların Hakları (Olmasa da Olur) / La La La La Duymuyoruz ki – Vay be, neredeyse her şeyi düşünmüşler – Tabi tabi, malum şey hariç

Anti-feminist bir lobici olan David Challenor, LGBTIQ+ Yeşiller grubunun diğer üyeleriyle birlikte, son birkaç yılı feministlere karşı başarılı bir göz korkutma ve nefret kampanyası yürüterek geçirdi.

Kaynak

On yaşında bir kız çocuğunun Yeşiller Partisi aktivisti David [Baloo] Challenor tarafından tecavüz ve işkenceye maruz bırakılmasına dair iğrenç ötesi olayı duyduğumdan bu yana kendime gelebilmiş değilim. Aklım bu iğrenç suçların kurbanında. Failin mahkemede suçunu kabul etmemesine, bu zavallı çocuğu kendisine karşı ifade vermek için korkunç süreci anlatmak üzere duruşmaya katılmak zorunda bırakmasına özellikle delirdim. Okumaya devam et “Yeşiller Partisi* David Challenor meselesinde hatalarını kabul etmeli – Olivia Palmer”

Hareketimize Ne Oldu? – Connor Kelly

Gelin buna neyse o diyelim: Bu saçmalık. Sekter bir saçmalık. Sansür. Bu bir cadı avı (“TERF” avı) ve üzgünüm ama eğer tek başına bu olay bile sizi LGBT hareketinin gidişatı konusunda bir tartışma yapılması gerektiğine ikna etmiyorsa, kafanızı o kadar açmışsınızdır ki, beyniniz düşmüş demektir.

Connor Kelly
KB İngiltere’den Yazar ve Müzisyen
24 Ağustos 2018
Hareketimize Ne Oldu?
Toplumsal Cinsiyet Meselesi Üzerine Makale No.1

untitled.png
Hakikat Bakanlığı? (Trans-aktivistler tarafından Adalet Bakanlığı binasının ön cephesine yansıtılmış “Bizden sonra tekrarla: Trans kadınlar kadındır” ifadesi)

Trans kadınlar kadındır kadındır kadındır kadındır kadındır…… Okumaya devam et “Hareketimize Ne Oldu? – Connor Kelly”