Machiavelli’den Sultanlara: Osmanlı İmparatorluğu bağlamında iktidar ağları – Demetrios Stamatopoulos

Demetrios Stamatopoulos – Makedonya Üniversitesi

Kaynak

Kolokotronis_und_seine_Soldaten

Sosyal ağlar konsepti birkaç on yıldır özellikle kullanışlı bir teorik ve metodolojik araç teşkil etmiş durumda, özellikle de tarihe sosyolojik yaklaşımlarda. Bu makale, özel olarak Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere bir imparatorluğun çerçevesi içindeki iktidar ağları olarak adlandıracağım şeyin işlevselliğini ayırt etmeye çalışıyor. Ancak temel amacım, uluslararası çalışmalarda hem açıktan hem de örtülü olarak yürütülen iki paralel tartışmanın nasıl bir araya getirilebileceğini önermek; yani, önceki imparatorluklara ilişkin tartışmaların, epeyce yüksek sayıda ferasetli gözlemcinin “imparatorluk” olarak karakterize ettiği çağdaş bir fenomenin anlaşılması veya yorumlanması için ne kadar kullanışlı olduğunu.1

Ağların sosyal teorinin (ana olarak yapı-özne ilişkilerine dair sosyal teorinin) geleneksel sorunlarının çözümü için köşe taşı olabileceği sonucuna varmadan önce, konseptin kökenlerine bakmak gerekli. Öncelikle, ağlar konsepti politika ve bilim dünyaları arasına gerili bir ip üzerindedir ve sonuç olarak avantajlarını hükümsüz kılabilen belirli bir anlamsal içeriğe sahiptir. Bilimsel kökenlerinin izi, Harvard araştırmacılarının 1930’larda ve Manchester Okulu’nun sosyal antropologlarının ise savaş sonrası dönemde ayrıntılandırdıkları şekliyle yapısal-işlevsel yaklaşım kadar, psikolojideki Gestalt geleneğinin temsilcileri tarafından sosyometrik analizin geliştirilmesine kadar sürülebilir.2 Her halükarda, konseptin kabulü, ABD’de enformatik ve iletişim çalışmalarının çiçeklenmesi ve özellikle Palo Alto’da, birinci dereceden sibernetik okulunun gelişmesi ile bağlantılı olmuştur.3 Continue reading “Machiavelli’den Sultanlara: Osmanlı İmparatorluğu bağlamında iktidar ağları – Demetrios Stamatopoulos”

Brexit sonrası Avrupa solu – Yanis Varoufakis

varoufakis-berlin-diem25

jacobinmag.com

5 Eylül 2016

Yunanistan eski maliye bakanı Yanis Varoufakis eleştirileri yanıtlıyor ve DiEM25’in Avrupa Birliği içinden direniş planını anlatıyor.

Sadece on bir ayda, Yunan “Oxi”si ve Brexit hem Avrupa Birliği’ni hem de Avrupa solunu salladı. AB’nin otoritercilik ile ekonomik başarısızlığının karışımından illallah getirmiş Avrupa solunun bir kesimi şimdi, kıta çapında AB’den çıkış referandumları için sol desteği harekete geçirecek bir “AB ile yolları ayırma” çağrısı yapıyor. Analizleri kısaca “Lexit” (ç.n. Left Leave, “Sol Çıkış”) olarak biliniyor.

Avrupa’da Uluslar Ötesi Demokrasi Hareketi DiEM25, Lexit mantığını Avrupa’nın ilericileri için alternatif bir ajanda lehine reddediyor. Kuşkusuz ki sol, Avrupa Birliği’nin, karar alma sürecini depolitize eden pratiğine tüm enerjisi ve hayal gücü ile karşı çıkmalı. Aslında bu görev diğer Avrupalı demokratlara, yani Yeşillere ve liberallere de düşüyor. Bu oluşumlar kendilerini sol olarak görmeyebilir ama Brüksel’in yetkisiz otoriterliğine direnme görevimizi onlar da paylaşıyor.

Mesele ilerici güçlerin AB müessesesi ve mevcut uygulamalarla mücadele edip etmemesi değil. Mesele bu mücadelenin hangi bağlamda, hangi kapsayıcı politik anlatı dahilinde gerçekleştirileceği. Bu konuda üç seçenek öne çıkıyor: Continue reading “Brexit sonrası Avrupa solu – Yanis Varoufakis”

Ekonomist Thomas Piketty: Alman muhafazakarlar kemer sıkma ile Avrupa’yı yok ediyor (6 Temmuz 2015)

13-ThomasPiketty-Getty

Çeviri: Barış Satılmış, 6 Temmuz 2015, Independent

Fransız akademisyen, Almanya’nın tarihten ders almadığını söylüyor

Dünyanın en etkili ekonomisti, Alman muhafazakarların, kıta çapında kemer sıkma politikalarındaki ısrarları ile Avrupa’yı yok etme yolunda olduklarını söyledi.

