Seks işi iş değildir: fuhşun Marksist feminist bir çözümlemesi

Birinci Bölüm: Seks bir meta olarak kabul edilebilir mi?

Çeviren: S. Erdem Türközü

“Bir meta, ilk bakışta, kolayca anlaşılan sıradan bir şey gibi görünür. Metanın analizi, onun metafizik safsatalarla ve teolojik süslerle dolu çok karmaşık bir şey olduğunu gösterir.”

Marx, Kapital Cilt I, s. 81.

Fuhuş ve seks sektörü hakkındaki çağdaş tartışmayı sıklıkla çevreleyen ahlakçılığın ötesine geçme girişiminde, “seks işi iştir” anlatısıyla ilişkili bazı temel Marksist kavramları düşünmek faydalı olacaktır. Özellikle, Marx’ın, fuhuş yanlısı bir anlatıyı desteklemek için kasten yanlış yorumlanan ve aşırı basitleştirilen metalar ve emek gücü tartışmasını incelememiz gerekiyor.

“Metalar iki yönlüdür… hem fayda nesneleri hem de aynı zamanda değer depolarıdır. Bu nedenle, yalnızca iki biçime, fiziksel ya da doğal biçime ve bir değer biçimine sahip oldukları ölçüde meta olarak kendilerini gösterirler.”

Marx, Kapital Cilt I

Bir meta, bir piyasada satın alınan, satılan ya da mübadele edilen bir şeydir. Marx, metaların ikili bir doğası olduğunu savundu; metalar kullanım değerlerine ve mübadele değerlerine sahiptir. Kullanım değeri, mal ya da hizmetlerin gerçek kullanışlılığını ifade eder; bir insan gereksinimini ya da arzusunu karşılama biçimi. Bunula beraber bir şey meta olmadan da faydalı olabilir. Bir meta olarak kabul edilebilmesi için bir mübadele değerine sahip olması gerekir. Mübadele değeri, belirli bir piyasada bir metaya verilen “fiyat”tır (diğer metalara göre değeri, genellikle parasal değer olarak ifade edilir). Sözümona seks, “seks işçileri” tarafından üretilen metadır. Cinsiyetin kesinlikle bir kullanım değeri olsa da (insanın üreme gereksinimini ve cinsel haz arzusunu tatmin eder), mübadele değerinin tutarlı bir analizi yanıltıcıdır.

“Nitelikçe farklı yararlı emekler barındırmayan kullanım değerleri, birbirlerinin karşısına metalar olarak çıkamaz.”

Marx, Kapital Cilt I, s. 55.

Özel alanda rızaya dayalı kişisel ilişkiler içindeki seksin mübadele değeri yoktur (satın alınmaz, satılmaz ya da başka bir şekilde eşit değerdeki mallarla mübadele edilmez) ve bu nedenle bir meta olarak kabul edilemez. Bununla birlikte, kamusal alanda ticareti yapılan seksin bir mübadele değeri vardır. Yüzeyde bu, “seks”i bir meta yapar.

Bununla birlikte niteliksel olarak özdeş bir “ürün”, özel alanda serbestçe elde edilebiliyorsa, bir tüketicinin piyasadan bir meta satın alması iktisadî açıdan anlamsızdır. Oysa seks alıcıları tam olarak bunu yapar. Bu nedenle, mübadele değerini haklı çıkarmak için, ticari seks, bir şekilde, rızaya dayalı, özel alandaki seksten niteliksel olarak farklı olmalıdır. “Seks işçiliği”nin Marksist feminist analizi, bu niteliksel farklılığın tam olarak ne olduğunu saptamakla ilgilenmelidir.

Marx bize, bir metanın mübadele değerinin, onun içinde cisimleşen emek gücünü, yani söz konusu metayı üretmek için “toplumsal olarak gerekli emek zamanını” temsil ettiğini söyler. Ne yazık ki bu anlayış, rızaya dayalı özel alan seksiyle ücret karşılığı, kamusal alan seksi arasındaki niteliksel farkı aydınlatmak için çok az katkıda bulunur. Hem rızaya dayalı özel alan seksi hem de ücret karşılığı kamusal alan seksi kapsamında yer alan cinsel eylemlerin büyük ölçüde benzer olduğu kabul edilebilir (duhul edici seks, oral seks vb.). Öyleyse, cinsel eylemler aynıysa, erkekleri, kişisel, özel ilişkiler yoluyla uygun bir şekilde erişebilecekleri seks için para ödemeye zorlayan fark nedir?

