Ağır çekim kıyamet: Dünyanızın sonu böyle gelebilir – Peter Brannen

Ends of the World kitabından alınan bu parçada Peter Brannen, büyük soy tükenişi olaylarını (birden çok canlı türünün soyunun aynı zaman aralığı içinde tükenmesi) ve sıcaklık artışlarının dünya nüfusunun tümü için yol açtığı felaketleri ele alıyor

4096.jpg

California’daki Yosemite Ulusal Parkı yakınında 2014 yılında yaşanan El Portal orman yangını. Bilim insanları küresel ısınmanın gelecekte bunun gibi daha çok orman yangınına sebep olacağı konusunda uyarıyorlar. Fotoğraf: Stuart Palley/EPA

Dünyanın kontrolden çıktığına dair karanlık hissi birçoğumuz paylaşıyoruz. Orman yangınları, 1000 yılda bir görülür şiddette fırtınalar ve ölümcül sıcak hava dalgaları, akşam haberlerinin rutini haline geldi ve tüm bunlar, sanayileşme öncesindekinden 1 derecenin altında bir sıcaklık artışı sonucunda yaşandı. Ama işlerin korkutucu hale gelmesi bundan sonra başlıyor. Continue reading “Ağır çekim kıyamet: Dünyanızın sonu böyle gelebilir – Peter Brannen”

Reklamlar

G. M. Tamás: İnsanlığın devamı, kapitalizm karşısında dengeleyici bir gücün ortaya çıkmasına bağlı

Miklos-Tamas-Gaspar-Press-SZO

Jaroslav Fiala, G. M. Tamás ile kapitalizmin vahşiliğini, Orbán Macaristan’ını ve Avrupa sisteminin başarısızlığını konuştu.

Jaroslav Fiala: Avrupa tehlikeli bir dönemden geçiyor: Avro bölgesinde kriz, terör saldırıları, aşırı sağın yükselişi vb… Liberal demokrasi tehlikede mi?

G. M. Tamás: Kimse liberal demokrasinin kimilerini özgürleştirip bazı kulluk türlerini ortadan kaldırdığını inkâr edemez. Ama mevcut sistem artık bir dizi çelişki ve çıkmaz içinde. Liberal demokrasi çok ciddi bir kriz yaşıyor ve bu, sosyalizmin “ölümüyle” de aynı döneme denk geldi. Liberal demokrasinin gerekli koşulu, işçi hareketinin mevcudiyeti idi. Sosyal demokrasinin, iç barış ve istikrar karşılığında bazı devrimci taleplerinden vazgeçip burjuva devletinin bir parçası olduğu bir uzlaşmanın sonucuydu liberal demokrasi. Bu uzlaşmada alt sınıflar temsil ediliyordu. Proletaryası için ayrıcalıkları, sendikaları, sosyal demokrat ve komünist partileri ile Batılı refah devletleri içindeki sınıflar arası iç denge ve reforme edilmiş ve sınırlandırılmış kapitalizm ile Sovyet bloğu arasındaki uluslararası denge, 1945 ile 1989 arasında bugün bizim “liberal demokrasi” dediğimiz şeye yol açmıştı. Batı Avrupa’daki çalışma yasaları ve cinsiyet eşitliği ve aile hukuku ile ilgili yasalar, 1920’lerden itibaren Sovyet ve sosyalist yasal çerçeveyi izledi. Son hukuk tarihi araştırmaları bunu gösteriyor. Continue reading “G. M. Tamás: İnsanlığın devamı, kapitalizm karşısında dengeleyici bir gücün ortaya çıkmasına bağlı”

Suriye gerçekten bir ‘iklim savaşı’ mı? – Lina Eklund

03DROUGHT-master1050

Kuraklık, göç ve çatışma arasındaki bağlantı

Suriye iç savaşı altı yıldan uzun süredir devam ediyor ve bunu iklim değişikliği ile ilişkilendiren şu hikâyeyi (ABD eski başkan adaylarından Al Gore’un da dillendirdiği bir iddia) okudunuz belki: küresel ısınmanın da şiddetlendirdiği yoğun kuraklık, ülke içinde kırsal bölgelerden kentlere “kitlesel göçe” sebep oldu, bu da sonrasında iç çatışmaya dönüşecek olan 2011 ayaklanmasına katkıda bulundu.

