Brezilya: Darbe mi, fiyasko mu? – Immanuel Wallerstein

Lula-e-Dilma

Rousseff’in görevi askıya alındı, Başkan Yardımcısı Michel Temer geçici devlet başkanı olarak göreve atandı ve o da hızla aşırı sağcı bir kabine atadı. Şu neredeyse kesin görünüyor ki, Rousseff sorumlu addedilecek ve kalıcı olarak görevden alınacak. Ancak gerçek hedef Rousseff değil. Gerçek hedef Lula. Brezilya yasalarına göre hiçbir başkan üst üste iki dönemden fazla koltukta kalamaz. Herkesin beklentisi, Lula’nın 2019 yılındaki başkanlık seçimlerinde PT’nin adayı olacağı yönünde.

Brezilya Devlet Başkanı Dilma Rousseff, Senato tarafından yargılanırken koltuğundan geçici olarak uzaklaştırıldı. Suçlu bulunursa, Brezilya’da “ihanet” anlamına gelen şekilde görevden alınacak. Son birkaç aydaki politik manevraları takip etmeye çalışanların, hatta Brezilyalıların bile süreçte gerçekleşen çok sayıda dönüşle kafalarının karışması mazur görülebilir.

Bu noktada ortadaki gerçek mesele ne? Başkan Rousseff’in tekrar tekrar dillendirdiği şekliyle bu bir anayasal darbe mi? Ya da “muhalefet”in iddia ettiği şekliyle, başkanı, kendisinin ve kabine üyeleri ile danışmanlarının ağır kabahatleri nedeniyle sorumlu tutan meşru bir eylem mi? Eğer ikincisiyse, Rousseff’in ikinci görev dönemi için çok büyük farkla rahatlıkla seçildiği 2015 yılından önce, birinci döneminde değil de neden şimdi ortaya çıkıyor? Continue reading “Brezilya: Darbe mi, fiyasko mu? – Immanuel Wallerstein”

Ursula K. Le Guin’den, hayali hikaye anlatıcılığının mümkün olana dair algımızı nasıl genişlettiği üzerine – Maria Popova

“Adaleti hayal edemezsek içinde yaşadığımız adaletsizliği göremeyiz. Özgürlüğü hayal etmezsek özgür olamayız. Adalet ve özgürlüğü erişilebilir şeyler olarak hayal etme şansı hiç olmamış insanlardan adalet ve özgürlüğe ulaşma çabası bekleyemeyiz.”

brainpickings.org

Ursula K. Le Guin’den iktidar, baskı, özgürlük ile hayali hikaye anlatıcılığının mümkün olana dair algımızı nasıl genişlettiği üzerine

Maria Popova

Olağanüstü Nobel Ödülü konuşmasında, “her zaman taraf tutmalıyız” demişti Elie Wiesel. “Tarafsızlık ezene yarar, kurbana yaradığı hiç olmamıştır. Susmak işkenceciyi cüretlendirir, işkence görene asla cesaret vermez.” Ancak insanlık trajedisi, bir yanıyla, bir haksızlık gördüğümüzde, tüm iyi niyetlerimize ve ateşli ideallerimize rağmen, ister ikbal kaygısıyla, ister fark yaratabileceğimize dair inançsızlığımızdan, isterse de ruhun en zehirli zaafı olan iki başlı kinizm ve apati yılanı yüzünden, kendimizi sık sık tarafsızlıkla yatıştırmamızdadır. O halde, bu denli ustaca rasyonalize ettiğimiz bu pasiflikten kendimizi nasıl kurtaracağız? “Bir yerdeki haksızlığın her yerde adalete tehdit olduğunu” nasıl hatırlayacağız; moral cüret ve hayalgücü ile bu farkındalığa nasıl ereceğiz? Continue reading “Ursula K. Le Guin’den, hayali hikaye anlatıcılığının mümkün olana dair algımızı nasıl genişlettiği üzerine – Maria Popova”

