Büyük Ayrışmanın Kökenleri – Branko Milanovic

Dünya küresel yakınsamaya (aslında Asya'nın Batı'yı yakalamasına) tanık olurken, Büyük Ayrışmanın kökenleri - Batı'nın yükselişi ve Geri kalanlarda büyümenin olmaması - üzerine tartışmalar güçleniyor. Modern ekonomik büyümenin kökenlerini gözden geçiren ve Batı'da ve özellikle Büyük Britanya'da Sanayi Devrimi'ni başlatıp Çin'de başlatmayan şeyin ne olduğuna dair kendi teorisini öne süren Peer Vries'in mükemmel bir kitabını ("Escaping... Continue Reading →

Eko-komünist bir gelecek için fosil faşizmiyle mücadele – Zetkin Kolektifi

Kuzey Amerika'nın Batı Kıyısı bir kez daha yanıyor. Geçen ay, Phoenix, Arizona, art arda beş gün 46 santigrat derece sıcaklık kaydetti. Yeni bir rekor. Her öğleden sonra, beton ve asfaltın yüzey sıcaklığı 82 santigrat dereceye çıktı - üçüncü derece yanıklara neden olacak kadar sıcak. Sıcaklıkların marjinal olarak düşük olduğu Kaliforniya ve Teksas'ta, enerji şebekesi operatörleri,... Continue Reading →

Sosyalizme Son Çıkış – Slavoj Žižek

Slavoj Žižek, çevresel krizden çıkarılacak dersin “bizim doğanın merkezi değil parçası olduğumuz” şeklindeki sonuç olduğunu ileri süren ortak akıldan kaçınmamız gerektiğini savunuyor. (Simon Plestenjak / Flickr) Çeviren: S. Erdem Türközü Slavoj Žižek, Jacobin’de, bugünün patlayan ekolojik krizlerinin, insanlığın sosyalizme (köprüden önceki) son çıkışına ilişkin gerçekçi bir olasılık açtığını yazıyor. Sosyalizm kurtuluşumuz olabilir mi, yoksa artık... Continue Reading →

Sağda ve Solda Kadın Nefreti – Andrea Dworkin

Feminizmle neyi kastettiğimizi ve kadın kurtuluş mücadelesinin bizim için hayatlarımızı ona adayacak kadar önemli olduğunu söylemek üzere son bir araya gelişimizden bu yana epey oldu: Cumartesi öğleden sonra üç saatimizi ayırmak, arada bir mektup yazmak ya da öfkeli bir "Aman Tanrım, öyle demek istemedin, değil mi!" demek değil feminizm. Esasen, biz, hayatlarımızın önemsiz olduğunu düşünmüyoruz.... Continue Reading →

Seks işi iş değildir: fuhşun Marksist feminist bir çözümlemesi

Birinci Bölüm: Seks bir meta olarak kabul edilebilir mi? Çeviren: S. Erdem Türközü “Bir meta, ilk bakışta, kolayca anlaşılan sıradan bir şey gibi görünür. Metanın analizi, onun metafizik safsatalarla ve teolojik süslerle dolu çok karmaşık bir şey olduğunu gösterir.” Marx, Kapital Cilt I, s. 81. Fuhuş ve seks sektörü hakkındaki çağdaş tartışmayı sıklıkla çevreleyen ahlakçılığın... Continue Reading →

Dünya Suriye’deki devrimci Kürtleri neden görmezden geliyor? – David Graeber

Suriye savaşının ortasında bir demokratik deneyim IŞİD tarafından yerle bir ediliyor. Dünyanın bunun farkında olmaması tam bir skandal. theguardian.com, 8 Ekim 2014 Göstericiler, Cenevre’deki BM merkezinin dışında Kürdistan bayrakları ve üzerinde PKK’nin hapisteki lideri Abdullah Öcalan’ın resmi bulunan bayraklar taşıyorlar. Foto: Denis Balibouse/Reuters Babam 1937’de İspanya Cumhuriyetini savunmak için Enternasyonal Tugaylarda savaşmaya gönüllü oldu. Anarşistlerin... Continue Reading →

Diktatörleri desteklemek antiemperyalizm değil – Meredith Tax

18 Mart 2018. ÖSO askerleri, Efrin şehir merkezini işgalleri ardından Kürt kültürünün mitolojik figürü Kawa'nın yıktıkları heykeli etrafında kutlama yapıyorlar. Geçtiğimiz yıllar içinde Suriye iç savaşı çerçevesinde antiemperyalizm tartışmalarının canlanışına tanık olduk. Solda kimileri anti-Amerikancılık adına Esad rejimi ve Rus emperyalizminin müdafiliğine soyunurken, “insanî müdahaleciliği” en başta eleştirenlerden Chomsky, Rojava Kürtlerinin Türk devletinin saldırganlığı karşısında... Continue Reading →

