Öne Çıkarılmış Yazı

Siborga karşı Cadı: Silvia Federici’nin Tenin Sınırlarının Ötesine kitabı üzerine – Rhyd Wildermuth

Silvia Federici’nin son kitabı üzerine yazılan bir eleştiri, onun bir TERF olduğunu bir kez bile belirtmese de (onun yerine Twitter öfke makinesi bu terimi memnuniyetle sağlıyor), yazarın kitabı bir lisans öğrencisinin ödev metinlerine yaptığı ile aynı derinlikte okuduğunu—kafada zaten belirlenmiş olan bir analizi savunmak için metinden işine gelen alıntıları arayıp bulmak—ele veren tuhaf iddialar içeriyor. Daha kötüsü, bu eleştiride, sırf tembel bir okumadan fazlası olduğunu açık eden, doğrudan kötü niyetli bölümler var. Aşağıdaki metin, hem Federici’nin kitabının hem de ona yönelik eleştirilerin bir incelemesi.

Çarşamba sabahı çok az uykudan sonra dijital alarmın sesine uyan. Biraz yatakta dön, halen uykudaki sevdiğine bak, sonra ağrıyan, yorgun bedenini zorlayarak yataktan kaldır. Sarsak sarsak gözlerini ovuşturarak banyoya git, çişini yap, elini yüzünü yıka ve aynada sana bakan tükenmiş yüze fazla dikkatle bakmamaya çalış.

Okumaya devam et

Liberal feministlerin porno ve fuhşun kadınları özgürleştirdiği iddialarına Marxist feministler neden karşı çıkıyor? – Morgan Horn

Kapitalist sistemde tüm işler sömürü esasına dayandığı için fuhşun da diğer işlerle aynı hukuki statüye sahip olması gerektiğini ileri sürmeye devam ediyorlar. Lakin seks işi diğer işler gibi değildir. Liberal feministler seksin bir meta olduğunu ileri sürerek savlarını meşrulaştırmanın yollarını arıyor. Ama değildir; seks, onun aracılığıyla bir metanın tüketildiği bir araçtır, tüketilen meta ise kadın bedenidir.

Çeviren: S. Erdem Türközü

Morgan Horn, kadının cinselleştirilmesinin erkeği üstün bir konuma yerleştirdiği ve sınıf mücadelesini engellediği konusunda net olmamız gerektiğini savunuyor.

Marxist feministler olarak kadınların kurtuluşu için kapitalizmi parçalamanın yollarını arıyoruz. Günümüzdeki feminist hareketin geniş kesimleri, siyasi görülerini üniversite ortamında bulageldi; öyle ki kadınların birçoğunun işçi ve bu nedenle de sınıf mücadelesi için merkezi bir konumda olduğu gerçeğine çoğu zaman kördürler.

Temelde, çözümlemeleri kadınların ezilmesini kapitalizmin süregiden varlığıyla ilişkilendirmede başarısız olur. Bu orta sınıf “öğrenci aktivistler,” kapitalizmi tamamen yıkmanın değil, kadınlar için biraz daha iyi olabilmesi için onu reformdan geçirmenin yollarının arar.

Bu insanlar çoğu zaman kapitalizmde rahat pozisyonlar işgal eder: öğrenci aktivizminden liberal gazete makaleleri yazan burjuva yorumculuğuna, yürüne yürüne iyice belirginleşmiş bir patika uzanır.

Okumaya devam et

Naomi Klein: Covid öncesi statükoya geri dönmemeliyiz; bu sadece durumu daha da kötüleştirir

Naomi Klein: 'I'm driven by three emotions: love, terror and rage' |  Financial Times

Söyleşi: Katharine Viner

13 Temmuz 2020

Çeviren: S. Erdem Türközü

Koronavirüs krizi bizi ne tür bir dünyayla baş başa bırakacak?

