Suriye’de tutuklu 49 Türk istihbarat görevlisine karşı kaçırılan İranlılar – Roads to Iraq

Aljazzera tarafından dolaşıma sokulan haberler Özgür Suriye Ordusu’nun Suriye’deki İranlıları kaçırdığını söylüyor (İran ve Suriye kaçırılanların mühendis olduğunu bildiriyor). Daha sonra, sözde “Özgür Suriye Ordusu” haberi yalanladı

Suriye’de kaybolan Rus gazetecinin Türkiye’de olduğu ortaya çıktı .

Birkaç gün önce Türk gazetesi Aydınlık‘ta yayınlanan haber, Suriye ordusunun Suriye’deki 49 Türk istihbarat görevlisini (askeri istihbarat değil, MİT) tutukladığını ortaya çıkardı.

Öne sürülen senaryoya göre:

İranlı mühendisler Suriye’de kaçırıldı, İran ile Suriye’deki Türk istihbarat görevlileri ile takas pazarlığında kullanılmak üzere Türkiye’ye götürüldü.

Roads to Iraq

Reklamlar

Rusya’nın Suriye planı: Savaşı yükseltmek ve BM ateşkesi – Roads to Iraq

Araplar, Batılı ülkeleri “histeri” içinde bırakan oyunun yeni kurallarına karar verecek olan yeni güçlerin (Çin ve Rusya) öncülük ettiği yeni bir dünya düzeninin ortaya çıktığını ve bu mesajı anlayan ilk dünya gücünün ABD olduğunu unutuyorlar.

Yarınki Suriye ziyaretinde Rus Dışişleri Bakanı Lavarov’a istihbarat şefi Frad­kov (İsrail karşıtı Rus Yahudisi) eşlik edecek olması, Rusya’nın Suriyeli yetkililerle görüşmek istediği daha derinlikli güvenlik meseleleri olduğu izlenimini veriyor.

Moskova Güvenlik Konseyi taslağının Suriye’ye askeri müdahalenin önünü açan bir Madde içerdiğini ifşa etti. Pravda, ABD, Suudi Arabistan ve İsrail arasındaki mevcut üçlü ilişkiye ilişkin mükemmel bir açıklama sunuyor bize, ama Alakhbar daha da ileri giderek Batılı ülkelerin neden Suriye’de bir askeri müdahaleyi zorladığını açıklıyor:

Rusya ve Çin, Suriye’ye askeri müdahale konusundaki Batı – Arap planının, İran’la savaşa girmeye karar vermeleri halinde sınırlarında bir savaş tehlikesi ile yüz yüze olan Körfez Arap ülkelerinin savunulmasının parçası olduğunu biliyorlar. Suriye’de öncelikleri, Moskova, Pekin ve Tahran’ı dışarıda bırakacak yeni temellerde, gelecekte bölgesel haritanın yeniden çizilmesi olasılığına karşı kayıpları azaltmak ve zaferi garantiye almak.

Lavarov planı, Suriyeli yetkililerle önümüzdeki günlerde askeri bir zafere ulaşma olasılığını görüşmek, ardından Rusya BMGK’nden derhal ateşkes ilan edilmesine ilişkin bir acil toplantı talep edecek (daimi üye olarak hakkı var). Muhalefetin (sözde Özgür Suriye Ordusu) bunu reddetmesi halinde, Suriye makamları askeri operasyonlarına devam etmekte haklı duruma gelecek. Bu yüzden veto sonrasında Suriye ordusunun askeri operasyonlarını yükselttiğine şahit oluyoruz (Aljazeera: Mil­i­tary esca­la­tion in many areas in Syria – Suriye’nin birçok bölgesinde askeri operasyonlar tırmanışta). Assafir sitesine göre:

Rus askeri uzmanları, Suriye ordusunu hâlihazırda muhaliflerin denetimindeki alanlarda kontrolü yeniden sağlaması için, ayrıca Batı tarafından desteklenen bir darbeyi önlemek üzere eğitmeye başladı.

Batı medyası, ABD, İngiltere ve Fransa gibi dünya güçlerinin neden maziden yankılar olduklarını açıklamak için akla karayı seçiyor.

Roads to Iraq

Arap Ligi’nin hileli kararı Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesini destekliyor – Roads to Iraq

13.11.11

Arap siyasi tarihindeki en büyük hilelerden birinde [Irak ve Libya’dan sonra] Arap Ligi, Suriye’nin üyeliğini askıya almaya karar verdi.

