Kendine ait bir deva* – Imogen West-Knights

newstatesman.com

20 Kasım 2019

19 yaşındayken, bir gece kulaklarım kaldığım öğrenci evindeki leş gibi banyonun duvarlarında yankılanan kendi çığlıklarımla çınlarken, artık ambülâns çağırma zamanının geldiğine karar verdim. Ağrı kesici almış, kova kova su ve turna yemişi içeceği içmiştim ama hiçbir şey bacaklarımın arasında hissettiğim şiddetli, yakıcı ağrıyı biraz bile olsun azaltmamıştı. Sağlık görevlileri geldi ve ev arkadaşlarımın dehşet içindeki bakışları altında, doğrudan kalçama morfin enjekte etti. Acil serviste geçen işkence gibi saatlerin ardından, sabah erkenden eve gönderildim. Ertesi gün, aynı şeyler baştan yaşandı.

Okumaya devam et “Kendine ait bir deva* – Imogen West-Knights”

İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs 6 milyar Euro’luk doğalgaz boru hattı anlaşması yaptı

İsrail’in Avrupa piyasalarına erişmesine imkân verecek olan Doğu Akdeniz projesi Türkiye’yi kızdırdı

İsrail’in Leviathan doğalgaz sahası Yeni Yıl’da gaz pompalamaya başladı. Ülke rezervlerini satmak için Avrupa piyasalarına erişim peşinde.

Ilan Ben Zion
Ayla Jean Yackley

İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs, İsrail’in açık denizdeki doğalgaz sahalarını Avrupa’ya bağlayacak olan ama Ankara kendisini Akdeniz’in hidrokarbon zenginliklerinden mahrum bırakacağını düşündüğü için Türkiye ile gerilimleri yükseltme riskine sahip bir doğalgaz boru hattının altyapısını döşemek üzere üç taraflı bir anlaşma imzalamak üzere.

Okumaya devam et “İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs 6 milyar Euro’luk doğalgaz boru hattı anlaşması yaptı”

Anarşist Barselona’nın kayıp fotoğrafları

Barselona’da anarşist milisler. Fotoğraf: Antoni Campañà

CNT’nin 80 yıl sonra ortaya çıkan ve Barselona’daki özgürlükçü devrimi yeniden hayata döndüren fotoğrafik mirası ilk kez sergileniyor.

ROAR Collective

Pol Pareja tarafından kaleme alınan bu yazı ilkin eldiario.es sitesinde yayınlandı. İspanyolcadan İngilizceye Andrew Hakes, İngilizceden Türkçeye Serap Güneş tarafından tercüme edildi.

Taksilerin yasaklandığı, garsonların ve ayakkabı boyacılarının bahşiş almadığı, şapkanın uygun görülmediği ve her köşede Enternasyonal’in çaldığı bir Barselona’ydı. İşletmelerin yaklaşık yüzde 70’inin ortaklaştırıldığı ve ofislerinin işçiler ve milisler tarafından işgal edildiği bir şehirdi.

Anarşist Barselona, 1936 Temmuz’u ile 1937 Mayıs’ı arasında dönüm noktasını yaşayan Avrupa’daki bu benzersiz özgürlükçü deney, sayısız çalışmanın ve metnin konusu olmuştur. Ancak, bu istisnai döneme dair çalışma ve metinler, kaybolduğu varsayılan görsel tarihi içermezler.

Okumaya devam et “Anarşist Barselona’nın kayıp fotoğrafları”

Suç Corbyn’de değil – John Westmoreland

counterfire.org

14 Aralık 2019

Bu sabah sosyal medyadaki gönderilere bakacak olursak, eski madencilerimiz, işçi sınıfı kahramanlığından “Noel kutlansın diye oy veren hindilere” dönüşmüşler. Yaptıkları şeyle topluluklarının arkasında durduğunu düşünen ve İşçi Partisi karşıtlıklarını onu nişanesi olarak taşımaya hazır insanlara, ‘hainler,’ ‘ahmaklar,’ hatta ‘satıcılar’ gibi sıfatlar yakıştırılıyor.

Okumaya devam et “Suç Corbyn’de değil – John Westmoreland”

Yalnız bir yaşam sürmek: Edebiyat ve çeviri üzerine – Teju Cole

Kaynak

https://cdn.nybooks.com/wp-content/uploads/2019/07/anchises-aeneas-vase.jpg
Bibliotheque des Arts Decoratifs, Paris/Archives Charmet/Bridgeman Images

Antik bir Yunan vazosundan, Truva’dan kaçış sırasında, Aeneas’ı, babası Anchises’i sırtında taşırken resmeden bir sahnenin röprodüksiyonu, on dokuzuncu yüzyıl.

