Aşırı sağ: küresel bir fenomen – Michael Löwy

Bu küresel fenomende üç gerici sosyo-kültürel ajitasyon teması ortak gibi görünüyor:

* Otoriterlik, “düzeni tesis etme” becerisine sahip bir güçlü adama, lidere bağlılık.
* Baskıcı bir ideoloji, polis şiddeti kültü, ölüm cezasının geri getirilmesi çağrısı ve “suçlulara karşı savunma” amacıyla halka silah dağıtılması.
* Cinsel azınlıklara, özellikle de LGBTİ insanlara karşı hoşgörüsüzlük.

Yeni Özgür Politika

Geçtiğimiz yıllarda gerici, otoriter ve/veya faşist bir aşırı sağ dalga dünyanın her yerinde yükselişteydi: hâlihazırda, dünya üzerindeki ülkelerin yarısına hâkim olmuş durumda. En bilinen örnekler şunlar: Trump (ABD), Modi (Hindistan), Orbán (Macaristan), Erdoğan (Türkiye), IŞİD (İslam Devleti), Salvini (İtalya), Duterte (Filipinler) ve şimdi de Bolsonaro (Brezilya). Ama bir sürü başka ülkede de, henüz bu kadar açık tanımlanamasalar da, bu trende yakın hükümetler var: Rusya (Putin), İsrail (Netanyahu), Japonya (Shinzō Abe), Avusturya, Polonya, Burma, Kolombiya vs.

Continue reading “Aşırı sağ: küresel bir fenomen – Michael Löwy”
Reklamlar

Araştırmacılar soykırımın öngörülebilir olduğunu söylüyor – Jason Beaubien

Türkiye yüzde 11 soykırım yaşanma ihtimali ile listenin sekiz numarası

Tarih ne yazık ki kendini tekrar eder.

İki bin yıl önce Romalılar Kartaca’yı kuşattı ve şehir sakinlerinin yarıdan fazlasını katletti, kalanını ise köleleştirdi.

Hitler Avrupa Yahudilerinin imhasına girişti. Ruanda’da 1994’te Hutu’lar Tutsi’lere saldırdı. Kızıl Kmerler Kamboçya nüfusunun dörtte birini öldürdü. Yugoslavya’nın parçalanmasından sonra Sırplar 1995 Temmuz’unda Srebrenitsa’da binlerce Boşnak’ı katletti.

Geçen yıl Budistler Myanmar’daki Rohingyalı Müslümanlara saldırdığında, birçok kişi 21. yüzyılda hala kitlesel katliamlar olması karşısında şok oldu. Ama oluyor ve bu olayların benzer bir izleği takip ettiğine dair artan kanıtlar var. Ve eğer durum buysa, bunların gelişini görebiliyor olmamız lazım.

Continue reading “Araştırmacılar soykırımın öngörülebilir olduğunu söylüyor – Jason Beaubien”

Türk lirasındaki düşüş ciddi bir ekmek krizine yol açma potansiyeline sahip

Yazarlar: Boris Kálnoky, Michael Gassmann

simit.jpg

Buğday kıtlığı hükümet için riskli olabilecek bir ekmek pahalılığına yol açabilir. Bundan dolayı hükümet Ağustos’un başında iki milyon ton hacmindeki stratejik buğday rezervlerinin bir kısmını satışa açtı ve aynı zamanda kamunun buğday alımı ile olası arz sıkıntılarının önüne geçmeyi amaçlıyor.

Sığırlardan tekstil boyalarına, hatta Alman makinalarına kadar: Türk ithalatçılar zayıf Türk Lirası yüzünden artık ihtiyaçları olan her şeyi alamıyorlar.

Rusya’dan ithal edilen buğday oranlarına bakıldığında ikilem görülebiliyor.

Türk Lirasının düşüşü artık soyut bir mesele değil. Liradaki bu çakılma nihayet gerçek dünyaya ulaştı. Continue reading “Türk lirasındaki düşüş ciddi bir ekmek krizine yol açma potansiyeline sahip”

Hollanda’da parti bölen “Türk kuruluşları” tartışması – Servaas van der Laan

diyanet.jpg

ISN kuruluşun faaliyetlerini ayrıntısıyla inceleyebileceğiniz kapsamlı bir yıllık raporunu çevrimiçi sunuyor ama bunda finans meselesinden hiç bahsedilmiyor. Diyanet Ankara tarafından finanse ve kontrol edilmesine rağmen, birçok yerel cami derneği belediyelerden mali yardım alıyor. Örneğin PVV Gelderland’ın bir raporuna göre, Barneveld’deki Ulu Camii 103.000 avro yardım almış. Ama Diyanet bu kamusal paraya ne olduğu konusunda da şeffaf olamıyor.