Yeni Dünya Düzensizliği – Tarık Ali

Tariq Ali

17 Nisan 2015, LRB*

30 yıl önce Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Güney Amerika diktatörlüklerinin dağılması ile birlikte çoğu insan, baba Bush ve Thatcher tarafından vaat edilen ‘barış payı’nın (peace dividend) sonunda gerçekleşeceğini umuyordu. Nerdeeee? Onun yerine kesintisiz savaşlar, ayaklanmalar, hoşgörüsüzlük ve dini, etnik ve emperyalist, her türden köktencilikle karşı karşıya kaldık. Batı dünyasının gözetleme ağlarının ifşa olması, demokratik kurumların olması gereken şekilde işlemediği ve (beğensek de beğenmesek de) demokrasinin alacakaranlık döneminde yaşadığımız duygusunu kuvvetlendirdi. Continue reading “Yeni Dünya Düzensizliği – Tarık Ali”

Ne kadar para, o kadar gülümseme – Dayna Tortorici

N+1 Magazine

Geçtiğimiz Kasım ayında sanatçı Martha Rosler, Modern Sanat Müzesi’nde (MoMA) ilk kişisel sergisini açtı. Meta-Monumental Garage Sale (Meta Anıtsal Garaj Satışı) adını verdiği bir enstalasyon ve performans çalışması. Gerçekten de devasa bir garaj satışıydı bu, tepeleme oyuncak, mobilya, giysi ve mutfak eşyası, raflara ve masalara dizilmişti.

Gösteri, Rosler’ın 1973’te başladığı bir projenin, UC San Diego’da bir mastır öğrencisi olarak sahnelediği bir performansın devamıydı. 1977’de gösteriyi San Francisco’da Traveling Garage Sale (Gezici Garaj Satışı) ile yeniledi ve ardından gelen on yıllar boyunca dünya üzerindeki çeşitli müzelerde Garaj Satışı’nın versiyonlarını düzenledi. Öncülleri gibi Meta-Monumental Garage Sale de değer üzerine bir tefekkürdü. Normalden daha fazla “meta” idi, çünkü MoMA’daydı: rekonstrüksiyon en şık biçimde hazırlanmalıydı, yani sokakta garaj satışı için reklam/ilan olamazdı (MoMA’ya giren insanlar bir sergi aradıklarını biliyor olmalıydılar, parasını verdikleri bir sergi) ve sergilenen 14.000 eşya, enstalasyon öncesinde tütsülenmeliydi. Bu ise oyunun bir kısmını sokak satışının dışına çıkarıyordu. Müzenin hediye mağazasına yakınlığı düşünüldüğünde, gösteri o bilindik konsept-sanat tarzında da “meta” idi: bir satıcı motorsuz bir araba sattı, bir başkası kocaman kredi kartları satın aldı. Hem sergi hem de hediye mağazası, üzerinde kurumun adı olan makbuzlar kesti ama yalnızca bir tanesi sizi farkın ne olduğunu görmeye zorluyordu. Continue reading “Ne kadar para, o kadar gülümseme – Dayna Tortorici”

Kesişimselliğin Ötesinde Toplumsal Yeniden Üretim – Sue Ferguson ve David McNally

intersectionality

Toplumsal hareketler veya işyeri harici mücadeleler sınıf mücadeleleridir. Yani, kendileri potansiyel olarak özünde antikapitalisttirler, tıpkı bir işyeri mücadelesinin en başta daima antikapitalist olması gibi. Ve aletleri yakıp yıkmak bir kapitalist kalbi nasıl tekletebiliyorsa, insan yaşamının ayrımcı şekilde aşağılanmasına son verilmesini, geçim araçlarına tam ve komünal erişimi, kendi insan bedenlerimizin denetimini talep eden bir hareket de tekletebilir. Tek başına hiçbir hareket veya işyeri mücadelesi elbette kapitalist kalbi tamamen durdurmayacaktır. Ancak her bir teklemenin, potansiyel olarak nabzını zayıflatarak gövde üzerinde bir etkisi olur. Bu yüzden toplumsal yeniden üretim yaklaşımının politik önemi, birçok cephede ama açık bir antikapitalist yönelimle mücadele etmenin önemini gösterme kapasitesinde yatmaktadır.