İngilizce translation [tercüme] sözcüğü, kökeni Anglo-Fransız translater sözcüğü olan, Orta İngilizceden gelme bir sözcüktür. Translater sözcüğü ise Latince translatus sözcüğünden gelir: öbür tarafı veya ötesi anlamındaki trans ile İngilizcedeki “ferry” [vapur] sözcüğü ile de bağlantılı olan ferre yani taşımak fiilinin geçmiş zaman çekimi latus. O vakit translator [tercüman], o kıyıdaki sözcüklerden bu kıyıdaki sözcüklere anlam taşıyan bir vapur kaptanıdır.

Okumaya devam et “Yalnız bir yaşam sürmek: Edebiyat ve çeviri üzerine – Teju Cole”

Geridönüşüm yetmiyor. Plastik kullanımını en aza indirmenin 15 yolu – Emily Holden

Plastik petrol şirketleri tarafından çıkarılan etan gazından yapılıyor ve iklim krizinin arkasında yatan sıcaklık artışına katkıda bulunuyor.

Plastik şirketleri üretimi arttırdıkça, geri dönüşüm sisteminin başarısızlığa uğramasına da zemin hazırlıyorlar.

Plastiklerin yalnızca yüzde 9’u geri dönüştürülüyor. Geleneksel plastikler çıkarılan petrol ve gazdan üretiliyor ve iklim krizinin arkasında yatan sıcaklık artışına katkıda buluyorlar.

Okumaya devam et “Geridönüşüm yetmiyor. Plastik kullanımını en aza indirmenin 15 yolu – Emily Holden”

Yeni bir dil öğrenmek aşık olmaya benzer – Marianna Pogosyan

aeon.co

Yeni bir dil öğrenmenin yeni bir ilişkiye başlamakla ortak yanı çok. Kimi dil hızla arkadaşınız olur. Kimisiyle ilişkiniz bir sürü matematik formülünü ya da önemli tarihleri bilmenizi gerektiren final sınavına girmek gibidir, okuldan mezun olduğunuz gün aklınızdan çıkar. Ve bazen de, ister sırf şansın, isterse bir ömür boyu süren entelektüel yolculuğun sonucu olsun, bazı diller sizi aşkın eşiğine getirir.

Okumaya devam et “Yeni bir dil öğrenmek aşık olmaya benzer – Marianna Pogosyan”

Kürtlerin Başına Gelenin Önemi – G. M. TAMÁS

Ermeniler ve Yahudiler, Batılı güçler tarafından kaderlerine terk edilmişlerdi. Évian-les-Bains uluslararası konferansında (6-15 Temmuz 1938), Dominik Cumhuriyeti hariç hiçbir devlet Yahudi mültecileri kabul etmemiş, Yahudi temsilci Golda Meir’in konuşmasına bile izin verilmemişti. Bu yüzden Nazi basını, görüyor musunuz, kimse Yahudileri istemiyor diye yazmıştı. Aynen bugün Kürtler için olduğu gibi.

Okumaya devam et “Kürtlerin Başına Gelenin Önemi – G. M. TAMÁS”

Transgenderizm: Solun En Son Anti-Feminist Takozu – Caroline Norma

Solcular, en azından 1960’lardaki cinsel devrimden bu yana, saflarındaki feminist varlığından, için için dert yanıyorlar. Ama bu kibirli kadınları saflardan atmak zor iş. Feministleri açıkça karalamak riskli: Kadın düşmanı olarak algılanabilirler ve kürtaj hakkı gibi solcuların kendi sorunları saydığı sorunlarda, çok geniş bir siyasi zemini terk etmeleri gerekebilir.

Ne yazık ki hızla artış gösteren ve küresel düzeydeki eril suçlar (ensest, tecavüz, fuhuş, ev içi şiddet, kadın sünneti, çocuk evliliği ve asit saldırıları) feminist mücadeleyi biraz fazla meşrulaştırmış ve biraz fazla popüler kılmış durumda.

