Transfeminizmin feminizmle ne ilgisi var? – Liberation Collective

A_Transfeminist-Symbol_black-and-white

(Not: bu gönderiyi Ms. Magazine’de yaptığım bir yorumdan hareketle kaleme aldım)1

Transkadınlar ve transfeministler tarafından yapılan son etkinliklere ve açıklamalara dikkat ettiyseniz, benim gibi merak ediyor olabilirsiniz, transfeminizm neden “feminizm” sözcüğünü içeriyor ki? Feminizm, DİŞİLERİN/KADINLARIN, ERKEK egemenliği sisteminden (patriarkadan) kurtuluşu ile ilgilidir, dolayısıyla “feminizm” sözcüğünü içeren herhangi bir kavramın dişilerle en azından bir miktar bağlantısı olmasını bekler insan. Burada dişi sözcüğünü dünyadaki kadınların çoğunluğu yani (erkek olarak doğmuş, erkek olarak yaşamış ve sosyalleşmiş ve eğer geçiş yapmışlarsa geçiş yaptıktan sonra bile biyolojik olarak erkek kalan transkadınların aksine) interseksler de dahil dişi olarak doğmuş ve kadın olarak yetiştirilmiş olanlar için kullanıyorum. Ama transfeminizm ana akımlaştıkça, dar şekilde yalnızca trans insanlarla alakalı spesifik birkaç meseleye odaklı kalmayı sürdürüyor, üstelik bu dar odağa trans KADINLAR bile dahil değil.

Örneğin Julia Serano, transfeminizmi “cinsiyetçiliğin erkeklerin ezen, kadınlarınsa ezilen olduğu aşırı basitleştirilmiş, tek taraflı bir ezme biçimi olarak algılanmasından bir uzaklaşma”2 olarak tanımlıyor. Avory Faucette ise “toplumsal cinsiyeti kapsayıcı feminizmle ilgili o konuşmayı da erkeklere veya cinsiyetlerin savaşına çok fazla odaklı buluyorum” ve “… tüm kadınlar regl olmuyor”1 diye yakınmış. Bu ifadelerin ikisi de, ezme fiilinin aktörü (erkekler) ile ezilenin (kadınlar/dişiler) adlarının konmasını gerektiren, aksi halde elimizde sadece “erkek olabilecek ya da olmayabilecek kişileri kadın/dişi olabilecek ya da olmayabilecek kişilerden öncelikli kılan bir sistem” kalacağını söyleyen, feminizm tanımının kendisiyle doğrudan çelişir görünüyor.

Transfeministlerin şu anki ana meselelerinden biri ve feministlerle sürekli çatıştıkları alan, transkadınların tüm kadın alanlarına, her yerde dahil edilmesini talep etmeleri. Birçok transkadın kendileri ile KDK (kadın doğmuş kadınlar) arasında, bizim davranışlarımızı, tutumlarımızı ve güvenlik algımızı etkileyen ÇOK GERÇEK farklar olduğunu görmeyi reddediyor. Birçok transkadın, bazı transkadınların erkek sosyalleşmesi davranış kalıplarının, bilerek ya da bilmeyerek kadın düşmanı olduğunu ve bu nedenle, (özellikle de—birçoğumuzun olduğu gibi—güvenlik veya iyileşme sebepleriyle bu alanlara ihtiyaç duyan ve/veya erkek şiddetinden hayatta kalan) birçok kadını rahatsız ettiğini görmeksizin, dahil edilmeyi talep ediyor. Bazı transkadınlar/transfeministler, KDK’ları sadece KDK’lara özel mekanlar istedikleri için veya trans insanları kapsamadığını düşündükleri feminist meseleleri konuşurlarken—eleştirerek, protesto ederek, onlara tepeden polislik yaparak, dava açarak ve ölüm tehditleri yollayarak—dahil olma amaçlarını aşırıya veya kadın düşmanı yerlere vardırmaya kadar gidiyorlar.3,4,5 Sosyalleşme davranışları geçiş yapmaya karar verince bir anda buharlaşıp uçmuyor. Kadınlar bunu çok iyi biliyorlar, kendimize sürekli acaba haksızlık mı ediyorum derken veya tacizler için aman şundandır diye bahaneler ararken veya bedenlerimizin çirkin olduğunu ve sevilebilir olmadığımızı hissederken.