2014 yılı sonlarında, PvdA içinde iki Türk Hollandalı milletvekili ile partinin geri kalanı arasında Hollanda’daki Türk kuruluşları konusunda bir tartışma yaşandı. Söz konusu bu kuruluşlar hangileri ve tam olarak ne yapıyorlar? Continue reading “Hollanda’da parti bölen “Türk kuruluşları” tartışması – Servaas van der Laan”

Tabu içinde tabu: Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunda ‘Ermeni sermayesinin’ kaderi – Bedross Der Matossian

10571947_579728508829448_1163951449376279408_o
Fotoğraf: Tokat’ın önde gelen Ermenileri eğlenirlerken

Tokat Ermeni Ekonomisi (2)
19. yüzyılda Tokat’ta ticaret Ermenilerin elinde bulunuyordu. Öyle ki hiç kuşku bile duymadan Tokat’ta ekonomik hareketin lider konumundaki başlıca yöneticilerinin Ermeni olduklarını söyleyebiliriz. Ticaret ve seyyar satıcılık, attarlık (aktar da deniliyor) ya da az sayıda veya toptan malların ithalatı ve ihracatıyla uğraşan, şehrin ekonomik yaşamını etkilemekle göze çarpan başlıca ticaret evleri tümden Ermenilere aitti.
1887’de ticaretle uğraşanların önde gelenlerinden Dikran Çıknavoryan, Özel Nersesyan Erkek Okulu’nun kurucusuydu.
1895’te Tokat’ın manifatura ithaliyle uğraşan Ermeni büyük ticaret evleri şunlardı:
İbranosyan kardeşler
Kevork ve Hagop Papazyan kardeşler 
Mardiros Zartaryan 
Karatavukyan
H.Keçeciyan ve evlatları
Diğer bazı malların Hırdavat ticaretiyle uğraşanlar:
Mardiros Kesdekyan ve şirketi
Garabed Taşçıyan 
Karnig Narikyan
Hagop Peyniryemezyan 
Meşhur bakır satıcıları ise:
Mardiros Abdalyan 
G.Gorgodyan
Abdalyan kardeşler ve Şişmanyan kardeşler büyük ticaret evleri, yazma üretiminin hammaddesi olarak toptan tülbent ithali yapıyordu.
Hacı Garabed Asdvadzaduryan yazma üretiminin en meşhur ticaret eviydi.
Ancak ihracat alanında İbranosyan’ların benzeri olarak en büyüğü, taşranın değişik yerleşim yerlerinde de temsilcilikleri olan Gülbenkyan şirketiydi ve onun Tokat’taki temsilcisi Ğazaryan Hacı Ağa bölgede üretilen afyonu en çok satın alan olup, hemen tüm ürünü İstanbul’a yollamaktaydı.
En modern ve kusursuz çalışan aletlerle donanmış un fabrikasının sahibi Daniel Çamkertenyan’ın firması da ticari ve üretim kurumu olarak bilinenlerdendi.
Kaynak: Khaçatur Dadayan Arevmedyan Hayastan
XV. Yüzyıldan 1915 Günümüz Türkiye’sinde Ermenilerin Ticari -Ekonomik Faaliyet.
Kaynak

Continue reading “Tabu içinde tabu: Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunda ‘Ermeni sermayesinin’ kaderi – Bedross Der Matossian”

Washington’ın Efrin aritmetiği – Seth J. Frantzman

Türkiye destekli Suriyeli muhaliflerin Suriye’nin kuzeybatısındaki Efrin şehrini istila ettiği gün çekilen fotoğraflardan hangisi daha sembolik, karar vermek güç. Kürtler Efrin’den kaçarken Arap ve Türk güçleri yerel yönetim binasına Türk bayrağı astılar ve Kürtlerin mitolojik kahramanı Kawa’nın heykelini devirdiler.

