Rojava’dan Mapuçe’ye

PİLAR VİLLANUEVA *

22149518641_03c243490e_z.jpg

Özgür Politika

  • Mapuçe halkı, Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesinden aldığı ilhamla, çeşitli Şilili gruplarla birlikte Şili ve Wallmapu Bölgesi Kürdistan’la Dayanışma Komitesi’ni kurdu.
  • Bu komite, Kürt mücadelesi ile ilgili bilgileri yaygınlaştırmak için bir iletişim platformu ve onların örgütlenme modelini Şili ve Mapuçe bölgelerine taşımak için faaliyet yürütüyor.
  • Jineoloji kavramı Şili ve Arjantin’de özellikle ilgi çekici. Komitenin üyesi Lua Montiel, “batılı ve kolonyal feminizmi aşmamıza ve kadın mücadelelerinin yeni bir deneyimini öğrenmemize yardımcı oluyor” diyor.

Continue reading “Rojava’dan Mapuçe’ye”

Reklamlar

İsveç seçimlerinde mesele aşırı sağın yükselişi değil, parçalılık – Itay Lotem

isvec-secimleri

Aşırı sağcı İsveç Demokratları desteği arttırıyor ama aynısı onların en ateşli muhalifleri için de geçerli.

İsveç seçimleri yaklaşırken, gazeteciler, bariz şekilde neo-Nazi köklere sahip bir partinin nasıl olup da ülkenin ikinci büyük partisi haline gelebildiğini anlamak için Stockholm’e akıyorlar.

Ancak yapacakları haberler o kadar belli ki. Tıpkı 2016’dan bu yana yapılan diğer tüm Avrupa seçimlerinde olduğu gibi, aşırı sağın yükseldiğini yazacaklar ve yalan yazıyor da olmayacaklar. Ama yine de meselenin özünü anlamamış/anlatmamış olacaklar. Continue reading “İsveç seçimlerinde mesele aşırı sağın yükselişi değil, parçalılık – Itay Lotem”

İsveç’te aşırı sağın yükselişi: “Göçmen karşıtlığı değil ekonomi etkili”

isvecsecim

İsveç’te aşırı sağ İsveç Demokratları partisinin yükselişini, bu partinin aday ve seçmenlerini kapsamlı veriler üzerinden inceleyerek anlamaya çalışan araştırmacılar Ernesto Dal Bó, Frederico Finan, Olle Folke, Torsten Persson ve Johanna Rickne, esas tetikleyicinin ekonomik şoklar olduğunu, göçmen karşıtlığının ise ekonomik bağlam içinde dolaylı etkili olduğunu ortaya çıkardılar. İsveç’te Pazar günü gerçekleşen ve aşırı sağ partinin beklendiği gibi büyük bir çıkış yakalamadığı seçimlerden hemen önce, Ağustos 2018’de yayınlanan çalışma “Economic Losers and Political Winners: Sweden’s Radical Right” (Ekonomide Kaybedenler ve Siyasette Kazananlar: İsveç’in Radikal Sağı) başlığını taşıyor. Çalışmanın giriş bölümünü aşağıda özetledik:

Continue reading “İsveç’te aşırı sağın yükselişi: “Göçmen karşıtlığı değil ekonomi etkili””

Bisikletli ulaşımda eşitlik, hakkaniyet ve adalet – Hilary Angus

arrian_web.jpg

Amerika Birleşik Devletleri’nde gelişen yeni bir bisiklet savunuculuğu anlayışı, ulaşımda hakkaniyeti ön plana çıkarmayı amaçlıyor.

