Yeni Dünya Düzensizliği – Tarık Ali

Tariq Ali

17 Nisan 2015, LRB*

30 yıl önce Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Güney Amerika diktatörlüklerinin dağılması ile birlikte çoğu insan, baba Bush ve Thatcher tarafından vaat edilen ‘barış payı’nın (peace dividend) sonunda gerçekleşeceğini umuyordu. Nerdeeee? Onun yerine kesintisiz savaşlar, ayaklanmalar, hoşgörüsüzlük ve dini, etnik ve emperyalist, her türden köktencilikle karşı karşıya kaldık. Batı dünyasının gözetleme ağlarının ifşa olması, demokratik kurumların olması gereken şekilde işlemediği ve (beğensek de beğenmesek de) demokrasinin alacakaranlık döneminde yaşadığımız duygusunu kuvvetlendirdi. Okumaya devam et “Yeni Dünya Düzensizliği – Tarık Ali”

Yunanistan’ın kaderine dair 11 melankolik madde – Alain Badiou

BN-KJ230_grpart_M_20150918054439

İngilizcesinden Çeviren: Serap Güneş

Yunanistan’da Temmuz ayında yapılan referandumdan çıkan ‘Hayır’ sonucunun ardından, filozof Alain Badiou, yeni bir sürecin başlangıcına dair umutlarını ifade etmişti. Alexis Tsipras’ın istifasından birkaç saat sonra ise, Yunan başbakan ve danışmanlarının, ‘benzersiz’ bir siyasi fırsatı kaçırdıklarını söyledi. Okumaya devam et “Yunanistan’ın kaderine dair 11 melankolik madde – Alain Badiou”

Alexis Tsipras’ın Anti-Politikası – Stathis Kouvelakis

Alexander-Tsipras

Syriza liderliği başka bir alternatif olmadığını iddia ederek esasında politikanın kendisini inkâr etmiş oldu.

Yeni memoranduma evet oyu veren hükümet ve Syriza parlamento grubu çoğunluğu, yalnızca sol politikaya değil, tümden politikaya elveda demiş oldu. Hükümet bu tercihi yaparak sadece Syriza programını kenara atmakla kalmadı, Yunan halkına verdiği söze de ihanet etti. Okumaya devam et “Alexis Tsipras’ın Anti-Politikası – Stathis Kouvelakis”

Yunanistan: Mücadele Devam Ediyor – Stathis Kouvelakis ile mülakat (Jacobin)

photo1Çeviri: Serap Güneş, Işık Barış Fidaner

Anahtar Noktalar

Hükümet kendisini referandumun havasına kaptırdı.
Sol Avrupacılık ideolojisi felç edici oldu.
Grexit’e hazırlıksız kalmak bilinçli bir tercihti.
Hükümette iki ana kamp var.
“Hayır” kampanyası sınıfsal temelliydi.
Tsipras oylama sonrasında bitmiş muhalefeti yeniden diriltti.
Sol Platform’un planı kalıp Syriza’yı almak için savaşmak.
Syriza liderliği partide tasfiye istiyor.
Yeni anlaşma bugüne kadarki en berbat olanı.
Bunu nasıl bir direnişin takip edeceği bilinmiyor.
Syriza’nın solu bazı hatalar yaptı.
Ancak parti içinde çalışmak hata değildi.

Syriza hükümeti ile kreditörler arasındaki son anlaşma, Yunanistan’daki gelişmeleri takip eden Sol’daki birçoklarını şok etti. Bu bir politik evrenin sona erdiğinin işareti.

Bu mülakatta, Jacobin editörlerinden Sebastian Budgen, partideki Sol Platform’un önde gelen üyelerinden biri olan Stathis Kouvelakis ile son gelişmeleri, beklentilerin hangi ölçüde gerçekleştiğini veya boşa çıktığını ve partinin radikal kanadı açısından sonraki adımları değerlendiriyor.

Kouvelakis, bu fırsatı, Sol Platform’un stratejisinin bilançosunu, işlerin daha farklı yapılıp yapılamayacağını ve daha genel bir sol rekompozisyon için ne gibi arayışlar olabileceğini kapsamlı bir şekilde değerlendirmek için kullanıyor. Okumaya devam et “Yunanistan: Mücadele Devam Ediyor – Stathis Kouvelakis ile mülakat (Jacobin)”

AB Yunanistan’da el altından darbe tezgahlıyor – Robert H Wade (FT)

darbeGideon Rachman’ın, Yunan müzakerelerinde iki tarafın hedef ve taktiklerine dair yaptığı analiz [“Four games that Greeks may be playing” (Yunanların oynuyor olabileceği dört oyun), 16 Haziran], James Putzel’in mektubunda [“Nothing less than a debt writedown can save Greece” (Yunanistan’ı kurtarmaya borç azaltmadan aşağısı yetmez), bu da 16 Haziran] ipucu verilen akla yatkın hipotezi ıskalıyor.