Aksine, feminizmin birincil faaliyetlerinden ve amaçlarından biri geleneksel olarak, kadın düşmanı davranışların adını koymak ve değiştirilmesi olmuştur. Peki kadın düşmanlığını, lezbofobiyi, kadınların ve feministlerin bazı transkadınlardan aldıkları şiddet ve ölüm tehditlerini kınama konusunda transfeministler nerede? Varsa da pek azlar ve bu konuda konuşanlar olsa bile kendi trans topluluklarında kınama ve tehditler alıyorlar. Transfeminist Avory Faucette’nin, transkadınların bu yıl (2012) düzenlenen ve Toronto Planlı Ebeveynlik sponsorlu kadın düşmanı ve lezbiyen nefreti dolu Cotton Ceiling (Pamuk Tavan) atölyesini, “kapsayıcılık” adına desteklediği hafızalarda. “Pamuk tavan”—ironik biçimde feminist “cam tavan” kavramının oynanmış hali—transkadınların kadın alanlarına tam dahiliyet elde etmek için aşması gereken bir “bariyer” olarak lezbiyenlerin külotunu temsil ediyor.6 Faucette şöyle diyor:

Radikal feministler, yalnızca harika seks hakkınızı kaybetmekle kalmıyorsunuz. Bir lezbiyen veya bir kadın olmanın ne demek olduğu konusunda da kafanız karışık. Fiziksel tercihleriniz veya hangi toplumsal cinsiyet kimliğini tercih ettiğiniz umurumda değil. Bu iki şeyi karıştırmanız ve bu yüzden transkadınları aşağılamanız umursadığım. Transkadınlar için beslediğiniz fallus-bazlı tatsız hislerinizin kökenlerini sorgulamamanız ve bunun aslında organdan hoşlanmamanızla ya da transfobiyle ve transkadınları kadın olarak görmeyi reddetmenizle alakası olabileceğini hiç düşünmemeniz umurumda olan. Sanki herkesin lezbiyen, kadın veya amcık tanımı aynıymış gibi, kendinizi lezbiyen olarak tanımlamanın, başkalarına sizin amcık dediğiniz şeyi tercih ettiğinizi anlattığını varsaymanızı umursuyorum.7,8

Transfeministler için kapsayıcılık bu anlama geliyorsa—lezbiyenlerin transkadınlara karşı besledikleri “fallus-bazlı” tatsız hisleri aşması—KALSIN, BEN ALMAYAYIM. Lezbiyenleri ve cinselliğimizi ve dişi bedenli insanları arzulamamızı tanımlama hakkımızı destekleyen başka hiçbir feminist de buna mecbur olmamalı (Avory’nin yorumlarına verilen şu yanıt bu noktayı son derece iyi açıklıyor).

İnsanın kendisini feminist veya transfeminist ilan etmesi yeterli değil, tıpkı insanın bir “toplumsal cinsiyet kimliğine” sahip olmayı seçmesi ve ardından o kavramı o andan itibaren yaptığı her eylemi tanımlamak için kullanmasında olduğu gibi.

Transfeministlerin FEMİNİZME katkıları tam olarak nerede? Transkadınlar ve transfeministler samimi bir şekilde dahil olmak ve dişi feministlerle bu hareket içinde yan yana çalışmak istiyorlarsa, bu dünyadaki kadınların %99,9’unun mesela üreme hakları gibi sorunlarına nasıl destek gösteriyorlar? Bu sorunlarda transkadınlardan hiç destek görmüyorum.

Örneğin önde gelen transfeministlerden Julia Serano “… geçen ayki doğum kontrolü merkezli tüm o feminizm, doğurma yetisine sahip olmayan bir kadın olarak beni yabancılaştırdı…9 diyor. UNH Kadın Çalışmaları’nda profesör olan transkadın Joelle Ruby Ryan, “cinsel sınıf” ve “dişi” gibi sözcükleri/kavramları kullanmanın modasının geçtiğini ve bunu yapmanın saldırgan olduğunu söylüyor.10

Feministler, aktivizmlerinde açıkça kadın düşmanı olmakla kalmayıp feministlerin üslubuna polislik yapmaya odaklanan ve feministlerin kendi meselelerimiz üzerine konuşmasının sesini kısmaya çalışan herhangi bir transfeministi hareketimize dahil etmek için neden uğraşsın ki?