Seks satın alanların aradığı metanın, seks edimlerini gerçekleştirmek için harcanan fiziksel çaba ve zaman değil, daha çok bir “profesyonel”in beceri ve deneyimi olduğunu düşünebiliriz. Aynı şekilde, bir kişi evde mükemmel bir yemek pişirme yeteneğine sahip olabilir ama bir restoranda profesyonel bir şefin beceri ve deneyimi için para ödeyecektir. Bu, Marx’ın emek değer kuramıyla uyumlu olacaktır: yetenekli bir profesyonelin “toplumsal olarak gerekli emek zamanı”, onların yeterlilik seviyelerine ulaşmak için gereken zamanı, alıştırmayı, çalışmayı, eğitimi ve uygulamayı yansıtır. Bu tür işçiler tarafından üretilen metalar, buna uygun olarak daha yüksek bir mübadele değeri taşır. Ancak bu seks sektöründe doğru değildir. Bunun yerine gençlik, deneyimsizlik ve masumiyet aktif olarak saygı görüyor. Kızların ortalama fuhuş yaşı sadece on üç ve bekâret (cinsel deneyimsizliğin ya da cinsel beceri eksikliğinin simgesi) önemli bir prim taşıyor. Bu nedenle, seksin mübadele değerinin beceri, deneyim ya da profesyonellikten türetildiğini öne süren herhangi bir savunmaya görmezden gelebiliriz.

“'[Fuhuş] tüm erkek dünyasının karakterini bozar.”

Engels, Ailenin Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni.

Peki, alıcıların parasını ödediği meta nedir? Neyse ki (bu çözümleme bağlamında), seks satın alanların kendilerinin tam olarak ne için ödeme yaptıklarını düşündüklerini ortaya çıkaran bahisçi inceleme web siteleri var. Bu incelemeler, kabaca üç kategoriye ayrılmış ortak bir şikayet listesi (bir kısmı aşağıda listelenmiştir) ortaya koymaktadır: 1. satıcının bedensel olarak çekici olmaması, 2. satıcının reklamı yapılanın/üzerinde anlaşmaya varılanın ötesinde bir dizi seks edimini yapmayı reddetmesi, 3. satıcının hevesli olmaması ya da finansal zorlamadan bağımsız olarak cinsel etkinliğe özgürce rıza gösterdiği yanılsamasını bozan davranışlar sergilemesi (ödeme alma, saat gözetme vb.).

“Her şeye karar veriyor, birçok şeye ‘hayır’ diyor.”

“Devam ettim ama onda ‘daha az umursayamam mümkün değil’ bir tavrı vardı”

“Bu eğlenceli olsa da, muhtemelen oyununun sonunda olduğunu ve gerçekten hoşlanmadığını hissetmeden edemedim. (…) Benim zevkime göre çok fazla güneye gidiyor ve biraz şişkin bir karnı var.”

“Sadece bunu bitirmek istedi, seksi umursanmıyordu… [kız arkadaş deneyimi] yok, hiçbir şey yok, sadece em ve sikiş.”

“Tavır takınıyor. Parayı aldı ve saati açıkladı, ardından törensiz kıyafetlerini çıkardı.”

Memeleri [abç] oldukça sarkıktı ve beni pek tahrik etmedi.”

“Bu eğlenceli olsa da, muhtemelen oyununun sonunda olduğunu ve hakikaten umursamadığını hissetmeden edemedim.”

“Deneyimim o kadar büyük değildi, sadece maniş için işin içinde gibiydi.”

“Tüm doğru sesleri çıkardı ama gerçekten de isteksizce yaptığı izlenimini edindim.”

“Seks işi iştir” savunucuları umutsuzca seks satın almayı diğer herhangi bir mal ya da hizmetin satın alınmasına benzetmeye çalışsalar da, görünüşe göre fuhuş, parasal mübadele görünür olduğunda alıcıların gücendiği tek sektör. İş dünyasında, hizmet şartları, zaman çerçeveleri, fiyat vb. üzerinde anlaşmaya varmak gibi süreçler sıradan ve şeffaftır ama seks ticaretinde bu süreçlerin gizlenmesi gerekir.

