Katar-Körfez didişmesini körükleyen korkular – Rami G Khouri

_96348261_katar

BAE ve Suudi liderliği, Katar’ı kendi bölgesel değişim korkularının günah keçisi yapmaya karar vermiş görünüyor.

12 Haziran 2017

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin küçük komşuları Katar’ı ortaçağa özgü bir kuşatma ile boğma yönünde aldıkları bir haftayı geçen kararın merkezinde tek bir kritik soru var: Suudi ve Emirlik liderlerini Katar’ı dış politikasını ve medya politikasını değiştirmeye ve tamamen onların taleplerine boyun eğmeye mecbur etmek için bu sert adımları atmaya iten korkular ve sıkıntılar neler? Continue reading “Katar-Körfez didişmesini körükleyen korkular – Rami G Khouri”

Vijay Prashad yazdı: Katar-Suudi kavgası ve Türkiye’nin rolü

_96357702_gettyimages-521106466-1

Trump’ın Katar’la gereksiz kavgası Amerikan çıkarlarına zarar verecek ve IŞİD’i güçlendirecek

Her şey Suudilerin sırtını sıvazlamak için

AlterNet

Çeviri: Yakov Petroviç

Suudi Arabistan ve diğer altı ülkenin Katar’la ilişkilerini kestiğine dair haberler gelince Katar dışişlerinden emekli bir tanıdığımı aradım. “Bu karmaşayla ilgili ne düşünüyorsun?” diye sordum. Konuşmaya isteksizdi. “Bir Suudi işgalinden endişe ediyorum,” dedi. İlk reaksiyonum, abarttığını düşünmekti. Bildiğimiz gibi Suudi Arabistan 2013’de eski Katar Emirini (Hamad bin Khalifa al-Thani) tahttan çekilmeye ve yönetimi şimdiki Emir olan oğluna (Tamim bin Hamad al-Thani) bırakmaya zorlamıştı. Suudi Arabistan ve bu çok küçük komşusu arasındaki gerilim uzun zamandır biliniyordu ve her seferinde de çözülmüştü. Neden şimdi bir işgal korkusu olsun? Continue reading “Vijay Prashad yazdı: Katar-Suudi kavgası ve Türkiye’nin rolü”

Rusya ve intermarium – Robert D. Kaplan

Section-5

Marco Polo’nun dünyasına geri dönüş ve ABD askeri yanıtı (5)

RUSYA VE İNTERMARİUM

Avrupa artık Soğuk Savaş Sonrası dönemde olduğu gibi jeopolitik olarak Rusya’dan korunmuyor. Akdeniz Havzası Müslüman göçü yoluyla yüzlerce yıldır ilk kez gerçekten birleşmiş hale geldiğinden, Avrupa Levant’tan ve Kuzey Afrika’dan da korunmuyor. Dolayısıyla, bölgeler üst üste düştüğünden ve bir şehir veya kasaba ve onu çevreleyen kır ile sınırlı bir anayurt anlamında dahi çok daha belirsiz tanımlandığından “Doğu”nun belirli bir yerden başlamadığı, Yüksek Orta Çağ’ı hatırlatan çok daha eski bir kartoğrafyaya geri dönmüş durumdayız.

Tüm bu karmaşa ve kıyametin kuzeyinde, ortaçağdaki çarlarının, Napolyon ve Hitler’den çok önce İsveçlilerin, Lehlerin ve Töton Şövalyelerinin işgaliyle yüz yüze kalmış ve bu yüzden Moğollarla ittifak yapmayı seçtiği sırada bile, Doğu Ortodoks yetkisi Avrupa’yı bugün olduğu hale getiren tarihsel çağların (Rönesans ve Aydınlanma) parçası olmamış olan Rusya var. Vladimir Putin’in Avrasyacılığının bu geçmişte derin kökleri var ve dolayısıyla “imparatorluk Rus devletinin varsayılan seçeneği”. Putin, 17. yüzyıl ortasında Kiev Rusya’sının (yani Ukrayna) ortaçağdaki kalbine doğru güneye çarcı emperyal genişlemenin, Rusya’nın nihai düşmanı Lehistan-Litvanya Birliği’nin erken çözülüşünü getirerek büyük yarar sağladığını biliyor. Stalin de bu hikayeyi iliğine kadar biliyordu ve bu nedenle Rusya’yı gerçek ve algılanan tehditlere, özellikle de Orta ve Doğu Avrupa’dan gelenlere karşı korumak için sözde devrimci emperyal bir paradigmayla yönlendiriliyordu. Ve Ortadoğu Orta-Doğu Avrupa ile bitişik olduğundan, anarşisi Putin’in artık görmezden gelemediği bir şey, özellikle de Rusya’nın bitişik Kafkaslardaki çıkarları düşünüldüğünde. Bu nedenle, Putin Büyük Ortadoğu ve Orta-Doğu Avrupa’ya bakıyor ve tek bir bölge görüyor. Rusya’nın kendi Avrasya coğrafyası bu realizasyona uygun. Continue reading “Rusya ve intermarium – Robert D. Kaplan”