Kapitalizm üzerine çok satan kitabın yazarı Fransız Akademisyen Thomas Piketty Angela Merkel gibilerin tarihten ders almadığını belirtti.

Kemer sıkma politikalarının politik karar alma süreçleri üzerinde ne kadar etkili olduğu sorusuna “Bu ne Fransa ne de Almanya, özellikle de Avrupa için, bir mutlu olma sebebi,” dedi Alman gazetesi Zeit Online’a.

“Muhafazakarların, özellikle Almanya’dakilerin, tarihi hatırlamaktaki korkunç başarısızlıkları yüzünden Avrupa’yı ve Avrupa fikrini yok etmek üzere olmalarından çok korkuyorum.” Continue reading “Ekonomist Thomas Piketty: Alman muhafazakarlar kemer sıkma ile Avrupa’yı yok ediyor (6 Temmuz 2015)”

Yeni Dünya Düzensizliği – Tarık Ali

Tariq Ali

17 Nisan 2015, LRB*

30 yıl önce Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Güney Amerika diktatörlüklerinin dağılması ile birlikte çoğu insan, baba Bush ve Thatcher tarafından vaat edilen ‘barış payı’nın (peace dividend) sonunda gerçekleşeceğini umuyordu. Nerdeeee? Onun yerine kesintisiz savaşlar, ayaklanmalar, hoşgörüsüzlük ve dini, etnik ve emperyalist, her türden köktencilikle karşı karşıya kaldık. Batı dünyasının gözetleme ağlarının ifşa olması, demokratik kurumların olması gereken şekilde işlemediği ve (beğensek de beğenmesek de) demokrasinin alacakaranlık döneminde yaşadığımız duygusunu kuvvetlendirdi. Continue reading “Yeni Dünya Düzensizliği – Tarık Ali”

Yunanistan’ın kaderine dair 11 melankolik madde – Alain Badiou

BN-KJ230_grpart_M_20150918054439

İngilizcesinden Çeviren: Serap Güneş

Yunanistan’da Temmuz ayında yapılan referandumdan çıkan ‘Hayır’ sonucunun ardından, filozof Alain Badiou, yeni bir sürecin başlangıcına dair umutlarını ifade etmişti. Alexis Tsipras’ın istifasından birkaç saat sonra ise, Yunan başbakan ve danışmanlarının, ‘benzersiz’ bir siyasi fırsatı kaçırdıklarını söyledi. Continue reading “Yunanistan’ın kaderine dair 11 melankolik madde – Alain Badiou”

Alexis Tsipras’ın Anti-Politikası – Stathis Kouvelakis

Alexander-Tsipras

Syriza liderliği başka bir alternatif olmadığını iddia ederek esasında politikanın kendisini inkâr etmiş oldu.

Yeni memoranduma evet oyu veren hükümet ve Syriza parlamento grubu çoğunluğu, yalnızca sol politikaya değil, tümden politikaya elveda demiş oldu. Hükümet bu tercihi yaparak sadece Syriza programını kenara atmakla kalmadı, Yunan halkına verdiği söze de ihanet etti. Continue reading “Alexis Tsipras’ın Anti-Politikası – Stathis Kouvelakis”

Yunanistan ve AB: Bir makro ve mikro fiyasko – Mariana Mazzucato

Mazzucato Mariana, economista, collana, mani, scala © 2014 Giliola CHISTE
Ekonomist Mazzucato Mariana

Çeviri: Serap Güneş

13 Temmuz 2015

Ekonomistler ikiye ayrılır: makro ekonomistler, mikro ekonomistler. Birinciler toplam büyüklüklerle ilgilenir: enflasyon, istihdam ve GSMH büyümesi gibi. İkinciler, tüketici, işçi veya firma olsun, bireysel düzeydeki karar alma süreçleriyle ilgilenirler. Yunan krizi hem bir makro hem de bir mikro sorun özelliğini taşıyor. Yine de kreditörler tarafından dayatılan kopyala yapıştır “kemer sıkma” çözümleri hiçbirine çare olmuyor.

90’ların sonunda Almanya bir toplam talep (bir makro kavramı) sorunu ile karşılaştı. On yıllık ücret kısıtlamaları, birim işçilik maliyetlerinin düşürülmesi ama aynı zamanda yaşam standartlarının da düşürülmesi ardından, Almanya içinde Almanya’nın kendi malları için yeterli talep yoktu. Bu yüzden talep dışarıdan bulunmalıydı. Alman bankalarındaki fazlalık nakit krediler şeklinde yurtdışına, yabancı bankalara aktarıldı -Yunanistan’dakiler mesela. Yunan bankaları Alman kredilerini aldı ve Alman malları satın almaları için Yunan işletmelerine verdi, böylece Alman ihracatı arttı. Bu, Yunan özel ve kamu sektörü borcunu devasa bir şekilde artırdı. Hatta, bilindiği gibi, Yunan borcunun büyük bir kısmı (21 milyar Avro) Alman bankalarına. Continue reading “Yunanistan ve AB: Bir makro ve mikro fiyasko – Mariana Mazzucato”