Bu anlatı, kuraklık, göç ve çatışma arasında bir ilişki olduğunu varsayıyor ama bağlantı o kadar da net/kesin değil. İklime fazla vurgu yapınca, siyasi ve sosyoekonomik faktörlerin bir topluluğun çevresel gerilimden zarar görebilirliğini belirlemedeki rolünün gözden kaçırıldığı kaygısını taşıyoruz. Çatışma kuraklık olduğunda kaçınılmaz değil. Continue reading “Suriye gerçekten bir ‘iklim savaşı’ mı? – Lina Eklund”

Katalan bağımsızlık referandumu – Conn Hallinan

b1052

Kemer sıkma yaygın sefalete neden olurken, solcu Podemos çıkış yaparak İspanya parlamentosunun üçüncü büyük partisi haline geldi ve şu anda İspanyol Sosyalist İşçi Partisi ile başa baş gidiyor. Madrid, Valencia ve Barselona dahil İspanya’nın büyük şehirlerinden birçoğunu Podemos ile ittifak yapmış belediye başkanları yönetiyor.

Katalanlar 1 Ekim’de sandığa gittiğinde, İspanya’nın sabırsız özerk bölgesinin bağımsızlığından fazlası söz konusu olacak. Seçim birçok bakımdan İspanya’nın geleceğine ayna tutacak bir deneme tahtası ve kuzey ve güney, doğu ve batı olarak bölünmüş Avrupa Birliği’nin uzun süre dayanıp dayanamayacağının da sınavı olacak.

Referandum, arkasındaki ihtilafların Katalunya’nın İspanyol Veraset Savaşı’nda (1701-1714) bağımsızlığını yitirmesine kadar giden geçmişi ile çok İspanyol bir mesele. Ama Katalanlar birleşik Fransız ve İspanyol orduları Barselona’yı aldığında siyasi özgürlüklerinden daha fazlasını kaybettiler, özellikle de 1939’dan 1975’e kadar süren uzun ve acımasız Francisco Franco diktatörlüğü sırasında dil ve kültürlerinden çok fazla şey yitirdiler. Continue reading “Katalan bağımsızlık referandumu – Conn Hallinan”

Nazizm sömürgeciliğin Avrupa’ya uygulanışıydı: Mazower’in “Hitler’s Empire” (Hitler’in İmparatorluğu) kitabı – Branko Milanovic

imagesIrksal hiyerarşiler oluşturmak, soyarıtımına inanmak, “aşağı ırkların” ölümüne kayıtsız olmak, zorla çalıştırmaya dayalı bir sistem kurmak, üretim kotalarını doldurmayan insanları kurşuna dizmek veya uzuvlarını kesmek çok da yeni şeyler değildi. Nazizm, klasik Avrupa sömürgeciliğinin Avrupa’ya uygulanışıydı.

Mark Mazower’in “Hitler’s Empire: How the Nazis ruled Europe” (Hitler’in İmparatorluğu: Naziler Avrupa’ya nasıl hükmetti) kitabı, konusuna hâkim bir çalışma.

Tatilde okudum ve tatilinizi berbat etmek istemiyorsanız sahile yanınızda götürmenizi önermem. Ama böyle bir şey yaparsanız, kitabı bir daha elinizden bırakamazsınız ve sanırım bu sadece tatille de sınırlı kalmaz. Continue reading “Nazizm sömürgeciliğin Avrupa’ya uygulanışıydı: Mazower’in “Hitler’s Empire” (Hitler’in İmparatorluğu) kitabı – Branko Milanovic”

Uyuşturucuyla gerçekten mücadele etmek mi istiyorsunuz? O zaman kadınlara kulak verin – Kasia Malinowska

Screen Shot 2017-08-25 at 20.56.46

Sağlıklı olmak nasıl hasta olmamaktan daha fazlası ise ya da barış savaşmamaktan fazlası demekse, uyuşturucuyla mücadele de sırf cezalandırmaya dayalı yaklaşımlardan fazlasını içermeli. Bireyleri ve toplumu güçlendiren kapsamlı yaklaşımlar benimsenmeli. Kadınların ihtiyaçlarını dikkate almak, kadınların sağlık ve insan haklarını etkili politikalarla desteklemeyi gerektiriyor. Uyuşturucu cezalarının ve politikalarının kadınlar üzerinde çok başka sonuçlar yaratacağını bilmek zorundayız. Uyuşturucu ticaretinde şiddet içermeyen çok küçük roller almak hapse atılmalarına sebep olmamalı. Gebe ve çocuk sahibi kadınlar konusunda çok daha özenli karar verilmeli.