Guardian Live event için röportaj veren aktivist ve yazar Naomi Klein, pandemi sonrası canlanmanın kalbinde eşitlik ve adaletin yer alması gerektiğinde ısrarcı.

Okumaya devam et

Fuhşun yasallaştırılmasından 17 yıl sonra “Alman Modeli” – Dr. Ingeborg Kraus

Hamburg: Aktivistinnen zerlegen Sichtschutz in Rotlichtviertel - news.ORF.at
FEMEN, Hamburg’daki genelevler sokağını bir erkek ayrıcalıkları serbest bölgesi olarak işaretleyen bariyerleri yıkıyor

2004 tarihli bir çalışma, fuhşa sürüklenen kadınların %87’sinin fiziksel şiddete, %82’sinin duygusal şiddete, %92’sinin cinsel tacize ve %59’unun cinsel şiddete maruz kaldığını gösterdi. Tek başına bu rakamlar bile fuhşu başka herhangi bir iş gibi tanımlamayı zorlaştırıyor. Ve bu araştırma 10 yıldan uzun süre önce yapıldı; işler o zamandan bu yana ciddi şekilde kötüleşti. Şiddet, fuhuş sektörünün içsel bir parçası ama Alman devleti bu gerçekleri inkara devam ediyor! Fuhuş travmatize edici olduğu için de bir iş olarak görülemez. Sayısız çalışma, fuhuşta travma sonrası stres bozukluğu riskinin savaşta olduğundan daha yüksek olduğunu göstermiştir.

Okumaya devam et

Teröre karşı savaş ABD’de içe döndüğünde olan budur – Hamilton Nolan

Trump: Paving the Road Towards a Police State | ColumbusFreePress.com

Trump 11 Eylül sonrası ortaya çıkan devasa güvenlik devletimizin, Antifa gibi içerideki “düşmanlara” karşı kolluk olarak kullanılabileceğini yeni fark etti.

Bireysel silahlanma karşıtlığının arkasındaki temel mantık, ortada bir silah yığını varsa, er ya da geç birilerinin vurulacağıdır. Aynısı güvenlik devleti için de geçerlidir. Onu inşa ederseniz eninde sonunda sizin de peşinize düşecektir. Federal bürokrasinin banalliği altında gizlenen, ürkütücü bir dizi silahlı gücün yaratılmasını görmezden geldik. Şimdi bunlar, kendisini küçümseyen tüm düşmanlarından intikam almak için tüm hayatı boyunca beklemiş bir adamın küçük ellerindedir.

Okumaya devam et

‘Damızlık Kızın Öyküsü’ ürkütücü, peki ya feminizmin gasp edilmesi?

feminist vesvese

Damızlık Kızın Öyküsü feminist bir distopyaya dair bizi uyarırken, Hot Girls Wanted: Turned On (Seksi Kızlar Aranıyor: Azmış) belgeseli, patriyarkanın hareketimizi sisteme entegre etmesine izin verdiğimizde ne olduğunu gösteriyor.

Mayıs 2017’de Feminist Current’de okuyucuyla buluşan bu metnin,son günlerdeki ‘feminist pornografi’ tartışmalarına katkı sunmasını umuyoruz. Uzun yıllardır pornografi endüstrisinin özellikle kadınlar ve genel anlamda cinselliğimiz üzerindeki etkilerine dikkat çeken Gail Dines, bu yazısında Damızlık Kızın Öyküsü dizisiyle, yukarıda adı geçen belgeselde de yer alan ve ‘feminist porno’ yönetmeni olarak bilinen Erika Lust’un bir film çekimini karşılaştırıyor.

GAIL DINES

Geçtiğimiz hafta, ilk bakışta kadınlara dair çok farklı hikayeler anlatıyormuş gibi görünen iki yeni televizyon yapımı yayına girdi.