Yunanistan: Mücadele Devam Ediyor – Stathis Kouvelakis ile mülakat (Jacobin)

photo1Çeviri: Serap Güneş, Işık Barış Fidaner

Anahtar Noktalar

Hükümet kendisini referandumun havasına kaptırdı.
Sol Avrupacılık ideolojisi felç edici oldu.
Grexit’e hazırlıksız kalmak bilinçli bir tercihti.
Hükümette iki ana kamp var.
“Hayır” kampanyası sınıfsal temelliydi.
Tsipras oylama sonrasında bitmiş muhalefeti yeniden diriltti.
Sol Platform’un planı kalıp Syriza’yı almak için savaşmak.
Syriza liderliği partide tasfiye istiyor.
Yeni anlaşma bugüne kadarki en berbat olanı.
Bunu nasıl bir direnişin takip edeceği bilinmiyor.
Syriza’nın solu bazı hatalar yaptı.
Ancak parti içinde çalışmak hata değildi.

Syriza hükümeti ile kreditörler arasındaki son anlaşma, Yunanistan’daki gelişmeleri takip eden Sol’daki birçoklarını şok etti. Bu bir politik evrenin sona erdiğinin işareti.

Bu mülakatta, Jacobin editörlerinden Sebastian Budgen, partideki Sol Platform’un önde gelen üyelerinden biri olan Stathis Kouvelakis ile son gelişmeleri, beklentilerin hangi ölçüde gerçekleştiğini veya boşa çıktığını ve partinin radikal kanadı açısından sonraki adımları değerlendiriyor.

Kouvelakis, bu fırsatı, Sol Platform’un stratejisinin bilançosunu, işlerin daha farklı yapılıp yapılamayacağını ve daha genel bir sol rekompozisyon için ne gibi arayışlar olabileceğini kapsamlı bir şekilde değerlendirmek için kullanıyor. Continue reading “Yunanistan: Mücadele Devam Ediyor – Stathis Kouvelakis ile mülakat (Jacobin)”

AB Yunanistan’da el altından darbe tezgahlıyor – Robert H Wade (FT)

darbeGideon Rachman’ın, Yunan müzakerelerinde iki tarafın hedef ve taktiklerine dair yaptığı analiz [“Four games that Greeks may be playing” (Yunanların oynuyor olabileceği dört oyun), 16 Haziran], James Putzel’in mektubunda [“Nothing less than a debt writedown can save Greece” (Yunanistan’ı kurtarmaya borç azaltmadan aşağısı yetmez), bu da 16 Haziran] ipucu verilen akla yatkın hipotezi ıskalıyor.

Bu hipotez şu: Avrupa Komisyonu-Avrupa Merkez Bankası-IMF’in (Trokya) Grexit’ten kaçınmak istedikleri ve bu seçeneğin önüne geçmek için yeterli desteği sunmaya hazır oldukları.

Ancak Troyka, Tsipras hükümetinin – ve Avrupa’daki diğer tüm “aşırı sol” görünen hükümetlerin – yerini, büyük devletlerle daha uyumlu bir hükümetin almasını da istiyor.

Dolayısıyla Yunanistan’ın Büyük Buhran’ını aşmasını sağlamaya yetecek desteği vermeye (örneğin borç azaltma şeklinde) hazır değil. Buhranın, Syriza’nın seçmen tabanını, “daha gerçekçi” bir hükümeti iktidara taşıyacak noktaya dek aşındırmasını umuyor.

Bu, orduya gerek kalmaksızın el altından darbe yapma stratejisidir. Bunun, Avrupa’nın dört bir yanında protestolara neden olması gerekir.

Robert H Wade, Politik Ekonomi Profesörü, London School of Economics, Londra

Serap çevirdi

Almanya’nın Yıkıcı Öfkesi – JACOB SOLL

15Soll-superJumbo15 Temmuz 2015

Yunanistan’ı Avro Bölgesi içinde tutabilecek bir anlaşmaya nihayet ulaşılabildi. Sonuçtan çok az kişi memnun. Yunanların nasıl aşağılanmış hissettiklerine dair epeyce şey duyduk. Fakat Alman öfkesi konusunda pek bir şey duymadık ve biliyoruz ki öfkeliler. Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble’nin Cumartesi gecesindeki müzakerelerde bağırmaya başladığı söyleniyor. Hem Fransa hem de İtalya Yunanistan’a ciddi borçlar vermiş durumda, ama hiçbiri Yunanistan’a açıktan düşmanlık sergilemedi. O zaman Almanya neden böyle öfkeli? Continue reading “Almanya’nın Yıkıcı Öfkesi – JACOB SOLL”