Kale Avrupa’ya Hazırlanın – Aris Roussinos*

Türkiye’nin otokratı göçmenleri silaha dönüştürdükten sonra sert sınır politikaları vakayı adiye haline geliyor.

12 Mart 2020

Geçen haftaya kadar, Yunanistan’ın Kastanies ya da “Kestaneler” sınır kapısı, 1923 Lozan [Lausanne] Antlaşması’yla Türkiye ve Yunanistan sınırını çizen Meriç Nehri’nin Bulgaristan’dan denize doğru yavaş yavaş ilerlediği, Balkan kavaklarının altında sakin bir yerdi. Birkaç kilometre ötede Edirne’nin büyük camiinin minareleri ağaçlıkların ve çiftliklerin üzerinden yükseliyorken, şimdilerde göz yaşartıcı gaza boğulmuş, ara ara şok el bombaları ve havaya açılan ateş seslerinin duyulduğu sınır kapısının üzerinden belli belirsiz seçiliyor.

Okumaya devam et “Kale Avrupa’ya Hazırlanın – Aris Roussinos*”

Parodi Profesörü – Martha Nussbaum

Butler’cı şen teşebbüsün özünde umudunu yitirmişlik vardır. Büyük umut; gerçek adaletin hakim olduğu, yasa ve kurumların tüm yurttaşların eşitliğini ve onurunu koruduğu bir dünya umudu kafalardan atılmış, hatta belki de, cinsel olarak sıkıcı diye dalga geçilmiştir. Judith Butler’ın havalı dinginciliği, Amerika’da adaleti tesis etmenin zorluğuna verilen anlaşılır bir yanıttır. Ama kötü bir yanıttır. Kötülükle işbirliği yapar. Feminizm bundan fazlasını gerektiriyor ve kadınlar bundan daha iyisini hakkediyor.

Okumaya devam et “Parodi Profesörü – Martha Nussbaum”

Koronavirüs neden bu kadar başarılı oldu? – Ed Yong

theatlantic.com

20 Mart 2020

Bu kriz sırasında talihimizin yaver gittiği şeylerden biri, doğaları gereği, tek tek koronavirüslerin kolayca imha edilebilmesi. Her virüs partikülü, yağlı lipit molekülleri alanı ile kaplı küçük bir gen setinden oluşuyor ve lipit kabuklar sabunla kolayca parçalandığından, 20 saniyelik iyi bir el yıkama virüsü ortadan kaldırabiliyor. Lipit kabuklar elementler karşısında da savunmasız; yakın tarihli bir çalışma, yeni koronavirüs SARS-CoV-2’nin, karton üzerinde bir günden fazla dayanamadığını ve çelik ve plastik üzerinde iki ya da üç gün kadar dayandığını gösteriyor. Bu virüsler dünyada ayakta kalamazlar. Bedenlere ihtiyaçları var.

Okumaya devam et “Koronavirüs neden bu kadar başarılı oldu? – Ed Yong”

Mike Davis: Ev Hapsi Değil Sosyal Mesafelenme

Korku, kapatılmışlık, gelir kaybı ve aile tasarruflarının kaybedilmesi ihtimali bir araya geldiğinde, salgının kendisinden daha büyük çaplı bir akıl sağlığı krizini haber veriyor. Bu risk basitçe olur öyle şeyler diye geçiştirilecek bir ikincil zayiat değil. Aksine, bugüne kadar zaten görmezden gelişmiş olan bir sağlık tehdidinin ayrılmaz ve son derece tehlikeli bir parçası. Dayanışmayı en temel aşılardan biri görmemiz gerek.

Okumaya devam et “Mike Davis: Ev Hapsi Değil Sosyal Mesafelenme”

Kadınların neden her yıl 12 gün daha fazla ev işi yaptığını öğrenmek için kocamla ev işlerindeki rollerimizi değiştirdik

Cinsiyetler arasında ev işleri konusundaki uçurum genişliyor. Sophie Morris, bunun hayatlarını nasıl etkileyeceğini görmek için kocası ile rolleri değiştirdi.

