Hobsbawm’ın kıtalar aşan sesi – Emile Chabal

Eric Hobsbawm

Neredeyse tüm Marksistler kendilerini küresel bir topluluğun parçası olarak hayal etmişlerdir. Marksizm belki de diğer tüm modern ideolojilerden daha çok, takipçilerine bir bölgeler, ülkeler ve kıtalar arası bağlılık duygusu vermiştir. 20. yüzyıl boyunca Marksist idealleri benimsemiş aktivistler, düşünürler, siyasetçiler, öğrenciler, işçiler, gerilla savaşçıları ve parti apparatçikleri, Marksizm’in ne olduğu veya ne yönde ilerlediği konusunda nadiren aynı görüşte olsalar da yalnız olmadıklarını biliyorlardı. En zirve noktasındayken Marksizm, tüm o sapkınları, kafirleri, yalancı kurtarıcıları ve alimleri ile, en azından Müslüman ümmeti kadar güçlü bir birbirine bağlı topluluklar ağı yaratmıştı. Continue reading “Hobsbawm’ın kıtalar aşan sesi – Emile Chabal”

Reklamlar

Brezilya’da seçimler: Demokrasiye karşı ayrıcalıklar – Alfredo Saad-filho

GettyImages-1052634526-1.jpg

Jair Bolsonaro, otoriter neoliberalizmin Brezilya ve dünya genelinde yükselişinin temsilcisi. Başkan seçilmesi halinde Brezilya demokrasisi çökebilir.

Brezilya 28 Ekim 2018’de yeni başkanını seçecek [Jair Bolsonaro seçildi, ÇN.]. İşçi Partisi’nden (PT) seçilmiş Başkan Dilma Rousseff bir yargı-meclis darbesiyle görevden alındığından bu yana yeni yönetim (eski başkan yardımcısı Michel Temer’in liderliğinde) neoliberal “reform” ajandasını uygulamaya koydu. Ekonomik kriz hız kesmeden devam ediyor ve PT’nin siyaset sahnesinden silinmesine yönelik kampanyanın yoğunlaşması, eski başkan ve PT kurucusu Luiz Inácio Lula da Silva’nın hapse atılmasına kadar vardı. Continue reading “Brezilya’da seçimler: Demokrasiye karşı ayrıcalıklar – Alfredo Saad-filho”

Eşcinsel Hakları ve Trans Hakları: Benzerlikler ve Farklılıklar

feminist vesvese

Son dönemde feministlere yönelik sıkça karşılaştığımız “transfobik” suçlaması yerel değil küresel bir çatışmanın göstergelerinden. Dünyada trans hakları hareketi görünürleşirken, kimi feministler de bu hareketin politik iddiaları ve taleplerinin kadınların çıkarlarıyla çatıştığını dile getirdiği için bu suçlamaya maruz kalıyor. Aslında transfobi suçlaması ile karşı karşıya kalmak için trans hakları hareketini eleştirmeye bile gerek yok, kadın anatomisinden bahsetmenin dahi transfobik olarak damgalanabildiği örneklerle karşılaşıyoruz. Bununla paralel olarak dünyanın birçok yerinde, cinsiyetle ilgili trans hakları hareketinin taleplerini merkeze alan yeni yasalar çıkıyor ya da öneriliyor. Birleşik Krallık’ta kişinin salt kendi beyanıyla cinsiyetini değiştirmesine olanak sağlayan yasa tasarısına dair tartışmaların feministlerin itirazlarıyla yoğunlaştığını da izliyoruz. Bunun kadınlar ve kız çocukları için ne gibi sonuçlar doğurabileceğini anlatan değerlendirmelerden birine Dünyadan Çeviri’den erişebilirsiniz. Çevirdiğimiz bu yazı ise, meseleyi biraz daha derinden ele alma derdinde. Feminist felsefeci Jane Clare Jones, “transfobi” suçlamasını temel alarak günümüzün trans hakları hareketini, geçmişin eşcinsel hareketiyle karşılaştırıyor. Aradaki farkın neden ve…