İdlib’deki El Kaide hakimiyeti gizli çekim görüntülerle belgelendi

Screen Shot 2017-05-20 at 23.45.33

Arapça yayın yapan Dubai merkezli Al Aan televizyonu muhabiri Jenan Moussa, 15-16 Mayıs gecesi sosyal medya platformu Twitter’dan, Suriye’nin Nusra (El Kaide) kontrolündeki İdlib vilayetinde kimliklerini gizli tuttuğu üç haber kaynağının cep telefonlarıyla yaptığı gizli görüntü kayıtlarına dayanan bir video-haber paylaştı. Video-haberde, Suriye’de cihatçıların kontrolündeki bölgelerden sıkça görmeye alışkın olduğumuz kadın düşmanı ideolojinin göstergesi duvar yazıları ve billboardların yanı sıra önemli bir detay daha var: Türk devletinin Nusra ile ortak bir kontrol noktası oluşturmuş olması. Continue reading “İdlib’deki El Kaide hakimiyeti gizli çekim görüntülerle belgelendi”

Marco Polo’nun dünyasına geri dönüş ve ABD askeri yanıtı (1) – Robert D. Kaplan

Marco_Polo_Rides_The_Silk_Road
Marco Polo’nun İpek Yolu üzerinden Çin’e seyahati
Marco Polo’nun Kubilay Han’ın huzuruna varmak için kat ettiği, çöller ve dağlar dolanan 5000 millik inanılmaz seyahat güzergahı, dünyanın yarısını kapsıyor.
1. Marco Polo, babası ve amcası ile birlikte Venedik’ten denize açıldı.
2. Han’a götürmek üzere Papa Gregory X’dan bir mektup aldılar.
3. Kudüs’ten kutsal yağ aldılar.
4. Hürmüz’ü geride bırakan Polo’lar kuzeye giden bir kervana katıldılar.
5. Marco dağlarda hasta düştü. Hastalığı sırasında dağda ateşin daha az yandığını fark etti.
6. Ölümcül Taklamakan Çölü’nü aştılar.
7. Çin Seddi’nden geçtiler.
8. Kubilay Han’ın Şangdu’daki yazlık sarayına vardılar.

AVRUPA YOK OLURKEN AVRASYA KAYNAŞIYOR

Westfalya devletler sistemi zayıflarken, süperkıta [Avrasya] tek bir akışkan, ele gelir ticaret ve çatışma birimi haline geliyor ve eski, emperyal miraslar – Rus, Çin, İran, Türk – öne çıkıyor. Orta Avrupa’dan etnik-Han Çin merkezine kadar her kriz, artık birbiriyle bağlantılı. Artık tek bir savaş alanı var.

Aşağıdaki analiz, bu değişime yönelik tarihsel ve coğrafi bir kılavuz.

“Bu kadar takdir ettiğim bir makaleyi okuduğum nadirdir. Gerçekten ufuk açıcı.”

– Henry Kissinger

Birinci Bölüm

BATI’NIN DAĞILIŞI

Batı medeniyeti, Soğuk Savaş dönemi ve hemen sonrasında eriştiği jeopolitik özlük ve ham güç düzeyine tarihte daha önce hiçbir zaman erişmemişti. Yarım yüzyıldan uzun bir süre boyunca, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) binyıllık bir politik ve moral değerler geleneğini – kısaca Batı – sağlam bir askeri ittifak halinde yoğunlaştırdı. NATO, her şeyden önce kültürel bir fenomendi. Manevi kökenleri Yunan ve Roma felsefi ve idari miraslarına, erken Orta Çağlarda Hıristiyanlığın ortaya çıkmasına, Amerikan Devrimi’nin fikirlerini doğuran 17. ve 18. yüzyıl Aydınlanmasına kadar gidiyor. Elbette, Batı’nın kilit ulusları Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında ittifaklar halinde birbirleriyle savaştılar ve bu olağanüstü şartlar NATO’nun daha güvenli ve detaylandırmış yapılarının habercisi oldu. Bu yapılar, netice itibariyle, kıta çapında bir ekonomik sistemle desteklendi ve Avrupa Birliği’nde (AB) nihayetlendi. AB, NATO’ya içkin değerlere hem siyasal destek sağladı hem de gündelik içerik kazandırdı. Bu değerler genel olarak keyfi cezalandırmaya karşı hukukun üstünlüğü, etnik ülkeler üzerinde hukuk devletleri ve bireyin ırkı veya dini ne olursa olsun korunması idi. Demokrasinin seçimlerle ilgisi, tarafsız kurumlarla olanından daha azdır ne de olsa. Uzun Avrupa Savaşı’nın (1914-1989) bitimi, bu değerlerin zaferi oldu, komünizm en sonunda yenilmiş ve NATO ve AB, sistemlerini Orta ve Doğu Avrupa’ya, kuzeyde Baltık denizinden güneyde Karadeniz’e kadar genişletmişti. Ve bu kategorik olarak uzun bir Avrupa savaşı idi çünkü savaş dönemi mahrumiyetleri, siyasi ve ekonomik olarak, Sovyet uydu devletlerinde 1989’a dek sürdü, Batı ise Avrupa’nın ikinci totaliter sistemine, tıpkı ilkini 1945’te yendiği gibi galip geldi. Continue reading “Marco Polo’nun dünyasına geri dönüş ve ABD askeri yanıtı (1) – Robert D. Kaplan”