Alıcıların sık sık dile getirdiği (yukarıda listelendiği gibi) şikayetleri, satın almayı düşündüklerinin aslında çekici kadınların, alıcı tarafından belirlenen bir dizi seks edimine sahte de olsa coşkulu rızaları olduğunu göstermektedir. Bu “meta”nın gerçek doğası onlara açıklığa kavuşturulmuş olsaydı, “seks işi iştir” anlatısının solcular arasında böylesine sıcak bir yuva bulup bulamayacağı merak edilebilir.

O halde, seksin bir meta olarak tanımlanmasının, fuhuş yanlısı solun bize inandırmaya çalıştığından daha zor olduğu açıktır. Açıkça, seks ticaretinde değer mübadele edilir ve bu nedenle bir meta alınıp satılır. Ama bu metanın doğası nedir? Daha da önemlisi, içinde cisimleşen emeğin doğası nedir?

İkinci Bölüm: “Seks işi” “emek” olarak değerlendirilebilir mi?

“[…] bu emeklerin farklı somut biçimleri de yok olur; bunlar artık birbirlerinden ayırt edilmez olur; hepsi eşit insan emeğine, soyut insan emeğine indirgenir.”

Marx, Kapital Cilt I, s. 52.

Marx bize “insan emeğinin” meta üretiminde harcandığını -”insan emeğinin onlarda cisimleştiğini”- ve onların mübadele değerini belirleyenin bu olduğunu söyler. Elbette işçi, meta üretiminde bedensel enerji harcar. Kasları, sinirleri, organları ve hücreleri meta üretiminde çalışır. Ama Marx’ın “insan” sözcüğünü kullanması, emek gücünün harcandığı toplumsal bağlama bir gönderme yapar. İşin fizyolojik yönlerinin ötesinde, işçi için toplumsal, “insan” maliyetini de dikkate almalıyız. Emek harcamak için harcanan zaman, işçinin boş zaman faaliyetlerini sürdüremediği zamandır; arkadaşlarıyla ve sevdikleriyle geçiremeyeceği zamandır; toplumsal ve duygusal doyum aramayı başaramadığı zamandır. Kısacası, işçi yabancılaşmadan ıstırap çeker. Bu duygusal “insan emek gücü” aynı zamanda bir metanın mübadele değerinde de cisimleşir.

Bu toplumsal bağlamı, ticari sekse harcanan emek gücünün çözümlemesinde de dikkate almalıyız. “Seks işçisi”, yukarıda incelenen soyut işçiyle aynı fizyolojik sarf etmeden ıstırap çeker: bedensel olarak kendini yorar ve aynı zamanda yabancılaşmanın duygusal yükünü de çeker. Yine de fuhuş yaptırılan bir kadının fiziksel, toplumsal ve duygusal harcaması, herhangi bir soyut işçinin harcamasının çok ötesine geçer.

“[İnsan emeği] insan beyninin, sinirlerinin ve kaslarının üretken bir harcanmasıdır.”(1)

Marx, Kapital Cilt I

Seks ticaretinde maruz kalınan bedensel zarar o kadar yüksektir ki, Marx’ın ticari seksi emek olarak değerlendireceğini makul bir şekilde varsayamayız. Ticari seksin potansiyel bedensel sonuçları arasında hamilelik, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, vajinal yırtılmalar, anal yırtılmalar, uyuşturucu ve alkol bağımlılığı, tecavüz, saldırı, darp, ölüm, intihar ve cinayet sayılabilir.