Arap Ligi SözleşmesiMadde 18 – XVIII

Lig Konseyi, bu Anlaşmadan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmeyen herhangi bir devleti, söz konusu devlet dışındaki tüm devletlerin oybirliği ile alınmış bir karar ile Lig’den çıkarılmış olarak değerlendirebilir.

İronik şekilde, Arap Ligi dün aynı zamanda, “Suriyelileri koruma” kisvesi altında Suriye’yi boykot etmeye karar verdi, aynı Lig Bahreyn muhalefetinin Bahreyn’le ilgili bir hakikatleri araştırma komisyonunun gönderilmesi talebini reddetti.

Arap Ligi planda üzerine düşeni yaptı (Katar’dan daha fazla baskı ile) ve Türkiye Arapların yetkilendirmesi ile askeri müdahale öncesi sonraki aşamayı başlattı.

Lübnan gazetesi Al-Markazia‘ye konuşan kaynaklara göre:

Türkiye’nin rolünün, Arap inisiyatifinin başarısız olması durumunda Batılı müttefiklerin bazıları ve Suudi Arabistan ile koordinasyon içinde ön cephede olması bekleniyor. Bu, eski Suriye Başkanı Hafız Esad ile Türk otoriteleri arasında yapılmış olan ve Türk ordusunun Suriye topraklarının beş km içine girmesine izin veren anlaşmaya dayalı olarak, Türkiye’nin Suriye topraklarına doğrudan müdahalesi için uluslararası bir bahane sağlayacak.

Suriye’nin, Esad karşıtı Batılı güçlerin ve Körfez Ülkeleri İşbirliği Örgütü’nün kafasını karıştırarak “Arap inisiyatifini” sürpriz şekilde kabulünün ardından, [Fransız Dışişleri Bakanı Alain Juppe’nin Arap inisiyatifinin “ölü doğduğuna” ilişkin hızlı tepkisine bakın], “Libya seçeneğini” deneme kararı alındı.

Havanın Suriye meselesini, Rusya ve Çin’in muhalefeti nedeniyle “Güvenlik Konseyi”ne gitmeye gerek kalmaksızın uluslararasılaştırmaya doğru gittiğini söylemek mümkün.

Suriye’yi bombalamak için bir tampon bölge – Roads to Iraq

15.11.11

Beklediğim üzere, Suudi gazetesi “Okaz” Arap dışişleri bakanlarının Rabat – Fas toplantısının Türkiye Dışişleri Bakanlığı ile Türkiye tarafından Suriye’deki sivilleri korumak için empoze edilecek bir tampon bölgenin oluşturulmasını görüşeceğini yazdı.

Sürpriz haber ise, Araplarla Türkiye arasında bölgenin boyutunu belirleme konusunda bir anlaşmazlık olduğu, Türkiye bölgenin mümkün olduğunca dar olmasını isterken Batılı ülkeler rejime karşı askeri güç kullanımı durumunda Suriye’nin güney ucundaki tesisleri bombalamak için kullanılabilmesi için bu bölgenin ​​50 km olmasını istiyorlar.

Suriye Fas’taki Arap Ligi toplantılarına neden katılmamaya karar verdi? – Roads to Iraq

16.11.11

Başlamasından saatler önce Suriye’nin Arap Ligi’nin Fas’taki toplantısına katılmamaya karar vermesinin sebebi ne? Oysa ki Fas’taki Arap Ligi toplantısı Suriye’ye karşı daha “yumuşak” bir tonla başlamıştı [son haberlere göre, Araplar Suriye’ye karşı asla işe yaramayacağını bildikleri yaptırımlar empoze etmeye çalışıyorlar].

Suriye’deki olayların başlangıcından bu yana, bazıları Batılı güçlerin (NATO) Suriye’ye Libya’da olduğu gibi “sivilleri koruma” kisvesi altında savaş açmasını beklediler. Suriye muhalefeti “Ulusal Konsey” bile, Batılı güçlerden hiçbir sonuç veya pozitif reaksiyon olmaksızın bu fikri dolaşıma sokmaya başladı ve NATO gelecekte bile asla bu kadar ileri gitmeyecek.