Catalina uyuşturucu suçundan Kolombiya’da hapis yatmış. Koka hamuru bulundurmaktan – ekonomik olarak kendisini ve iki küçük çocuğunu birkaç hafta geçindirmeye ancak yetecek miktarda olmasına rağmen – tutuklanmıştı. Cezaevindeyken çocuklarının nerede olduğunu, ne durumda olduklarını veya ne zaman çıkacağını hiç bilmiyormuş.

Tacikistan’da ise Anya bir süre önce HIV pozitif olduğunu öğrenmiş. Üç yıldır uyuşturucu enjekte eden bir kullanıcı olduğunu; çoğu zaman uyuşturucuyu kendisini fiziksel ve duygusal olarak istismar eden partneriyle birlikte kullandığını söylüyor. Partneri, şırıngayı önce kendisi kullandıktan sonra veriyormuş ona. HIV’yi de böyle kaptığını düşünüyor. Continue reading “Uyuşturucuyla gerçekten mücadele etmek mi istiyorsunuz? O zaman kadınlara kulak verin – Kasia Malinowska”

Şehri baştan keşfederek devleti aşmak – Yavor Tarinski

IMG_1971

Thatcher ve Reagan’ın retoriği açısından ciddi anlamda değişen bir şey yok (birkaç büyük teşebbüsün resmi mülkiyetinin el değiştirmesi devletle olan bağlarını illa ki değiştirmiyor), büyük firmaların bürokratik yapısı aynı kaldı [ve] milli üretimin yarıdan fazlası bir şekilde kamu sektöründen (devlet, yerel yönetim organizasyonları, sosyal güvenlik) geçiyor; … nihai milli harcamaya giren mal ve hizmetlerin fiyatının yarısı ila üçte ikisi şu ya da bu şekilde sabitleniyor, regüle ediliyor, kontrol ediliyor veya devlet politikalarının etkisiyle belirleniyor ve bu geri çevrilebilir bir durum değil (Thatcher ve Reagan’ın on yılı bu konuda hiçbir kaydadeğer değişiklik getirmedi).[1]
Cornelius Castoriadis

Otoriter Küreselleşme ve Devlet

Küresel neoliberal sistem bir süredir, özellikle de 2008’deki küresel mali krizin ardından, bazı açılardan, istikrara kavuşması ve sağlamlaşması adına açıkça antidemokratik ve özünde otoriter formlar alan bir şekilde yönetilmekte. Continue reading “Şehri baştan keşfederek devleti aşmak – Yavor Tarinski”

Reglin kısa tarihi – Mother Jones

the-future-of-periods-will-be-high-tech-messy-and-might-involve-jellyfish-626-1435340024

Toplum biz kadınlara utanılacak epey şey vermiş—ölçülerimiz, kokularımız ve rahim içimizi kaplayan dokuları biyolojik bir kaçınılmazlık olarak ayda bir dışarı atmak zorunda oluşumuz. Epey acayip aslında; düşünsenize, bedenimizin parçaları bedenimizden dışarı çıkarken koştura koştura gezindiğimiz günler var.

Artık—feministler sağ olsun—regller politik olarak kıymete binmiş görünüyor. Elizabeth Warren ve Cory Booker, kadınların tampon ve ped gibi şeylere ödedikleri “pembe vergiyi”[1] ortadan kaldırmak için okullarda, ofislerde ve hapishanelerde regl döneminde kullanılan malzemelerin ücretsiz bulundurulmasını sağlayan yasayı destekleyenler arasında. Geçtiğimiz yıldan bu yana yasa 40 eyaletten 24’ünde daha yürürlüğe girdi.