Birleşik Krallık’ta fuhuş yaptırılan kadınlar için ölüm oranı, genel kadın nüfusundan 12 kat daha fazladır. Seks ticaretinin çoğu zaman izi sürülemez doğası nedeniyle veri elde etmek zor olsa da, fuhuş yaptırılan kadınların herhangi bir demografik gruba göre en yüksek cinayet sayısına sahip olması olasıdır. Bu arada, son veriler, içeride (sokakta değil de genelevlerde) öldürülen fuhuş yaptırılan kadınların sayısında bir artış olduğunu gösteriyor; bu da, suçtan arındırma savunucularının iddia ettiği gibi, daha “düzenlenmiş” koşulların mutlaka daha güvenli koşullara eşit olmayacağını gösteriyor. Aslında, fuhşun yasallaştırıldığı ve düzenlendiği ülkelerde, fuhuş yapan kadınların cinayet oranları hala orantısız bir şekilde yüksektir. Karşılaştırmalı olarak diğer sektörlerde en yaygın işyeri yaralanmaları stres, kayma, tökezleme, düşme ve tekrarlayan zorlanma yaralanmalarıdır. Suç olmaktan çıkarma lobisi, ofis kazalarını gerçekten de zührevi hastalık ve ölümle niteliksel olarak özdeş bir mesleki tehlike olarak görüyor mu?

2008’de yapılan bir araştırma, fuhuş yapan kadınlarda travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) görülme sıklığının neredeyse %70 olduğunu gösterdi –karşılaştırılacak olursa, Irak ve Afganistan’da savaşan ABD askerlerininki sadece %13,5’tir. Bu oranlar, diğer sektörlerde (çoğu sıfıra yakın seviyelere sahip olan) astronomik olarak daha yüksektir ve seks satmanın diğer sektörlerde basit emek gücü satmakla karşılaştırılabilir olduğu fikrini boşa çıkarmaktadır. Fuhuş yaptırılan kadınlardaki %70 gibi devasa bir oranda TSSB oranı, seks ticaretinde travma yaşamanın istisna değil, kural olduğunu gösteriyor. Marx, insan emeğini “insan beyninin, sinirlerinin ve kaslarının üretken harcanması” olarak tanımlar. Liberal feministler ciddi bir şekilde -aktif savaş bölgelerinde savaşanlardan beş kat daha yüksek bir oranda- TSSB geliştirme riskinin basitçe “insan beyin gücünün harcanması” olduğunu iddia edebilirler mi? Marx’ın eserinin bu şekilde yorumlanmasını amaçladığı olasılığını ciddi olarak eğlendirici buluyor muyuz?

Fuhşu yine de iş olarak nitelendirmeye niyetli olanlar, bunun yalnızca benzersiz meslekî tehlikeleri olan bir iş türü olduğunu iddia edebilirler. Bununla beraber fuhşun meslekî tehlikelerinin açıkça daha tehlikeli olduğunu ve “işçi”ye diğer sektörlerin meslekî tehlikelerinden daha fazla zarar verdiğini inkâr edemezler. Bu nedenle, ticari seksi “iş” olarak göz önünde bulunduracaksak, bu emeğin bedensel ve duygusal maliyetinin diğer sektörlerdeki emeğin büyük çoğunluğundan önemli ölçüde daha yüksek olduğunu söylemek doğru olur. Marksist çözümlemede, bir metanın mübadele değeri (bir ürünün fiyatı), onun içinde cisimleşen emeği yansıtır. Dolayısıyla, “seks işi”nin mübadele değeri, bu aşırı yüksek emek maliyetini “seks işçisi”ne yansıtmalıdır. Başka bir deyişle, fuhşa içkin, muazzam boyutlardaki bedensel ve duygusal zarar (CYBE, saldırı, cinayet, TSSB, uyuşturucu bağımlılığı vb.) görme risk nedeniyle, ticarî seks piyasadaki en pahalı ürünlerden biri olmalıdır. Ama değildir. Bu, ticari seksin mübadele değerinin, onun içinde cisimleşen emek gücünün temsilcisi olmaya hiçbir şekilde yaklaşamadığını ve bu nedenle de Marksist iş tanımlarına uymadığını gösterir.

“İnsan emeği, ortalamada, özel bir gelişkinliğe sahip olmayan her sıradan insanın canlı organizmasında bulunan basit emek gücünün harcanmasıdır.”

Marx, Kapital Cilt I, s. 57.