Başkan Esad’ın elinde şu ana dek hiç kullanmadığı bir sürü bölgesel kart var (Irak, Lübnan, Türkiye, Filistin, Ürdün). Halen onu destekleyebilecek müttefiklere sahip ve bunlar onu hiçbir zaman terk etmeyecek. Damas-Post bir sırrı açıklayan emekli Türk generalinden şöyle alıntı yapıyor:

İran, Türkiye güçlerini Suriye’ye karşı harekete geçirirse, Arap Körfezi’nde Türkiye’ye ve ABD varlığına karşı savaş açma tehdidinde bulundu. İran’ın Türkiye’nin Suriye’ye karşı herhangi bir müdahalesini savaş ilanı olarak görerek misillemede bulunma kararı, bir manevra değil, yakın zamanda en yakın yardımcılarını Suriye’ye elçi olarak gönderen İran Yüksek Lideri Ali Hamaney tarafından alınmış bir karardır.

Batılı güçlerin güvenceleri, kapasiteleri ve baskısına rağmen, Türk ordu generalleri Suriye’ye müdahale etmeyecektir çünkü İran büyüklüğündeki bir ülke ile savaşa girmek istememektedirler. Çünkü İran ile savaşa girmek, Türk halkının hiçbir şekilde yararına olmayacaktır.

Önemli bir diğer nokta ise, Suriye ordusunun halen sağlam durumda olmasıdır, subaylar sistemin düşmesi halinde kaderlerinin, Saddam Hüseyin’in düşüşü sonrasında işlerinden atılan ve “Irak BAAS Partisi”ne üye olmakla suçlanan Irak ordusu subaylarınınki ile aynı olacağının farkındadırlar.

İran’ın Suriye’de bir savaş için “sessiz” hazırlığı – “Irak tampon devlet” – Roads to Iraq

20.11.11

Askeri açıdan

İran’ın Türkiye’yi Suriye’ye karşı bir savaşta Suriye ile birlikte davranacağı konusunda tehdit ettiğini zaten yazmıştık, ve dün de Irak Türk uçaklarının kendi topraklarına inmesine yasak koyarak kendi küçük manevrasını yaptı.

Hayalleri Yıkmak” adında bir operasyonda, Suriye ordusu 20 km.lik bir askeri bölge oluşturdu, binlerce tank, top ve füzeyi Türkiye ve Ürdün sınırlarına konuşlandırdı. Bu, İran ordu danışmanlarından oluşan bir delegasyonun Suriye’ye resmi bir ziyaret için varmasının birkaç saat sonrasında gerçekleşti. Suriye ordusunun Irak-Suriye sınırına hiçbir konuşlanma yapmasının gerekmediği, çünkü bölgede hiç silahlı güç olmadığını yazan yukarıdaki bağlantıya dikkat edin.

Birkaç gün önce, İran Başbakanı Mahmud Ahmedinejad, Irak Genelkurmay Başkanı Gen. Babakir Zebari ile bir toplantıda, İran ve Irak halklarının, “kibir güçleri” olarak adlandırdığı güçlere karşı yakın bağlara sahip olduğunu vurguladı. Ahmedinejad’ın bu açıklaması, İran’ın Irak’ı “bölgede ve ötesindeki ortak düşmanlara karşı” askeri bir işbirliğine zorlamasından günler sonra geldi.

O günden beri, İran’dan Irak’taki Şii milislere silah kaçakçılığında artış olduğuna dair haberler var.

Irak askeri kaynakları İran Genelkurmayının, İran’ın geri çekilme sonrasında ABD askerleri tarafından terk edilen Irak askeri üslerini yönetmeye hazır olduğunu resmen belirttiğini sızdırdı.

Kaynaklar, İran’ın, geniş piste sahip bazı hava üslerinin yabancı uçaklar tarafından kullanılabileceği endişesi ile, Irak hükümetinden tüm hava üslerini en kısa zamanda kontrol etmesini istediğini belirtti.

Siyasi ve lojistik açıdan

Bağdat yalnızca Suriye krizinin uluslararasılaştırılmasına ve Şam’a ekonomik ambargo uygulanmasına karşı çıkmakla kalmıyor, Irak hükümeti, Suriye’ye ve İran’a Irak’tan Suriye’ye silah akışını önleme ve Irak-Suriye sınırından geçen mültecileri engelleme sözü de verdi. Maliki’nin konumu şu ifadeleri kullanan ABD’yi rahatsız etti [yukarıdaki bağlantı]:

Tüm dünyanın Irak’ta demokratik değişimi izlediği bir dönemde, Irak hükümeti, Esad rejimini destekleme konusunda bölgesel bir devletin baskısına maruz kaldı.

