Etiket arşivi: SARS-CoV-2

Zizek: Pandemi sonrası bildiğimiz dünya nostaljiden ibaret olacak

Birincil tehdidin barbarlığa ve hayatta kalmak için herkesin birbirine girdiği bir şiddet ortamına gidiş olduğunu düşünmüyorum. “İnsan yüzlü barbarlıktan” korkuyorum asıl—bize istemeye istemeye ve hatta sempati ile dayatılan, toplumsal etiğimizin sac ayaklarını ortadan kaldıran mesajlarla birlikte uzmanların sunduğu kanıtlara dayandırılan insanlık dışı yollarla hayatta kalmak, medeniyetin ayakta kalması. Örneğin, yaşlı ve elden ayaktan düşmüşlerimizi ne yapacağız? Onlara, maliyet göz önünde bulundurulmaksızın koşulsuz şartsız yardım edilmeli.

Okumaya devam et

Yüzleştiğimiz Sınama Karantina ya da Yalıtım Değil, Toplumlar Yeniden Hareket Etmeye Başladığında Ne Olacağı – Slavoj Žižek

Slavoj Žižek, “otoriterler bu krizi sömürüyor,” diyor.

Çin Hong Kong’da başarılı olursa Tayvan’ın ele geçirilmesi sonraki adım olabilir – ardından da tam teşekküllü bir Pasifik Savaşı.

Kazadan sonra Çernobil bölgesinde yaşam üzerine bir belgeselde, tahliye emirlerine karşı çıkan ve devlet yetkilileri tarafından unutulmuş sıradan bir çiftçi ailesi, kulübelerinde yaşamlarını basitçe sürdürürken gösterilir. Onlar gizemli nükleer ışınlara inanmaz – doğa oradadır ve yaşam onlar için basitçe sürüp gitmektedir. Onlar şanslıdır, “radyasyonun ciddi biçimde onları etkilemediğini” söylemektedirler.

Okumaya devam et

Sömürgecilik ve kemer sıkma siyasaları Afrika’nın koronavirüsle mücadelesini nasıl şekillendiriyor? – Sa’eed Husaini

Simukai Chigudu’yle söyleşi

30 Mayıs 2020

Afrika koronavirüsle baş ederken etkileyici bir ustalık sergiledi. Ama sömürgeciliğin mirası ve Batı’nın dayattığı kemer sıkma siyasaları ölümcül virüsün saldırılarına karşı onları donanımsız bıraktı.

Etiyopya’nın Addis Ababa Kenti’ndeki Addis Ababa Bole Uluslararası Havaalanı’nda yüz maskesi takan Etiyopya Havayolu çalışanı. 31 Ocak 2020.

Afrika’daki ilk COVID-19 vakasının Mısır’da kaydedildiği 14 Şubat’tan bu yana, kıtadaki doğrulanmış vaka sayısı kabaca 130.000’e yükseldi ve 3800 kişinin ölümüne neden oldu. Bu sayılar trajik olsa da Batı Avrupa ve Birleşik Devletler’deki pandeminin yıkımıyla karşılaştırıldığında sönüktür. Tek başına New York City, Afrika’daki elli dört ülkedeki ölü sayısının beş katından fazlasına vardı. Uzmanlar Afrika’daki enfeksiyonun gerçek boyutunun yetersiz testlerle gizlenmiş olma olasılığına işaret ederken, DSÖ’ün yakın tarihli bir analizi[1], virüsün kıtada diğer yerlere göre daha yavaş yayıldığını ileri sürüyor.

Okumaya devam et

Koronavirüs sonrası evden çalışmak patronlara işçilerin yaşamları üzerinde daha büyük bir denetim verecektir – Luke Savage

Evlerini ya da apartman dairelerini hiçbir zaman terk etmeyenlerin, insanların örgütlenmesine ve çalışma koşullarını dönüştürmesine izin veren türden ilişkileri geliştirmek şöyle dursun, iş arkadaşlarıyla konuşarak ya da bir yönetici aleyhine özel bir şakayı paylaşarak zaman geçirmesi bile daha az olasıdır.

4 Haziran 2020

Okumaya devam et

Kim Kimi Yağmalıyor? – David Sirota

İşçi sınıfından insanların market mallarını aşırmasını “yağmalama” olarak adlandıran Orwell’yen bir dönemde yaşıyoruz. Diğer yandan zengin insanların yüz milyarlarca dolar çalması ise iyi işleyen bir “kamu siyasası” olarak yorumlanıyor.

NEW YORK, WALL STREET – MAYIS 26

Bu sabahki[i] başlıkların[ii] tamamı[iii] yağmalama[iv] – daha özgül bir biçimde silahsız bir Afrika kökenli ABD’linin polis tarafından öldürülmesinin kameralara yakalanmasından sonra Minneapolis’te yağmalama – hakkında. Modern dilde “yağmalama” yüklü bir ifadedir – her türden ırksal ve sınıfsal yananlamlarla birlikte gelir. “Yağmalama” gibi terimlerin, medyamızın, ekonomi, suç ve ceza hakkında özgül ve çarpıtılmış bir biçimde düşünmemiz için bizi sezdirmeksizin eğitme yolunun bir örneği olduğunu almamız gerekir.

Okumaya devam et

Bağışıklık pasaportlarının kötü bir fikir olmasının on nedeni – Natalie Kofler ve Françoise Baylis

Women in Beijing display a health QR code on their phones as a security guard takes their temperature with a remote sensor

Hareket özgürlüğüne biyoloji temelinde kısıtlama getirmek özgürlüğe, hakkaniyete ve kamu sağlığına karşı bir tehdittir.