Benzer bir biçimde Marx, bize “basit emek gücü”nün her sıradan bireyin içinde var olduğunu söyler. Bu, tüm sıradan bireylerin –”özel bir gelişkinlik” (yani eğitim, öğretim vb.) onları diğer “nitelikli” işleri yerine getirmeye muktedir kılmadıysa- iş yapma yeteneğine sahip olduğu anlamına gelir. Bireyleri seks satmaya yatkın kılan etmenlerin araştırılması, bize, ticari seks zanaatında yer alan emek gücünün her sıradan bireyin organizmasında var olmadığını gösterir.

Bireyleri seks ticaretine girme riskine sokan en önemli yatkınlaştırıcı etmen, kadın olmaktır. Seks satın alanların ezici çoğunluğu, yalnızca bir kadın “seks işçisi”yle heteroseksüel seks satın almakla ilgilenen heteroseksüel erkeklerdir. Eşcinsel erkek müşterilere hizmet veren nispeten düşük sayıda erkek dışında, erkek fahişeler için bir pazar yoktur. Seks, ezici bir çoğunlukla “kadın işi”dir. Açıkça, “kadınlık” her bireyde mevcut değildir -nüfusun sadece yarısında vardır- ve Marx’ın biyolojik cinsiyeti kadın işçilerin “özel bir gelişkinliği” olarak düşünmesi pek olası değildir. Kadınlık özel bir eğitim, beceri ya da deneyim değildir -öyledir.

Diğer bir yatkınlaştırıcı etmense çocuklukta cinsel istismardır. 2007’de, Vancouver’da yapılan bir araştırma, örneklemdeki çocukluk çağı istismarı oranının bedensel istismar için %73; cinsel istismar için %32,4; duygusal istismar için %86,8; bedensel ihmal için %84,5; ve duygusal ihmal için %93 olduğunu gösterdi. Çocukluk çağı travmasının bu düzeyi, istismara uğrayan kızların (çoğunlukla hâlâ çocukken ya da daha sonra genç yetişkinler olarak) seks ticaretine katılmaya yatkınlaştıran karmaşık bir psikolojik profil yaratır. Yine, şiddetli çocukluk çağı istismarıyla ilişkilendirilen özgül psikolojik travmanın -ve fuhuş yaptırılan pek çok kadında söz konusudur- organizmada ya da her sıradan bireyde var olduğu iddia edilemez. Çocukluk çağı cinsel istismarının, travma yoluyla öğrenilen gerekli [duygusal] kayıtsızlık, kızları ve kadınları, “seks işçiliği” yapmaları için “eğiten” bir “özel bir gelişkinlik” biçimi olduğunu iddia eden gerçekten de duygusuz bir kişidir.

Uyuşturucu bağımlılığı da fuhuşa girenler için önemli bir yatkınlaştırıcı etmendir. Seks ticaretinde çalışanların yarısından fazlası, seks satmadan önce ağır uyuşturuculara bağımlı hale geldiğini iddia ediyor -hâlihazırda uyuşturucu kullanımının tahminleri %95’e varıyor. Elbette uyuşturucu bağımlılığı seks satmak için iktisadî bir gereklilik yaratabilir ama diğer düşük ücretli ve sömürücü sektörlerin aksine, bağımlılarda yaygın olan duygusal kayıtsızlık, düşük özgüven ve ayrışma, fuhuştan “hayatta kalmak” için etkin bir biçimde katkıda bulunur. “Seks işi iştir” savunucuları genellikle bu yatkınlaştırıcı faktörleri (önceki travma nedeniyle ücretli tecavüze dayanma yeteneği) benzersiz şekilde güçlendirilmiş kadınların güçlü kişilik özellikleri olarak çerçeveler. Marx’ın, fuhşa zorlanan kadınların, bir “müşteri”yle her karşılaşmasında hayatta kalmak için ayrışma durumuna girmesini, “sıradan emek gücü” ya da hatta “özel bir gelişkinlik” olarak muhtemelen tasavvur etmiş olabileceğini öne sürmek gülünçtür.

Bu sıradışı ve yürek paralayıcı yatkınlaştırıcı etmenler “her bireyin organizmasında mevcut değildir”. Fuhuş yaptırılan kadınların ortak profili -kadın, çocuklukta cinsel istismar mağduru, uyuşturucu bağımlısı vb.- onları “sıradışı bireyler” yapar. Bu nedenle, fuhşa zorlanan kadınlarda var olan “emek gücü”, “her sıradan bireyin organizmasında mevcut değildir”. Fuhuş savunucularının iddia ettiği gibi, fuhşa zorlanan kadınların “emek gücü” de diğer işçilerin emek gücüyle aynı değildir. Dolayısıyla onların “emek”leri, Marx’ın tanımladığı şekliyle emek gücü olarak kabul edilemez.