Sophie Morris

11 Mart 2020

Yaşam tarzınız daha çok Mrs. Hinch’e mi yoksa Motherland’e mi benziyor? Sosyal medya ünlüsü olan ilkinin uzun saç ve tırnakları var ve temizlikle arası çok iyi. Kuzey Londra’da geçen bir BBC2 komedisi olan ikincisi ise, kadınların yarı zamanlı da olsa dinamik kariyerlerin ve çocukları ile kalitesi tartışılır zaman geçirme lüksünün keyfini sürdüğü bir orta sınıf ideali olarak Fransızca kursu ile pilates dersleri arasında kafeden çalışmalı bir bezgin ebeveynlik anlatısı. Bu ikinci düzenin devamı için temizliğin dışarıdan halli gerekiyor elbette.

Okumaya devam et “Kadınların neden her yıl 12 gün daha fazla ev işi yaptığını öğrenmek için kocamla ev işlerindeki rollerimizi değiştirdik”

Koronavirüs sonrası normale dönüş olmayacak – Gideon Lichfield

Sosyal mesafelenme sadece birkaç haftalığına hayatlarımıza girmiş değil. Yaşam tarzımızı bazı açılardan sonsuza dek baş aşağı edecek.

17 Mart 2020

Koronavirüsü durdurmak için, neredeyse yaptığımız her şeyi – nasıl çalıştığımızı, egzersiz yaptığımızı, sosyalleştiğimizi, alışveriş yaptığımızı, sağlığımızı idare ettiğimizi, çocuklarımızı eğittiğimizi, ailemize baktığımızı – radikal şekilde değiştirmemiz gerekecek.

Hepimiz her şeyin olabildiğince hızla normale dönmesini istiyoruz. Ama çoğumuzun henüz fark etmediği – ve kısa süre içinde edeceği – şu: işler birkaç hafta, hatta birkaç ay sonra bile, normale dönmeyecek. Bazı şeyler asla eskisi gibi olmayacak.

Okumaya devam et “Koronavirüs sonrası normale dönüş olmayacak – Gideon Lichfield”

Marco Polo’nun dünyasına geri dönüş ve ABD askeri yanıtı – Robert D. Kaplan

AVRUPA YOK OLURKEN AVRASYA KAYNAŞIYOR

Westfalya devletler sistemi zayıflarken, süperkıta [Avrasya] tek bir akışkan, ele gelir ticaret ve çatışma birimi haline geliyor ve eski, emperyal miraslar – Rus, Çin, İran, Türk – öne çıkıyor. Orta Avrupa’dan etnik-Han Çin merkezine kadar her kriz, artık birbiriyle bağlantılı. Artık tek bir savaş alanı var.

Aşağıdaki analiz, bu değişime yönelik tarihsel ve coğrafi bir kılavuz.

“Bu kadar takdir ettiğim bir makaleyi okuduğum nadirdir. Gerçekten ufuk açıcı.”

– Henry Kissinger

Okumaya devam et “Marco Polo’nun dünyasına geri dönüş ve ABD askeri yanıtı – Robert D. Kaplan”

Koronavirüs: serbest piyasa düzeni hata veriyor – Dr Yannis Gourtsoyannis

counterfire.org

10 Mart 2020 

Son birkaç gündür sosyal medyada süpermarket raflarının boşaltılması ve hiç dezenfektan, makarna, tuvalet kağıdı vs. bırakılmaması ile ilgili hem kaygı ve öfke ifade eden şikayetler yayılıyor hem de goygoy yapılıyor. Öfkenin büyük kısmı ‘bencil istifçilere’ yönelik. ‘Suç onlarda’ ve ‘durdurulmaları gerek.’

İlginç ama, bu ‘bencil istifçiliğin’ olup bitenler üzerinde aslında sıfıra yakın etkisi var.

Yerel süpermarketinizdeki tüm temel tüketim malzemelerini satın alan bu panik halindeki (ama niyeyse aynı zamanda da sakin ve hesapçı) birey karikatürü durumu yanlış yansıtıyor. Elbette böyle bireyler pekala olabilir ama bunun görece nadir bir olgu olduğunu düşünüyorum.

Boş rafların en muhtemel sebebi, sayısız insanın alışveriş tercihlerinde küçük ve aşamalı değişiklikler yapıyor olması. Bunlar panik içinde değiller ve ürünleri topluca satın almıyorlar. Aslında yaptıkları küçük, mantıklı kararlar vermek ve örneğin bir ya da iki dezenfektan satın almak.

