Silvia Federici ile söyleşi: Yeniden üretim krizi ve yeni “yasadışı” proletaryanın doğuşu – Francesca Coin

silvia1

70’lerde, fabrikalardaki birikim sürecinin kadınların bedeninde başladığına işaret ederek ev işini ilk eleştirenlerden biri olmuştunuz. Sonraki yıllarda ne değişti?

Ücretsiz emek patlama yaşadı. O zamanlar özel olarak ev işi diye gördüğümüz şey artık tüm topluma nüfuz etmiş durumda. Aslında, kapitalizmin tarihine bakarsak, karşılığı ödenmeyen emeğin çok yaygın olduğunu görürüz. Köleliği, yeniden üretim emeğini, yarı kölelik koşullarındaki tarım işçiliğini (campesinos’dan peones’e) düşünürsek, ücretli emeğin gerçekten istisna olduğunu görebiliriz. Karşılığı ödenmeyen iş bugün hem geleneksel formlarında hem de yeni formlarda büyümeye devam ediyor çünkü artık ücretli işe erişebilmek için insanların en azından bir miktar ücretsiz iş yapması gerekiyor. Continue reading “Silvia Federici ile söyleşi: Yeniden üretim krizi ve yeni “yasadışı” proletaryanın doğuşu – Francesca Coin”

Feminizm ve toplumsal yeniden üretim: Silvia Federici ile röportaj

fottofede

salvage.zone

George Souvlis & Ankica Čakardić

George Souvlis ve Ankica Čakardić: Siyasal ve kişisel olarak sizi biçimlendiren deneyimler nelerdi?

Silvia Federici: Hayatımdaki en biçimlendirici ilk deneyim 2. Dünya Savaşıydı. Savaş sonrası dönemde büyüdüm, İtalya’da faşizm yıllarının üstüne eklendiği savaşın hatırası halen çok tazeydi. Derin şekilde bölünmüş ve kanlı bir dünyaya doğduğumun, devletin bizi korumak bir yana düşman olabileceğinin, Joan Baez’in şarkısında “there but for fortune go you and I” (“şansına orada, sana da vurabilir bana da”*) dediği gibi, yaşamın son derece güvencesiz olduğunun erken yaşlarda farkına vardım. Savaş sonrası ve faşizm sonrası İtalya’da büyürken politikleşmemek zordu. Küçük bir kızken bile ebeveynlerimin bize anlattığı hikayeleri ve babamın faşist rejime karşı tiratlarını dinleyerek antifaşist olmamak mümkün değildi. Ayrıca komünist bir kasabada yaşıyordum. 1 Mayıs’ta işçiler ceketlerine kızıl karanfiller takıyordu ve Bella Ciao (Çav Bella) sesine uyanıyorduk. Komünistler ve faşistler arasındaki mücadele faşistlerin düzenli aralıklarla partizan anıtını havaya uçurmaya çalışması, komünistlerin de herkesin artık yasaklı olan faşist partinin devamı olduğunu bildiği MSI (Movimento Sociale Italiano) merkezine yönelik misillemeler yapmasıyla sürüyordu. 18’imde kendimi bir radikal olarak görüyordum, o zamanlar prototip mücadele halen fabrika işçilerininki veya antifaşist mücadele idi. Continue reading “Feminizm ve toplumsal yeniden üretim: Silvia Federici ile röportaj”

Tamamlanmamış Feminist Devrim – Silvia Federici

silfed_Slider1

İhtiyacımız olan şey, yeniden üretim alanında, sermaye ve piyasa mantığının dışında yeni işbirliği biçimleri yaratmayı hedefleyen kolektif bir mücadelenin yeniden başlatılması. Bu bir ütopya değil; dünyanın birçok yerinde halihazırda başlamış ve geçim kaynaklarımıza yönelik süregiden kurumsal saldırı dikkate alındığında genişleyeceği de kesin olan bir süreç. Toprak işgalleri, kent bostanları, topluluk destekli tarım üzerinden, çeşitli takas ve yardımlaşma biçimlerinin, alternatif sağlık hizmeti biçimlerinin yaratılması üzerinden (bunlar, yeniden üretimin reorganizasyonunun daha gelişmiş olduğu alanların bazıları), yeniden üretken işi boğucu ve ayrımcılık yaratan bir faaliyet olmaktan çıkarıp insan ilişkilerin en özgürleştirici ve yaratıcı deneyimlenme zeminine dönüştürebilecek yeni bir ekonomi ortaya çıkmaya başlıyor.