Bir işe girmenin, ev ya da kredi almanın, kan testinizin sonucuna bağlı olduğunu hayal edin. Belirli antikorlardan yoksunsanız evinize hapsoluyor ve toplumdan dışlanıyorsunuz.

Okumaya devam et

Pandemiler Tarihi Nasıl Değiştirdi? – Isaac Chotiner

microscope image of 2019nCoV.
2019nCoV’un mikroskop imgesi. Tarihçi Frank M. Snowden, koronavirüs salgını gibi epidemiler, insanların birbirleriyle ahlaki ilişkisini yansıtan, insanlık için bir aynadır, dedi.
Fotoğrafın kaynağı: National Institutes of Health / NYT / Redux

Yale Üniversitesi’nde Tarih ve Tıp Tarihi alanında çalışan emekli öğretim üyesi Frank M. Snowden yeni kitabı Epidemics and Society: From the Black Death to the Present [Kara Ölümden Günümüze Epidemiler ve Toplum] salgınların siyaseti nasıl şekillendirdiğini, devrimleri nasıl ezdiğini ve ırksal ve iktisadi ayrımcılığı nasıl güçlendirdiğini inceler. Epidemiler, kişisel ilişkileri, sanatçıların ve entelektüellerin eserlerini ve insan yapımı ve doğal çevreyi etkileyerek, yayıldıkları toplumları da dönüştürdü. Yüzyıllara ve kıtalara yayılan devasa bir çalışma ufkunda Snowden’in anlatımı, toplumsal yapıların hastalıkların gelişmesini sağladığı yolları açıklamaya çalışır. “Epidemik hastalıklar kaprisli bir biçimde ve uyarmaksızın toplumları etkileyen rastlantısal olaylar değildir” yazar. “Aksine her toplum kendi özgül savunmasızlıklarını üretir. Bunları incelemek toplumların yapısını, yaşam standartlarını ve siyasi önceliklerini anlamaktır.”

Okumaya devam et

Hastalık Kapitalizmi ve Covid-19 – Prabir Purkayastha

Uran. Bombay Veba Komitesi’nin Gelişi. Köylüler vakaları anlatıyor. | Fotoğraf: Apollo – University of Cambridge Repository

Sermaye için kâr, insanların sağlığından değil hastalıktan gelir. Covid-19, küreselleşmiş bir dünyada hastalık kapitalizminin sonuçlarını gösteriyor; zenginler de – ülkeler ya da bireyler – kurtulamayacak.

Covid-19’un 1918 İspanyol gribinden[1] bu yana en kötü pandemi olduğunu sık sık duyuyoruz. Güney, Güneydoğu ve Doğu Asya’daki, İspanyol gribinin sona ermesinden sonra bile devam eden, 1890’lardan 1950’lere kadar süren üçüncü veba pandemisinin[2] milyonlarca insanı öldürdüğü unutuldu. Sadece Hindistan’da tahminen 10 milyon insanı öldürdü. Ailemin onun hakkında konuştuğunu, arka planında veba olan sayısız öyküyü ve yakın geçmişte Bombay vebası üzerine ilginç bir kitabı[3] okuduğumu hatırlıyorum.

Okumaya devam et

Koronavirüs önlemlerinde ‘hızla normale dönelim’ diyenler tehlikeli bir aptallık içinde – Karlin Lillington

The Columbus Dispatch photo of an anti-social-distancing protest in Ohio went viral this week.

Şirketlerin kapalı olmasının insanların “özgürlüğünün” ihlali olduğunu söyleyip duran bu insanlar, aslında o üretim katlarında, makine başında ya da montaj hattında çalışan, kamyonları kullanan, uçakları uçuran ya da olumsuz etkilenenlere bakan insanlar değiller. Onlar, bazı durumlarda parası halkın vergileriyle ödenmiş saraylarında ve saray yavrularında kendilerini güvenle izole ederken, sosyal statüleri ve ekonomik durumları biraz bile düşmesin diye başkalarının yaptığı işlerin kaldığı yerden hemen devam etmesini sabırsızlıkla isteyenler.

Okumaya devam et

Koronavirüsle nasıl başa çıkacağız? – Rupert Beale

Coronavirus vaccine must be affordable and accessible

Bir aşıya ihtiyacımız var. İyi haber şu ki, virüs bağışıklık kazandırmayı özellikle zorlaştıracak şekilde mutasyona uğramıyor.

Birleşik Krallık’ta (BK) Covid-19 nedeniyle ölen kişi sayısı – otuz binden fazla – bugün Avrupa’nın en yükseğidir. Bu BK’nın pandemiye müdahalesinin başında yapmış olduğu seçimin sonucudur. Bu illa ki birilerini suçlu çıkarmak değildir: Martın başında tüm seçenekler kötü görünüyordu. 1967’de Philippa Foot tarafından ortaya atılan tramvay sorusunda olduğu gibi, kontrolden çıkmış bir tramvayın sürücüsü olduğunuzu hayal edin: “Sadece tramvayı bir raydan diğerine geçirme imkanınız var; raylardan birinin üzerinde beş ve diğerinde bir adam çalışıyor.” Bu pragmatik soru, etmenleri değiştirdiğinizde daha zorlayıcı bir hale alır. Hiç tanışmadığınız iki kişinin ölümü pahasına annenizi kurtarmayı savunabilir misiniz? Kasıt, görev, ilişki, toplumsal sonuçlar… bunun gibi tüm şeyler ahlaki soruyu çetrefilleştirir. Tramvay sorusunun epidemiyolojik versiyonu şu şekilde olabilir: “Sahip olduğumuz en doğru modellerle, istatistiksel olarak beklenen, yaşa uyarlanmış, tüm ölüm nedenlerini asgariye indirgemek için en iyi hareket tarzımız nedir?”

Okumaya devam et