Dezenfektan sabun kullanımı daha önce nüfusun çok küçük bir kısmının davranışıyken, artık ciddi şekilde büyük bir kısmının davranışı haline geldi. Üstelik, tedarik tükendikçe (ya da soluksuz şekilde ‘tükeniyor’ diye haberleştirildikçe) bir geri besleme döngüsü oluşuyor ve insanlar, ‘satın alma davranışımı değiştirmeyecektim ama bu panik-alışverişine bakılırsa, belki de benim de temel tüketim malzemesi satın almam gerek’ diye düşünmeye başlıyorlar.

Şunu söylemeye çalışıyorum: burada aslında kolektif bir olgu yaşanıyor. Boş raflar, birkaç çürük elmanın kötü davranışlarının sonucundan ziyade, aslında bir piyasa arızasının başlangıcı.

Krizler piyasanın hata vermesi ile sonuçlanabilir. Ve burada halihazırda görmüş olduğumuz şey de pekala bu olabilir.

Ama ‘piyasa arızası’ konseptini de biraz eşelemek gerek.

Çünkü, bu salgın bağlamında, piyasa kimileri için ‘arızalanırken,’ kimileri için ‘çalışmaya’ devam edecek. Piyasa arızasının maliyeti (hem parasal olarak hem de hastalık ve ölüm anlamında), nüfusun çoğunluğunun sırtına bindirilecek. Ve kriz, onu kendi lehine çevirebilenler tarafından fırsat olarak kullanılacak. Bunlar olurken, koronavirüs salgınının bir tür ‘siyah kuğu olayı’ olduğu (ki değil) ve piyasa davranışlarını kontrol şansımız olmadığı (ki var) söylenecek bize.

Kısacası:

• Aslında piyasa düzeni hata veriyorken suçu bireylerin bencilliğine veya kitlesel mantıksızlığa atmak için aceleci olmayın.

• Piyasa arızalarının sonuçlarının, sınıf dolayımı ile yansıdığını görün.

• Piyasalara devlet müdahalesi ve denetimi (ortadan kaldırılmaları dahil) tamamen mümkündür: bunun tek belirleyicisi, kamusal çıkarın özel kârdan üstün tutulup tutulmadığıdır.

Avrupa Weimar’da – Franco Berardi

“Avrupa’ya gitmek istiyoruz çünkü orada savaş yok. Afganistan’da 50 senedir savaş var. Benim dedem, babam, amcam, kardeşim savaştı. Artık yeter.”

Berlin Duvarı’nın yıkılışını ve Sovyet İmparatorluğu’nun çöküşünü takip eden yıllarda, Maastricht Antlaşması Avrupa politikasının genel çerçevesi oldu ve Birlik neoliberal gündeme resmen geçiş yaptı. O dönem Avrupacı hissiyatımın sarsıldığını hissetmiş ve kendime Birliğin sadece milliyetçiliğin geri dönüşüne karşı kendisini korumaya çalıştığını söyleyerek içimdeki kuşkuları susturmaya çalışmıştım.

Yanılıyordum.

Amaçları sosyal hizmetlerin özelleştirilmesi, emeğin güvencesizleştirilmesi ve ücretlerin düşürülmesi olan bir finansal makineye dönüştürülmüş olan Birlik, milliyetçiliği, ırkçılığı ve saldırganlığı körükledi. Ve şimdi, otuz yıl sonra, aynı şeyi yapmaya devam ediyor.

Okumaya devam et “Avrupa Weimar’da – Franco Berardi”

“Erkekler için feminizm” kadınlar için kötü haber demek – Julie Bindel

Ryan Gosling’in 2011 yapımı Crazy Stupid Love filminde oynadığı karakterin söylediği gibi, “Cinsiyetler arası savaş bitti. Kadınlar egzersiz amacıyla direk dansı yapmaya başladığı an kazandık bu savaşı.”

Erkek şiddetini sona erdirmek için kampanya yürüten feminist bir aktivist olarak geçirdiğim 40 yıl boyunca kadınlardan nefret etme kültürü içerisine hiç bu denli çekildiğimi hissetmedim. İlk defa 1979’da, “Yorkshire Karındeşeni” olarak adlandırılan Peter Sutcliffe’in öldürdüğü ya da sakat bıraktığı 13. kurbanı Jacqueline Hill’den haftalar sonra tutuklanmasından kısa bir süre önce Batı Yorkshire Leeds’deki feministlerle tanışmıştım.

Okumaya devam et ““Erkekler için feminizm” kadınlar için kötü haber demek – Julie Bindel”