Üçüncü Bölüm: Emeği toplumsal bağlamından soyutlayamayız

“Aksine, değer her emek ürününü toplumsal bir hiyeroglife çevirir.”

Marx, Kapital Cilt I, s. 84.

Seks sektöründeki üreticiler ve tüketiciler (çoğunluğu kadın satıcılar; çoğunluğu erkek alıcılar) arasındaki muazzam cinsiyet eşitsizliği ışığında, fuhuş ve diğer “seks işi”, tarihsel, maddi, toplumsal bağlamının dışında düşünülemez -ve fuhşun bağlamı kadının tarihsel ezilmesinin, toplumsal cinsiyetçiliğin, mizojininin, erkek egemenliğinin ve erkek şiddetininkidir.

“Bundan dolayı, kendi emek ürünlerinin toplumsal ilişkileri, üreticilere, oldukları gibi, yani emek harcayan kişilerin kendi aralarındaki dolaysız toplumsal ilişkiler olarak değil, aksine, kişiler arasındaki maddi ilişkiler ve şeyler arasındaki toplumsal ilişkiler olarak görünür.”

Marx, Kapital Cilt I, s. 83.

Seks ticaretine dahil olan toplumsal ilişkiler, insanlar arasındaki normal toplumsal ilişkiler, -hatta erkekler ve kadınlar arasındaki sıradan ilişkiler olarak, kabul edilemez. Seks piyasada mübadele edildiğinde, onu diğer herhangi bir “ürün”den ayıran özel bir karakter kazanır. Diğer herhangi bir piyasa mübadelesinden farklı olarak, üretici/satıcının neredeyse dışlayıcı bir biçimde bir demografiye ait olduğunu, tüketici/alıcının ise neredeyse dışlayıcı bir biçimde bir başka demografiye ait olduğunu düşünmeliyiz. Özgül olarak, seks ticaretinin üreticileri/satıcıları ezici bir çoğunlukla kadındır (tarihsel olarak ve şu anda ezilen cinsiyet), seks ticaretindeki tüketiciler/alıcılar ise ezici bir çoğunlukla erkektir (tarihsel ve öteden beri baskın cinsiyet). Bu piyasa mübadelesinde muazzam bir cinsiyete dayalı güç dengesizliği olduğunu inkâr etmek saçmadır.

Bu, başka herhangi bir sektörde mübadele noktasında gerçekleşen toplumsal bağlamdan çok farklıdır. Örneğin, bir fast food çalışanı herhangi bir demografiden gelebilir (büyük olasılıkla düşük sosyoekonomik statüye sahip olması olsa da) ve fast food tüketicileri de herhangi bir demografiden (düşük sosyoekonomik statüye sahip olmak dahil) gelebilir. Üretici ve tüketici arasında içkin bir güç dengesizliği yoktur.

Daha geniş toplumsal bağlamın cinsiyetçi olduğu hemşirelik, temizlik, bakım ve çocuk bakımı gibi kadınların baskın olduğu meslekleri göz önünde bulunduracak olsak bile üretici ve tüketici arasında içkin bir güç dengesizliği yoktur. Açıkça bu meslekler, tarihsel ve kalıcı cinsiyet rolleri nedeniyle kadın ağırlıklıdır -kadınların terbiye edici, şefkatli ve evcil olduğu stereotipi. Bununla birlikte, mübadele noktasındaki belirli toplumsal karakter cinsiyetlendirilmemiştir. Bu tür emeğin tüketicileri ezici bir çoğunlukla erkek değildir. Her iki cinsiyet de sağlık, bakım ve eğitim hizmetlerini eşit olarak kullanmaktadır. Benzer şekilde hemşirelerin, bakıcıların vb. hizmetlerini yerine getirmeleri için kadın olmalarına gerek yoktur. Onlar sadece öteden beri süregelen seks stereotiplerinin bir sonucudur. Elbette bu tür stereotipleri ele almalı ve yok etmeye çalışmalıyız ama bu çalışma doğası gereği mizojinistik değildir. Örneğin bir erkek hasta, erkek bir hemşirenin sağlık hizmetlerini reddetmez ya da erkek bir temizlikçiye sahip olmasına itiraz etmez -iş, işçinin cinsiyetine bağlı değildir.