Okumaya devam et “Transgenderizm: Solun En Son Anti-Feminist Takozu – Caroline Norma”

Joker üzerine devam: Apolitik nihilizmden yeni bir sola ya da Trump neden bir Joker değil? — Slavoj Žižek

Ancak, Joker tam zıddı anlamda okunabilir (ve okunmalıdır) ve “Joker” şeklindeki esas figürü teşkil eden eylemin, Arthur’un kendi durumunun nesnel koşullarını aşmasını sağlayan özerk bir eylem olduğu iddia edilebilir (edilmelidir). O kendi kaderi ile özdeşleşir ama bu özdeşleşme özgür bir eylemdir: bunda, kendisini benzersiz bir öznellik figürü olarak konumlandırır…[7] Bu ters yüz oluşu, filmde kahramanın şöyle dediği anda kesin şekilde konumlandırabiliriz: “Beni gerçekten kahkahaya boğan ne, biliyor musun? Hayatımın trajedi olduğunu düşünürdüm. Şimdi fark ediyorum ki, lanet bir komediymiş.” Bu eylem sebebiyle, Joker ahlaklı olmayabilir ama kesinlikle etiktir. Arthur’un bunu söylediği ana dikkat edilmelidir: annesinin yatağının başında, yastığı alıp bastırarak onu öldürdüğü sahne. O vakit, annesi kimdir? Arthur’un onun varlığını tarifi şöyle: “Bana hep gülümsememi söylüyor, hep mutlu görünmemi. Benim neşe ve kahkaha yaratmak için var olduğumu söylüyor.” Bu, en saf haliyle analık süperegosu değil mi? Ona Arthur değil Happy (Mutlu) demesine şaşmamalı. Annesinin kontrolünden (onu öldürerek), onun kahkaha atmasına yönelik komutuyla özdeşleşmek suretiyle kurtuluyor.

Ahlak, ortak İyiliğimiz bakımından başkalarıyla nasıl ilişkilendiğimizi düzenler, etik ise arzumuzu tanımlayan Davaya sadakatimizle ilgilidir, bu sadakat haz ilkesinin ötesine geçer. Temel anlamda ahlak, toplumsal adetlere karşıt değildir; antik Yunan’da eumonia yani topluluğun ahenkli iyiliği denilen şeye bağlıdır. Antigone’nin başlangıcında birinin (o noktada kim olduğunu bilmeyiz) Kreon’un yasağını ihlal ettiği ve Polynices’in bedeniyle cenaze ayini yaptığı haberine koronun verdiği tepkiyi hatırlamalı. Devletin eumonia’sını bozan aşırı şeytani eylemlere karışan “şehirsiz parya” olarak örtük olarak cezalandırılan Antigone’nin kendisidir. Eumonia oyunun son satırlarında yeniden öne sürülür: “Mutluluğun en önemli kısmı / o halde bilgeliktir — tanrılara / saygısızlık etmemektir, zira küstah insanların övünçleri / büyük ceza darbeleri getirir / böylece yaşlılıkta insanlar bilgeliği bulabilirler.”

YERSİZ ŞEYLER

11 Kasım 2019

Türkçesi: Serap Güneş, Işık Barış Fidaner

Todd Phillips’in Joker’i gibi bir film yapmanın mümkün olduğu bir Hollywood’u ve filmi mega bir gişe rekortmeni yapan kamuoyunu takdir ederek başlamalı söze. Ancak, filmin popülerliğinin sebebi, üst-kurgusal boyutunda yatıyor: Batman hikayesinin karanlık başlangıcını anlatıyor, öyle bir başlangıç ki, Batman mitinin iş görebilmesi için görünmez kalmak zorunda. Joker’i Batman mitine bu referans olmadan, düşürüldüğü kurban durumundan kurtulmak için palyaço maskesini benimseyen bir çocuk olarak hayal etmeye çalışalım. Olmaz, bir başka gerçekçi dramdan ibaret kalır. Şunu da hatırlayın: Time Out, Joker’i “gerçek anlamda kâbus gibi bir geç kapitalizm vizyonu” olarak tanımladı ve onu “toplumsal korku filmi” kategorisine soktu. Bu, yakın zamana dek hayal edilemez bir şeydi: toplumsal sefaletin gerçekçi bir tasviri ile düşlenmiş dehşet şeklindeki birbirinden apayrı iki janrın bileşimi; elbette, ancak toplumsal gerçeklik dehşet kurgusu boyutlarına ulaştığında işe yarayan bir bileşim.[1]

View original post 2.979 kelime daha