Netflix’in 2015 tarihli Hot Girls Wanted (Seksi Kızlar Aranıyor) belgeseli ile aynı ekip tarafından çekilen Hot Girls Wanted: Turned On (Seksi Kızlar Aranıyor: Azmış, kısaca HGWTO diyeceğiz) için birçok medya eleştirmeni, kadınların hem porno film çekmekle hem de porno filmlerde…

View original post 807 kelime daha

Pornonun marifetleri

feminist vesvese

Bu kültürün ve endüstrinin kadınlara faturası ne?
Aşağıda üç ayrı deneyim okuyacaksınız. Bunlardan ilki bir çeviri ve “ne yapalım canım erkekler porno seviyor işte” diyerek pornografiyi basit bir zevk meselesine indirgeyen popüler bir solcu gazeteciye cevap olarak yazılmış. Diğer iki kısa deneyim aktarımıysa genel olarak pornografi üzerine değil, son yıllarda popülerleşen BDSM pratiğinin kadınların karşısına ne şekillerde çıkabildiğini ortaya serebilmek için bizce anlamlı bir çerçeve çiziyor. Buraya aktardıklarımız dışında edindiğimiz bilgiler de pornografinin ağırlıklı tüketicisi olan erkeklerin içindeki şiddet pratiklerini de uygulamaya aynı oranda hevesli ve bu konuda sıkça ısrarcı olduklarını gösteriyor. Öte yandan kadınlardansa geri kafalı, muhafazakar, sıkıcı bir ‘kezban’ olarak görülmek istemedikleri için cinsel şiddeti reddetmekte tereddüt ettiklerini duyuyoruz. Muhafazakar bir ülkede, internet sınırlandırmalarıyla yaşamamıza rağmen pornografi kültürü bütün dünyayı etkiliyor ve yaygın tüketimi cinsiyet algımızı ve deneyimlerimizi de şekillendiriyor. Bunun kadınlar için ne gibi sonuçlar doğurduğunu araştırmak ve kadınların deneyimlerine kulak vermek feministlerden öğrendiğimiz bir yöntem. Ancak…

View original post 809 kelime daha

Pornografi

feminist vesvese

ANDREA DWORKIN

Bu metin, Dworkin’in 1981 yılında yayımlanan Pornography: Men Possessing Women kitabında ve geçtiğimiz yıllarda derlenen Last Days at Hot Slit‘de yer alıyor.

Sözcük olarak pornografi, Antik Yunancadaki pórnē ve graphos sözcüklerinden türetilmiştir ve “orospular hakkında yazmak” anlamına gelir. Pórnē “orospu” demektir, Antik Yunan’da bütün erkek yurttaşların erişimine açık genelev kadınını, özellikle ve ayırt edici bir biçimde en aşağı sınıf orospuyu kast ederdi.

Köleler dahil bütün kadınlar içinde pórnē, sözcüğün gerçek anlamıyla en ucuz olandı, en az saygı duyulan, güvenliğe en az sahip olandı. O basit, açık ve mutlak biçimde, bir seks kölesiydi. Graphos ise “yazı, gravür veya çizim” anlamına gelir.

Pornografi sözcüğü, “seks hakkında yazmak,” “erotiğin tasviri,” “cinsel eylemin tasviri,” “çıplak bedenlerin gösterilmesi,” “cinselliğin sunulması” ya da bunlar gibi edebi kisvede başka herhangi bir anlam taşımaz. Kadınların adi orospular olarak gösterildiği grafik betimleme anlamına gelir. Antik Yunan’da bütün fahişeler adi olarak düşünülmezdi: sadece pórnē’ler [

View original post 653 kelime daha

Eşitliği erotize edebilir miyiz?

feminist vesvese

Cinsel arzunun politikası üzerine

MEAGAN TYLER

Seks doğal bir eylem değildir. Biyolojik determinizmin yeniden yükselişte olduğu bir kültürel iklimde bu iddiayı dillendirmek radikal gibi görünüyor. Doğuştan gelen cinsel bir dürtümüz olduğu, yani seksin fizyolojik ve değişmez, derin bir insancıl arzudan kaynaklandığı fikri, Batı’daki hakim söyleme iyice yerleşmiş durumda.

