Syriza’dan Kobane için kutlama ve dayanışma mesajı

kobane

Sevgili mücadele kardeşlerimiz,

Geride bıraktığımız aylar boyunca karanlığa karşı bize ışık oldunuz.

Korkuya karşı umut oldunuz.

Karabasana karşı hayal oldunuz.

IŞİD terörüne karşı verdiğiniz yiğit savaş ve eşi görülmemiş mücadeleniz, tarihin en büyük onur ve direniş hikâyelerinden biri. Rojava ve Kobane’nin yiğit Kürt savaşçıları, cesur erkek ve kadınları; bizlere, tüm şartlar aleyhimize olduğunda bile asla teslim olmamamız gerektiğini öğrettiniz.

İnşa ettiğiniz toplumun tüm değerlerinden; özgürlük, demokrasi ve adaletten nefret eden IŞİD canilerine karşı mücadelenin sembolü oldunuz. Sizler, tüm insanlık adına bir görev üstlendiniz. Sadece askeri açıdan muzaffer olmadınız. Politik olarak da zafer kazandınız. Günden güne, onurunuz, yoldaşlığınız ve özgürlüğe olan tutkunuz, füzelerin, kurşunların ve silahların üzerinde yükseldi.

Muazzam zaferinizi selamlıyoruz. Bizler, Yunan halkı olarak, bir sonraki büyük mücadelenizde, yani şehrinizi, evlerinizi, toplumunuzu ve yaşamlarınızı yeniden inşa etme mücadelesinde, sizlerle omuz omuza olacağız.

Sevgili kardeşlerimiz, her zaman Hikmet’in sözlerini hatırlayın: “Yani, nasıl ve nerede olursak olalım, hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak”

Çokkültürlülük ve çelişkileri – Immanuel Wallerstein

xenofobia-e1382918753776

Bugünlerde çokkültürlülük hakkında dünya çapında yaygın ve tutkulu tartışmalar var. Hem onu savunanlar hem de kınayanlar çokkültürlülüğün yeni bir şey olduğu yanılsaması içinde. Oysa hiç de yeni değil. Çokkültürlülük insan kültürlerinin varoluşu kadar eski. Ve daima tutkulu tartışmaların konusu olageldi. Okumaya devam et

Çiapas’tan Rojava’ya: Denizler ayırır, özerklik birleştirir! – Petar Stanchev

Arada kıtalar da olsa, Kürtler ve Zapatistaların mücadelesi benzer bir amacı paylaşıyor: Kapitalizme direniş, kadınların kurtuluşu ve özerkliğin inşası
ZapatistaGirl-main

Resim: Tierra y Libertad, Matt Verges

Halk iktidarı ancak toplumsal elitlerin elindeki güç halka indiğinde mümkün olabilir

― Murray Bookchin, Post-Scarcity Anarchism

17 Şubat 2015, Roar Magazine

Sadece altı ay öncesine kadar Kobane adını duymuş çok az sayıda insan vardı. Fakat IŞİD Eylül 2014’te şehre beyhude bir saldırı başlattığında, bu küçük Kürt kalesi hızla dinci aşırılıkçılara karşı mücadelenin odak noktası haline geldi. Takip eden aylar içinde, Kobane, faşizme karşı kale rolü ile Barselona ve Stanlingrad’a benzetilerek, uluslararası bir direniş sembolüne dönüştü. Okumaya devam et

Mücadeleyi öğrenirken: İşçicilik* ile feminizm arasında hikayem – Leopoldina Fortunati

Bir İtalyan Marksist feministin 1970’lerde otonomcu ve feminist hareketteki gelişmelere ve kendi deneyimlerine dair değerlendirmeleri

fortunati_po

Yazar bir Potere Operaio graf­fitisi önünde, Haziran 1972.