Feministler toplumsal cinsiyet ve cinsel sınıf kavramlarını ezilişimizi tanımlamak ve adını koymak için onlarca yıl önce yarattılar (Serano ikili cinsiyet kavramını geliştirenlerin transfeministler olduğunu iddia etmeye çalışsa da,2 SANKİ!!) ve ardından bizi ezenler ve şimdi de—birçoğu geçişten önceki hayatlarının çoğunluğunda beyaz, heteroseksüel erkekler olarak yetiştirilmiş olan—transfeministler dilimizi değiştirmemizi talep ediyorlar çünkü kavramlarımız trans şemsiyesi altındaki her bireyi tanımlamıyormuş. Bunu yaparak, tam da patriarkanın ezilmişliğimizin mevcudiyetinin kanıtlarını tanımlamak için sahip olduğumuz her yolu ortadan kaldırarak yarattığımız dili kontrol etmeye ve sulandırmaya/yumuşatmaya çalışırken bin yıldır yaptığı gibi davranıyorlar. Transkadınlar yabancılaşmış hissetmek ve dilimizi değiştirmemizi beklemek yerine bizimle aralarındaki farkları neden göremiyorlar? Bu hizmetlere ihtiyaçları olsun olmasın, TÜM KADINLARI ilgilendiren haklar olduklarından bu meseleleri destekleyen bir sürü lezbiyen ve doğurma yetisi olmayan kadın biliyorum.

Transfeministler onu kendi ihtiyaçlarına göre değiştirmek ya da hepten yere çalmak yerine daha genel feminist topluluğa dahil olma konusunda samimi iseler, kendi ezilmişlikleri için kadınları/feministleri protesto etmeye ve suçlamaya odaklanmak yerine önce kendi toplulukları içindeki kadın düşmanı davranışları analiz etmeye ve değiştirmeye çalışmaya biraz zaman ayırmaları gerektiğini düşünüyorum. Gerçekten de ortak bir düşmanımız var: patriarka. Transfeministler bu temel hakikati görür ve enerjilerini hepimizi ezen sistemi parçalamaya odaklarsa, hepimiz birbirimizi desteklemede yol alabiliriz.

Kadın mücadelelerinin yanı sıra transkadınların feminizme dahil olması meselesini de çok berrak bir şekilde anlamış bir transkadın olan ve kızkardeşim ve feminist olarak nitelemekten onur duyduğum Jenny Roberts tarafından 2002’de yazılmış bir makalede bunun nasıl yapılabileceği konusunda tavsiyeler var.


  1. http://msmagazine.com/blog/blog/2012/06/04/the-femisphere-trans-feminist-bloggers-part-1/
  2. http://msmagazine.com/blog/blog/2012/04/18/trans-feminism-theres-no-conundrum-about-it/
  3. http://www.rapereliefshelter.bc.ca/learn/resources/chronology-events-kimberly-nixon-vs-vancouver-rape-relief-society
  4. http://theysaythisneverhappens.wordpress.com/2011/08/07/monica-roberts-and-anthony-casebeer/
  5. http://theysaythisneverhappens.wordpress.com/2011/11/21/asher-bauer/
  6. http://factcheckme.wordpress.com/2012/03/13/the-cotton-ceiling-really/
  7. http://queerfeminism.com/2012/03/27/the-cotton-ceiling-is-real-and-its-time-for-all-queer-and-trans-people-to-fight-back/
  8. http://radicalhub.com/2012/03/27/an-open-letter-to-the-national-center-for-transgende%E2%80%8Br-equality-on-the-cotton-ceiling-debacle/
  9. http://factcheckme.wordpress.com/2012/03/13/the-cotton-ceiling-really/. Ayrıca bkz.: https://twitter.com/JuliaSerano/status/176090229650886656
  10. http://twitter.com/JoelleRubyRyan/statuses/205476057506254849

Çeviri: Serap Güneş

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s