Reglin bugün saygı görür hale gelmesinin uzun bir geçmişi var. Aşağıda İncil’den kanlı okul balosuna kadar, reglin bir tarihini verdik. Continue reading “Reglin kısa tarihi – Mother Jones”

Das Kapital’in 150 yılı: Marx’ın yapıtı robot teknolojisinden siyaset bilimine birçok alanı etkiledi – Gareth Stedman Jones

kapital
On dokuzuncu yüzyıl fabrikalarının (resimde betimlenen İngiltere, Sheffield’daki gibi) kötü koşulları Das Kapital’e ilham verdi.

Dünya bir başka sanayi devrimi ile yeniden şekillenirken, Gareth Stedman Jones Karl Marx’ın yapıtına bir kez daha geri dönüyor.

Avrupa çapında on dokuzuncu yüzyıl ortasına gelindiğinde Sanayi Devrimi’nin arkasındaki bilimsel ve teknolojik değişimler ağır toplumsal ve siyasal bedellere mal olmaktaydı. Kentlerde yaşayanların yoksulluğu ve kötü sağlık koşulları, aşırı kalabalık, çocuk işçilik ve baskıcı fabrika koşullarına dair haberler yaygınlaşmıştı. Bu ‘toplumsal mesele’ yaygın bir endişe yaratıyordu. Öte yandan sansür, baskı, aristokratların devam eden egemenliği ve işçi sınıflarının seçme ve seçilme hakkından yoksun bırakılması, birikmiş siyasal huzursuzlukların kıvılcımını çaktı.

Bu değişimleri gözlemleyen, analiz eden ve sentezleyen ise Rhineland’li ekonomist Karl Marx (1818-83) idi. Çığır açan etkiler yaratacak olan ve ilk cildi 150 yıl önce yayınlanan Das Kapital kitabında emek, ticaret ve küresel pazar kavramlarını geliştirdi. Kitabın ekonomi, siyaset ve güncel gelişmeler üzerindeki etkisi muazzam oldu ve Marx’ın fikirleri çeşitli yönleri ile robot teknolojisinden evrim teorisine dek birçok farklı bilimsel araştırma alanına nüfuz etti. Marx, sanayi devrimlerinin işçileri makine bekçilerine indirgediğini ve insan emeğine dayanmayan üretimin yolunu açtığını görmüştü. Continue reading “Das Kapital’in 150 yılı: Marx’ın yapıtı robot teknolojisinden siyaset bilimine birçok alanı etkiledi – Gareth Stedman Jones”

Rastak müziğiyle sınırlar aşıyor

rastak.png

Özgür Politika

Rastak, ülkesinin sınırlarını aşmış küresel bir müzik grubu. Deneysel bir topluluk ve deneysel müzik yapıyor. Ezgiye ve söze sadık bir grup olarak kendilerini tanımlıyorlar.

Derin bir kültürel ve tarihi arka plana sahip olan İran, Kürt ve Azeri müziğini geleneksel enstrümanlar ve modern ritimli formlarla yeniden yorumluyor. İran’ın dünyaca tanınan bu grubu esas olarak eski İran halk ezgileri üzerine çalışıyor.

Farsça, Kürtçe, Azerice, başta olmak üzere İran’daki tüm dillerde şarkılar söyleyen grubun elemanları Kürdistan, Azerbaycan, Tahran, Kirman, Horasan gibi ülkenin farklı bölgelerinden. Grubun kurucusu, her şeyi ise Siamak.

13’ü müzisyen 20’ye yakın elemanıyla, yirmi yıllık müzik serüvenine dört müzik albümü, film müzikleri, sayısız yurtiçi ve yurtdışı konser ile  ödüller sığdıran grup, günümüzde çokkültürlü müziğin de dünyadaki önde gelen temsilcilerinden.

Rastak’ın kurucusu Siamak Sepehri, gruplarını çokkültürlülüğün özeti olarak tanımlıyor.

Siamak Sepehri ile Rastak’ın Doğu Kürdistanlı vokalistleri Farzad ve Behzad Moradi kardeşler Yeni Özgür Politika’nın sorularını yanıtladı.  Continue reading “Rastak müziğiyle sınırlar aşıyor”