Bu hipotez şu: Avrupa Komisyonu-Avrupa Merkez Bankası-IMF’in (Trokya) Grexit’ten kaçınmak istedikleri ve bu seçeneğin önüne geçmek için yeterli desteği sunmaya hazır oldukları.

Ancak Troyka, Tsipras hükümetinin – ve Avrupa’daki diğer tüm “aşırı sol” görünen hükümetlerin – yerini, büyük devletlerle daha uyumlu bir hükümetin almasını da istiyor.

Dolayısıyla Yunanistan’ın Büyük Buhran’ını aşmasını sağlamaya yetecek desteği vermeye (örneğin borç azaltma şeklinde) hazır değil. Buhranın, Syriza’nın seçmen tabanını, “daha gerçekçi” bir hükümeti iktidara taşıyacak noktaya dek aşındırmasını umuyor.

Bu, orduya gerek kalmaksızın el altından darbe yapma stratejisidir. Bunun, Avrupa’nın dört bir yanında protestolara neden olması gerekir.

Robert H Wade, Politik Ekonomi Profesörü, London School of Economics, Londra

Serap çevirdi

Almanya’nın Yıkıcı Öfkesi – JACOB SOLL

15Soll-superJumbo15 Temmuz 2015

Yunanistan’ı Avro Bölgesi içinde tutabilecek bir anlaşmaya nihayet ulaşılabildi. Sonuçtan çok az kişi memnun. Yunanların nasıl aşağılanmış hissettiklerine dair epeyce şey duyduk. Fakat Alman öfkesi konusunda pek bir şey duymadık ve biliyoruz ki öfkeliler. Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble’nin Cumartesi gecesindeki müzakerelerde bağırmaya başladığı söyleniyor. Hem Fransa hem de İtalya Yunanistan’a ciddi borçlar vermiş durumda, ama hiçbiri Yunanistan’a açıktan düşmanlık sergilemedi. O zaman Almanya neden böyle öfkeli? Okumaya devam et “Almanya’nın Yıkıcı Öfkesi – JACOB SOLL”

Syriza merkez komitesi çoğunluk üyeleri, Brüksel anlaşmasını reddediyor

Riot police stand amongst the flames from exploded petrol bombs thrown by a small group of anti-austerity demonstrators in front of parliament in Athens, Greece July 15, 2015. REUTERS/Yannis Behrakis

Syriza merkez komitesi çoğunluk üyeleri, Brüksel anlaşmasını reddediyor – Tsipras partinin kontrolünü yitirdi.

Syriza merkez komitesi çoğunluğu tarafından 15 Temmuz 2015 tarihinde kaleme alınmıştır

201 üyeli Syriza merkez komitesinin 109 üyesi, bir darbe olarak tanımladıkları Brüksel anlaşmasını reddediyor ve Syriza tarafından kabul edilemeyeceğini söylüyorlar. Tsipras partinin kontrolünü yiritmiş durumda. Çoğunluk açıklamasını aşağıda sunuyoruz:

SYRIZA MERKEZ KOMİTESİ ÇOĞUNLUK ÜYELERİ ANLAŞMAYI REDDETMEKTEDİR!

201 Syriza Merkez Komitesi üyesinden 109’u tarafından imzalanan AÇIKLAMA

Brüksel’de 12 Temmuz günü, Avrupalı liderlerin, neoliberal aşırı kemer sıkma modelinden farklı, başka bir yol tasavvur eden bir halkı, ibretlik bir şekilde cezalandırma amacını gösteren bir darbe gerçekleşti. Bu darbe, demokrasinin ve halk egemenliğinin tüm veçhelerine karşı gerçekleştirilmiştir.

”Kuruluşlar” ile imzalanan anlaşma, ekonomik boğazlama tehditlerinin sonucudur ve ülkemize ve halkımıza tiksindirici ve aşağılayıcı vesayet koşulları dayatan yeni bir Muhtıra anlamına gelmektedir.

Yunan tarafına boğucu baskılar yapıldığının bilincindeyiz, yine de emekçi halkımızın referandumdaki onurlu HAYIR oyunun, hükümete kreditörlerin baskıları karşısında teslim olma izni vermediğini düşünüyoruz.

Bu anlaşma, Sol’un görüş ve ilkelerine uygun değildir ancak her şeyden önce, emekçi sınıfların ihtiyaçlarına uygun değildir. Bu önerge, Syriza üyeleri ve kadrolarınca kabul edilemez.

Merkez Komite’den derhal duruma müdahale etmesini istiyor ve üyelerimizi, kadrolarımızı ve Syriza milletvekillerini, konferans kararları ve programatik bağlılıklarımız temelinde partinin birliğini muhafaza etmeye çağırıyoruz.

Atina, 15 Temmuz 2015

Serap çevirdi

Yunanistan, Güneye Bakan bir Aynadır – Ryan Harvey

Greece_featured-800x480

Çeviri: Serap Güneş

13 Temmuz 2015

TeleSur

Kapağı biraz aralayacak olursanız, Almanya ve Troyka’nın Yunanistan’a yapmakta oldukları şeyin, 60’ların sonunda IMF gibi kuruluşları neoliberal projenin enstrümanları haline getiren “Washington Konsensüsü” ile paralel olduğunu görürsünüz.

O zamandan beridir bu güçlerin Küresel Güney’e yaptığı şey bu.

Yunanistan’da gördüğümüz ve ‘borç krizi’ olarak adlandırılan şey, küreselleşen kapitalizmin her zamanki işleyişinden başka bir şey değil. Kriz, küresel kapitalizmin döngüsel, öngörülebilir bir parçası ve finansal kapitalizmin mevcudiyeti için gerekli bir işlev yerine getiriyor. Bunu küresel borç verenler de biliyor; tüm stratejileri bunun etrafına kurulu. Okumaya devam et “Yunanistan, Güneye Bakan bir Aynadır – Ryan Harvey”

Yunanistan’ın sorunu sadece trajedi değil, asıl sorun yalan – John Pilger

627303-john-pilgerÇeviri: Serap Güneş

Yunanistan, tarihî bir ihanetle karşı karşıya. Yunan seçmenlerin iradesini kenara atan Syriza hükümeti, geçtiğimiz haftaki ezici “Hayır” oyunu göz göre göre hiçe sayarak, kapalı kapılar ardında, uğursuz bir yabancı kontrolü ve dünyaya bir ihtar anlamına gelen “kurtarma paketi” karşılığında bir sürü baskıcı, yoksullaştırıcı önlemi kabul etti.

Başbakan Alexis Tsipras, kamu bütçesinden en az 13 milyar avroluk bir kesinti önergesini – Yunanistan nüfusunun ezici çoğunluğu tarafından 5 Temmuz referandumu ile reddedilmiş “kemer sıkma” rakamlarından 4 milyar avro daha yüksek – parlamentoya getirdi. Okumaya devam et “Yunanistan’ın sorunu sadece trajedi değil, asıl sorun yalan – John Pilger”

DWN: Anlaşma AB’nin siyasi birliğinin sonu

Deutsche Welle Haber: Avrupalı kreditörler Yunanistan’la bir anlaşmaya vardılar ama siyasi birliğin önceki haliyle devamı söz konusu değil. AB bölünecek, nihai bozgun artık sadece bir zaman meselesi.

Birçok uluslararası gözlemci, AB zirvesini “Yunanların aşağılanması” olarak adlandırdı. Birliğin tarihindeki en uzun görüşmelerde, AB’nin bir zamanlar bayraktarlığını yaptığı tüm değerler yok oldu.

DWN’ye göre bu, karşılıklı güvene ve demokratik prensiplere dayanan siyasi bir birlik olan AB’nin önceki haliyle sonu. Demokrasi artık marjinal bir fenomen haline geliyor. ‘Güçlü’ devletler artık ‘zayıf’ olanlara daha önce hiç yapılmamış bir şekilde ültimatomlar veriyor.

Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz Pazartesi günü, “Avro Grubu ve Yunanistan Yunan borç krizini çözecek bir anlaşmaya ulaşamazsa, Avro Bölgesi’nin geleceği tehlikede olabilir” dedi.

Pazar günü, Yunanistan ve Avro Bölgesi liderlerinin en sonunda, gereken reformları hayata geçirmesi halinde, Yunanistan’ın önümüzdeki üç yıl içinde 86 milyar avro alabileceği bir anlaşmaya varabildikleri haber geldi.

Ancak dayatılan ekonomik politikalar Yunan ekonomisini yıkıma uğratacak. Birçok tasarruf sahibi parasını kaybederken, Yunan bankaları kısmen çökecek. Kemer sıkma politikası son beş buçuk yılda bir işe yaramadı ve şimdi de işe yaraması muhtemel görünmüyor, DWN’ün yorumuna göre.

Avro Bölgesi ülkeleri açısından bunun dramatik sonuçları olacak. Yunan bankacılığında panik, saniyeler içinde Avrupa bankacılığında kontrol edilemez bir paniğe dönüşebilir. Ülkeler kendi bencil çıkarları doğrultusunda hareket ederken AB’nin dayanışması da ortadan kalkıyor. Üye ülkelerin bir bütün olarak Birliğin çıkarı yerine kendi çıkarları doğrultusunda hareket edeceği mülteci krizi, AB’nin bir sonraki hezimeti olabilir, makaleye göre.

DWN’ye göre, Angela Merkel ve Wolfgang Schäuble, bir gecede AB’yi artık güvenin değil çıplak korkunun bir arada tuttuğu bir varlığa dönüştürdüler.

Yunanistan’la anlaşmanın imzalanması ile birlikte, AB için kâbus başladı. Avrupa’da hayat artık sözleşmelerle değil, orman kanunlarıyla belirlenecek, gazetenin yorumuna göre.

Kaynağın kendisine ulaşamadım, özetleyen Sputnik News

Serap çevirdi