İşçicilikle tanıştığımda 19 yaşındaydım. Padua Üniversitesi’nde tabandan gelen bir öğrenci hareketi militanıydım. Gençtim, dolayısıyla sessizdim ve öğrendim. Birçok toplantıda bir şeyler dediğimi hatırlıyorum fakat çekingendim ve bu yüzden sessiz kalmayı tercih ediyordum. Hareketin liderleri genellikle daha önceden parti veya siyasi örgüt deneyimleri olduğu için politikayı zaten öğrenmiş olan öğrencilerdi. Bunun aksine benim elimdeki tek şey, dünyanın eşitlik, özgürlük ve adalet için değişmesi gerektiğine dair kendi inançlarımdı. Okumaya devam et

“Nefret”le ilgili sorun – Liz Kelly

ozgecan-aslan1

“Nefret suçu” kategorisi, yalnızca yasal olarak değil, geniş bir çevrede kültürel olarak da genel kabul görüyor. Irkçılığa ve homofobiye karşı mücadele eden birçok aktivist nefret suçunun bu şekilde kabul görüyor olmasından memnun, ancak bu kavramın kadınlara ve çocuklara karşı şiddetle mücadele eden feministler için değeri ne? “Nefret suçu” faydalı bir kavram mı yoksa son tahlilde ayrım yaratan ve işe yaramaz bir kavram mı? Liz Kelly tartışmaları değerlendiriyor. Okumaya devam et

Gri alanda – Slavoj Žižek

zizek2“Ben şuyum” (veya “Hepimiz şuyuz”) şeklindeki acıklı özdeşleşme formülü ancak belirli sınırlar dâhilinde iş görüyor; bu sınırları aştığındaysa müstehcen bir hal alıyor. “Je suis Charlie” (Ben Charlie’yim) diyebiliriz fakat “Hepimiz Saraybosna’da yaşıyoruz!” ya da “Hepimiz Gazze’deyiz!” gibi örnekler verildiğinde iş karışmaya başlıyor. Hepimizin Saraybosna veya Gazze’de yaşamıyor olduğumuzu hatırlatan acımasız gerçek, acıklı bir özdeşleşme ile üstü örtülemeyecek kadar güçlü hale geliyor. Söz konusu olan Muselmänner, yani Auschwitz’deki yaşayan ölüler olduğunda böyle bir özdeşleşme müstehcenleşiyor. Şunu söylemenin mümkünatı yok: “Hepimiz yaşayan ölüleriz!” Auschwitz’de, kurbanların insanlıktan çıkarılması öyle bir raddeye varmıştı ki, onlarla herhangi bir anlamlı özdeşleşme kurmak olanaklı değildir. (Ve, tam zıddı yönde, “Hepimiz New Yorkluyuz!” diyerek 11 Eylül kurbanları ile dayanışma beyan etmek de saçma olur. Milyonlarca insan şöyle der: “Evet, New Yorklu olmayı çok istiyoruz, bize vize verin!”

Okumaya devam et

Solun geleceği üzerine – Ursula K. Le Guin

4 Şubat 2015

Ursula K. Le Guin’i basma şansı bulursanız, üstüne atlarsınız; bir kurgu dergisi olsanız ve masanızın üzerinde duran şey Guin’in politik makalelerinden biri olsa bile.

Aslında arada bir bağlantı mevcut. Ulusal Kitap Ödülünün son sahibi olan bu bilim kurgu ikonu, politik fikirlere uzun ve tarihsel önemi olan bir ilgiye sahip; Mülksüzler ve Dünyaya Orman Denir gibi eski romanlarından birçoğu çevrecilik, anarşizm ve Taoculuk üzerine etkili alegoriler. 86 yaşında, halen radikal bir düşünür. Aşağıdaki makale, yazar ve politik teorisyen Murray Bookchin’in tutkulu bir övgüsü; makalelerinin yakın tarihli bir koleksiyonundan oluşan kitabın önsözünden bir alıntı – bir vasiyetname.

Okumaya devam et

Yeni Arap Soğuk Savaşı: ABD Politikası Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya Çatışma ve Kargaşa Ekiyor

Salı, 3 Şubat 2015

ABD, Ukrayna’ya olası bir askeri yardımla, bu konuda gerilimi esaslı bir şekilde tırmandırma seçeneğini değerlendirirken, biz de Amerikan politikasının Kuzey Afrika ve Ortadoğu’ya nasıl çatışma tohumları ektiğine bakıyoruz. Libya iki farklı hükümet tarafından yönetiliyor ve Birleşmiş Milletler süregiden birlik görüşmelerinin başarısızlığı halinde “total bir kaos” uyarısı yaptı.

