Hollanda’da parti bölen “Türk kuruluşları” tartışması – Servaas van der Laan

diyanet.jpg

ISN kuruluşun faaliyetlerini ayrıntısıyla inceleyebileceğiniz kapsamlı bir yıllık raporunu çevrimiçi sunuyor ama bunda finans meselesinden hiç bahsedilmiyor. Diyanet Ankara tarafından finanse ve kontrol edilmesine rağmen, birçok yerel cami derneği belediyelerden mali yardım alıyor. Örneğin PVV Gelderland’ın bir raporuna göre, Barneveld’deki Ulu Camii 103.000 avro yardım almış. Ama Diyanet bu kamusal paraya ne olduğu konusunda da şeffaf olamıyor.

2014 yılı sonlarında, PvdA içinde iki Türk Hollandalı milletvekili ile partinin geri kalanı arasında Hollanda’daki Türk kuruluşları konusunda bir tartışma yaşandı. Söz konusu bu kuruluşlar hangileri ve tam olarak ne yapıyorlar? Continue reading “Hollanda’da parti bölen “Türk kuruluşları” tartışması – Servaas van der Laan”

Reklamlar

Tabu içinde tabu: Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunda ‘Ermeni sermayesinin’ kaderi – Bedross Der Matossian

10571947_579728508829448_1163951449376279408_o
Fotoğraf: Tokat’ın önde gelen Ermenileri eğlenirlerken
Tokat Ermeni Ekonomisi (2)
19. yüzyılda Tokat’ta ticaret Ermenilerin elinde bulunuyordu. Öyle ki hiç kuşku bile duymadan Tokat’ta ekonomik hareketin lider konumundaki başlıca yöneticilerinin Ermeni olduklarını söyleyebiliriz. Ticaret ve seyyar satıcılık, attarlık (aktar da deniliyor) ya da az sayıda veya toptan malların ithalatı ve ihracatıyla uğraşan, şehrin ekonomik yaşamını etkilemekle göze çarpan başlıca ticaret evleri tümden Ermenilere aitti.
1887’de ticaretle uğraşanların önde gelenlerinden Dikran Çıknavoryan, Özel Nersesyan Erkek Okulu’nun kurucusuydu.
1895’te Tokat’ın manifatura ithaliyle uğraşan Ermeni büyük ticaret evleri şunlardı:
İbranosyan kardeşler
Kevork ve Hagop Papazyan kardeşler 
Mardiros Zartaryan 
Karatavukyan
H.Keçeciyan ve evlatları
Diğer bazı malların Hırdavat ticaretiyle uğraşanlar:
Mardiros Kesdekyan ve şirketi
Garabed Taşçıyan 
Karnig Narikyan
Hagop Peyniryemezyan 
Meşhur bakır satıcıları ise:
Mardiros Abdalyan 
G.Gorgodyan
Abdalyan kardeşler ve Şişmanyan kardeşler büyük ticaret evleri, yazma üretiminin hammaddesi olarak toptan tülbent ithali yapıyordu.
Hacı Garabed Asdvadzaduryan yazma üretiminin en meşhur ticaret eviydi.
Ancak ihracat alanında İbranosyan’ların benzeri olarak en büyüğü, taşranın değişik yerleşim yerlerinde de temsilcilikleri olan Gülbenkyan şirketiydi ve onun Tokat’taki temsilcisi Ğazaryan Hacı Ağa bölgede üretilen afyonu en çok satın alan olup, hemen tüm ürünü İstanbul’a yollamaktaydı.
En modern ve kusursuz çalışan aletlerle donanmış un fabrikasının sahibi Daniel Çamkertenyan’ın firması da ticari ve üretim kurumu olarak bilinenlerdendi.
Kaynak: Khaçatur Dadayan Arevmedyan Hayastan
XV. Yüzyıldan 1915 Günümüz Türkiye’sinde Ermenilerin Ticari -Ekonomik Faaliyet. Kaynak