BAE gazetesi, İran’ın, Anbar Eyaletindeki Sünni aşiretlere, Tahran’ın Irak hükümetine karşı Sünnilerin taleplerini desteklemesi karşılığında, Suriye’deki Esad rejimini desteklemek için güvenli bir geçiş yolu önerdiğini yazdı.

Irak hükümeti, İran’dan Suriye başkenti Şam’daki medya ofislerini açması için “emirler” aldı, medya ofisleri mali olarak İran tarafından desteklenecek.

Dini açıdan

Ammar Al-Hakim [İran’la olan ilişkileriyle tanınan Yüksek Dini Konsey lideri], son Cuma vaazında [Arap Ligi’nin Suriye’ye ültimatom kararından sonraki gün] Suriye’den bahsetmedi, ancak ilginç şekilde, Arap Ligi’nden Arap ülkelerindeki mevcut değişimlere uygun şekilde “reform” istedi.

Mukteda el Sadr resmi olarak halen İran’ın Kum kentinde ancak “tuhaf” bir pozisyon ortaya koydu; Suriyeli göstericilere karşı sempati ile yaklaşıyor ancak Esad rejiminin kalmasını istiyor.

Yine de, en kötüsüne hazırlıklı olarak ve bölgesel bir savaş durumunda, İran’ın tüm ihtiyacı olan birkaç Yüksek İmam’ın Cihad ilan etmesi [ve bu yalnızca Sistani’ye de bağlı değil]. Bu bir hafta önce tüm Irak medyası tarafından yazıldı:

10 Yüksek İmam Ayetullah, İran’ın Kum kentinden kalıcı olarak yerleşmek üzere Irak’ın Necef kentine geldi, aralarında Irak’ın Maliki “Dava Partisi” yeni Yüksek referansı el Şahrudi [eski Dava Partisi referansı Muhammed Hüseyin Fadallah’ın ölümünden sonra] de var.

Bu neden önemli? Ayetullah el Şahrudi adı, Milisler ve gerilla savaşı ile ilişkili. İşte kısa bir biyografi:

İran’daki dini lider kurumla ilişkili ve İran’da sekiz yıllığına yargıçların başı olarak atandı ve İran Uygunluk Konseyi’nin bir üyesi olmasının yanı sıra İran Muhafız Konseyi’nin bir üyesi.

Irak’ta İslami Devrim Yüksek Konseyi’nin ilk lideri ve 80’lerden Irak rejiminin düşüşüne dek Yüksek Konsey ile İran otoriteleri arasındaki ilişkinin mimarı.

Suriye: Savaş planı ve psikolojik savaş – Roads to Iraq

25 Kasım 2011

Suriye’nin sessizliğinin ve Arap inisiyatifine yanıt vermemesinin, Türkiye ve ABD tehditlerine yanıt vermemesinin bir sebebi var.

ABD nükleer uçak gemisi Suriye kıyılarına konuşlandırıldı, Türkiye ve Araplar yaptırım tehditlerinde bulunuyorlar, ABD, Suriye’ye seyahat eden vatandaşları için bir uyarı yayınladı ve Fransa kendi güvenli bölgeleri ile uçuşa yasak bölge çağrısı yaptı. Bunların hepsi sınama balonları ve Suriye bunu biliyor.

Bir Kuveyt gazetesi askeri müdahale planını bile yayınladı:

Arap hava kuvvetleri, belki de Türkiye ve ABD desteğinin katılımı ile hedefleri bombalayacak, amaç 24 saatten az bir sürede Esad’ın askeri güçlerini paralize etmek. Peki ne zaman? Gazetenin kaynağı yanıtlıyor: Arap Ligi “sivilleri koruma” maddesi uyarınca yeşil ışık yaktığında.

Bombardımandan önce, Suriye’nin kimi bölgelerinde Suriye ordusu araçlarının hareketini yasaklayacak olan bir uçuşa yasak bölge empoze edilecek. Bu yasaklama onların barışçıl protestoları cezalandırmak için şehirleri bombalama yetisini sakatlayacak.

Türkiye işgali senaryosu muhtemel değil çünkü bu Suriye ordusu ile uzun süreli bir çatışmaya yol açacaktır ancak Türkiye havaalanlarının kullanımına izin vermek gibi lojistik destek sağlamaya istekliliğini göstermiş bulunuyor.