The Commoner, Sayı 15, Kış 2012

Bu sayının Türkçeye çevrilen tüm makalelerine buradan erişebilirsiniz.

***

Gezegende sol yılların ana siyasi gelişmelerinden biri, kadınların, ev işine kısıtlanmaya karşı, hem bu işin hem de kadınların sermaye ve devletle ilişkisinin yeniden tanımlanması ile sonuçlanan isyanı oldu. 70’lerin Kadın Özgürlük Hareketi, bu isyanın siyasi ifadesiydi. ‘Ev işi’ne ve onunla birlikte gelen sonuçlara karşı bir hareketti: erkeklere ekonomik ve sosyal bağımlılık, toplumsal ayrımcılık ve yeniden üretim faaliyetlerinin kadınlığa atfedilen işler olarak doğallaştırılması. Kadınlar, devletin bedenlerini kontrol etmeyi bırakmasını, kürtajın suç olmaktan çıkarılmasını, kadınların evlilik içi şiddet görmesinin ve tecavüze uğramasının artık normal görülmemesini, okul müfredatlarının kadınların tarihteki varlığını tanıyacak şekilde gözden geçirilmesini talep ederek sokaklara çıktılar. İsyanları, ‘ev işi yapmayı reddetmek’, 2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa’da hızla artmış olan doğum oranlarının düşmesi (Dalla Costa 1977) ve boşanma ve reisin kadınlar olduğu aile sayısındaki artış gibi, yalnızca hareketteki kadınların fark edebileceği daha az görünür biçimler de aldı. Continue reading “Tamamlanmamış Feminist Devrim – Silvia Federici”

Kadın kırımları 4. dünya savaşının parçası – Raúl Zibechi

image.jpg

Sistem karşıtı hareketleri takip eden herkes, kadınların, erkekler kadar görünür olmadıklarında bile, bu hareketlerde merkezi bir rol oynadıklarını biliyor. Kolektif hayatın harcı onlar; hayatın ve örgütlenmelerin yeniden üretilmesinden onlar sorumlu. Yemek yapmanın, dikiş dikmenin ve hayvan yetiştirmenin ötesinde, diğer kadınlarla aynı şeyleri ama bu sefer kolektif bir şekilde yapmak için bir araya geliyorlar. Maddi ve gayri maddi müştereklerin koruyucusu onlar.

Kadınlar ve çocukları, patriarkal çekirdek ailenin, Kilise ve rahip egemenliğinin, okulun, kışlanın, hastanenin ve atölyenin disipline edici zincirlerini kırdılar. Kolektif ilişkilerin aile ilişkilerinden önce geldiği ve aralarındaki işbirliğinin “cinsiyete dayalı işbölümünü kadınlar açısından bir güce ve korumaya dönüştürdüğü” bir dünya yarattıklarını yazıyor Federici, ortaçağ toplumundaki kadınlar hakkında (s. 41).

Continue reading “Kadın kırımları 4. dünya savaşının parçası – Raúl Zibechi”

Toplumsal Yeniden Üretim: Ücret ve Müşterekler Arasında – Silvia Federici ile röportaj

11252463604_a359ee17f8_z

Kadınlar kendi alanlarını oluşturmalı ve bundan taviz vermemeli. Karma örgütlerde faaliyet yürütseler bile kadınların kendi otonom siyasi alanlarına sahip olmaları çok önemli. Durumumuzu analiz edip, değişim üretecek stratejiler ve mücadeleler geliştirmemizin tek yolu bu. Aksi halde, tüm sömürü alanları incelenmeden olduğu gibi kalıyor ve yeniden görünmez hale getiriliyor.

Silvia Federici & Marina Sitrin 

Çeviri: Eda Ağca & Serap Şen

Silvia Federici, bir yazar, aktivist ve kuşağındaki en etkili feminist teorisyenlerden biri. Pratiğe dayalı yeniden üretim emeği ve müşterekler teorisine katkıları akademik ve aktivist topluluklarında giderek artan şekilde hakkettiği tanımayı elde ediyor ve umarız ki toplumun sermaye ilişkilerinin ötesinde dönüşümünü hedefleyen gelecekteki kolektif projelerin temelini döşemeye yardımcı olacak.

ROAR’a katkı sunanlardan Marina Sitrin, toplumsal yeniden üretim, cinsiyet, iş ve müşterekler konusundaki mücadeleler arasındaki ilişkiyi, özellikle de günümüzün kriz ve kemer sıkma politikaları bağlamında konuşmak için, kısa bir süre önce Federici ile Brooklyn NY’daki evinde bir araya geldi. Continue reading “Toplumsal Yeniden Üretim: Ücret ve Müşterekler Arasında – Silvia Federici ile röportaj”

Ne kadar para, o kadar gülümseme – Dayna Tortorici

N+1 Magazine

Geçtiğimiz Kasım ayında sanatçı Martha Rosler, Modern Sanat Müzesi’nde (MoMA) ilk kişisel sergisini açtı. Meta-Monumental Garage Sale (Meta Anıtsal Garaj Satışı) adını verdiği bir enstalasyon ve performans çalışması. Gerçekten de devasa bir garaj satışıydı bu, tepeleme oyuncak, mobilya, giysi ve mutfak eşyası, raflara ve masalara dizilmişti.

Gösteri, Rosler’ın 1973’te başladığı bir projenin, UC San Diego’da bir mastır öğrencisi olarak sahnelediği bir performansın devamıydı. 1977’de gösteriyi San Francisco’da Traveling Garage Sale (Gezici Garaj Satışı) ile yeniledi ve ardından gelen on yıllar boyunca dünya üzerindeki çeşitli müzelerde Garaj Satışı’nın versiyonlarını düzenledi. Öncülleri gibi Meta-Monumental Garage Sale de değer üzerine bir tefekkürdü. Normalden daha fazla “meta” idi, çünkü MoMA’daydı: rekonstrüksiyon en şık biçimde hazırlanmalıydı, yani sokakta garaj satışı için reklam/ilan olamazdı (MoMA’ya giren insanlar bir sergi aradıklarını biliyor olmalıydılar, parasını verdikleri bir sergi) ve sergilenen 14.000 eşya, enstalasyon öncesinde tütsülenmeliydi. Bu ise oyunun bir kısmını sokak satışının dışına çıkarıyordu. Müzenin hediye mağazasına yakınlığı düşünüldüğünde, gösteri o bilindik konsept-sanat tarzında da “meta” idi: bir satıcı motorsuz bir araba sattı, bir başkası kocaman kredi kartları satın aldı. Hem sergi hem de hediye mağazası, üzerinde kurumun adı olan makbuzlar kesti ama yalnızca bir tanesi sizi farkın ne olduğunu görmeye zorluyordu. Continue reading “Ne kadar para, o kadar gülümseme – Dayna Tortorici”

Kesişimselliğin Ötesinde Toplumsal Yeniden Üretim – Sue Ferguson ve David McNally

intersectionality

Toplumsal hareketler veya işyeri harici mücadeleler sınıf mücadeleleridir. Yani, kendileri potansiyel olarak özünde antikapitalisttirler, tıpkı bir işyeri mücadelesinin en başta daima antikapitalist olması gibi. Ve aletleri yakıp yıkmak bir kapitalist kalbi nasıl tekletebiliyorsa, insan yaşamının ayrımcı şekilde aşağılanmasına son verilmesini, geçim araçlarına tam ve komünal erişimi, kendi insan bedenlerimizin denetimini talep eden bir hareket de tekletebilir. Tek başına hiçbir hareket veya işyeri mücadelesi elbette kapitalist kalbi tamamen durdurmayacaktır. Ancak her bir teklemenin, potansiyel olarak nabzını zayıflatarak gövde üzerinde bir etkisi olur. Bu yüzden toplumsal yeniden üretim yaklaşımının politik önemi, birçok cephede ama açık bir antikapitalist yönelimle mücadele etmenin önemini gösterme kapasitesinde yatmaktadır.

31 Ekim 2015, ViewPoint Magazine

Viewpoint: Toplumsal yeniden üretim kavramının kendisinden başlayabilir miyiz? Yakın tarihte Lise Vogel’in 1983 tarihli klasik çalışması Marksizm ve Kadınların Ezilmişliği’nin yeniden basımına yazdığınız önsözde, Vogel’in Marksist feminist düşünceye ayırt edici katkısının, onun “işgücünün olanaklılığının koşulları”nı veya işgücünün biyolojik, toplumsal ve kuşaklar boyu yeniden üretilme tarzını araştırması olduğunu söylüyorsunuz. Bu önemli noktadan kalkarak, ücretli emeğin ve sınıf oluşumu süreçlerinin, üretimin dışındaki kesintisiz mevcudiyeti için gerekli olan faaliyetlerin ve ilişkilerin iç bağlantılarının izini sürebilmek mümkün hale geliyor. Size göre toplumsal yeniden üretim Marksist sınıf analizi kategorilerini nasıl dönüştürüyor? Teorik ve politik önemi nedir? Continue reading “Kesişimselliğin Ötesinde Toplumsal Yeniden Üretim – Sue Ferguson ve David McNally”

Kapitalizme karşı ve kapitalizmin ötesinde müşterekler – George Caffentzis ve Silvia Federici

F1.large
Zapatista kadınlar müşterek bir bostanda çalışıyorlar (fotoğraf: George Caffentzis)

Çeviren: Serap Güneş
Commons against and beyond capitalism

Bu makale, ‘müşterekler’in üretiminin altında yatan mantığı, kapitalist ilişkilerin mantığı ile karşılaştırmakta, ve ‘müştereklerin’, hangi koşullar altında devlet ve piyasanın ötesindeki bir toplumun tohumları haline geldiğini açıklamaktadır. Bunun yanı sıra ‘müştereklerin’, düşük maliyetli yeniden üretim formları sağlamak amacıyla sistem-içileştirilmesi tehlikesine karşı da uyarıda bulunmakta ve bu sonucun önüne nasıl geçilebileceğini tartışmaktadır. Continue reading “Kapitalizme karşı ve kapitalizmin ötesinde müşterekler – George Caffentzis ve Silvia Federici”

Cadı Hikayeleri: Silvia Federici ile röportaj

cadilar

Çeviren: Serap Güneş

Giriş

Caliban ve Cadı: Kadınlar, Beden ve İlksel Birikim (Otonom) kitabında, İtalyan feminist Silvia Federici, cadı katliamlarını kadınları evcilleştiren [eve hapseden], onlara işgücünün yeniden üretimini karşılıksız bir angarya olarak dayatan bir kapitalist sistemin temeli olarak değerlendiriyor. Federici, yeniden üretim işinin bu gelişme şeklinde, kadın hareketi için merkezi bir mücadele alanı görüyor. Continue reading “Cadı Hikayeleri: Silvia Federici ile röportaj”

Yeniden örgütlenmek için imkanlar, deneyimler, örnekler, tartışmalar, çerçeve metinler…

lenmod1gridfolioBeşi bir yerde derleme broşürü indirmek için tıklayın:

Yeniden örgütlenmek için imkanlar, deneyimler, örnekler, tartışmalar, çerçeve metinler

İçindekiler:

  • Yoksulluk, yoksullaştırma ve kapitalist birikim – Samir Amin (2003)
  • Umut vaat edici notlar: Krizden müştereklere – Midnight Notes Kolektifi ve dostları (2009)
  • Giriş: Bakım İşi ve Müşterekler – Camille Barbagallo ve Silvia Federici (The Commoner)
  • Yunanistan’ın dayanışma hareketi: Tamamen yeni bir model ve işe yarıyor – Jon Henley
  • Portekiz: Yeni bir şeyin başlangıcı – rhithinkyourfuture