Elinde kılıç benzeri devasa bir bıçakla tekbir getiren bir adamın fotoğrafı en çarpıcı olanı gibi. Türkiye ile müttefiki Suriyeli muhalif güçlerin düzenlediği iki aylık Efrin operasyonunun en önemli sonucunun ne olduğunu söylemek zor ama bu çatışmanın arka planı şu sekiz maddede özetlenebilir: Continue reading “Washington’ın Efrin aritmetiği – Seth J. Frantzman”

Efrin’den Guta’ya – G. M. TAMÁS

Screen Shot 2018-03-04 at 20.01.06
Cindires’e yürüyen Efrin halkı, Foto: Ruhenda Amed

Evet, elbette hepimiz öfke doluyuz, inanamıyoruz, dehşet ve utanç içindeyiz: Uluslararası devlet sisteminin ölümü ve çürüyüşü, akla hayale sığmayacak eza ve cefalara sebep oluyor. Herkes UNICEF’in sözsüz açıklamasını görmüştür herhalde: ne gördüklerini ve ne hissettiklerini ifade edecek sözcük bulamamışlar. Continue reading “Efrin’den Guta’ya – G. M. TAMÁS”

Dünyanın dört bir yanından aydınlar Türkiye’nin Efrîn işgaline karşı çıkıyor (Yeni Özgür Politika)

Dünyanın dört bir yanından aydınlar Türkiye’nin Efrîn işgaline karşı çıkıyor. Uluslararası PEN Başkan Yardımcısı Lucina Kathmann’ın da aralarında bulunduğu yazar, tarihçi, dil bilimci gazetemize yaptıkları açıklamalarla Efrîn işgaline tepki gösterdi.

Dünyanın en ilerici demokrasisinin Türkiye tarafından boğazlanmasına izin vermeyelim – Rahila Gupta

Safe_Afrin.jpg

Kuzey Suriye’deki Afrin şehrinin, Türkiye ve ÖSO tarafından, Suriye iç savaşı açısından tehlikeli bir dönüm noktası olan işgalinin daha üçüncü haftasındayız ama operasyon gazetelerin manşetlerinden ve televizyon haberlerinin gündeminden düştü bile.

Her gün katlanarak artan sivil ölümleri, yaralı kadın ve çocukların, yerle bir edilmiş binaların fotoğrafları insanları harekete geçirmeye yetmiyor. Fakat merhamet yorgunluğu anlaşılmaz bir insani durum değil, yıkım görüntülerine doğru düzgün bir içerikten yoksun şekilde maruz bırakılmanın sonucu. Continue reading “Dünyanın en ilerici demokrasisinin Türkiye tarafından boğazlanmasına izin vermeyelim – Rahila Gupta”

Afrin Restleşmesi: Türkiye’nin Suriye Kürtlerine saldırısı ülkenin en demokratik ve çoğulcu gücünü tehdit ediyor – Meredith Tax

DUHZ0t0W0AEc9BP

Bu şartlar altında bir tampon bölge Türkiye’nin güvenlik kaygılarını ortadan kaldırmaya zaten yetmeyecektir. Aslında, kendi Kürtlerini bir varoluş tehdidi yerine haklara sahip vatandaşlar olarak görmeyi istemediği müddetçe Türkiye’nin güvenlik kaygılarını hiçbir şey gideremez. Burada, siyasi amaçlarla körüklenip istismar edilen derin irrasyonel fobiler içindeki bir Erich Fromm ülkesi ile karşı karşıyayız.

Geçtiğimiz hafta Türkiye, IŞİD’e karşı mücadele devam ederken bile bu saldırıyı provoke edecek hiçbir şey yapmamış olan Suriye’deki Kürt kantonu Afrin’e karşı hava kuvvetlerini kullanarak Suriye savaşında yeni bir cephe açmış, Türkiye’nin ABD ile halihazırda hassas olan ilişkilerini daha da tehlikeye atmış ve cihatçıların Kürtlere saldırısına yeşil ışık yakmış oldu. Continue reading “Afrin Restleşmesi: Türkiye’nin Suriye Kürtlerine saldırısı ülkenin en demokratik ve çoğulcu gücünü tehdit ediyor – Meredith Tax”