Çeviri: bisikletgundemi

Kaynak

Şöyle hayal edin: Günlerden pazartesi, bisikletle işe gitmek için yola koyulacaksınız. Seleye oturuyor, pedala basıp garajdan çıkıyorsunuz, evinizden dört kavşak sonra trafiği yavaşlatılmış bir tali yola geliyorsunuz, sonra kenarına ağaçlar sıralı bu sakin yolda on beş kavşak geçiyorsunuz. Şehrin merkezine yaklaşırken, yeni yapılan ve motorlu taşıt trafiğinden ayırılmış bisiklet yoluna giriyorsunuz. Oturduğunuz mahalledeki ulaşım ağının sizi şehrin iş merkezine doğrudan ulaştıracak son üç kilometrelik kısmını bu bisiklet yoluyla bağlamışlar. Yolu taşıt trafiğinden ayıran saksılardaki fidanlar ve çiçeklerden mis kokular yayılıyor havaya. Nihayet işyerinize varıyorsunuz, bisikletinizi milim olsun yerden kaldırmadan bisiklet dolabına koyup kilitliyorsunuz, enerjik adımlarla ofise giriyorsunuz, ve artık güne hazırsınız. Continue reading “Bisikletli ulaşımda eşitlik, hakkaniyet ve adalet – Hilary Angus”

Bisikletli ulaşımda cinsiyet neden önemlidir? – Clarissa Cunha Linke

Boulevard Rio Branco e entorno do VLT no Centro do Rio de Janeiro.
Boulevard Rio Branco, Rio de Janeiro. Foto: S Aguiar

Çeviri: bisikletgundemi

Kaynak

Hollanda’da geçirdiğim beş gün içinde, bütün hayatım boyunca gördüğümden daha fazla hamile ve yaşlı kadının bisiklet sürdüğünü gördüm. Ve anladım ki, kadınların kentsel ulaşıma erişiminde ortam çok önemli.

Hollanda’da geçirdiğim beş gün içinde, bütün hayatım boyunca gördüğümden daha fazla hamile ve yaşlı kadının bisiklet sürdüğünü gördüm. Ve anladım ki, kadınların kentsel ulaşıma erişiminde ortam çok önemli. Hollanda caddeleri güvenli ve bisiklet sürmeye uygun tasarlanmış, kamusal mekânlar ferah ve davetkâr, her türden ulaşım seçeneği mevcut. Fakat maalesef bütün bunlar sadece Hollanda’da yaşanıyor, dünyanın başka yerlerinde durum hiç böyle değil. Latin Amerika’da kadınlar, altyapısı kalitesiz toplu ulaşım ağlarında her gün saatlerini harcıyorlar. Büyük çoğunluğu bunu istiyor olmasına rağmen çok azı bisiklet sürebiliyor. Elbette onlar da tıpkı Hollanda’da olduğu gibi bisiklet sürmekten hoşlanıyor ve bisikleti günlük ulaşım ihtiyaçlarını karşılamanın iyi bir aracı olarak görüyorlar. Sorun bisiklet sürmenin kendisinde değil zaten, sürülecek ortamda. Mekânsal bakımdan ayrışmış şehirlerde yaşıyoruz ve mülk edinmenin yaşamaktan daha kıymetli olduğu gettolarda toplaşıyoruz. Hız kavramı verimlilik ile aynı anlama geliyor hâlâ, erkekler hep öne geçiyor, kadınlar hep geride kalıyor. Sözün kısası, şehirlerimiz sanki kadınlara engel olmak üzere inşa edilmiş, onlar için güvenli, erişilebilir ve canlı mekânlar olsun diye değil. Continue reading “Bisikletli ulaşımda cinsiyet neden önemlidir? – Clarissa Cunha Linke”

Trump’ı destekleyenler onun yolsuzluklarına neden inanmıyor? – Peter Beinart

U.S. President Donald Trump acknowledges supporters during a Make America Great Again rally at the Civic Center in Charleston

Cohen’in itirafı Cumhuriyetçilerin Trump’ın hukuku ihlal etmediğini iddia etmesini zorlaştırabilir. Ama bunun gerçekten bir önemi yok. Birçok Cumhuriyetçi için, Trump “temiz” kalmayı, hatta yolsuzluk karşıtı olmayı sürdürecek. Çünkü asıl korktukları şey Amerikan hukukunun yozlaşması değil; Amerika’nın geleneksel kimliğinin “yozlaşması.” Ve bu tür yozlaşma, yani Cristhian Rivera’da cisimleşen türde bir yozlaşma açısından, Trump sorun değil çözümü temsil ediyor.