View original post 4.728 kelime daha

Hakikat sonrası derken neyi kastediyoruz? – Diana Popescu

4-lzlcnib-e1518008104505.jpg

Ben bunu yazar ve siz de okurken, uzayda kırmızı bir Tesla içinde, David Bowie’nin Space Oddity şarkısı eşliğinde seyahat eden Starman adlı bir kukla olacak. SpaceX’in Falcon Heavy roketinin bu başarısının birden fazla anlamı var ama bunlardan bir tanesi, arka fonda yerküre ile Starman’in Twitter’da coşkuyla dolaşan resmi, dünyanın düz olduğuna dair, savunucularının dünya fotoğraflarında bir eğimin net şekilde seçilemiyor olmasını sık sık kanıt olarak sundukları teorilere en sonunda bir nokta koyacak. Continue reading “Hakikat sonrası derken neyi kastediyoruz? – Diana Popescu”

Bilim kurgu neden en önemli sanatsal tür? – Yuval Noah Harari

Screen Shot 2018-10-16 at 01.37.53.png

Tarihçi Yuval Noah Harari bilim kurgunun kamuoyu görüşünü şekillendirme gücüne sahip olduğuna inanıyor.

Çok satan Sapiens ve Homo Deus kitaplarının yazarı Yuval Noah Harari, büyük bir bilim kurgu hayranı ve yeni kitabı 21 Lessons for the 21st Century‘de (21. Yüzyıl için 21 Ders) bu konuya bir bölüm ayırmış.

Geek’s Guide to the Galaxy podcast programının 325. bölümünde, “Bugün bilim kurgu en önemli sanatsal tür,” diyor Hariri, “çünkü önümüzdeki on yıllarda hayatlarımızı ve toplumumuzu muhtemelen bugüne kadarki tüm gelişmelerden daha çok değiştirecek olan yapay zeka ve biyoteknoloji gibi konularda kamuoyunun algısını şekillendiriyor.” Continue reading “Bilim kurgu neden en önemli sanatsal tür? – Yuval Noah Harari”

Büyük İklim Raporu 2040 Kadar Yakın Bir Tarihte Güçlü bir Kriz Riski Tanımlıyor – Coral Davenport

iklim

Birleşmiş Milletler’in iklim değişikliği üzerine bilimsel paneli tarafından hazırlanan bir rapor, iklim değişikliğinin yakın sonuçlarına dair daha önce düşünülenden çok daha vahim bir tablo ortaya çıkarıyor ve zararı önlemenin dünya ekonomisini “tarihte benzeri görülmemiş” bir hız ve ölçekte dönüştürmeyi gerektirdiğini söylüyor.

Birleşmiş Milletler tarafından dünya liderlerine rehberlik etmek üzere toplanan bir grup bilim insanından oluşan Hükumetler Arası İklim Değişikliği Paneli tarafından geçtiğimiz Pazartesi günü yayınlanan rapor, 2040 kadar erken bir tarihte (yani sadece 12 sene sonra, küresel nüfusun çoğunluğunun ömrü içinde olan bir dönem) gıda kıtlıklarının ve orman yangınlarının daha da kötüleştiği ve mercan resiflerinin kitlesel şekilde öldüğü bir dünya anlatıyor. Continue reading “Büyük İklim Raporu 2040 Kadar Yakın Bir Tarihte Güçlü bir Kriz Riski Tanımlıyor – Coral Davenport”

Araştırmaları biz fonluyoruz, öyleyse erişim ücretsiz olmalı – George Monbiot

Research_articles_cycles

Bilimsel araştırmaları ödeme duvarlarının dışına çıkaranlar hırsız değil kahraman sayılmalı.

Kararlı bir insanın gücünü asla hafife almayın. Carole Cadwalladr’ın Facebook ve büyük veri, Edward Snowden’ın ise devlet güvenlik aparatı konusunda yaptığı şeyi; Kazakistanlı genç bilim kadını Alexandra Elbakyan, bilimsel bilgiyi ödeme duvarlarının ardına hapseden milyar dolarlık  bilimsel yayıncılık sektörüne yaptı. Elbakyan’ın geliştirdiği özel internet tarama hizmeti Sci-Hub, modern çağın en büyük kazıklarından biriyle, yani kamunun fonladığı ve hepimize ait olması gereken bilimsel araştırmaların rehin tutulmasıyla başa çıkmak için hiçbir hükümetin yapamadığı bir şeyi başardı. Herkes özgürce öğrenebilmeli; bilgi olabildiğince geniş yayılmalı. Hiç kimse buna karşı çıkmayacaktır. Buna rağmen hükümetler ve üniversiteler büyük akademik yayıncıların bu hakları ihlal etmesine ses çıkarmıyorlar. Akademik yayıncılık denince akla karışık ve demode bir şey gelebilir, oysa tüm sektörlerden daha acımasız ve kara dayalı iş modellerinden birini kullanıyor bu sektör. Continue reading “Araştırmaları biz fonluyoruz, öyleyse erişim ücretsiz olmalı – George Monbiot”

