Etiket arşivi: Slavoj Žižek

Zizek: Pandemi sonrası bildiğimiz dünya nostaljiden ibaret olacak

Birincil tehdidin barbarlığa ve hayatta kalmak için herkesin birbirine girdiği bir şiddet ortamına gidiş olduğunu düşünmüyorum. “İnsan yüzlü barbarlıktan” korkuyorum asıl—bize istemeye istemeye ve hatta sempati ile dayatılan, toplumsal etiğimizin sac ayaklarını ortadan kaldıran mesajlarla birlikte uzmanların sunduğu kanıtlara dayandırılan insanlık dışı yollarla hayatta kalmak, medeniyetin ayakta kalması. Örneğin, yaşlı ve elden ayaktan düşmüşlerimizi ne yapacağız? Onlara, maliyet göz önünde bulundurulmaksızın koşulsuz şartsız yardım edilmeli.

Okumaya devam et

Yüzleştiğimiz Sınama Karantina ya da Yalıtım Değil, Toplumlar Yeniden Hareket Etmeye Başladığında Ne Olacağı – Slavoj Žižek

Slavoj Žižek, “otoriterler bu krizi sömürüyor,” diyor.

Çin Hong Kong’da başarılı olursa Tayvan’ın ele geçirilmesi sonraki adım olabilir – ardından da tam teşekküllü bir Pasifik Savaşı.

Kazadan sonra Çernobil bölgesinde yaşam üzerine bir belgeselde, tahliye emirlerine karşı çıkan ve devlet yetkilileri tarafından unutulmuş sıradan bir çiftçi ailesi, kulübelerinde yaşamlarını basitçe sürdürürken gösterilir. Onlar gizemli nükleer ışınlara inanmaz – doğa oradadır ve yaşam onlar için basitçe sürüp gitmektedir. Onlar şanslıdır, “radyasyonun ciddi biçimde onları etkilemediğini” söylemektedirler.

Okumaya devam et

Kadının göstermelik öz-güçlenmesi ve toplumsal cinsiyet akışkanlığı, şirket kapitalizminin en son araçları – Slavoj Zizek

5 Kasım 2019

Kadınlar utanç duymaksızın bıyık bırakmalı mı? Erkekler ‘toksik’ olduğu için, erilliklerini terk mi etmeli? Filozof Slavoj Zizek, bunların tümünün, kapitalist efendilerin gerçek sorunları gizlemek ve iktidarda kalmak için kullandığı bir sis perdesinden ibaret olduğuna inanıyor.

Kadınlar için tıraş bıçağı üreten Billie, nesneleştirme karşıtı son mesajlarından birinde, Movember (İngilizce November ile moustache’ın birleşiminden türetilmiş ve Kasım’da düzenlenen yıllık ‘bıyık uzatma ayı’ etkinliğine işaret eden uydurma sözcük) ayına denk getirdiği bir reklamda, “kadınların da bıyıkları olduğunu” ve bıyık bırakmaktan utanmamaları gerektiğini ilan ediyor. Bu toplumsal cinsiyet (kimliği) eşitliği yönünde atılmış doğru bir adım gibi görünebilir – ama filozof Zizek, bunun, insanların mevcut statükoya daha somut yollardan meydan okumasını istemeyen büyük şirketler tarafından beslenen bir itki olduğuna inanıyor.

Aşağıda, bu konu üzerine görüşlerini daha derinlemesine ifade etmekte:

Okumaya devam et

Slavoj Zizek: Avrupalı solcular Kürtleri ABD’ye bel bağladı diye reddediyor. Bu mide bulandırıcı bir ihanet.

Geçtiğimiz on yıllarda, Kürtlerin kendi komünal yaşamlarını örgütleme kapasitesi neredeyse ideal deney koşullarında sınandı: etraflarındaki devletlerin çatışmaları dışında özgürce nefes alacak bir alan bulur bulmaz tüm dünyayı şaşırttılar.

Yüz yıldan fazla zaman önce, Karl May, Alman kahraman Kara Ben Nemsi’nin maceraları hakkında bir çoksatar yazdı: Through Wild Kurdistan. Hemen popüler olan bu kitap, orta Avrupa’da şöyle bir Kürdistan algısı yarattı: acımasız aşiret savaşlarının, nahifçe mertliğin ve mizah duygusunun ama aynı zamanda da batıl itikatların, ihanetin ve hiç bitmeyen zalim savaşların olduğu bir yer. Avrupa medeniyetindeki barbar Öteki’nin neredeyse bir karikatürü gibiydi bu algı.

Okumaya devam et

Slavoj Zizek: Game of Thrones politik kadın ve devrim korkumuza oynadı

Game of Thrones’un final sezonu o kadar tepki topladı ki, tüm sezonun iptal edilip baştan çekilmesi talebiyle, neredeyse 1 milyon öfkeli izleyicinin imza verdiği bir kampanya başlatıldı. Tek başına ne kadar ateşli yürütüldüğü bile, tartışmanın ciddi ideolojik yönler içerdiğini gösteriyor.

Final sezonuna tepkiler birkaç noktada yoğunlaşıyor: kötü senaryo (diziyi hızla bitirme baskısı, anlatının karmaşıklığını basitleştirmeyi getirdi), kötü psikoloji (Daenerys’in ‘Deli Kraliçe’ye dönüşümü karakterinin evrimine uymuyordu) vs. vs.

Tartışmadaki birkaç zekice sesten biri ise, memnuniyetsizliğin kaynağının dizinin kötü finali değil, final yapmasının kendisi olduğunu not eden yazar Stephen King idi. Dizilerin prensipte sonsuza dek devam edebildiği çağımızda, anlatının sona ermesi fikri katlanılmaz geliyor.

Okumaya devam et

Mao Sarı Yeleklileri nasıl değerlendirirdi? – Slavoj Zizek

Fransız Sarı Yelekliler hareketi günümüz siyasetinin kalbindeki bir sorunu açığa çıkarıyor. Yenilikçi ve taze fikirlere pek aldırış etmeden popüler “görüşe” çok fazla bel bağlamak.

Karmaşaya şöyle bir bakmak bile, birden fazla toplumsal mücadelenin ortasında olduğumuzu görmeye yeter. Liberal düzen ile yeni popülizm, ekoloji mücadelesi, feminizmi ve cinsel özgürlüğü destekleyen çabalar artı etnik ve dini mücadeleler ve evrensel insan hakları arzusu arasındaki gerilim. Hayatlarımızın dijital kontrolüne direnmeye çalışmaktan ise söz etmiyorum bile.

Öyle ise, tüm bu mücadeleleri, içlerinden birini “gerçek” öncelik olarak ayrıcalıklı kılmaksızın, nasıl bir araya getirmeli? Çünkü bu denge, diğer tüm mücadelelerin anahtarını sağlıyor.

Okumaya devam et

Sarı yelekli protestocuların merkeze isyanı iyi niyetli ama sol popülizmleri Fransız siyasetini değiştirmeyecek – Slavoj Zizek

“Kahrolsun devlet, polis ve faşistler.”

Fransa’da sarı yeleklilerin protestoları beşinci haftasına girdi. Büyükşehir alanlarının dışında, toplu ulaşımın olmadığı bölgelerde yaşayan ve çalışanları olumsuz etkileyen, akaryakıta yönelik yeni bir çevre vergisine karşı yaygın hoşnutsuzluklardan doğan bir taban hareketi olarak başladılar. Hareket haftalar içinde Fransa’nın AB’den çıkması, daha düşük vergiler, daha yüksek emeklilik maaşı ve sıradan Fransız vatandaşlarının harcama gücünün iyileştirilmesi de dahil birçok talebi içerecek şekilde büyüdü.

Okumaya devam et

Slavoj Žižek: Zenginler tek bir dünyada yaşadığımızı anlayana dek mülteci krizi derinleşecek

rtx1epup-e1473203448742.jpg

“Zengin” dünyanın kitlesel göçün semptomlarıyla uğraşmak yerine sebeplerini çözmesi ve tek bir dünyada yaşadığımızı anlaması gerek.

Göç bir kez daha manşetlerde. Honduras’dan göçmen kafileleri Meksika üzerinden ABD sınırına yaklaşıyor; Afrikalı göçmenler barikatları aşıp Afrika’nın kuzey ucundaki küçük İspanyol bölgesine girdiler; Ortadoğulu göçmenler Hırvatistan’a girmeye çalışıyorlar.

Sayılar görece küçük de olsa, temel bir jeopolitik olguya işaret ediyorlar.

World Interior of Capital kitabında Alman felsefeci Peter Sloterdijk küreselleşme sayesinde kapitalist sistemin hayatın her alanını nasıl belirler hale geldiğini gösterir. Okumaya devam et

Slavoj Žižek: Köln saldırıları müstehcen bir karnaval versiyonuydu

colognerally

Çeviri: Serap Güneş

Köln’deki son cinsel saldırılardan çıkarılacak ders filminkiyle olağan dışı bir benzerlik taşımıyor mu? Mülteciler (çoğu), yıkıma uğramış ülkelerden kaçan kurbanlar olsalar bile, bu durum aşağılıkça davranmalarının önüne geçmiyor. Acı çekmenin telafi edici bir yanı olmadığını unutmaya meyilliyiz: sosyal hiyerarşinin dibindeki bir kurban olmak, sizi ayrıcalıklı bir ahlak ve adalet timsali yapmıyor.

Quentin Tarantino’nun aynı adlı filmindeki “nefret dolu sekizli” kim? TÜM katılımcı grup – beyaz ırkçılar ve siyah Birlik askerleri, erkek ve kadınlar, yasa uygulayıcıları ve suçlular – hepsi eşit derecede kötü, gaddar ve intikam dolu insanlar. Filmdeki en utandırıcı an, siyah subayın (eşsiz Samuel L. Jackson canlandırıyor), eski bir Konfederasyon generaline onun birçok siyahın ölümünden sorumlu olan ırkçı oğlunu nasıl öldürdüğünü ayrıntılı bir şekilde ve açık bir keyifle anlattığı sahne. Okumaya devam et

Slavoj Žižek: Türkiye Hakkında Konuşmalıyız (New Statesman)

gettyimages-169866606

Slavoj Žižek, “Türkiye Hakkında Konuşmalıyız”, New Statesman, 9 Aralık 2015


TÜRKİYE HAKKINDA KONUŞMALIYIZ

Slavoj Žižek

Çeviren: Levent Gökyiğit

Ciddi ciddi açıklamalarla İslâm Devleti’yle savaşta olduğumuz söyleniyor ama bu açıklamaların tuhaf bir yanı var aslında — dünyanın tüm süpergüçleri çoğunluğu çölden oluşan küçük bir toprak parçasını kontrol altına alan dinî bir çeteye karşı silahları eline alıyor… Hayır, IŞİD’i “ama” filan demeden kayıtsız şartsız yok etmeye odaklanmamalıyız demek istemiyorum. Denilebilecek tek “ama” var, o da şu: IŞİD’i yok etmeye GERÇEKTEN odaklanmalıyız ve bunun içinse, şeytan kılığına büründürülmüş düşmana karşı tüm “medeni” güçlerin yaptığı acınası beyanlar ve dayanışma çağrılarından çok daha fazlasına ihtiyaç var. Okumaya devam et