Ve bombardımanın hedefleri:

– Başkanlık sarayı (Halkın Sarayı)
– İstihbarat servislerinin üç merkezi.
– Ordu iletişimi
– Mühimmat cephanelikleri.
– Füze rampaları, karadan havaya ve karadan karaya.
– Radar sistemleri
– Dördüncü tabur karargahı.
– Üst düzey devlet ve hükümet görevlilerinin evleri.

Ancak Lübnan gazetesi Al-Nahar‘a göre, bu senaryo olası değil ve Suriye’ye dış müdahale, Türkiye tarafından bile olsa, söz konusu değil.

Suriye Başkanı Beşir el Esad’ın durumun boyutlarını çok iyi bildiği düşünülürse, uluslararası ve ekonomik durum dünyanın herhangi bir bölgesinde yeni bir savaş başlatmaya hazır değil ve Suriye gibi hala etkili bir devlet söz konusu olduğunda durum bu. Arap ülkeleri bile sorun yaşıyor çünkü Arap inisiyatifi çözüm değil ve aynı durum sınırlarında çatışmayı göze alamayacak olan Türkiye için de geçerli.

Suriye’nin Türk sınırı yakınına en az 150 Kürt ayrılıkçı direnişçinin olduğu bir PKK kampı tahsis ederek Türkiye’ye karşı etkili kartlarından birini oynaması ardından, Türkiye, dilini yumuşatarak, daha önceki askeri müdahale tehditlerini geri çekmeye başladı.

ABD Suriye’ye komşu ülkeleri (Lübnan, Irak ve Ürdün) ekonomik yaptırımlara katılmaya ikna edemedi. Ürdün Başbakanı, ülkesinin Suriye’ye karşı hiçbir yaptırımla bağlanmayacağını çünkü bunun Ürdün’ün ticaret ve ekonomisine zarar verip etkileyeceğini söyleyerek ABD delegasyonundan resmen özür diledi. Sözleri:

Suriye’ye yaptırım uygulamak için BM sözleşmesinin 7. maddesini kullanırsanız, biz de komşu ülkeleri hariç tutan 50. maddeyi kullanırız.

Obama dahil pek çok seçim adayı, çoğunluğu kazanmak için destekçilerine Irak ve Afganistan’daki güçlerini geri çekmeyi vaat etti. Yeni bir savaş başlatmak bir “çıkmaz” ve siyasi intihar olacaktır.

Suriye anlaşması: Cezayir-Irak (ve İran) ittifakı, Katar-Türkiye komplosunu nasıl önledi? – Roads to Iraq

2 Kasım 2011

Yazan: Sappho

Çelişkili haberlerin ardından, Suriye, Arap Ligi’nin planını kabul etti, ancak Suriye’nin anlaşmayı kabul etmesine yol açan koşullar daha ilginç.

Irak hükümetinin Suriye rejimini desteklediği sır değil, ancak Irak-Cezayir-İran ittifakı, Suriye’yi, Müslüman Kardeşler savaşçılarının Suriye’yi ve ardından tüm Ortadoğu’yu ele geçirmesi için güvenli bir geçiş yaratılmasına izin veren Katar-Türkiye komplosundan kurtardı [Arapça anlıyorsanız, Suriyeli göstericilerin “İslami Halifelik Devleti istiyoruz” yazılı afişler taşıdığı bu videoyu izleyin].

Arapça gazetelere göre:

Dışişleri Bakanlığı’ndan bir kaynak, Irak ve Cezayir’in, Suriye ile Türkiye arasında yaralı Suriyelilerin taşınması için güvenli bir sınır koridoru oluşturulması konusunda Katar tarafından yapılan bir teklifi reddettiğini söyledi. Irak ve Cezayir bu teklifi ayaklanmacıların Suriye topraklarına geçmesi için güvenli bir koridor yaratacağı için reddettiler.

Lübnan gazetesi Al-Mustaqbal, İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi’nin şu açıklamayı yaptığı sürpriz ziyareti haber yaptı: “Suriyeliler için parlak günler ufukta” başlıklı haberde:

İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi’nin Irak’a son ziyareti Başkan Beşşar Esed’in Suriye rejiminin desteklenmesi konusunda ortak bir mutabakatla sonuçlandı… Bağdat ve Tahran, Suriye’ye, karadan silah tedariki aktarılmasını ve Bağdat’ın, İran uçaklarının Irak hava sahasından geçişine izin vermesini teklif ettiler.

ABD Yönetimi için Irak’ın 2. dönem Maliki hükümeti konusunda daha fazla hayal kırıklığı.

Roads to Iraq