Doğum Deneyimi Bedene Yönelik Bir Saldırı Gibi Yaşandığında – Family Resemblance

1 gOwsxo7G4TeLcXBsnyxo8Q.jpeg

Kimberly Turbin, 2013’te doğum yapmak üzere hastaneye gittiğinde, cinsel taciz geçmişi olduğunu bir hemşireyle paylaşıyor. Doğum başlamak üzere, korkuyor ve travma sonrası stres bozukluğu panik atağı tetikliyor. Ona dokunmadan önce neyi neden yaptıklarını bilmek istiyor.

Doğumun her anı kaydediliyor ve bu görüntüler hızla yayılıyor: Yalnızca bir kez gördüğü Dr. Alex Absassi elinde makasla kadraja girdiğinde Turbin ıkınmaya başlıyor. Doktor, epizyotomi uygulayacağını söylüyor, yani doğum başlamadan önce rahim ağzı açıklığını arttırmak için perineye (vajina ve anüs arasındaki bölge) kesi atılacak. Continue reading “Doğum Deneyimi Bedene Yönelik Bir Saldırı Gibi Yaşandığında – Family Resemblance”

Efrin’in görmezden gelinişi – Gokcan Aydogan, Rosa Burç, Meghan Bodette

afr

Türkiye’nin Efrin’e yönelik saldırısı Suriye’de bir demokrasi beşiğini yok etti. Batı medyası ise olup bitenden doğru düzgün bahsetmezken kurbanları “terörist” olarak sunmakta beis görmedi.

Bu Mart’ta 400.000 civarı insan Suriye’nin kuzeyindeki Efrin şehrinden kaçtı. Genellikle yaya olduklarından taşıyabildikleri kadar eşyalarını yanlarına aldılar. Gece olduğunda çocuklu aileler yol kenarında tehlike içinde uyudular. Kaçarken bile Efrin’in suyunu ve elektriğini kesen ve son hastanesini yok eden Türk jetleri tarafından hedef alındılar.
Şahba’ya sığınmak isteyenler oranın da rejim güçleri ve İslamcı isyancılar tarafından ablukaya alındığını fark ettiler. İnsani yardımların girişi, ölümcül hastalıkları olanların ve yaralıların ise çıkışı engellendi. Terk edilmiş evlere sığınmaya çalışanlar IŞİD’in geri çekilirken yerleştirdiği mayınlar yüzünden öldü veya yaralandı. Altyapı yok edildi ve sular kirletildi. Çocuklar ve yaşlılar dünyanın büyük kısmında unutulmaya yüz tutmuş hastalıklar yüzünden öldü. Continue reading “Efrin’in görmezden gelinişi – Gokcan Aydogan, Rosa Burç, Meghan Bodette”

Günümüzün kentsel çatışmaları üzerine tartışma

“Akademik alan çekişmeleri ve egosantrik kavgalar, meseleleri daha sarih anlamamızı sağlayacak multi-disipliner düşüncenin önünü kesiyor. Kimi Amerikalı coğrafyacılar ve “küresel kent” sosyologları mesela, “Henri Lefebvre” ve “mekân” kelimelerini marka ismi hâline getirdiler. Şehir hayatının çok merkezli yapısından mütevellit yeni ihtiyaç ve problemlerin ele alınması ise bunun sonucu olarak arka plana itiliyor. Lakin bundan kat kat daha büyük asıl mania, bizatihi Geç Kapitalist sistemin hegemonyasıdır. Banka ve kredi kartı hesabının kapsadığı tüketim çılgınlığının peşine takılmış ve can çekişmekte olan işçi hareketleri, servetin süper zenginlerin avuçlarında ve görülmemiş bir ölçekte yeniden yapılandırılışına yol verdi. Gösterge değeri ve yeni bir sembolik takas evreni topluma hâkim olurken, tarihsel öznenin sabık öncü gücü ekonomik zaruret zihnimizden siliniyor. Ekonomik, siyasi, kültürel ve sosyal tahakküm ideolojilerine eleştirel bir tepkiyi yeniden düşünmemiz şart.”

France-826797.jpg

Kaynak: Debating contemporary urban conflicts: A survey of selected scholars

Çeviri: bisikletgundemi Continue reading “Günümüzün kentsel çatışmaları üzerine tartışma”