Marco Polo’nun dünyasına geri dönüş ve ABD askeri yanıtı (4) – Robert D. Kaplan

*Robert D. Kaplan’ın 11 Mayıs 2017 tarihli uzun makalesinin özel olarak Türkiye ile ilgili kısmının (TURKISH, IRANIAN, AND CENTRAL ASIAN POWER başlıklı bölüm) çevirisidir.

map-02-persian-and-ottoman-empire-01

Türk, İran ve Orta Asya Gücü

Türkiye’yi ordunun yönettiği Soğuk Savaş yılları boyunca biz batıdakilerin o çok takdir ettiği ve normal saydığı “dar … batı yönelimli” Türk dış politikası aslında bir sapma idi – Osmanlı emperyalizmine tövbe eden ve bu arada demokrat falan da olmayan azılı laik Mustafa Kemal “Atatürk”ün şahsına münhasır bir icadı. Jeopolitik olarak Batının işine gelen o diktatöryel Kemalist devlet, bir daha geri gelmeyecek. Ama yine de Erdoğan’ın, kendi zorlantılı otoriterliği içinde ve Anadolu’nun kendi içindeki Kürtleri boyunduruk altına alma girişiminde, bir yönüyle, tek etnikli bir Türk devleti için beyhude cebelleşen bir Kemalist olduğunu da söylemek gerek. Türkiye için Levant’ta bir kudret simsarı vizyonu dahi çok Osmanlı.

Türkiye ve İran, uzun ve kıymetli imparatorluk mirasları sayesinde, Yakın Doğu’daki en tutarlı devletler; Anadolu kara köprüsünü ve İran platosunu kapsayan doğal coğrafyaları bunu daha da kuvvetlendiriyor. Tutarlı derken şu anki rejimlerinin istikrarlı olduğunu değil, kurumlarının Arap dünyasındakine kıyasla çok daha fazla derinliğe sahip olduğunu, bu nedenle Türkiye’de 2016 yazında yaşanan darbe girişimi ve ardından gelen baskı dönemi gibi istikrarsızlıkları muhtemelen atlatacaklarını söylüyorum. Continue reading “Marco Polo’nun dünyasına geri dönüş ve ABD askeri yanıtı (4) – Robert D. Kaplan”

Erdoğan’ın Batı’nın sessizliğini satın alarak demokrasiyi terk etme planı tamamlanmak üzere – Elliot Ackerman

TURKEY-NETHERLANDS-POLITICS-ERDOGAN

foreignpolicy.com

Türkiye 16 Nisan’da anayasa referandumuna giderken, muhalif HDP’nin eşbaşkanı Selahattin Demirtaş halen tutuklu. Sesi iyice kısıldığından kendisini öyküler yazmaya vermiş. Adı “Halep Ezmesi” olan son öyküsünde anlatıcı, “Ölüm gerçekten sıradan ve normal bir şeydi de acaba biz mi abarttık onu ve olağanüstü bir hale getirdik” diye derin düşüncelere dalıyor. Türkiye’nin yaklaşan referandumunu anlamak için, 2015’deki son genel seçimleri ve Demirtaş’ın dediği gibi, şiddetin sıradanlaştığı sonraki iki yılı anlamak gerekiyor. Continue reading “Erdoğan’ın Batı’nın sessizliğini satın alarak demokrasiyi terk etme planı tamamlanmak üzere – Elliot Ackerman”