ABD destekli Mısır rejimi, politik muhalefeti şiddetle bastırmaya devam ediyor. General Abdül Fettah el Sisi’nin geçtiğimiz Haziran’da başkan olmasından bu yana, protestoculara yönelik en berbat katliam gerçekleştirildi.

Irak son birkaç yıldaki en kanlı ayını geçirdi. Görevden ayrılan Savunma Bakanı Chuck Hagel, ABD’nin İslam Devleti’ne karşı süren kampanyası için, savaşmayan kara askerleri göndermesinin gerekebileceğini söyledi.

Suriye’de, dünyanın en kötü insani krizi yaşanmakta. ABD, Başkan Beşir el Esad’ın devrilmesine yönelik çağrılarını geri çekti. Lübnan’da Hizbullah ve İsrail, geçtiğimiz hafta 2006’dan bu yanaki en şiddetli çatışmalardan birini yaşadı. Bu olayı günler sonra Washington Post’un CIA ile İsrailli muadili Mossad’ın, üst düzey bir Hizbullah liderini yedi yıl önce suikastla öldürdüğüne dair haberi izledi.

İran konusundaki anlaşmazlığın, Başkan Obama ile İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu arasındaki ilişkileri şimdiye kadarki en düşük seviyesine getirdiği söyleniyor.

Geçen ay Kral Abdullah’ın ölümünü takiben, Obama, ABD’nin yeni baskıcı rejime olan desteğinin büyük bir göstergesi olarak, Suudi Arabistan’a giden en büyük delegasyona öncülük etti.

Ve Yemen’de, geçtiğimiz ay Başkan Abdu Hadi’nin istifası ardından, Husi isyancıların iktidarı ele geçirme tehdidinde bulunmasıyla, belirsizlik hakim.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki durumu ve ABD’nin süren çatışmalardaki rolünü Trinity College’da uluslararası siyaset profesörü olan Vijay Prashad ile konuştuk. Okumaya devam et

Yunan Komünistlerini Anlamak – Nikos Lountos (Jacobin)

kke

Syriza Yunanistan’daki tek sol parti değil. Peki Komünist Parti nerden gelip nereye gidiyor?

21.01.2015

Pazar günkü seçimlerde muhtemel Syriza zaferi büyük bir olay ve uluslararası solun gözü burada. İlgi güzel ama Alexis Çipras’ın seçim mahareti, ülkedeki gerçek politik atmosferle gölgeleniyor.

Syriza Yunanistan’daki tek sol parti değil ve bazı açılardan en büyüğü bile değil. Örgütsel açıdan, Yunanistan Komünist Partisi (KKE) daha büyük. Solun büyük kısmının yapmayı sevdiği gibi bunu bir yana koymak, sendikal harekette önemli köklere ve tüm Yunan partileri arasındaki en uzun tarihe sahip bir gücü göz ardı etmek anlamına geliyor. Okumaya devam et

Antonio Negri: Emeğin reddinden iktidarın ele geçirilmesine

ToniNegri-main

Toni Negri

ROAR Collective, 18 Ocak 2015

İtalyan militan ve teorisyen, ROAR’a, emeğin reddinden iktidarın ele geçirilmesine, çağdaş metropolde sınıf mücadelesi hakkındaki görüşlerini anlatıyor.

Editörün Notu: Birkaç ay önce, ROAR, İtalyan post işçici gelenekten onlarca aktivist ve düşünürü bir araya getiren Passignano’daki yıllık Euronomade toplantısına katıldı. Bu yıl Euronomade, Marksist coğrafyacı David Harvey’i, Michael Hardt ve Srećko Horvat dâhil bir dizi başka konukla birlikte etkinliğe katılmaya davet etti.

Efsanevi İtalyan militan ve teorisyen Antonio Negri ile oturup çalışmaları ile Harvey’inkiler arasındaki en son çakışmalar, metropol alanının çağdaş toplumsal mücadeleler açısından merkeziliği, 2011’deki küresel ayaklanmanın kaderi, Avrupa’daki hareketlerin bugünkü durumu ve Syriza ve Podemos gibi yeni siyasi güçlerin anlamı üzerine konuştuk.

Mülakat Lorenzo Cini ve Jerome Roos tarafından gerçekleştirildi.

:::::::::::::::::::::::

Okumaya devam et