“İnsanlar, herhangi bir şekilde birbirleri için çalıştıkları andan itibaren, emekleri toplumsal bir biçim alır”

Marx, Kapital Cilt I.

Buna karşılık seks alıcılarının büyük çoğunluğu heteroseksüel erkekler olduğundan, heteroseksüel erkek alıcılarının talebini karşılamak için çoğu “seks işçisi” kadın olmalıdır. Heteroseksüel bir erkek alıcı, yalnızca kadın satıcıların cinsel hizmetlerini satın alacak ve erkek satıcıların cinsel hizmetlerini reddedecektir -bu, anlaşmanın pazarlık konusu olmayan bir yönüdür. Fuhşun cinsiyetlendirilmiş toplumsal karakteri, kadınların ezilmesinin tarihsel ve maddi ağırlığını da beraberinde getirir: Özgül bir biçimde, cinsel ve üremeye yönelik erişim amacıyla heteroseksüel erkeklerin elinde kadının ezilmesi. “Seks işi” neredeyse tamamen ezilen cinsiyet tarafından gerçekleştirilir ve ezen cinsiyet tarafından tüketilir, bu da seks sektörünü içkin bir biçimde kadın düşmanı kılar.

Seks sektörü, cinsiyetler arasındaki güç dengesizliği üzerine kuruludur ve mizojini hemen hemen her açıdan görünürdür: cinayet dahil, kadına yönelik erkek şiddeti oranlarından; porno bağımlısı müşterilerinin talep ettiği acı verici ve aşağılayıcı seks edimlerinin taklit edilmesine; çocukluk çağı cinsel travmasının yatkınlaştırıcı etmenlerine; güzellik ölçütlerine; kadın bedeninin acımasız incelemelerine dek.

Mübadele aşamasında ortaya çıkan “seks işi”nin toplumsal karakteri, binlerce yıllık mizojini ve kadının ezilmişliği tarafından desteklenmektedir. Fuhşu, kadının ezilmişliğinin toplumsal ve tarihsel bağlamından soyutlayamayız. Kadının ezilmişliğinin “seçim”, “faillik”, “özerklik” ve “seks işçisi hakları” gibi konuşmalarla da arındıramayız.

“Üreticiler, ürünlerini mübadele edene kadar birbirleriyle toplumsal ilişkiye girmezler, her üreticinin emeğinin özgül toplumsal niteliği, mübadele edimi dışında kendini göstermez.”

Marx, Kapital Cilt III.

Marx, meta fetişizmi aracılığıyla bizi yabancılaşmayla tanıştırır. Mübadele ediminin dışında birbirlerini toplumsal olarak “tanımadıkları” için insanlar birbirlerine yabancılaşır -bu da topluluklar ve toplumlar arasında zayıf toplumsal ilişkilere yol açar. Seks ticaretinde, üretici ve tüketici (kadın üreticiler; erkek tüketiciler) arasındaki muazzam cinsiyet eşitsizliği nedeniyle bu, erkek-kadın toplumsal ilişkilerinin özel bağlamında düşünülmelidir. Seks ticareti, erkek alıcıların ücretli seks için kadınlarla etkileşime girmesine ve bu alışverişin dışında onlarla hiçbir toplumsal ilişkiye sahip olmamasına izin verir. Seks ticaretinde insanların birbirlerini toplumsal varlıklardan ziyade sadece üretici ve tüketici olarak görmeye başladığı daha genel yabancılaşmada olduğu gibi, bu, erkek alıcıların kadın satıcıları toplumsal varlıklardan ziyade cinsel nesneler olarak görmeye başladığı anlamına gelir. Kadınları cinsel tatmin ve biraz daha fazlasıyla ilişkilendirmeye başlarlar.

