Ölüm tüm sorunları halleder: Otoriterlerin Ayaklanma Bastırma El Kitabı – Daniel Byman

3 Şubat 2016

Editörün notu: Bu makale, Journal of Strategic Studies’in son sayısında yayınlanan “‘Death Solves All Problems’: The Authoritarian Model of Counterinsurgency” (Ölüm Tüm Sorunları Halleder: Otoriter Ayaklanma Bastırma Modeli) makalesinden uyarlanmıştır.

Beşar Esad kaybediyor olmalı. Rejimi sivilleri katletti, Suriye halkını birbirine düşürdü, ordusunu siyasallaştırdı, ayrımcı siyasal sistemi sürdürdü ve ne kalpleri ne de akılları kazanabildi. Yine de kuşkuculara karşı durmayı ve iktidara tutunmayı başardı. Ama, yalnız diktatör Esad, zafere gidiyor da değil. Cezayir, Çin ve Mısır, ayaklanmalarla çalkalanıyor ve bu devletler başarıya giden yolda büyük oranda baskılarını artırarak ilerliyorlar. Tıpkı geçmişte yaptıkları gibi. Tek başına Rusya, geçtiğimiz yüzyıl içinde 20’den fazla isyan gördü ve bunların büyük çoğunluğunu başarıyla bastırdı. Düşünür Yuri Zhukov’un iddia ettiği gibi, Rusya’nın uzun tarihi, “baskının, ama orta değil de yüksek seviyede olanının, işe yaradığını” gösteriyor. Öte yandan düşünürler ve politikacılar, sık sık hatalı biçimde otoriter devletlerin ancak reformlar hayata geçirmeleri halinde ayaklanmaları yeneceklerini sanıyorlar ve bu devletlerin, ayaklanmaları bastırmak için başvurdukları kendine has yolları göz ardı ediyorlar. Okumaya devam et

Çeviri içinde yayınlandı | Tagged , , | 1 Yorum

Müslümanlarla Hıristiyanların birlikte insan öldürmesinin uzun tarihi

Battle of Vienna 1683 by Jerzy Kossak

Viyana Çarpışması 1683 – Jerzy Kossak

Ishaan Tharoor, Ocak 25, The Washington Post

Devasa bir Osmanlı ordusu 1683 yılında Viyana kapılarının önündeydi. Kuşatma ve sonrasında yaşanan nihai savaş, yüzlerce yıl sonra bir medeniyetler çatışmasının – İslam güçlerinin Hıristiyanlığın kapılarında durdurulduğu – belirleyici an’ı olarak tarihteki yerini alacaktı. Okumaya devam et

Çeviri içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Amerika’nın IŞİD karşıtı savaşta en iyi müttefikleri, Bronx doğumlu bir liberter sosyalistten ilham alıyor

56748b89160000d400eb9479Akbar Shahid Ahmed, Huffington Post, 18 Aralık 2015

Çeviri: Serap Güneş

Geçtiğimiz sonbaharda İslam Devleti savaşçıları, Suriye’nin Türkiye ile olan kuzey sınırındaki Kürt kasabası Kobane’ye koordine ve geniş çaplı bir saldırı başlattı. Kendilerine bir yenilmezlik havası veren zaferlerden yeni çıkmış olan aşırılıkçılar, aksi durumda kendilerinin kontrol ediyor olacağı uzunca bir sınır boyunca önlerindeki tek engeli de ortadan kaldırmak üzereydiler.