31 Ekim 2015, ViewPoint Magazine

Viewpoint: Toplumsal yeniden üretim kavramının kendisinden başlayabilir miyiz? Yakın tarihte Lise Vogel’in 1983 tarihli klasik çalışması Marksizm ve Kadınların Ezilmişliği’nin yeniden basımına yazdığınız önsözde, Vogel’in Marksist feminist düşünceye ayırt edici katkısının, onun “işgücünün olanaklılığının koşulları”nı veya işgücünün biyolojik, toplumsal ve kuşaklar boyu yeniden üretilme tarzını araştırması olduğunu söylüyorsunuz. Bu önemli noktadan kalkarak, ücretli emeğin ve sınıf oluşumu süreçlerinin, üretimin dışındaki kesintisiz mevcudiyeti için gerekli olan faaliyetlerin ve ilişkilerin iç bağlantılarının izini sürebilmek mümkün hale geliyor. Size göre toplumsal yeniden üretim Marksist sınıf analizi kategorilerini nasıl dönüştürüyor? Teorik ve politik önemi nedir? Continue reading “Kesişimselliğin Ötesinde Toplumsal Yeniden Üretim – Sue Ferguson ve David McNally”

ABD’nin Türkiye eski büyükelçileri Mort Abramowitz ve Eric Edelman: Erdoğan ya reform yapmalı ya da istifa etmeli

Screenshot_110 Mart, The Washington Post

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliği altındaki Türkiye, adım adım otoriterliğe ve istikrarsızlığa doğru ilerliyor. Hükümetin, ülkenin en yüksek tirajlı gazetesinin de dahil olduğu önde gelen muhalif medya gruplarından birine el koyması, Erdoğan’ın ülkesinin potansiyeline nasıl ihanet ettiğinin son örneği. Continue reading “ABD’nin Türkiye eski büyükelçileri Mort Abramowitz ve Eric Edelman: Erdoğan ya reform yapmalı ya da istifa etmeli”

‘Göbek deliği’ seksi ve IŞİD’den kaçan seks köleleri: Stacey Dooley’den Türkiye’de cinsellik üzerine

47565439

Stacey Dooley, BBC Three belgeseli için, cinselliğin Türk kadınlarına ne ifade ettiğini görmek üzere Türkiye’deydi

Bir ayağı Avrupa’da, bir ayağı Ortadoğu’da; Türkiye’deki kültür keşmekeşi karmaşık bir yere doğru ilerliyor. Muhafazakar Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (Başkan Erdoğan 2014’te göreve geldi) yeniden seçilmesi, ivmelenen Suriyeli mülteci krizi ve sınırın hemen ötesindeki ‘dinci’ aşırılıkçı IŞİD’in tehdidi ile birlikte, işler her gün giderek daha karmaşıklaşıyor.

Pek de şaşırtıcı olmayan bir şekilde, ülkedeki sorunların birçoğu kadınları doğrudan etkiliyor. Türkiye, Stacey Dooley’nin dünya çapında cinsel yaşamlara odaklanan serisinin parçası olarak çektiği yeni bir BBC Three belgeselinin konusu. Continue reading “‘Göbek deliği’ seksi ve IŞİD’den kaçan seks köleleri: Stacey Dooley’den Türkiye’de cinsellik üzerine”

Kolombiya’da Çatışma Sonrası Dönem: Adalet Vaadi – Nelson Camilo Sánchez

3141Kolombiya’da FARC ile devlet arasındaki savaş, dünyanın en uzun süreli silahlı çatışmalarından biri. Bu sebeple, geçtiğimiz aylarda Kolombiya hükümeti ile FARC Marksist gerillaları arasındaki bu çatışmayı bir barış süreci ile sona erdirmeye yönelik somut gelişmeler olduğu haberleri, uluslararası toplumun geniş bir kesimi tarafından beklenti ve kutlama ile karşılandı. Bu olumlu gelişmeler arasında, savaş sırasında ağır suçlar işleyenler için geçerli olacak özel bir yargılama sürecine ilişkin 2015 sonunda çift taraflı olarak yapılan bir duyuru da vardı. Continue reading “Kolombiya’da Çatışma Sonrası Dönem: Adalet Vaadi – Nelson Camilo Sánchez”

Hindistan’ın erkeklik krizi – Kishwar Desai

rape-india-protest-009

4 Haziran 2014

Kadınların giyim tarzları ve dış görünüşleri yüzünden tecavüze uğradığı fikrine sahip olanlar için Budaun, Uttar Pradeş’te komşularının toplu tecavüzüne uğrayıp katledilmiş zapzayıf iki kız çocuğunun mango ağacından sallanan bedenleri iyi bir ders veriyor olmalı. Bu olay, Ulusal Suç Kayıtları Bürosuna göre, Hindistan’da son 40 yılda on katına çıkan tecavüz vakalarının kahredici bir örneği. Continue reading “Hindistan’ın erkeklik krizi – Kishwar Desai”