Ama seks, gerçekleştiği toplumsal bağlamın dışında varlığını sürdürmez. Determinizme dönüşe karşı durmamız ve cinselliğimizi etik şekilde yaşamamızın mümkün olup olmadığını sormamız gerek.

Biyolojiye dönüş, bir dizi farklı cephede gerçekleşti. Erken dönem gey ve lezbiyen kurtuluşçuları eşcinsellikte ahlaken yanlış hiçbir şey olmadığını, bu yüzden eşcinselliğin tercih ya da önceden belirlenmiş olmasının önemsiz görülmesi gerektiğini öne sürüyorlardı. Ancak bu argüman “böyle doğmuş” anlatılarına başvurulmasıyla giderek karanlıkta kalmaya başladı. Özü itibariyle eril ve dişil beyinler gibi iddiaların yeniden ortaya çıkışına şahit oluyoruz. Ayrıca cinsel anksiyetelerle başa çıkma konusunda  ilaçların psikoterapiye galip geldiği bu Viagra sonrası çağda, bedenlerimizin arzularımızı kontrol ettiği inancı her zamankinden fazla…

View original post 2.537 kelime daha

KADINLARI KESİP BİÇMEK

Mezardaki Akrep

South Korea's 'take off the corset' movement should inspire ...

Sheila Jeffreys’in 2005 yılında yayımlanan Beauty and Misogyny (Güzellik ve Mizojini) isimli kitabı radikal feminist teorinin en önemli kitaplarından biri. Jeffreys bu benzersiz eserinde güzellik uğruna kadınların neler kaybettiğini, ataerkil kültürün güzellik dayatmasını, güzellik uygulamalarının sadist yönünü, kısaca ataerkinin “güzellik” kavramı ile kadınları nasıl güçsüzleştirdiğini inceliyor. Mutlaka okunup üzerinde düşünmesi gereken şok edici analizlerin bulunduğu bu kitabı okumamış kadınların çok şey kaybettiğini düşünüyorum. Kitap radikal feminizme ait çoğu eser ile aynı kaderi paylaşıyor ve maalesef böylesine önemli bir kitabın Türkçe baskısı bulunmuyor. Ben de kitabın sekizinci bölümünün çevirisini yaptım. Bunu yayınlama amacımın burada bahsedilen pratikleri uygulayan kadınları aşağılamak ya da bu uygulamaları yaparak ataerkiyi besledikleri için onları suçlamak olmadığını ancak dahil oldukları bazı şeyleri sorgulamaları için bir ilham yaratmak ve liberal feminizmin kadınların gönüllü olarak dahil olduğu ve ataerkinin ekmeğine yağ süren uygulamalar hakkındaki “seçim”argümanının ne kadar yetersiz ve ataerkil dünyayı kavramaktan uzak olduğunu bir kez daha hatırlatmak olduğunun bilinmesini…

View original post 8.474 kelime daha

Cinsiyet/toplumsal cinsiyet siyasetinde gerçekten radikal olan nedir? – Robert Jensen

woman_sad

26 Temmuz 2020

Çeviren: S. Erdem Türközü

Siyasi solu ve anaakım feminizmin büyük bir kısmını karakterize eden, sistemlerin nasıl çalıştığının ve kurumların seçimlerimizi nasıl biçimlendirdiğinin bir çözümlemesi, kapitalist medyanın eleştirisi ve bilimsel/materyalist bir dünya görüşüne adanmışlıktır. Ama radikal feminizmin etkileyici patriarşi eleştirisiyle yüzleştiğinde, solcular ve birçok feminist mutat bir biçimde bu ilkeleri terk eder. Fuhşun, pornografinin ve trans ideolojisinin radikal feminist eleştirileri sol çözümlemenin tutarlı ve uyumlu bir parçası olmalıdır.

Okumaya devam et