Dünya teslimiyet içinde seyretti. Tek süper güç yardım etmem dedi. ABD’li yetkililer, acımasız bir şekilde, şehrin düşeceğini söylediler. Yine de küçük bir grup Kürt savaşçı haftalarca direndi. IŞİD’e karşı ABD öncülüğündeki koalisyon, önce yüzeysel hava saldırıları, sonra da gündelik saldırılarla yardım etmeye başladı. Ve Ocak ayı itibariyle, günümüzün Stalingrad’ı adı verilen ve Kürtlerin zafer kazandığı nefes kesici bir dönüş yaşandı. Okumaya devam et

Çeviri içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Pakistan’da üniversite baskını: İslamcıların eski müttefiklerine düşman olmaları, Türkiye için bir uyarı – Robert Fisk

pg-21-pakistan-3-epaPakistan ve Türkiye. Kuzey Batı’daki eski sınır şehri Peşaver’in dışında yaşanan üniversite katliamı, Başbakan Navaz Şerif’in “terörü zapt etmekten” halen ne kadar uzak olduğunun yeni bir işareti; Türkiye’nin daha da kibirli Başkanı Recep Tayyip Erdoğan içinse neler yaşanabileceğinin kötü bir işareti. Sınırlarının yabancı savaşçılar ve kaçakçılar tarafından Suriye’ye geçiş güzergahı olarak kullanılmasına izin verdikten sonra – tıpkı Pakistan’ın 1979’daki Sovyet işgali sonrası mücahitlerin Afganistan’a geçişine izin verdiği gibi – Türkiye şimdi halkına yönelik neredeyse Pakistan’daki kadar saldırı ile karşı karşıya. Okumaya devam et

Çeviri içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , | 1 Yorum

Bismarck Afrika’nın en değerli varlıklarını nasıl talan etti? – Adekeye Adebajo

Otto+von+Bismarck+XXX

Geçtiğimiz ay Almanlar Otto von Bismarck’ın doğumunun 200. yılını kutladılar. Prusyalı devlet adamı Almanya’yı birleştirdi ama Afrika’yı böldü.

Bismarck 1871’de Almanya şansölyesi oldu, Danimarka, Avusturya ve Fransa’ya karşı üç yıl süren savaşları takiben aynı yıl sürüsüne bereket Alman prensliğini “kan ve demir” yoluyla birleştirdi. Alman siyaset sihirbazı, bunun ertesinde 1884-85’teki Berlin konferansında Afrika’yı bölmek için sanayi devrimi teknolojisini kullanarak “büyük sihirbaz” rolünü oynadı. Okumaya devam et

Çeviri içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , | Yorum bırakın

Patrice Lumumba: 20. yüzyılın en önemli suikastı

patrice-lumumba-007

Kongo bağımsızlık kahramanı Patrice Lumumba’yı öldürmeye yönelik ABD sponsorluklu tezgah 50* yıl önce bugün gerçekleşti

Patrice Lumumba 1960 yılında Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin ilk başbakanı oldu ve 1961’de öldürüldü.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin (DKC) seçilmiş ilk başbakanı olan Patrice Lumumba, 50* yıl önce bugün, 17 Ocak 1961’de suikast sonucu öldürüldü. Bu menfur saldırı, Amerika ve Belçika hükümetleri tarafından tezgahlanan ve ihalenin Kongolu işbirlikçilere ve bir Belçikalı infaz timine verildiği birbiriyle bağlantılı iki suikast planının sonucuydu.

Bu menfur suça ilişkin en iyi kitabın Belçikalı yazarı Ludo De Witte, bunu “20. yüzyılın en önemli suikastı” olarak tanımlıyor. Suikastın tarihsel önemi, en başta gerçekleştiği küresel bağlam, o günden bu yana Kongo siyasetine etkisi ve Lumumba’nın ulusal bir lider olarak bıraktığı miras olmak üzere bir dizi faktörde yatıyor. Okumaya devam et

Çeviri içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , | Yorum bırakın

Slavoj Žižek: Köln saldırıları müstehcen bir karnaval versiyonuydu

colognerally

Çeviri: Serap Güneş

Köln’deki son cinsel saldırılardan çıkarılacak ders filminkiyle olağan dışı bir benzerlik taşımıyor mu? Mülteciler (çoğu), yıkıma uğramış ülkelerden kaçan kurbanlar olsalar bile, bu durum aşağılıkça davranmalarının önüne geçmiyor. Acı çekmenin telafi edici bir yanı olmadığını unutmaya meyilliyiz: sosyal hiyerarşinin dibindeki bir kurban olmak, sizi ayrıcalıklı bir ahlak ve adalet timsali yapmıyor.