‘Siyasi argümanın yanı sıra… Almanlar tarafından moral olarak desteklenen güçlü bir ekonomik argüman da söz konusuydu: Ermenilerin ekonomik üstünlüğünü sona erdirmek, dolayısıyla piyasaları Türkler ve Almanlar için temizlemek.’ (Adıvar 1926: 386)

Giriş

Genel olarak Osmanlı İmparatorluğu, özel olarak ise Ermeni Soykırımı üzerine tarih yazımında marjinal kalmış konulardan biri, 1. Dünya Savaşı sırasında ‘Ermeni sermayesinin’ başına ne geldiği meselesidir.* Osmanlı tarihçileri çoğu zaman Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğu’nda ekonomi alanında sarraf, banker, tüccar ve sanayici olarak ulaştıkları büyük başarıları vurgulamışlardır. Ancak bir bilim insanı ‘Ermeni sermayesinin’ İmparatorluktaki kaderini incelemeye veya sorgulamaya başladığında, hemen siyasi veya milliyetçi bir gündemi olduğundan şüphelenilir. Bu nedenle bilim insanları, ‘kafesteki aslanı’ öfkelendirmemek için genellikle bu ‘hassas’ meseleyle uğraşmaktan kaçınırlar veya ‘mayın tarlasında dolaştıkları’ için meslektaşları tarafından marjinalleştirilirler.1 Dolayısıyla, bilim insanları daima Osmanlı tarihinin sosyal ve ekonomik boyutu üzerine hassas olmayan meseleleri seçmeye çalışırlar. Yine de, örneğin 18. yüzyıl İstanbul’unda fahişeliği veya 19. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu’nda salgınları tartışmak meşru araştırma konuları sayılırken, ‘Ermeni sermayesinin’ kaderini sorgulamanın neden sorunlu ve hassas sayıldığı sorusu ortada duruyor. Ermenilerin İmparatorluk ekonomisine katkılarının ve ardından 1. Dünya Savaşı sırasında ‘Ermeni sermayesinin’ imha edilişinin tarihi, hem Osmanlı İmparatorluğu hem de modern Türkiye tarihini ilgilendiren normal ve meşru bir konu olarak tartışılmalıdır. Continue reading “Tabu içinde tabu: Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunda ‘Ermeni sermayesinin’ kaderi – Bedross Der Matossian”

Washington’ın Efrin aritmetiği – Seth J. Frantzman

Türkiye destekli Suriyeli muhaliflerin Suriye’nin kuzeybatısındaki Efrin şehrini istila ettiği gün çekilen fotoğraflardan hangisi daha sembolik, karar vermek güç. Kürtler Efrin’den kaçarken Arap ve Türk güçleri yerel yönetim binasına Türk bayrağı astılar ve Kürtlerin mitolojik kahramanı Kawa’nın heykelini devirdiler.

Elinde kılıç benzeri devasa bir bıçakla tekbir getiren bir adamın fotoğrafı en çarpıcı olanı gibi. Türkiye ile müttefiki Suriyeli muhalif güçlerin düzenlediği iki aylık Efrin operasyonunun en önemli sonucunun ne olduğunu söylemek zor ama bu çatışmanın arka planı şu sekiz maddede özetlenebilir: Continue reading “Washington’ın Efrin aritmetiği – Seth J. Frantzman”

Efrin’den Guta’ya – G. M. TAMÁS

Screen Shot 2018-03-04 at 20.01.06
Cindires’e yürüyen Efrin halkı, Foto: Ruhenda Amed

Evet, elbette hepimiz öfke doluyuz, inanamıyoruz, dehşet ve utanç içindeyiz: Uluslararası devlet sisteminin ölümü ve çürüyüşü, akla hayale sığmayacak eza ve cefalara sebep oluyor. Herkes UNICEF’in sözsüz açıklamasını görmüştür herhalde: ne gördüklerini ve ne hissettiklerini ifade edecek sözcük bulamamışlar. Continue reading “Efrin’den Guta’ya – G. M. TAMÁS”

Dünyanın dört bir yanından aydınlar Türkiye’nin Efrîn işgaline karşı çıkıyor (Yeni Özgür Politika)

Dünyanın dört bir yanından aydınlar Türkiye’nin Efrîn işgaline karşı çıkıyor. Uluslararası PEN Başkan Yardımcısı Lucina Kathmann’ın da aralarında bulunduğu yazar, tarihçi, dil bilimci gazetemize yaptıkları açıklamalarla Efrîn işgaline tepki gösterdi.