Çarşamba sabahı, FoxNews.com haber sitesinin manşeti, Michael Cohen’in, Donald Trump’ın kendisine metreslerine sus parası vererek kampanya finansmanı yasalarını ihlal etme talimatı verdiğini itiraf etmesi değildi. Iowa’lı beyaz bir kadın olan Mollie Tibbetts’in, yasadışı bir göçmen olduğu iddia edilen Cristhian Rivera tarafından öldürülmesiydi. Continue reading “Trump’ı destekleyenler onun yolsuzluklarına neden inanmıyor? – Peter Beinart”

Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi Türkiye Raporu

Screen Shot 2018-03-29 at 21.16.38

Avrupa Konseyi

İşkenceyi Önleme Komitesi CPT/Inf (2018) 11

Avrupa İşkencenin ve Gayriinsani ya da Küçültücü Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi (CPT) tarafından 28-29 Nisan 2016’da Türkiye’ye düzenlenen ziyaret üzerine Türk Hükümetine rapor

İngilizce rapor

Türk hükümeti bu raporun ve yanıtının yayınlanmasını talep etmiştir. Hükümetin yanıtı CPT/Inf (2018) 12 sayılı belgede verilmiştir.

Strasburg, 20 Mart 2018 Continue reading “Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi Türkiye Raporu”

İktidarlara karşı zırhlanmak: Sınıflarötesi bir mücadelede depresyonun yeri* – E. Şaşmaz

isp_psi(*) 3 Kasım 2015’te fraksiyon.org’da yayınlanan yazının kısmen güncellenmiş halidir.

“Ancak depresyona karşı savaşta yenilirseniz bir pesimiste dönüşürsünüz!” – Cioran

Psikolojik tanıların hem bireysel hem de toplumsal düzlemde sisteme ait döngülerin devamında nasıl kullanıldığı, psikolojik yaftalama (etiketleme) süreçlerinin diğer bütün ötekileştirme süreçleri gibi iktidarı her gün yeniden üretmekten başka bir işe yaramadığı artık biraz daha bilinir. Bundan 10 sene öncesine kadar bu yaftalamanın bir parçası olan psikolojik sıkıntılardan depresyonun durumu ise son yıllarda biraz daha farklılaştı. İlginç bir sınıflararası geçişkenlik örneği yaşanıyor depresyonda: Pres işçisi “depresyondaymışım, ondan böyle isteksizmişim, dinlenmeye ihtiyacım varmış, uyku ilacı yazdılar” diye “makul” bir açıklama getirebiliyor durumuna; cebindeki karttan başka güvencesi olmayan plaza çalışanıysa “uygun fiyatlı bir terapiste ihtiyacım var, bu ilaçla çözülecek iş değil” diyebiliyor. Continue reading “İktidarlara karşı zırhlanmak: Sınıflarötesi bir mücadelede depresyonun yeri* – E. Şaşmaz”

Göç sorununu Marx’tan okumak — Chris Szabla

download.jpeg

Bugün bir heyula arıyorsak, ilk göreceğimiz, dünyanın en zengin ülkelerini dolaşan yerlicilik* heyulasıdır. İster gerçek ister uydurma olsun, göçmen “öteki”ye karşı duyulan güçlü korku üzerinden yükselen siyasi güçlerin çokluğunu ve niteliklerini sıralamak artık yıpranmış bir klişe haline geldi. Bu güçlerin, sınıfsal ve ideolojik ayrımların ne ölçüde üzerinde olduğunu araştırmaya ise pek emek harcanmıyor. Göç istemediğini ilan edenler artık sadece Trump’lar, Farage’lar, Orban’lar ve Salvini’ler değil; karakteristik olarak her akımın merkez siyasi kulvarlarından da ibaret değiller. Yeni gelen göçmenleri, ya—sanki mücadele dosdoğru siyasi-ekonomik meselelerden müteşekkilmiş gibi—kutuplaşma yaratan bir “kültür savaşı” meselesi olarak ya da işçi sınıfının ücretlerini düşük tutmak için ithal edilen ucuz işgücü artıkları olarak karakterize eden birçok solcu da var. Continue reading “Göç sorununu Marx’tan okumak — Chris Szabla”