Türkiye’de Patrik seçimlerinde déjà vu: Hükümetin müdahalesi kaçınılmaz ama belirleyici değil – Hratch Tchilingirian

patrikhene

Türkiye’deki Ermenilerin 85. Patriğinin seçimi, kuşku yok ki devlet tarafından daha önce ortaya konmuş örnekleri bir kez daha doğrulayacak. Ancak sonunda, tıpkı önceki seçimlerde olduğu gibi, Ermeni toplumu, tarihi Konstantnupolis Patrikliği – veya Türkiye devletinin izin verdiği adla “Türkiye Ermenileri Patrikliği” – makamına kimin liderlik edeceği konusunda son sözü söyleyen olacak.

civilnet.am

Hratch Tchilingirian, Oxford

Özgür Politika

Türkiye’de yeni Ermeni Patriğinin seçilmesi süreci, geleneksel devlet dayatmaları, idari zorluklar ve Ermeni toplumuna yönelik keyfi muamelelerle karşı karşıya. Durum geçtiğimiz haftalarda, Patrikhanedeki üst düzey din adamlarının meseleyi bölücü bir büyük krize dönüştüren şahsi çatışmaları ve hırsları nedeniyle, daha da kötüleşti.

556 yıllık Patrikhane, Ermeni Apostolik Kilisesinin dört ana biriminden biri.

Ermeni toplumunun yaşadığı sorun Temmuz 2008’de, 52 yaşındaki Patrik Mesrob Mutafyan’a tedavisi mümkün olmayan bir hastalık tanısı konduğunda başladı. Tanı konduğunda bir süredir Surp Pirgic Hastanesinde bitkisel hayatta bulunuyordu ve o zamandan bu yana da bu durumu sürüyor. Continue reading “Türkiye’de Patrik seçimlerinde déjà vu: Hükümetin müdahalesi kaçınılmaz ama belirleyici değil – Hratch Tchilingirian”

‘Nazilik’ ile suçlanacak olan varsa Almanya değil Erdoğan’ın Türkiye’si – Robert Fisk

merkel-den-erdogan-in-nazi-soylemleri-ne-cevap-261257-5

Özgür Politika

independent.co.uk

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Angela Merkel’in Almanya’sını Nazilere benzetmesi son derece yakışıksız. Berlin’in Türk politikacıların gösterilerini yasaklaması sonrasında Almanya’da “Nazi uygulamaları” olduğunu söylemişti Erdoğan. Kendisi bunu sürekli yapıyor. Mesele sırf, İkinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa’nın Yahudilerini imhası için Almanya’nın her gün nedamet getirmesi değil. Merkel’in Ortadoğu’dan mültecilerin ülkesine girişine izin veren sıra dışı ve insancıl, üstelik kendisine siyaseten kaybettiren kararının Hitler’in suçları için en samimi pişmanlık göstergesi olması da değil. Yakışıksızlık, Erdoğan’ın kendi ulusunun İkinci Dünya Savaşı sırasında ne yapıp edip tarafsız kalmayı başarmış olmasında. Continue reading “‘Nazilik’ ile suçlanacak olan varsa Almanya değil Erdoğan’ın Türkiye’si – Robert Fisk”

Devletsiz bir demokrasi kurmak – Dilar Dirik (Roar Magazine)

Rojava_FI-1920x700

Özgür Politika

roarmag.org

“Birkaç yıl önce komünlere katılmak isteyip istemediğimizi sormak için insanlar evimize ilk geldiğinde onları taşla kovalamıştım,” diye gülüyor Büşra. Rojava’nın Tirbespiye’sinden, iki çocuk sahibi genç bir kadın olan Büşra, son derece muhafazakâr bir dini mezhebe mensup. Daha önce evden yalnız ayrılmasına hiç izin verilmezmiş ve gözleri dışında her yeri kapalı gezermiş.

“Artık kendi toplumumu aktif olarak şekillendiriyorum,” diyor gururla ve ışıl ışıl gülümseyerek. “İnsanlar sosyal meselelerin çözümünde yardım istemek için bana geliyorlar. Ama o zamanlar bana sorsaydınız, ‘konsey’ ne demek veya insanlar meclislerde ne yapar onu bile söyleyemezdim.”

Bugün dünyanın dört bir yanında insanlar varoluşlarına yeniden anlam kazandırmak, insan yaratıcılığının kendisini özgürlük olarak ifade etme arzusunu yansıtmak için alternatif özerk örgütlenme formlarına başvuruyorlar. Bu kolektifler, komünler, kooperatifler ve taban örgütlenmesi hareketleri; kapitalizmin, patriarkanın ve devletin saldırılarına karşı halkın özsavunma mekanizmaları olarak karakterize edilebilirler. Continue reading “Devletsiz bir demokrasi kurmak – Dilar Dirik (Roar Magazine)”