“Rojava ikinci vatanım”

33 yaşındaki Londralı kadın, 2018’de Türk işgaline karşı savaşmak için Rojava’ya gitti ve salgın sırasında orada kaldı.“Noel için yurduma dönme düşüncesi çok heyecan verici ama son yedi yıldır IŞİD’e karşı insanlığı savunma konusunda bunca bedel ödemiş bir halk için burada yaptığım işin çok önemli olduğunu düşünüyorum” diyor, Dani Ellis Rojava’da yerleştiği tesiste.33 yaşındaki elektrik mühendisi... Continue Reading →

Diktatörler neden yükselir ve düşer: İbn-i Haldun’un düşüncesi bugün Suriye hakkında ne söyleyebilir? – Aris Roussinos

Son beş yıl içinde sosyal medya kullandıysanız, çevrimiçi sağın kolektif bilincinin içinden bir yerlerden ortaya çıkan bir mem’e rastlamış olmanız muhtemel. Bu mem’de, medeniyetlerin yükseliş ve düşüşüne ilişkin bir döngü resmediliyor. Arka planında barbarlıktan ihtişama yükselen, ardından dekadansa batan ve sonra çöküşe geçen büyük bir medeniyetin neoklasik tabloları, onun üstünde de şöyle bir metin: “Zor... Continue Reading →

Cinsiyete dayalı haklar vs. cinsiyet kimliğine dayalı baskı – Jane Clare Jones

Birkaç hafta önce, Feminist Next Door Twitter hesabı ile bir dizi konuda tartıştım. Bir tanesi kadınların “cinsiyet temelinde” (sex-based) değil “cinsiyet kimliği temelinde” (gender-based) ezildiği. O zaman da söyledim, bunun benim için hiçbir anlamı yok. Bu boş iddiasına, patriyarkanın kadınlara bir kaynak muamelesi yaparak işlediğini anlattığım bir zincirle cevap verdim. The Radical Notion’ın önümüzdeki üçüncü... Continue Reading →

Kaynak olarak kadın: radikal maddeci bir feminizme doğru – Jane Clare Jones

Yazarın Notu: Bu, The Radical Notion'ın üçüncü sayısının giriş yazısının kısaltılmış bir versiyonudur. Derlemenin geri kalanına göz atmak için lütfen İçindekiler Tablosu’na bakın. Sanırım çoğumuz, kadınların ezilmişliğine ilişkin şu anda akademik ve kamusal söylemin çoğuna hakim olan analizin oldukça sıkıntılı olduğu konusunda hemfikiriz. Bu yazıyı yazmaya, 200 bin takipçili Amerikalı bir liberal feminist olan1 Feminist... Continue Reading →

Kapitalizmin zorlantılı bir istifçilik sorunu var – Meagan Day

Kapitalizm, hem altta yatan bir eksiklik durumunu genelleştirerek hem de boşluğu fazlalıkla doldurarak istifleme bozukluklarını şiddetlendirir. (Sandy Huffaker/Getty Images) Çeviren: S. Erdem Türközü Artık bir zihinsel bozukluk kabul edilen patolojik istifçilik, pratikte dünyayı malzemeyle doldurarak, elde edilen zorunlu kârın zorlantılı bir şekilde birikimine dayanan bir iktisadî sisteme uygun düşen bir hastalıktır. Yaklaşık 19 milyon Amerikalı... Continue Reading →

Define avcılığı, soykırımın yan ürünü – Simon Maghakyan

Mersin’in Tarsus ilçesinde yer alan ve halk arasında İskender Yazıtı olarak bilinen tarihi yazıt defineciler tarafından böyle delindi. Kültürel ithalat kısıtlamaları, iki ucu keskin bir kılıç olabilir. İşte bu yüzden, ABD hükümetinin Türkiye menşeili kültürel varlık ithalatını Türkiye’nin talebi üzerine kısıtlaması, çeşitli tepkilere neden oldu. Eski eser kaçakçılığı ciddi bir sorun olsa da bazı uzmanlar,... Continue Reading →

Güney Afrika’nın Beyaz Eliti: Havlamayan Köpek – Martin Plaut (2012)

Başları öne eğik, perde arkasından iş gören Güney Afrika’nın beyaz iş elitleri, ekonomik pozisyonlarını korumayı başardılar Güney Afrika’nın aparteid rejimi üzerindeki perdenin 1994’te inmesi, hiçbir kilit oyuncunun beklemediği bir şekilde gerçekleşti. Hem Afrika Ulusal Kongresi (ANC) hem de beyazların üstünlüğünü savunan Ulusal Parti’deki muhalifleri, silahlı mücadele yerine diyalog ve müzakere yoluyla uzlaşıya varabilecek olmalarına şaşırdılar.... Continue Reading →

WordPress.com.

Yukarı ↑