Dünyanın en ilerici demokrasisinin Türkiye tarafından boğazlanmasına izin vermeyelim – Rahila Gupta

Safe_Afrin.jpg

Kuzey Suriye’deki Afrin şehrinin, Türkiye ve ÖSO tarafından, Suriye iç savaşı açısından tehlikeli bir dönüm noktası olan işgalinin daha üçüncü haftasındayız ama operasyon gazetelerin manşetlerinden ve televizyon haberlerinin gündeminden düştü bile.

Her gün katlanarak artan sivil ölümleri, yaralı kadın ve çocukların, yerle bir edilmiş binaların fotoğrafları insanları harekete geçirmeye yetmiyor. Fakat merhamet yorgunluğu anlaşılmaz bir insani durum değil, yıkım görüntülerine doğru düzgün bir içerikten yoksun şekilde maruz bırakılmanın sonucu. Continue reading “Dünyanın en ilerici demokrasisinin Türkiye tarafından boğazlanmasına izin vermeyelim – Rahila Gupta”

Afrin Restleşmesi: Türkiye’nin Suriye Kürtlerine saldırısı ülkenin en demokratik ve çoğulcu gücünü tehdit ediyor – Meredith Tax

DUHZ0t0W0AEc9BP

Bu şartlar altında bir tampon bölge Türkiye’nin güvenlik kaygılarını ortadan kaldırmaya zaten yetmeyecektir. Aslında, kendi Kürtlerini bir varoluş tehdidi yerine haklara sahip vatandaşlar olarak görmeyi istemediği müddetçe Türkiye’nin güvenlik kaygılarını hiçbir şey gideremez. Burada, siyasi amaçlarla körüklenip istismar edilen derin irrasyonel fobiler içindeki bir Erich Fromm ülkesi ile karşı karşıyayız.

Geçtiğimiz hafta Türkiye, IŞİD’e karşı mücadele devam ederken bile bu saldırıyı provoke edecek hiçbir şey yapmamış olan Suriye’deki Kürt kantonu Afrin’e karşı hava kuvvetlerini kullanarak Suriye savaşında yeni bir cephe açmış, Türkiye’nin ABD ile halihazırda hassas olan ilişkilerini daha da tehlikeye atmış ve cihatçıların Kürtlere saldırısına yeşil ışık yakmış oldu. Continue reading “Afrin Restleşmesi: Türkiye’nin Suriye Kürtlerine saldırısı ülkenin en demokratik ve çoğulcu gücünü tehdit ediyor – Meredith Tax”

Arap ülkeleri arasındaki kriz Afrika Boynuzu’ndaki gerilimleri körüklüyor – Rashid Abdi

Qatari Emir Sheikh Tamim bin Hamad al-Thani inspects a guard of honor upon arriving at the Bole International Airport during his official visit to Ethiopia's capital Addis Ababa

Körfez krizi ve Afrika Boynuzu’nda askeri üsler için girişilen yarış, çatışma tetikleme riski içeren bölgesel gerilimleri şiddetlendiriyor. Bu soru-cevap makalesinde, Uluslararası Kriz Grubu’nun Afrika Boynuzu Projesi Direktörü Raşit Abdi, Boynuzu Körfeze bağlayan karmaşık ilişkiler ağını ele alıyor.

Körfez krizi, Afrika Boynuzu’ndaki güvenlik ve istikrarı nasıl etkiliyor?

Körfez ve Boynuz, ortak tehdit ve hassasiyetlerle—silahlı çatışma; uluslararası cihat; korsanlık, insan ticareti ve para aklama dahil organize suç—karşı karşıya olan birbiriyle iç içe bölgeler. Şu anki kriz, tarihsel olarak çatışmaya eğilimli, ya iç silahlı çatışmaya batmış ya da halen çatışma sonrası hassas toparlanma evresinde olan, büyük kısmı siyasi istikrarsızlık içindeki Afrika Boynuzu için zor bir momentte geliyor. Körfez’deki karmaşa, hükümetleri ya Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ya da Katar (ve dolaylı olarak Türkiye) ile saflaşmaya zorladığından, bölgede zaten tehlikeli bir boyut alan militarizasyonu daha da artırdı. Bunun istikrarı ciddi şekilde bozan, yeni bölgesel bölünmelerin tohumunu eken ve eski düşmanlıkları tetikleyen etkileri var. Continue reading “Arap ülkeleri arasındaki kriz Afrika Boynuzu’ndaki gerilimleri körüklüyor – Rashid Abdi”

Ortadoğu’da güç kaymasının kaybedeni Türkiye – Nick Butler

Mideast-Egypt-Taksim-_Horo-e1471701411884-640x400

Doğu Akdeniz’deki son doğalgaz keşifleri Mısır’ı bölgede enerji ticaretinin merkezine koyuyor. Bu tablonun kaybedeni ise Türkiye.

Büyük bir yeni gaz sahasının işletilmeye başlaması ile birlikte Mısır’ın enerji piyasası değişiyor. 18 ay içinde kendine yeterlilik sağlanmış olacak. Ülke yeniden ihracatçı konumuna gelerek batı ve doğu pazarlarını birbirine bağlayan ideal konumu ile bölgedeki en önemli ticaret merkezlerinden biri olma rolüne dayanabilir.

Coğrafya kaderdir. Bir devletin fiziki konumu onun fırsatlarını ve potansiyelini belirler. Örneğin Kürdistan, dört yanı karayla çevrili olmayıp denize kıyısı olsaydı çoktan bağımsız bir ülke olmuştu. Mısır’ın fırsatı ise kendisini doğalgazda yükselen uluslararası ticaretin kesişme noktasında bulması. Continue reading “Ortadoğu’da güç kaymasının kaybedeni Türkiye – Nick Butler”

ABD ulusal güvenlik danışmanı: Katar ve Türkiye radikal ideolojinin yeni sponsorları – Joyce Karam

trump_national_security_advisor_50566

General HR McMaster, Katar ve Türkiye’nin aşırılıkçı ideolojiye sponsorluk yapma ve fon sağlama konusundaki “yeni rollerini” eleştirdi.

ABD ulusal güvenlik danışmanı General HR McMaster, Salı günü yaptığı açıklamada, Katar ve Türkiye’nin aşırılıkçı ideolojiye sponsorluk yapma ve fon sağlama konusundaki “yeni rollerini” eleştirdi ve Türkiye’nin Batı ile artan sorunlarını Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yükselişine bağladı.

Washington’daki Policy Exchange kuruluşunun ev sahipliğini yaptığı etkinlikte Britanyalı mevkidaşı Mark Sidwell ile basın önüne çıkan McMaster, ABD Başkanı Donald Trump’ın yeni ulusal güvenlik stratejisini Pazartesi günü açıklayacağını duyurdu.

Stratejinin ABD açısından hayati dört stratejik çıkara dayalı olacağını ekleyerek bunları şöyle sıraladı:

  1. ABD anayurdunun ve yurttaşlarının korunması
  2. Amerikan refahının geliştirilmesi
  3. Barışın güç ile korunması
  4. Amerikan nüfuzunun artırılması

Continue reading “ABD ulusal güvenlik danışmanı: Katar ve Türkiye radikal ideolojinin yeni sponsorları – Joyce Karam”