Quentin Tarantino’nun aynı adlı filmindeki “nefret dolu sekizli” kim? TÜM katılımcı grup – beyaz ırkçılar ve siyah Birlik askerleri, erkek ve kadınlar, yasa uygulayıcıları ve suçlular – hepsi eşit derecede kötü, gaddar ve intikam dolu insanlar. Filmdeki en utandırıcı an, siyah subayın (eşsiz Samuel L. Jackson canlandırıyor), eski bir Konfederasyon generaline onun birçok siyahın ölümünden sorumlu olan ırkçı oğlunu nasıl öldürdüğünü ayrıntılı bir şekilde ve açık bir keyifle anlattığı sahne. Okumaya devam et

Çeviri içinde yayınlandı | Tagged , , , | 2 Yorum

Yaklaşan küresel iç savaş: Bir çıkış yolu var mı? – Franco Berardi Bifo

sz5_Sobotna__SP_20140528092549__hires.jpeg1Nekro-Ekonomi

Üçüncü Dünya Savaşına doğru mu gidiyoruz? Hem evet hem de hayır: Savaş son on beş yıldır bizimleydi, uzunca bir süre de bizimle olacak gibi görünüyor ve modern uygarlığın son kalıntılarını da ortadan kaldırmakla tehdit ediyor. Batıda yabancı düşmanlığının azgınlaşması ve Fransa gibi ülkelerde milliyetçiliğin yükselişinin sebep ve sonuçları, kaynakları dünya nüfusunun büyük kısmının son iki yüzyılda sömürgecilik yoluyla yoksullaştırılması ve aşağılanmasında yatan uzatmalı bir savaşa dayanıyor; neoliberal rekabet ve savaşın kendisi de dahil her şeyin özelleştirilmesinden bahsetmiyorum bile. Okumaya devam et

Çeviri içinde yayınlandı | Tagged , , , , | 2 Yorum

BM’yi unutun! Kürdistan’da kaderlerini kendi ellerine alan mültecilere bakın – Dilar Dirik

Kürdistan’daki PKK destekli mülteci kampları, kurban anlatısını reddedip kendi özerk sistemlerini yaratarak kaderlerinin kontrolünü ellerine aldılar.

“Mülteci krizi” meselesine hakim gayri-insanileştirmeye ve acımasız tartışmalara düşmeden başka bir mülteci öyküsünü inceleyelim. Özerklik, temsil, kendi kaderini tayin ve kendi ayaklarının üzerinden durma. Kürdistan’daki üç mülteci kampı, statükoya karşı bu radikal alternatife işaret ediyor. Okumaya devam et

Çeviri içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Slavoj Žižek: Türkiye Hakkında Konuşmalıyız (New Statesman)

gettyimages-169866606

Slavoj Žižek, “Türkiye Hakkında Konuşmalıyız”, New Statesman, 9 Aralık 2015


TÜRKİYE HAKKINDA KONUŞMALIYIZ

Slavoj Žižek

Çeviren: Levent Gökyiğit

Ciddi ciddi açıklamalarla İslâm Devleti’yle savaşta olduğumuz söyleniyor ama bu açıklamaların tuhaf bir yanı var aslında — dünyanın tüm süpergüçleri çoğunluğu çölden oluşan küçük bir toprak parçasını kontrol altına alan dinî bir çeteye karşı silahları eline alıyor… Hayır, IŞİD’i “ama” filan demeden kayıtsız şartsız yok etmeye odaklanmamalıyız demek istemiyorum. Denilebilecek tek “ama” var, o da şu: IŞİD’i yok etmeye GERÇEKTEN odaklanmalıyız ve bunun içinse, şeytan kılığına büründürülmüş düşmana karşı tüm “medeni” güçlerin yaptığı acınası beyanlar ve dayanışma çağrılarından çok daha fazlasına ihtiyaç var. Okumaya devam et

Çeviri içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , | 4 Yorum