Erkekler ve kadınlar arasındaki bu işlemsel ilişki, seks sektörünün dışında ve hatta seks satın almayan erkekler ve seks satmayan kadınlar arasında bile cinsiyetlendirilmiş ilişkilerin tüm seviyelerine nüfuz etmiştir. İnternet pornosuna erişim kolaylığı sayesinde, porno kullanımının tamamen normalleştiği bir dünyada bir genç erkek nesli büyüdü (perişan seks dükkânlarından porno dergileri satın alma günlerinin tam tersi). Bu, erkeklerin herhangi bir toplumsal etkileşime girmeden bir düğmeye dokunarak çevrimiçi cinsel tatmin için kadınları tüketebildiği bir tür aşırı yabancılaşmaya yol açtı. Bu kadınlar onlar için sadece kendini tatmin sırasında var olur ve doruk noktasında varlıkları sona erer -tek amaçları orgazm yardımıdır. Bu erkek nesli, (romantik, platonik ve profesyonel olarak)tatmin edici ilişkiler kurmakta daha fazla zorluk yaşıyor; bu şaşırtıcı değil çünkü porno alışkanlıkları, kadınları tatmin olmaları için ekrandaki bir geçitten başka bir şey olarak görmelerini şart koşuyor.

Dolayısıyla, (bu serinin Birinci Bölümünde incelendiği üzere) seksin mübadele değerini karakterize etmenin zorluğundan dolayı fuhşun Marx’ın meta tanımına kolayca uymadığı açıktır. “Seks işçileri” üzerindeki muazzam bedensel, duygusal ve psikolojik bedel nedeniyle fuhşun “herhangi bir iş gibi” olduğunu iddia etmek de makul değildir. Benzer şekilde, (bu serinin İkinci Bölümünde incelendiği üzere) fuhuş yaptırılan kadınların -kadın, cinsel istismara uğramış, uyuşturucu bağımlısı vb.- ortak profili, “basit ortalama emekçi” profili olmadığı için ticari seksi “basit ortalama emek”e benzetmek mantıklı değildir. Düşük özsaygı ya da önceden meydana gelmiş travmaya bağlı psikolojik hasara dayanma yeteneği de seks işçilerinin özel bir becerisi olarak kabul edilemez (bu da İkinci Bölümünde incelendi).

Pezevenklerin önderlik ettiği suç olmaktan çıkarma lobisinin seks sektörünü tarihsel, maddi, toplumsal bağlamından soyutlamasına izin veremeyiz. Bu görünüm, “seks işi iştir” anlatısına karşı en ezici yapısal çürütmeyi sunar. Çoğunluğunu kadın olan üreticilerin çoğunluğunu erkek olan tüketicilere cinsel hizmetler sunduğu bu sektörün cinsiyetlendirilmiş gerçekliğini göz önünde bulundurmalıyız. Seks sektörünün (sokak fuhşundan eskortluğa, kamera kızlığına, OnlyFans’a) tarih boyunca var olan cinsiyetler arasındaki devasa güç dengesizliğini yansıttığını kabul etmeliyiz.

Çevirmenin notu: Metinde yer alan alıntıların Türkçe çevirilerini bulabildiğim kadarıyla eklemeye çalıştım. Sayfa numaraları belirtilen alıntılar Kapital’in Mehmet Selik ve Nail Satlıgan tarafından yapılmış çevirisinden alınmıştır. Karl Marx, Kapital Cilt I, çeviren: Mehmet Selik ve Nail Satlıgan, Sekizinci Baskı, İstanbul, Yordam Kitap, 2015.

Notlar:

(1) “Çünkü, bir kere, yararlı emekler ya da üretici faaliyetler ne kadar farklı olursa olsun, bunların, insan organizmasının işlevleri olduğu ve bu tür işlevlerin her birinin, içerik ve biçimi ne olursa olsun, özünde, insan beyninin, sinirlerinin, kaslarının, duyu organlarının vb. harcanması olduğu fizyolojik bir gerçektir.” [Türkçe çeviri s.81]

Kaynak metin:

Birinci bölüm

İkinci bölüm

Üçüncü bölüm

Seks işi iş değildir: fuhşun Marksist feminist bir çözümlemesi” için bir yanıt

Add yours

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com ile Oluşturulan Web Sitesi.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: