Immanuel Wallerstein: Direniş? Evet! Neden ve Nasıl?

https://dunyadanceviri.files.wordpress.com/2017/03/f5f13-immanuel-wallerstein.jpg?w=1142&h=696
“Modernite çöküyor. Gerçek mücadele yerini neyin alacağı üzerine.”

iwallerstein.com

500 yıla yakındır içinde yaşamakta olduğumuz kapitalist dünya sisteminden iki muhtemel sistemden birine tarihi bir yapısal geçiş sürecinin ortasındayız: Ya kapitalizmin en berbat özelliklerini (hiyerarşi, sömürü ve kutuplaşma) koruyan ama kapitalist olmayan bir sisteme ya da onun zıddı olan, görece demokratik ve eşitlikçi bir sisteme. Buna, Davos ruhu ile Porto Alegre ruhu arasındaki mücadele diyorum.

Kaotik ve kafa karıştıran bir geçiş süreci yaşıyoruz. Bunun kolektif stratejimiz açısından iki etkisi var. Kısa vadede (diyelim ki üç yıl), kısa vadede yaşadığımızı aklımızdan çıkarmamalıyız. Hepimiz hayatta kalmayı umuyoruz. Hepimizin yemeğe ve başımızı sokacak yere ihtiyacı var. Güç kazanmak isteyen her hareketin, acı çekenlerin acılarını en aza indirecek her yolu deneyerek, insanların hayatta kalmasına yardım etmesi gerekiyor.

Fakat orta vadede (diyelim ki 20-40 yıl), acıları azaltmak hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Davos’un ruhunu temsil edenlerle mücadelemize konsantre olmak zorundayız. Bunun hiçbir geri adımı yok. Kapitalizmin inşa edilebilecek hiçbir “reforme edilmiş” versiyonu yok.

Bu yüzden Direniş’in “nasıl”ı çok net. Kolektif olarak ne olup bittiği konusunda daha net olmamız, daha kesin ahlaki tercihler yapmamız ve daha akıllıca politik stratejiler belirlememiz gerekiyor. Bunların bir birleşimini ortaya çıkarmalıyız. Başka bir dünyanın mümkün olduğunu biliyoruz, evet, ama bu “başka” dünyanın kaçınılmaz olmadığının, alternatiflerden sadece biri olduğunun da bilincinde olmalıyız. Okumaya devam et “Immanuel Wallerstein: Direniş? Evet! Neden ve Nasıl?”

Neden Sosyalizm? – Albert Einstein * / Çeviri: SERAP GÜNEŞ

Toplumsal bilincin sakatlanmasını kapitalizmin en büyük kötülüğü olarak görüyorum. Bütün eğitim sistemimiz bu kötülükten mustarip. Gelecekteki kariyerine hazırlık adına başarıya tapması öğretilen öğrenciye abartılı bir rekabetçilik aşılanıyor.

Yeni Özgür Politika

Ekonomik ve sosyal meseleler konusunda uzman olmayan birinin sosyalizm üzerine görüş belirtmesi doğru olur mu? Bu soruya birkaç sebeple olumlu yanıt veriyorum.

Bu soruyu öncelikle bilimsel açıdan değerlendirelim. Astronomi ile ekonomi arasında metodolojik olarak önemli bir fark yokmuş gibi görünebilir: İki alanda da bilim insanları, sınırlı bir grup fenomen için, bu fenomenlerin arasındaki iç bağlantıları mümkün olabildiğince net anlaşılabilir kılacak genel kabul edilebilir yasalar keşfetmeye çalışırlar.

Okumaya devam et “Neden Sosyalizm? – Albert Einstein * / Çeviri: SERAP GÜNEŞ”

1917 Rusya Devrimi Bildirileri-1: Kahrolsun savaş, yaşasın devrim!

Ekim Devrimi’nin 100. yılı vesilesiyle, ABD’li tarihçi Barbara Allen ve Kanadalı sosyalist John Riddell tarafından Ekim Devrimi’ne giden süreçte kitlelere çağrı amacıyla oluşturulan bildiri ve açıklamaların çevirileri bir seri halinde yayımlanmaya başlandı. Bu serinin ilki olan ve Bolşeviklere yakın öğrenciler tarafından oluşturulan ve savaşa karşı olan öğrencileri, Rusya işçi ve köylüleri ile bir araya gelerek geçici devrimci hükümeti iktidara getirmeye davet eden “Kahrolsun savaş, yaşasın devrim” başlıklı bildiriyi aşağıda okuyabilirsiniz.

Çeviri: Gerçeğin Günlüğü

Devrimci öğrencilere çağrı, Aralık 1916;

‘Bütün ülkelerin proleterleri, birleşin!’
Rusya’nın devrimci öğrencilerine.

Zaferin şanı, sadece cesur olana verilir,
Mücadelede düşen, mahcubiyet nedir bilmez…
Gençlik; şarkımız size söyleniyor-
Sonsuz görkemimiz size…

Yoldaşlar! İşin zor ve sıradan olduğu gericilik yılları boyunca, çözüme doğru giden kesin eylemler talep eden sorgulamalar yoktu. Bu sebeple, öğrencilerimiz arasında ortaya çıkan ayrışmalar, yeterince iyi tanımlanmış yöntemle gün ışığına çıkamaz. Öğrenciler arasında bayağı, burjuva haller gelişti ve yozlaşmış bir yapının pis kokulu çürümüşlüğünde daha güçlü hale geldi. Ancak şimdi bu haller var gücüyle ortaya çıkmıştır. Böylesi haller, eksiksiz bir ideolojik iflası ve genel öğrenci kitlesinin pervasız oportünizmini kanıtlar. Okumaya devam et “1917 Rusya Devrimi Bildirileri-1: Kahrolsun savaş, yaşasın devrim!”

COP22’nin emperyalist çevreciliği – Joe Hayns

climate-v-capitalism

jacobinmag.com

Dünya devlet başkanları, her yıl Taraflar Konferansı’nda (COP), Birleşmiş Milletlerin İklim Değişikliği konusundaki yol gösterici çerçevesinin gerektirdiği üzere, “atmosferdeki sera gazı yoğunluklarını iklim sistemi üzerindeki insan kaynaklı tehlikeli etkileri önleyecek seviyede nasıl stabilize edeceklerini” konuşmak için toplanıyorlar.

Geçtiğimiz yılın zirvesi uluslararası ölçekte dikkat ve övgü toplamıştı. Le Monde’un değerlendirmesi, etkinliğin başkanı ve Sosyalist Parti’den dışişleri bakanı Laurent Fabius’tan bir alıntı yapıyordu (“iklim adaletinin” yol gösterdiği bir uzlaşma). The Guardian toplantıyı “dünya üzerindeki birbirinden apayrı halkların, aklın yolu birdir diyerek ortak bir sonuca vardığı nadir ve cesaret verici bir örnek” olarak adlandırdı. The New York Times ise müzakerelerin “tarihsel bir dönüm noktası” ile sona erdiğini ilan etti. Okumaya devam et “COP22’nin emperyalist çevreciliği – Joe Hayns”

Popülist zamanlarda sosyal demokrasi – Cas Mudde

mudde_cas

@casmudde popülist zamanlarda sosyal demokrasi (demokratik sol) üzerine Twitter atıp tutması (1 Aralık 2016)

  1. Sosyal demokrasinin düşüşü ve sağ popülizmin yükselişi bir ölçüde örtüşüyor ama aynı şey DEĞİLLER!
  2. Sosyal demokrasi beyaz işçi sınıfı için bir çıkar grubu DEĞİL, bir bütün olarak toplumun eşitliğini ileriye taşımayı amaçlayan bir ideolojidir!
  3. Sosyal demokrasi her şeyden önce sınıfa (sosyoekonomik kimliğe) ve dayanışmaya (sınıflar ve etnisiteler arasında) dayalı olmalıdır.
  4. HİÇBİR batı ülkesinde nüfusun çoğunluğu açıktan popülist bir radikal sağ ajandaya oy vermiş değildir! (Macaristan’da bile!)
  5. ABD’de 2,5 milyondan fazla insan Trump’ın açıkça dışlayıcı olan ajandası yerine Clinton’ın açıkça kapsayıcı ajandasına oy vermiştir!
  6. Jean-Marie Le Pen “halkın” (yani potansiyel radikal sağcı seçmenin) aslını suretine tercih ettiğini taa 1990’larda söylemiştir.
  7. Beyaz sosyal demokratlar, açıkça yapmak şöyle dursun, örtülü olarak da işçi sınıfını beyaz (ve yerli) olarak tanımlamaktan vazgeçmelidir.
  8. Sosyal demokrat partiler popüler olmayabilirler ancak bu sosyal demokrasinin popüler olmadığı anlamına gelmez!
  9. Sosyal demokrasi basitçe 1970’lerin ve 1980’lerin program ve stratejilerine geri dönemez (örneğin Corbyn, daha az ölçüde de Sanders).
  10. Seçmen sosyolojisi değişti: daha az bütünleşmiş alt kültürler, siyasal partilere daha az güven, (dolayısıyla da) seçim tercihlerinde daha düşük istikrar.
  11. Post-materyalizm yalnızca tek bir kuşağı tanımladı: önceki ve sonraki kuşaklar farklı değerlere ve farklı çıkarlara sahip.
  12. Sosyal demokrasinin geleceği artık popülist radikal sağın mobilize ettiği küçük bir grup yerlici beyaz işçi sınıfında değil.
  13. Sosyal demokrasinin geleceği şu anki taban ARTI mobilize olmamış genç ve mobilize olmamış beyaz olmayan işçi ve orta sınıfta.
  14. Ama yeni seçmenlerin, sınıf ve dayanışmaya dayanan ve tutarlı bir şekilde savunulan pozitif bir ilerici ajandaya ikna edilmesi gerekiyor.
  15. Sosyal demokrasi kültürel hegemonyasını hem sosyoekonomik hem de sosyokültürel olarak kaybettiği için, bu kültürel devrim de gerektirecek (evet Gramsci)
  16. Sonuç olarak, sosyal demokrasi ancak tabandan örgütlenen parti dışı ve partili uzun vadeli mobilizasyonlar yoluyla geri dönebilir.

Serap çevirdi

Gericilik çağında sosyalizm – Noam Chomsky

Sol genel olarak çok atomize bir halde. Çok atomize olmuş toplumlarda yaşıyoruz. İnsanlar çok yalnız, siz ve iPad’iniz baş başasınız. Büyük örgütlenme merkezleri, örneğin işçi hareketi gibi, ciddi şekilde zayıfladı. Bu bir kasırga gibi olmadı. İşçi sınıfı örgütlenmesinin altını oymak için politikalar tasarlandı.

Çeviri: Serap Şen

Doksanıncı yaş gününe yaklaşırken, Noam Chomsky’nin bibliyografyası genişlemeye devam ediyor ve ne mutlu ki uluslararası sola mülakatlar vermeye devam ediyor.

Bu ayın başında, seksen sekizinci doğum gününe bir haftadan az süre kalmışken Chomsky, Cambridge-Massachusetts’teki ofisinde bir mülakat verdi. Pennsylvania Üniversitesi’nden bir yüksek lisans öğrencisi olan Vaios Triantafyllou’nin yaptığı mülakatta Chomsky, sosyalizmden insan doğasına, Adam Smith’ten ABD’nin seçilmiş başkanına dek birçok konuya değindi. Aşağıda bu mülakatın kısaltılmış ve düzenlenmiş çevirisini bulacaksınız.

Okumaya devam et “Gericilik çağında sosyalizm – Noam Chomsky”

Küba’nın tıp alanındaki başarısı ambargocu ABD’yi utandırıyor – Seumas Milne

illustration-for-cubas-gl-012

Fidel Castro’nun ölümü ardından bu onurlu ülkeyi karalamak için bilindik klişelerin yeniden ortalığa dökülmesine karşı, Ebola salgınının henüz kontrol altına alınmaya çalışıldığı 2014 Aralık ayında yayınlanan ve Küba’nın sağlık alanındaki göz alıcı sicilini değerlendiren bir yazıyı çevirdik.

theguardian.com

Batı Afrika’yı kasıp kavuran Ebola salgınının uluslararası acil durum ilan edilmesinden bu yana geçen dört ayda, Küba doğrudan tıbbi destekle salgınla mücadelede dünyaya liderlik ediyor. ABD ve Britanya binlerce asker gönderdi ve diğer ülkelerle birlikte yardım sözü verdi ama henüz ortada somut bir şey yok. Ancak Dünya Sağlık Örgütü’nün de vurguladığı gibi, en acil ihtiyaç, sağlık çalışanları konusunda. Sadece 11 milyonluk nüfusu ve kişi başına 6000 dolarlık geliriyle Karayip adası bu çağrıya daha yapılmadan yanıt verdi. Karayip, Ebola ile mücadelede en büyük doktor ve hemşire ekibini gönderen ilk ülke oldu: sahada şu anda 256 personel var, 200 gönüllü de yolda. Okumaya devam et “Küba’nın tıp alanındaki başarısı ambargocu ABD’yi utandırıyor – Seumas Milne”

Amerika’nın IŞİD karşıtı savaşta en iyi müttefikleri, Bronx doğumlu bir liberter sosyalistten ilham alıyor

56748b89160000d400eb9479Akbar Shahid Ahmed, Huffington Post, 18 Aralık 2015

Çeviri: Serap Güneş

Geçtiğimiz sonbaharda İslam Devleti savaşçıları, Suriye’nin Türkiye ile olan kuzey sınırındaki Kürt kasabası Kobane’ye koordine ve geniş çaplı bir saldırı başlattı. Kendilerine bir yenilmezlik havası veren zaferlerden yeni çıkmış olan aşırılıkçılar, aksi durumda kendilerinin kontrol ediyor olacağı uzunca bir sınır boyunca önlerindeki tek engeli de ortadan kaldırmak üzereydiler.

Dünya teslimiyet içinde seyretti. Tek süper güç yardım etmem dedi. ABD’li yetkililer, acımasız bir şekilde, şehrin düşeceğini söylediler. Yine de küçük bir grup Kürt savaşçı haftalarca direndi. IŞİD’e karşı ABD öncülüğündeki koalisyon, önce yüzeysel hava saldırıları, sonra da gündelik saldırılarla yardım etmeye başladı. Ve Ocak ayı itibariyle, günümüzün Stalingrad’ı adı verilen ve Kürtlerin zafer kazandığı nefes kesici bir dönüş yaşandı. Okumaya devam et “Amerika’nın IŞİD karşıtı savaşta en iyi müttefikleri, Bronx doğumlu bir liberter sosyalistten ilham alıyor”

Kürt Direnişini Anlamak: Tarihsel bir Bakış ve İzlenimler – CrimethInc. Ex-Workers’ Collective

zaferbarikati1370

Yazı, imzasız olarak (kolektif adına) CrimethInc. Ex-Workers’ Collective sitesinde yayınlanmıştır.

Yakın tarihe dek Batı’da pek az kişi, Kürtlerin devrimci tarihlerini bilmek bir yana adlarını bile ancak duymuştu. Irak ve Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) karşı verdikleri savaşla tüm bakışların üzerine çevrildiği Kürtler, hem ana akım yaygın medyanın hem de dünya çapında radikaller ile devrimcilerin epey dikkatini celp etti. Okumaya devam et “Kürt Direnişini Anlamak: Tarihsel bir Bakış ve İzlenimler – CrimethInc. Ex-Workers’ Collective”

Bugün radikal politikanın kökenleri – Zygmunt Bauman

bauman-510x340Çeviri: Serap Güneş

Kredili yaşamlar

Bu bölüm, mevcut küresel krize radikal alternatifler oldukları söylenenlerin aslında hiç de radikal olmadıklarına dikkat çekerek günümüzde radikal politikanın ne olduğu sorusunu yanıtlamaktadır. Radikal değiller, çünkü sorunun köklerine, yani esasen belirli bir yaşam tarzına olan bağımlılığımız meselesine inmiyorlar.1 Okumaya devam et “Bugün radikal politikanın kökenleri – Zygmunt Bauman”